Fransız diplomatlar, ülkelerinin NATO'nun askeri kanadına dönüş sürecinin 'başarılı düzenlendiğini' ve son noktanın da zirvede Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy tarafından koyulduğunu ifade etti.
Sarkozy de, zirvede yaptığı konuşmada, 'Fransa İttifak bünyesinde tam yerini alıyor' dedi ve 'aileden olduklarını' anlattı.
Fransa, daha güçlü ve verimli bir Avrupa savunma kimliğinin öneminin vurgulanmasını ön koşul olarak ortaya koymuştu. Bu önemi vurgulayan ifadeler, NATO zirvesi sonunda yayımlanan ortak bildiride de yer aldı.
Fransız yetkililer, NATO'nun askeri kanadına dönüş çerçevesinde, NATO genelkurmay birimlerine 800 kadar subaylarının katılacağını, bazı üst düzey askeri makamların da kendilerine verileceğini belirtiyor.
Fransa, NATO'nun Savunma Planlama Komitesi (DPC) ve Nükleer Planlama Grubu (NPG) oluşumları dışında kalıyordu. Ancak aynı Fransa, NATO'nun en yüksek askeri karar organı olan Askeri Komitede ve diğer askeri birimlerde temsil edildiği gibi, Kuzey Atlantik Konseyi'nin savunma bakanları düzeyindeki toplantılarında da hazır bulunuyordu.
Fransa, DPC'ye dönerken, 'nükleer bağımsızlık' adına NPG dışında kalacağını duyurdu.
Fransa'nın NATO'daki yeri
Fransa'nın NATO'daki yeri, özellikle Irak krizinin başladığı, Paris'in Washington'a karşı tavır aldığı dönemden beri sorgulanıyor ve tartışma konusu oluyordu.
Fransa'nın eski Cumhurbaşkanı General Charles de Gaulle, yayımlanan anılarında da anlattığı gibi, 'NATO'ya her zaman şüpheli bakan' bir devlet adamıydı. De Gaulle, 1966 yılında 'Fransa'nın bağımsız bir savunma politikası olması gerektiği' düşüncesiyle, ülkesini NATO'nun askeri kanadından geri çekti.
General de Gaulle, 1949'da kurucusu oldukları Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı'nın (NATO) askeri yapılanmasının, bütün müttefiklerin ABD'nin kontrolüne geçmesine neden olduğunu düşünüyordu.
İktidara döndüğü 1958 yılından itibaren 'bağımsızlık' ilkesi üzerinde duran de Gaulle, Amerikalıların tepkilerini topluyordu. Kennedy cinayetinden sonra gerginlik arttı ve Fransa, 7 Mart 1966'da NATO'nun askeri kanadından ve yapılanmasından çekildiğini açıkladı.
NATO'nun Paris'teki Genel Merkezi ve askeri karargahları 1 Nisan 1967'de boşaltıldı, 'apar topar' Belçika'ya taşındı.
Sovyetler Birliği bu kararları alkışlarken, ABD, Hollanda, İngiltere ve Almanya gibi ülkelerde Fransa aleyhinde gösteriler düzenlendi.
Gerginlik, 1968'den itibaren 'askeri kanat dışındaki Fransa'nın sadık müttefik olarak kalacağı' açıklamalarıyla giderildi.
Devlet Başkanı Jacques Chirac, 5 Aralık 1995'te Fransa'nın NATO askeri kanadına 'aşamalı olarak' döneceğini açıkladı. Hükümet kararı, Fransa'nın Askeri Komite bünyesinde temsil edileceğini, savunma bakanları düzeyinde toplantılara katılacağını bildiriyor, ancak kuvvetlerini ittifakın askeri planlamalarına dahil ettirmiyordu. Fransa 'askeri kanada' dönüyor, 'askeri yapılanma' dışında kalıyordu.
Durum netleşti
İttifakta bazı üyeler Fransa'nın NATO'ya dönüş sürecinin 'teknik, hukuki ve siyasi değerlendirmelerden geçeceğini' anlatıyordu ve hiçbir somut senaryo veya takvim bulunmadığını söylüyordu.
Askeri yapısında 13 bin kişilik kadrosunu yeniden düzenlemekte olan NATO'nun, bu çalışmalar kapsamına Fransa'yı da dahil ettiği belirtiliyordu.
Arnavutluk ve Hırvatistan'ın da katılımıyla 28 müttefik tarafından askeri adroların paylaşılması, bu yıl sonunda tamamlanacak.
Fransa'nın askeri kanada dönüşünün 'usul ve yöntemlere göre' gerçekleşeceği ileri sürülüyor, ancak bu 'usul ve yöntemlerin' hangileri olduğu açıklanamıyordu.
Fransızlar, Fransa'nın askeri kanada dönüşünün tamamlanmış ve kabullenilmiş olduğunu ifade ediyor. Türkiye'nin, Fransa'nın dönüşünü 'sevindirici bir gelişme' olarak algıladığı ve ittifakı güçlendirecek adımlara her zaman olumlu baktığı belirtildi.