Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Nazım Ekren, 'Büyümede revizyon konusunda; eksi veya artı yönde riskler olduğu için zaten biz düzelteceğimizin sinyalini 5'ten 4'e indirmekle verdik. Önümüzdeki ilk dönemde biz de politikalarımızı, dokümanlarımızı yenilerken gerekiyorsa onu da dikkate alırız' dedi.
1. Balkan Ekonomi Zirvesi'nin açılışında konuşan Bakan Ekren, küresel finansal krizi yönetmekte küresel işbirliği kadar, bölgesel işbirliklerinin de önemine işaret etti.
Balkanların dünyanın önemli çekim merkezlerinden biri haline getirecek fırsat ve güce sahip bulunulduğunun görüleceğini belirten Ekren, Türkiye ve Balkan ülkelerinin karşılıklı avantajları birlikte değerlendirildiğinde bu toplantıdan elde edilecek sonuçların hem küresel hem bölgesel hem de ülkelere önemli açılım sağlayacağını kaydetti.
Balkanlar ile Türkiye arasında karşılıklı ilişkilerde oldukça fazla açılım ve yatırım fırsatı bulunduğunu kaydeden Başbakan Yardımcısı Ekren, Türkiye'nin olumlu pozisyonuna işaret etti.
Türkiye'nin kendisini Balkanların ayrılmaz bir parçası olarak gördüğünü ifade eden Bakan Ekren, Balkanların huzur ve istikrara kavuşmasının Türkiye'nin öncelikli dış politika hedeflerinden biri olduğunu söyledi. Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliğine seçilmesinin Balkan ülkelerinin sorunlarının çözümüne katkı sağlayacağını kaydeden Ekren, Balkanların fakirliğin ve geri kalmışlığın değil refah ve mutluluk alanı olmasının herkesin ortak arzusu olduğunu ifade etti.
Bölge içi ticaretin artması için gerekli hukuki alt yapıyı hazırladıklarının belirten Ekren, Türkiye için Balkanların ekonomik olarak vazgeçilmez bir bölge olduğunu söyledi.
Balkan ülkeleri ile ekonomik ve ticari ilişkileri güçlendirmek istediklerini kaydeden Ekren, hükümet olarak İstanbul'u bölgesel ve küresel finans merkezi yapmaya kararlı olduklarını ve İstanbul'un finans merkezi olmasıyla Balkan ülkelerinin ekonomik kalkınmanın en önemli kaynağı olan finansmana erişiminin de daha kolay olacağını söyledi.
Zirvede gazetecilerin sorularını yanıtlayan Devlet Bakanı Nazım Ekren, OECD'nin 2009'da Türkiye için büyüme tahminini revize ederek 1,9'a düşürdüğünün hatırlatılması üzerine Bakan Ekren, 'OECD raporuna baktığımızda verilerin rapor hazırlandığı tarihteki veri ve bilgi setine bağlı olarak değiştirildiğinin doğru. Ama raporun tamamında hem Türkiye ile ilgili kısımda hem de küresel ekonomiyle ilgili kısımda üzerinde durulan birkaç tane kritik nokta var. Bunlardan bir tanesi şu; son verilere göre bir düzeltme yaptığı söyleniyor ama üzerinde vurgu yapılan ana konu belirsizliklerin hala devam ettiği. İkincisi de bazı varsayımların da yapıldığı raporda belirtiliyor. İki tane varsayım var. Birisi, yukarı doğru düzeltme olur mu, ikincisi aşağı doğru bir düzeltme olur mu. Aşağı doğru bir düzeltmenin olup olmayacağını bir faktöre bağlıyorlar; eğer finansal küresel kriz uzun sürerse, rakamların aşağı doğru revizyonu gerekir. Bu onlar için varsayımlar bakımından bakıldığında eksi bir risk. Artı bir risk ise, eğer bankalar veya finansal kurumlar kendini çabuk toparlarsa ve hükümetleri de küresel ölçekte ilan ettiği paketler ya da politika tedbirleri ve öncelikleri etkisini gösterirse rakamların da yukarı doğru düzeltileceği şeklinde varsayımlarda iki tane parametre var' yanıtını verdi.
