İngiltere'de Daily Telegraph gazetesinin kabine üyelerinin devlet tarafından ödenen özel harcamalarını yayımlaması siyaseti hareketlendirdi.
Gazetenin yayımladığı listede, Londra'daki dairesinin temizliği için erkek kardeşine ödediği 10 bin doları devletten geri alan Başbakan Gordon Brown da var.
Brown'un makamı, başbakan ve kardeşine birlikte çalışan temizlikçinin sözleşme kopyasını göstererek, ortada herhangi bir usulsüzlük olmadığını açıkladı.
Daily Telegraph'ın sayfalarında, kabinenin önde gelen üyelerinden Hazel Blears'ın üç ayrı evinin harcamalarını devlete ödettirdiği ve bunlar arasında üç aylık bir süre zarfında satın aldığı mobilyaların 8 bin dolara yakın fatura yekününün de yer aldığı anlaşılıyor. .
Milletvekillerinin parlamento işleri için tuttuğu Londra'daki konutlarının bakım ve eşya harcamalarını devlete ödettirme biçimi, bir süredir kamuoyunda öfkeli tepkilerin odağındaydı.
Temmuz ayında açıklanması beklenen listeyi önceden ele geçirip yayımlamaya başlayan Daily Telegraph gazetesi, İngiliz vergi mükelleflerinin kandırıldığını ve parlamentoda yolsuzluğa göz yumulduğunu öne sürüyor.
Temizlikçi faturası sorular uyandırdı
Başbakanı ve kabine arkadaşlarını savunan önde gelen İşçi Partili Harriet Harman, devletin ödediği faturaların parlamentonun çizdiği kurallardan şaşmadığını ve ortada bir yolsuzluğun olmadığını belirtti.
Ancak Harman, milletvekillerinin hangi faturaları ne gibi koşullar altında ibraz edeceği konusunun kamuoyunda öfke yarattığını bildiğini ve İşçi Partisi'nin halihazırdaki sistemi değiştirmek gerektiğine inandığını söyledi.
İşçi Partili bakan, parlamento üyelerinin varolan sistemde iyi niyetle hareket ettiğini vurguluyor.
Fakat kimi milletvekillerinin sauna, çocuk bezi ya da klozet kapağı gibi harcamaları da devletin kasasından ödettirdiği söylentileri ileriki günlerde doğru çıkarsa, kamuoyunun öfkesi daha da artabilir.
Gözlemciler, bu tartışmanın tek muhatabının hükümet kanadı olmadığına dikkat çekerek, muhalefet sıralarında oturan milletvekilleri için de yüz kızartıcı bilgilerin yolda olduğunu söylüyorlar.
(BBC Türkçe)