Defne Bayrak / TİMETURK
İslam dünyasının tanınmış âlimlerinden Yusuf el-Karadavi, katıldığı bir sempozyumda insanların tepkisine neden olmamak için bazı fetvalarını yayınlamadığını açıklayınca katılımcılar arasında şaşkınlığa neden oldu.
Dünya Müslüman Âlimleri Birliği Başkanı Yusuf el-Karadavi, Katar'da katıldığı bir sempozyumda bazı fetvalarını, halkın tepkisini çekmemek için sakladığını ifade etti. El-Karadavi, kadının erkekle tokalaşabileceği hususundaki fetvasını da ancak birkaç yıl aradan sonra ?Çağdaş Fetvalar? isimli kitabına koyabildiğini söyledi. Kendisi dışında da birçok alimin çağdaş fetvalarının bulunduğunu ancak insanlardan çekindikleri için yayınlayamadıklarını belirterek bu alimleri cesur olmaya çağırdı. Diğer yandan da iktidar güçlerinin ya da tutucu kesimin heveslerine uygun fetvalar veren alimleri de kınadı.
Dünya Müslüman Âlimleri Birliği Başkanı Yusuf el-Karadavi, çağdaş konulardaki fıkhi içtihat ve fetvalarını kafa karışıklığı yaratmamak için sakladığını açıkladı. El-Karadavi bu noktada ?zorunlu kalırsa erkek yabancı kadının elini sıkabilir? fetvasını birkaç yıl boyunca yayınlamadığına işaret etti.
Katar Vakıflar Bakanlığı'nın geçtiğimiz Pazartesi akşamı, Katar'ın geçmiş 60 yıldaki en meşhur âlimi ve kadısı olan Şeyh Abdullah Bin Zeyd Al Mahmud'u anmak için düzenlediği sempozyuma katılan Dr. el-Karadavi: ?Çağdaş dönem âlimlerinden birçoğu baskın görüşlere aykırı düşen içtihatlarını açıklamaktan korkuyor? dedi.
El-Karadavi şu sözüyle salonda hazır bulunanları şaşırttı: ?Ben de bir erkek kendisine bir kadın elini uzatırsa musafaha edebilir? diye görüşüm varolduğu halde bunu insanlar beni yanlış anlarlar korkusundan birkaç yıl boyunca yayınlayamadım.? El-Karadavi, kadının erkekle tokalaşması için iki şart koştuğuna işaret etti: ilki zorunlu kalmak, ikincisi ise fitnenin mevcut olmaması.
Zor Durumda Erkek Kadınla Tokalaşabilir
Bu konuda, Kahire'nin kuzeyindeki Büyük Mahalle Şehrine bağlı kendi köyü Saft Turab'ı ziyaret ettiği zamanlarda yaşadıklarını örnek gösteriyor. El-Karadavi amca kızlarının, teğze kızlarının, komşu kızlarının kendisini karşıladıklarını ve ellerini uzattıklarını, bu durumda onlarla tokalaşmak zorunda kaldığını söyledi.
Bu durumda akrabalık ve büyük yaşta olma söz konusu olduğu için fitne bulunmadığını ifade ederek bir akrabanın uzanmış elini selam işaretiyle karşılamak yerinde olmaz, diyor ve bu fetvasını, ancak birkaç yıl sonra; Çağdaş Fetvalar kitabının ikinci bölümünde yayınladığını vurguladı.
El-Karadavi bu fetvasını, Şeyh Bin Mahmud'un, hacıların uçaklar yerine Cidde havaalanında ihrama girmelerini, Zilhicce'nin 10., 11. ve 12. günlerinin bitmesinden önce cemre taşlarını (hacıların şeytan taşlama esnasında kullandıkları çakıl taşları) fırlatmalarını, kurban kesenin Zilhicce'nin ilk on gününde saçını traş ettirmesini ve tırnaklarını kesmesini caiz kılan fetvalarına işaret ederek bilimsel ve ahlaki cesareti üzerine konuşmasını sunarken açıkladı.
