$

Dolar

45,4391

Euro

53,3547

£

Sterlin

61,5954

Frank

58,1125

Gram Altın

6.852,3000

Bitcoin

3.627.493

$

Dolar

45,4391

Euro

53,3547

£

Sterlin

61,5954

Frank

58,1125

Gram Altın

6.852,3000

Bitcoin

3.627.493

Kültür-Sanat

Filistin, şiir ve şair...

Filistin vicdanımız ve ruha düşen kelimeler..Şair Recep Garip'in 'Gazze'nin Çocukları' adlı şiiri ruhlarınızı üşütecek..üşütmeli..

08.01.2009 - 15:44
Timeturk Editör
Filistin, şiir ve şair...
Fotoğraf: Arşiv

GAZZE?NİN ÇOCUKLARI

RECEP GARİP

Umudun adı gözlerinle bana bakıyorsun çocuk

Kanım akıyor kan kırmızı Gazze?nin duvarlarında

Filistin çiçeği yanıyor yanı başımda ateş kırmızı

Güneş çiçeği doluşuyor gözlerime milyonlarca

Gözlerim alev sarısı, yalazlanmış temmuz sıcağı gibi

Bilmiyorlar ki aşkın hiçbir zaman ölmediğini.

Anlamıyorlar güne bakan çiçeğim açıyor durmaksızın

Ve anlamıyorlar toprağa düşen kanların gülistana döndüğünü

Uydularda radarlara düşüyor Gazze, çocuklar üşüyor ölüm ateşinde

Durmaksızın misket bombaları yağıyor şehrin üstüne şimdi

Sana nevruz dedim,

Sana Kerbela dedim,

Sana mahkûmdur aşk dedim,

Şimdi Kerbela?da ağlayan Zeynep annemdir öyleyse

Efendimden armağan olan bir Muharrem?dir öyleyse.

Yeşil vadilerin mutlu insanlarıyız biz

Yani hepimiz, yani cümlemiz,

Bir ölü gibi hissetmeden Kehkeşanlara dalmışken yani

Simsiyah gözleriyle bakan yıldızlarım kayboldu aniden

Şimdi Filistin?de insan olmak zordu, delikanlı olmak zordu

Zordu Gazze?de çocuk olmak, anne olmak hayal ötesi.

Ben bu yanda oyuncaklar ülkesinde

Güllük, gülistanlık bir havadayken daha

Oyuncaklardan arabalar, bağlar, villalar yaparken;

Mermi kovanları, zırhlı paletler ve kaleşinkof parçaları

Oyuncaklarıydı Mahmut Derviş?in, şair olmak zordu Filistin?de

Zordu elbette çocuk olmak Gazze?de, anne olmak hayal ötesi.

Filistin kardeş dedim,

Gazze can dedim,

Dayan yoldaş dedim,

Şimdi doğacak gün aşkına, okunan ezan ve kıyam aşkına

Kelamı kadim, Peygamberi Zişan aşkına

İsa, Musa, Davut aşkına, İncil, Tevrat ve Zebur aşkına

Hu diyelim, hu diyelim, kıyam edelim

Sıra bize gelmeden haydi dostlar Filistin?e gidelim.

4 0cak 2009 ?Yukarı Dudullu

'Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak.

Halbuki, biz sussak, tarih susmayacak..

Tarih sussa, hakikat susmayacak.

Onlar sanıyorlar ki, bizden kurtulsalar mesele kalmayacak.

Hâlbuki bizden kurtulsalar, vicdan azabından kurtulamayacaklar,

Vicdan azabından kurtulsalar, tarihin azabından kurtulamayacaklar.

Tarihin azabından kurtulsalar, Allah'ın gazabından kurtulamayacaklar.' Sezai KARAKOÇ

FİLİSTİN?E AĞIT

RECEP GARİP

Filistin; yakın doğu diyarı

Suriye çölü, Lübnan ve Akdeniz arası.

Peygamber dostu, halife Ömer yoldaşı,

İslam olur Filistin.

Amr İbn?ül As girince Filistin?e

Semalarında ezanlar okunur Kudüs?ün.

Tamamlar fethi Muaviye;

Bin yedi yüz doksan dokuz,

Napolyon kıramaz bileğimizi

haçlı ruhu yenik, Kudüs hür.

Ve bin dokuz yüz on altı;

Filistin tutsak olur İngiliz?e

Ağlar anneler, ağlar babalar

Yürekler dağlanmıştır.

Herzl görmese de, sevinir bütün Yahudi.

Babam ağlar, anam ağlar.

Yıl bin dokuz yüz kırk dokuz;

Birleşmiş milletler böler üçe Filistin?i

Gazze Mısır?a, Gor çukuru ve Yahudiye Ürdün?e

Tabariye, Batı yaylaları, Necef gölü, İsrail?e

Bir elma gibi bölünür Filistin

-Yürek paramparça-.

Tarih ve insan, Yahudi ve Müslüman,

Kenan ülkesinin yeşil toprakları kıraçlaşan.

Şair de savaşır bu ülkede, özgürlük için

Sina dağından haykırır Filistinli bir çocuk,

Şiir olur, mermi olur, gül olur.

Zindanlardan feryatlar yükselir yükselir ta arşa kadar.

Bir gazap taşır mermiler, tutuklu gün sayar

Ölüm odalarında bağımsızlık adına.

Bir şehidin cebinde mektup,

Sesleniyordu buram buram;

?Ağlama anacığım, pek yakında

Başımızı sokacak, kulübemiz olacak

Yuvam olacak benim, bizlerin.