Şu anda uyguladıkları, uygulamaya çalıştıkları ve kapsamını da genişletmeyi düşündükleri politikanın 'teşvik edici, genişletici mali ve parasal disiplin' olduğunu ifade eden Ekren, 'Rapora baktığınızda rapor 3 tane önemli konuya vurgu yapıyor. Bir Türkiye'nin kendine has bir konjonktürü var, iç piyasası ile ilgili bazı bulgular ifade ediliyor. İkincisi, finansal küresel krizin Türkiye'ye etkisinden bahsediliyor. Üçüncüsü de orta vadede Türkiye'nin yine küresel gelişmelere bağlı olarak ya da içeride uygulayacağı politikalara bağlı olarak geleneksel büyüme trendleri yakalayacağı söylemiş oluyor. Zaten sizlerle görüştüğümüzde ve konuştuğumuzda hep şunu söylemiştik; Türkiye ekonomisinin karşılaştığı 3 tane sorun var. Bir tanesi küresel finansal kriz, hem dış talep hem dış finansman bakımından eskiye oranla farklı bir yaklaşımı gerekli kılıyor. İkincisi Türkiye'nin kendine has içinde bulunduğu konjonktür dalgası ayrı bir mesaj veriyor. Üçüncüsü, her şey bittikten sonra mimari arayışlar yeniden şekillendiğinde Türkiye'nin orta vadede yine eski konumunda olması gerekiyor. Rapor bunun dışında bir şey söylemiyor' diye konuştu.
Ekren, paket olarak tartışılan ya da tedbir demeti olarak düşünülen ana çerçevenin de bunun üzerine oturtulduğunu belirterek, 'Bir, küresel krizden gelen ana dalgaları tolere edecek ne tür politika tedbiri ve önceliği koyabiliriz? İki, Türkiye'nin içinde bulunduğu konjonktürü ortadan kaldıracak, etkisini azaltacak neler yapabiliriz? Üçüncüsü de orta vadeli program var 2009-2011* Raporun verilerine baktığınızda 2009'dan sonra çok hızlı bir düzeltmenin de beklendiğini ifade ettiğine göre, 2009-2011 orta vadeli programımızın hala iyi bir perspektif sağladığını da söyleyebiliriz' dedi.
2009'da büyümede revize olup olmayacağının sorulması üzerine ise Bakan Ekren, 'Büyümede revizyon şundan dolayı, eksi veya artı yönde riskler olduğu için zaten biz düzelteceğimizin sinyalini 5'ten 4'e indirmekle verdik. Önümüzdeki ilk dönemde biz de politikalarımızı, dokümanlarımızı yenilerken gerekiyorsa onu da dikkate alırız. Büyüme trendlerinde iç talepte, dış talepte daralmalar ya da genel negatif etkiler elbette bizi etkileyecek. Ama hükümet olarak şunu söylüyoruz; birinci varsayım şu alacağımız tedbirin ya da politikanın öncelikli olarak vergi mükellefine yansımasının az olmasını isteriz. İkincisi, elimizdeki imkan ve kaynaklarla işsizlik fonu bu konuda devreye girebilir' yanıtını verdi.
İşsiz kalacak kişilere ne tür bir destek verileceğini zaten Çalışma Bakan la devam ettiği. İkincisi de bı'nın sürekli açıkladığını söyleyen Ekren, 'Paket olarak baktığımızda reel sektörle finans sektörünün ihtiyacı olan kısımlarına bakıp bir ahlaki riziko oluşturmayacak bir düzenlemeyi de sayın başbakanın da ifade ettiği şekilde çok kısa sürede açıklayacağız. Bir ay içinde olması gerekir' dedi.