Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, düzenlemenin önemini şöyle anlattı: "Düzenleme ile artık biz uluslararası alanda mizah konusu olmaktan kurtulacağız. 'Issız adalara düşerseniz yanınıza ne alırsınız?' diye sorulduğunda Türkler artık, 'Nüfus cüzdanı sureti, 6 fotoğraf ve ikametgah ilmühaberi' demeyecekler."
Dinçer, yönetmeliğin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanarak Cumhurbaşkanlığı'na gönderildiğini, Köşk'ten dönerse yarın Resmi Gazete'de yayımlanabileceğini söyledi.
Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala ile birlikte Başbakanlık Merkez Bina'da basın toplantısı düzenleyen Bakan Dinçer, 170 yönetmelikte değişiklik yapıldığını, 46 yetkinin merkezden taşraya, 26 yetkinin de valilik ve bölge müdürlüğünden alt kademelere devredildiğini belirtti.
421 değişik belge ise işlemden kaldırıldı, 215 hizmette ise artık noter onayı aranmayacak.
Türkiye'de yılda 15 milyon sabıka kaydı istendiğine, 38 milyon nüfus kaydı örneği verildiğine dikkati çeken Dinçer, bundan sonra sadece TC kimlik numarasının isteneceğini, kurumların da sabıka kaydını vatandaştan değil, savcılıklardan talep edeceğini anlattı.
"Mizah konusu olmayacağız"
Artık resmi işlemlerde vatandaşlardan çok sayıda belge istenmesinden vazgeçildiğini belirten Dinçer, kamu hizmetlerinin sunumunda yetki devri, istenen belgelerin azaltılması, kurum içi ve kurumlar arası yazışmalar ile hizmet standartlarının tespit edilmesi konularında düzenlemeler yapıldığını söyledi.
Dinçer, yetki devri çerçevesinde, merkez teşkilatında üst makamlardan alt makamlara, merkez teşkilatı birimlerinden taşra teşkilatına, taşrada üst makamlardan alt makamlara, merkez ve taşra teşkilatından mahalli idareler ile özel sektöre ve sivil toplum kuruluşlarına yetki devri yapıldığını belirtti.
Vatandaş beyanında güven esas
Vatandaş beyanına güveni esas alındıklarını bildiren Dinçer, zorunlu olmadıkça belgelerin işlemin "tekemmülü" aşamasına kadar istenmemesi, gereksiz belgelerden vazgeçilmesi, idarenin başvuru sahibinden daha önce istediği belgeleri yeniden istememesi, diğer idarelerin elektronik ortamda paylaşıma açtığı bilgi ve belgeleri istememesine yönelik düzenlemeler de yapıldığını ifade etti.
Dinçer, kurum içi ve kurumlar arasında yapılan yazışmaların, işlemlerin uzamasına ve vatandaşa hizmet sunumunun gecikmesine yol açtığını anımsatarak, düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle birlikte gereksiz yazışmaların kaldırılacağını, bürokratik süreçlerin kısalacağını söyledi. Ayrıca, hizmetlerin, standartların belirlenmesiyle de vatandaşların devlet dairelerinde bir işlem yaptırırken hangi belgeleri getireceklerine, hizmetin ne kadar sürede biteceğine ve aksaklık halinde nerelere başvurabileceklerine ilişkin bilgi sahibi olacaklarını anlatan Dinçer, vatandaşa hizmet sunumunu geciktiren ve görevini yerine getirmeyen memurlara yönelik cezai yaptırım uygulanacağını vurguladı.
"2009 bütçesinin binde 5'i kadar tasarruf"
Ömer Dinçer, işlemelerin kısaltılmasının insanları hayatlarından bezmekten kurtarmanın yanı sıra, sadece nüfus cüzdanı örneği, ikametgah, sabıka kaydı, sağlık kurulu raporu, noter onaylı fotokopiler gibi belgelerin işlemden kaldırılmasıyla da yılda 1 milyar 13 milyon 45 bin TL tasarruf sağlanacağını kaydetti.
Bu rakamın, Türkiye'nin 2009 bütçesinin binde 5'i kadar olduğunu belirten Dinçer, bu parayla yılda 350 kilometre otoyol, 700 kilometre bölünmüş yol ve 350 adet 16 derslikli okul yapılabileceğini belirtti.
Dinçer, çalışmanın gereksiz kağıt kullanımına son vermesi sayesinde yılda 12 bin 489 ağacın kesilmekten kurtulacağını, ayrıca gereksiz işlemler nedeniyle zaman kaybının da önüne geçileceğini söyledi.
SORU-CEVAP
Konuşmasının ardından Dinçer, Ala ile birlikte gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bürokrasinin azaltılmasına ilişkin düzenlemenin, emniyet hizmetlerini de kapsayıp kapsamadığına dair bir soruya Dinçer, emniyet hizmetlerinin de kapsam dahilinde olduğunu söyledi.
Dinçer, kamu idaresinin yeni düzenlemeye adaptasyonuyla ilgili soruya, "Kamu idaresinin hazmetmeyle ilgili bir süresi var. Bu bir zihniyet dönüşümü, bu da hazmetmeyi gerektiriyor. Eğitimle denetimle memuru ikna ederek bunu mümkün olan en kısa sürede yerleştirmeye çalışırız. Bunun 6 ayda olacağını düşünüyorum" yanıtını verdi.
Muhtar ve noterlerin gelir kaybı
Bir gazetecinin, düzenleme sonucunda muhtarlar ile noterlerin gelir kaybına uğrayacağını, bu konudaki olası tepkilerin neler olabileceğini sorması üzerine Dinçer, düzenlemenin sadece kamu idaresinin bir tasarrufu olmadığını, bilişim ve teknolojinin gelişiminin bir sonucu olduğunu söyledi.
Dinçer, muhtarlara bu konuda çeşitli platformlarda açıklamalarda bulunduğuna işaret ederek, böyle bir düzenlemenin yapılmaması halinde Türkiye'nin uluslararası alanda rekabette geriye kalacağına işaret etti.
Dinçer, kamuya elektronik ortamda başvuru yapılabilecek olmanın güvenlik konusunda bir sorun yaratıp yaratmayacağına ilişkin soruya, güvenlikle ilgili bir sıkıntının söz konusu olmayacağını belirtti.
Bazı belgelerin işlemden kaldırılması durumunda devletin gelir kaybının ne olacağına yönelik soruya da Dinçer, düzenleme nedeniyle devletin gelir kaybının küçük boyutlarda olacağını ancak sağlanacak tasarrufun boyutu karşısında bunun anlam ifade etmeyeceğini örneklerle anlattı.
Dinçer, düzenlemeyle ilgili bir başka soru üzerine ise, "Modern yönetim anlayışının ana kavramı yönetişim olarak ifade ediliyor. Bunun 4 ayağı var, kamu idaresinin saydam olması, katılımın sağlanması, denetlenebilir olmak ve hesap vermek. Şimdiye kadar hükümet, saydamlık ve katılımın sağlanması konusunda pek çok düzenleme yaptı. Ancak denetlenebilir olmak ve hesap verebilir olmakla ilgili Türkiye'de altyapı zayıftı. Şimdi bu konuda bir zemin oluşturulmaya çalışılıyor. Kamu hizmetleri Türkiye'de devlet memurunun inisiyatifine bırakılmıştı. Şimdi performansa dayalı denetimde performansları belirlemeye başlayacağız. Şimdi hizmet süresinin standardı belirlendi, bu performans kriteri olacak. Vatandaşı da bilgilendirerek, bilinçlendirerek hesap sorar, denetleyebilir hale getiriyoruz. Amaçların, performans ve kalite standartlarının olmadığı hiçbir yerde hesap sorulamaz. Kamu idaresi bunları tespit ederek, hesap sorabilir hale geliyor" dedi.
Memurların yönetmeliğe uygun hareket etmemeleri halinde uygulanacak cezai yaptırımla ilgili soruya da Müsteşar Ala cevap verdi. Bu durumda memura hem disiplin hem de Türk Ceza Kanunu yönünden yaptırım uygulanabileceğini bildirdi. Hizmetle ilgili standartların belli olduğunu ve kurumların bunu ilan edeceğini anlatan Ala, "Bu bir paradigma değişimidir. Vatandaşın katkısıyla bu sürekli iyileşmeye gidecektir. Bu doğrudan yönetim anlayışından yönetişim anlayışına geçiştir" dedi.
"İşyeri ve işçi bildirimleri sadece SGK'ya yapılacak"
Dinçer, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesinde bürokrasinin azaltılmasına yönelik başlatılan yeni bir düzenleme hakkında da gazetecilere bilgi verdi. Dinçer, işyeri ve işçi kayıtlarının bakanlığa bağlı Çalışma Genel Müdürlüğünde ve Sosyal Güvenlik Kurumunda (SGK) ayrı ayrı tutulduğunu anlattı.
Aynı bakanlıkta, aynı işle ilgili iki ayrı kaydın tutulmasının bazı sorunları beraberinde getirdiğini anlatan Dinçer, mükellefin, işçinin kaydını SGK'ya bildiriyorken Çalışma Genel Müdürlüğü'ne bildirmediğini, bu nedenle aynı bakanlıkta üretilen bilgilerin birbirini tutmadığını belirtti.
Dinçer, bakanlık olarak bu sorunun önüne geçmek, formaliteleri azaltmak ve daha geçerli bilgiler üretmek için bu konudaki kayıtların 1 Ağustostan itibaren sadece SGK tarafından tutulacağını kaydetti.
Yeni düzenlemenin iş yeri bildirimi yapmayan mükelleflerin iş gücü kayıtlarını yapmalarına olanak vermediğini belirten Dinçer, bu durumun yeni iş yeri ve işçi bildirimleri için bakanlık birimlerine yoğun başvuru gelmesine yol açtığını söyledi. Dinçer, "Yoğun bir iş yüküyle karşı karşıyayız. Bu nedenle bakanlığın hiçbir teşkilatının, bildirimleri geri çevirmemesini istedik. Günün her saatinde kayıtlar kabul edilecek. Bunun için büyük illerde il müdürlüklerine memur takviyesi yapıldı. Hafta sonunda da bildirimler alınmaya başlanacak" diye konuştu. Dinçer, süresi için bildirimde bulunmayanlara cezai işlem uygulanacağını kaydetti.