Kargılardan örülmüş damlarımız olacak

Çardaklardan, ağlama anacığım.

Zeytin yapraklarını, şeftali ağaçlarını unutmadım

Unutmadım bacımın gözyaşlarını,

Bir de senin çorbalarını,

Köyümün kekik kokularını, menekşeleri, sümbülleri

Unutmadım, özledim anacığım.

Yakında evimiz olacak bizim de a n a c ı ğ ı m.

Dumanımız tütecek obamızdan.

Ve bir gün; düğünümüz olacak belki de..

Değil mi a n a c ı ğ ı m.

Ve bir tank altında ve bir top önünde

Kaldı umutlar, geleceğe, hep geleceğe

Geleceğe uzandı b ü t ü n u m u t l a r.

Denize ağ vuruldu

Binlerce balık tabaklarda sofralara dizildi,

Aç kalmış göçmen evlerinde duman tütmedi.

Kara, kapkara yılanlar ormanlarda

Dağlar arasında mecnun gibi dolaştı.

Bir akbaba, bir yırtıcı kartal

Gagasında binlerce yıldır özgürlük tanımadı.

Bir şahin, göklerin kartalı oldu

Şah oldu, dost?a düşman oldu.

İnsan insan olalı, kavga oldu, düğün oldu.

Düş ve gerçek

Ve birden bire koptu damarlarım

Yeryüzü kan, yüreğim paramparça!

Kutsal topraklar adına,

Seherler seyran oldu, gündüzler gece.

Bir çocuk uykudan uyandı

Bir annenin dağlanmış yüreği Kudüs?ün semalarında

Ayin oldu, türküler yakıldı.

Yıkık evler gördüm, yıkık gönüller

Ayakları kırılmış, kolları kopmuş çocuklar gördüm

Ve o gece, annem ağlıyordu, Kudüs ağlıyordu.

Şakaklarımdan, ellerime, böğrüme kadar

uzanmış bir el gördüm; Yahudi!

Evimin kapısı vuruldu; Yahudi!

Saçlarından asılmış bir kadın gördüm

Sokakları kaybolmuş şehirler gördüm

Öldürülmüş, gömleği dürülmüş şairler gördüm;

Bir gece rüyamda lanetleniyordu İsrail.

Ben gülüyordum.

Yaralı bir ceylan gibi ürkek ve kaçkın

Bıçak açmıyor dilimi.

İki kolum on parmağım hem gül koklar

Hem tetik çeker.

Ben ağlıyorum, ağlıyor Mescidi-i Aksa

zulmün fermanına karşı savaşıyor

saçlarım ve sakallarım.

Barut kokusu çorbalarımız

Dağılıyor duman duman.

Bütün bir Asya?yı kuşatıyor dualarımız.

Ve Filistinli bir çocuk;

Caddede yatıyor boydan boya,

Ateş ve kan, her taraf kızıl kıyamet.

Yağmur yağıyor ateş ateş.

Gök terliyor kızıl kızıl.

Özgürlük adına veriliyor bu savaş.

Direnen Filistin oluyor

B i r m i l y a r İ N S A N.

Acı türküler sardı dört bir yanımı

Her gece çığlıklar, her gece kurşunlandı kardeşler.

Dört bir yanımı sardı bulutlar.

Şehitler ardından yükselir sedalarımız

Yeşertir türkülerimizi onlar

Onlar büyütür sevdamızı.

Bir nur yağar şehit mezarlığına,

Yirmi dört saatin eşref vakitlerinden.

Ey ihtiyar ağaç!

Bütün dalların ve yapraklarınla dua et bize.

Yeşersin toprak dua et.

Tohum düşsün toprağa, dua et güneş

Yeşersin tohum, ağaç olsun, çiçeğe dursun

Meyve devşirsin sonra çocukları Filistin?in

Sabah?ın ilk ışıklarıyla.

Ey İsrail oğulları! Ey Yahudi!

Güzel?in düşmanları;

Size Musa peygamberin mucizeleri bir şey söylemedi mi?

Yılanlaşan asa, ışık veren el, aydınlatmadı mı yüreklerinizi?

Çekirge sürüleri sofranızı sarınca, yok olunca tahıllarınız

Ekin böceği aşsız, katıksız, bırakınca uyanmadınız mı?

Her yanınızı kurbağa sürüleri sarınca korkutmadı mı?

İbret almadınız mı?

Çeşmeleriniz, kuyularınız, denizleriniz, kan gölüne çevrilince

sizin için taştan su fışkırtılınca, bütün geçmişi unutmadınız mı?

Deniz; Musa peygamber?e inananlar için kurtuluş olunca

Boğulmadınız mı?

Artık, fesada uğrayanlardan oldunuz

Dünyayı bozdunuz kundaktaki bebeği vurdunuz.

Lanetliyor sizi, b i r m i l y a r İ N S A N.

Dağlarda, sürülerimiz, çobanlarımız tedirgin

sabrımız kalmadı artık.

Caddelerde taş attı küçük bileklerimiz

kurşunlarınıza karşılık.

Sizi insan gördük, insan belledik.

Tahammülümüz kalmadı artık.

Biz Müslüman?ız kıyamda bekleriz ALLAH adına

Kılıç kından çıkınca bir kez, şimşek olur uçarız

Yedi ceddiniz bilir s a v a ş k a n l ı ğ ı m ı z ı.

Gün olur da yaz gelir tarlalardan biçilir ekinler,

Şaha kalkınca atlarımıza üzengi dayanmaz

Yular bağlamaz olur.

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın