İngiltere'de Nottingham Üniversitesinden genetik uzmanlarının yaptığı, İspanya, İtalya, Hollanda ve İngiltere'den 2.831 kişinin katıldığı araştırma, LCE3B ve LCE3C genlerinin büyük oranda sedef hastalığıyla bağlantılı olduğunu gösterdi.
Araştırmaya göre, LCE3B ve LCE3C genlerinin yokluğu, derinin zarar görmesine yol açarak sedef hastalığının oluşumuna neden olabilen iltihaplanmalara yol açabiliyor.
Fransa'da yayımlanan 'Science et Avenir' dergisinde yer araştırmayla ilgili bilgi veren bilim adamları bu genlerle ilgili bulguların belirlenmesiyle sedef hastalığının oluşumunun daha iyi anlaşılmasını sağlasa da hemen bir tedavinin bulunmasını beklemek için erken olduğunu belirtiyorlar.
Kökü, eski Yunancada kaşıntı anlamındaki 'psora' kelimesinden gelen sedef hastalığı en çok dizler, dirsekler, kasık bölgesi ve genital bölge, kollar, bacaklar, avuç ve ayak tabanları, saçlı deri ve vücuttaki kıvrım bölgelerinde görülüyor.
Bulaşıcı olmayan sedef hastalığı, kişinin hastalığının farkında olmayacak kadar hafif seyredebilirken hastalık vücudun büyük kısmına yayılacak kadar da şiddetli olabiliyor.