Türkiye Ziraatçılar Derneği (TZD) Genel Başkanı İbrahim Yetkin, IMF'nin Türkiye'nin 2001 yılında yaşadığı ''felaket tablosuna'' katkıda bulunduğunu ileri sürerek, ''IMF'den yeni felaket tablosuna katkıda bulunmasından çok, reel ekonominin ve tarım sektörünün canlandırmasına katkı sağlamasını beklemek hakkımızdır'' dedi.
Ankara İç Kale Otel'de düzenlendiği basın toplantısında 2008 yılı tarımsal büyüme rakamlarını, 2009 yılı rekolte durumunu ve IMF ile yapılması muhtemel anlaşmayı değerlendiren Yetkin, Türkiye'nin yaşadığı 2001 krizi ve devam eden süreçte uygulanan IMF'nin mali ağırlıklı politikalardan en çok zararı tarım sektörünün gördüğünü savundu.
Yetkin, 2001 krizi sürecinde yaşanan tabloda Türkiye siyasetinin de etkilendiğini ve erken seçimin gündeme geldiğini, söz konusu erken seçimde o dönem IMF ile anlaşma imzalayan partilerin tümüyle baraj altında kaldığını ifade etti.
Londra'da yapılan son G-20 zirvesinde küresel ekonominin serbest piyasaya terk edilmeyip bir şekilde düzenlenmesi kararı alındığı hatırlatan Yetkin, şunları kaydetti:
''IMF bu süreçte, eskiden kendisine yüklenmiş olan 'borçların ödenmesinin sürdürülebilirliğini sağlamak' görevini terk etmese de dünya ekonomisinin özellikle de az ve orta düzeyde gelişmiş ülkelerin kıtlaşmış kredi kaynaklarına ulaşmasını kolaylaştırmak görevini de üstlendi. IMF'den zirvede alınan kararlara uyarak reel ekonominin ve tarımsal sektörün canlandırılmasına katkı sağlamasını beklemek hakkımızdır. 'Aman batıyoruz, ne olursa olsun IMF ile bir an önce anlaşın' yaklaşımlarının ne kadar yanlış olduğu ortada. IMF'ye bizim gibi ülkelerin ekonomilerini öldürmek değil de canlandırmak gibi rol verilecekse, bunun tarım sektörüne yansıtılmasını beklemek hakkımızdır. 2008 krizi IMF'nin klasik reçeteleriyle aşılamaz.''
Yetkin, şöyle devam etti:
''IMF ile anlaşılacaksa bu yeni dönemin ruhuna uygun bir canlardırma paketi içermelidir. Tarımsal üretim sürdürebilir hale getirilmeli ve küçülme eğilimi tersine çevrilmeli, destekleri kısmak yerine artırılmalıdır. Geri ödeme güçlüklerine karşı da kolaylaştırıcı önlemler alınmalıdır. Tarımsal girdi enflasyonu düşürmek ya da sübvansiyonların artırılması gerekir. Tarımsal büyüme ya da küçülme, ekonominin tümünü yakından ilgilendiriyor. 2008 yılında tarım sektörü yüzde 4,1 büyümeseydi, Türkiye'nin genel büyüme rakamı yüzde 1,1 değil, yüzde 0,7 olacaktı.''
ÜRETİM TAHMİNLERİ
Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgeleri dışındaki tüm bölgelerde kuraklık sorunu olmadığını, tüm yörelerde normal ve normalin üzerinde yağış alan bir sezon geçirildiğini de hatırlatan Yetkin, bu yılki buğday üretiminin tüketimi karşılayabilecek miktarda 19 milyon ton civarında olacağını tahmin ettiklerini kaydetti.
Yetkin, çok yağış olan Çukurova gibi bölgelerde toprağın yağmura doymuş bölgelerde çiftçilerin 'artık yağmur yağmasın'' duasına çıktıklarını ifade etti.
Mısır üretiminde bu yıl özellikle Çukurova ve Amik ovasında ciddi bir sorun görüldüğünü belirten Yetkin, bu bölgede yaklaşık 1,2 milyon ton mısır üretildiğini, ancak aşırı yağıştan dolayı mısırda olumsuz bir tablonun ortaya çıktığını bildirdi. Yetkin, mısır üretiminin 2008'de 4,2 milyon ton olduğunu, bu yıl bu rakamın bir miktar azalabileceğine dikkati çekti.
Yetkin, arpa üretiminin 2008'de 6 milyon ton olduğunu, bu yıl ise 7-8 milyon ton üretimin beklendiğini, kırmızı ve yeşil mercimekte Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bu yıl geçen yıla göre daha az zarar beklendiğini, meyve-sebze üretimi açısından Türkiye genelinde bir sorun görülmediğini sözlerine ekledi.