Âlimleri Cesur Olmaya Çağırdı
El-Karadavi, âlimlerin doğruluğuna inanıp seçtikleri görüşlerini insanlara açıklayabilmeleri için ilmi ve ahlaki cesaret göstermeleri gerektiğini vurguladı.
El-Karadavi şöyle dedi: ?Orada modernist âlimler bulunmaktadır. Bu alimler, onun bunun ardından değil delillerin ardından yürümektedirler. Kimin dediğine değil, ne söylendiğine bakmaktadırlar. İçtihatları ile ilim terazisinde kıymeti olan görüşlere ulaştılar. Ancak bu görüşlerini içlerinde saklıyorlar ya da sadece çok yakınlarına söylüyorlar. Genel bir çalkantıya sebep olmak ya da özel bir hoşnutsuzlukla karşılaşma, tutucular, radikaller tarafından ünleri karalanır korkusundan insanlara açıklamaya cesaret edemiyorlar.?
Ebu Zehra Görüşünü 20 Yıl Sakladı
Dr. el-Karadavi, Ezher Üniversitesi'nin büyük âlimlerinden bir tanesi olan merhum Şeyh Muhammed Ebu Zehra'yı anımsattı ve evli kişinin zina etmesi halinde taşlanması hususundaki görüşünü 20 yıl boyunca sakladığını sonra 1972 yılında Libya'da düzenlenen ?İslam Hukuku? sempozyumunda aralarında Şeyh Mustafa El-Zerka'nın da yer aldığı ihtisas sahibi âlimlerin önünde açıkladığını söyledi.
Şeyh Ebu Zehra, evli zaninin recmedilmesinin bir yahudi kanunu olduğu, Allah Resulünün bu emri başta uyguladığı ancak sonra Nur Suresi'ndeki kırbaç had cezasının gelmesi ile bu emrin nesh edildiği görüşünü taşıyordu.
El-Karadavi Riya Peşinde Koşan Âlimleri Kınadı
Diğer yandan el-Karadavi yöneticilerin ve emirlerin rızalarını gözeten, heveslerine uyup onlar için istedikleri gibi kanun ve kararlar çıkarmalarını kolaylaştıran, haramı helal, helali haram kılan ya da dinden farzları çıkaran, Allah'ın izin vermediği kanunlar getiren fetvalar, şerhler, hileler yayınlayan âlimleri kınayarak: ' bunlar yönetimin âlimleri ya da polisin âlimleridir. Allah şerlerinden bizi korusun' dedi.
Aynı şekilde tutucu kesimin rızasını gözeten âlimleri, hatipleri ve davetçileri de kınayarak: ?Onların dindeki tutucu heveslerine uyuyorlar, fetvalarında en zor olanı seçiyorlar? diye konuştu. Bu noktada tutucu kesimden birçoğunun muhafazakâr, radikal bir dünyadan hoşlandıklarına, kolaylaştıran yenilikçi bir dünya istemediklerine dikkat çekti.
Âlimlerin, sofuların rızasını ve hoşnutluğunu kazanmak için dinde açıkartırma piyasasına girmelerini doğrunun tarafsızlığına ve Allah'a ihlâsa ters düştüğünü bu yaptıklarının aslında öldürücü bir riyadan başka birşey olmadığını söyledi.
Şeyh el-Karadavi, bazılarının 'tutucu, muhafazakâr âlimler, kolaylaştıran âlimlerden daha çok Allah'tan korkmaktadır' sözlerine karşılık olarak da şu cevabı verdi: ?Bu büyük bir hatadır, kolaylığı öngören fetvayı veren âlim Kur'an menhecini, peygamber yolunu, özel olarak halifelerin genel olarak da sahabenin methodunu izlemektedir. Ümmetin bilgini ve Kur'an'ın ilk müfessiri olarak bilinen Abdullah bin Abbas gibi. Kendisi verdiği ruhsatlarla bilinmektedir.?