$

Dolar

46,9866

Euro

53,6878

£

Sterlin

63,0196

Frank

58,1158

Gram Altın

6.196,6300

Bitcoin

2.998.973

$

Dolar

46,9866

Euro

53,6878

£

Sterlin

63,0196

Frank

58,1158

Gram Altın

6.196,6300

Bitcoin

2.998.973

Türkiye

Ergenekon duruşması tutanağı 2. bölüm

Silivri'de görülen Ergenekon davasında neler konuşuldu, neler yaşandı. İşte kelimesi kelimesine mahkeme tutanaklarından ilk 2 duruşmada yaşananlar...

24.10.2008 - 15:46
Timeturk Editör
Ergenekon duruşması tutanağı 2. bölüm
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

Sanık Doğu Perinçek söz istedi, verildi: Anayasadaki Parti kapatma nedeniyle ceza hukuku alanına giren bireysel suçları birbirinden ayırmak lazım. Bir partinin yöneticisi yankesicilik yaptı, darp yaptı, adam öldürdü vs. o zaman bir ceza mahkemesinde yargılanır, ama bir partinin bu davada olduğu gibi programı merkez karar kurulu kararları, parti faaliyetleri işin içine girdimi o zaman suçun tanımı ile kapatma nedeni de aynı oldu mu buna bakacak mahkeme Anayasa Mahkemesidir, şimdi burada ne deniyor İşçi partisinin organı olan Genel Başkanı siyasi partiler kanununa göre organdır,Genel Başkanının faaliyeti parti kapatma nedenlerine girdiği zaman o parti kapatılır, İşçi partisinin organı olan genel başkanı ve merkez yöneticileri ve işçi partisinin kapatma nedenine gerekçe olabilecek merkez karar kurulu kararlarında suç örgütü olduğu , suç örgütü olduğu zaman Anayasa ne diyor, bir parti suç örgütüne dönüştüğü zaman kapatılır, iddianame ne diyor bu parti suç örgütüdür, öyleyse bu bir kapatma nedenidir, yine Halkı isyana teşvik ederek Devleti devirmek, Hükümeti devirmek veya Darbe yapmak, askeri darbe yapmak, bunların hepsi Anayasamızda ve Siyasi partiler kanunumuzda parti kapatma nedeni olarak tanımlanmıştır, siz buna bakamazsınız,sizin yetkinizde değildir, Anayasa mahkemesinin yetkilerine tecavüz edemezsiniz, tecavüz edilmektedir, Anayasa mahkemesine emir veremezsiniz, bu ikisi örtüştüğü zaman yapılacak tek bir hukuki işlem vardır, ben bunun uzmanıyım, benim bu konuda yazdığım kitaplarıma Anayasa mahkemesi Yargıtay Başsavcılıkları 18 sayfa 19 sayfa göndermeler yapmıştır, 40 senelik uzmanıyım ben ve bu konuda kitap yazmış tek insanım Türkiye?de hukukçu olarak, şimdi burada ne olmaktadır, siz burada karar vereceksiniz, İşçi partisinin yöneticileri suç örgütü kurdu , karar veremezsiniz, buna Anayasa güvencesi deniyor, Partav Prilwirk Alman hukukundan alınmadır, yani yapmıştır, eskiden Türk hukukunda , dernekler kanununa tabiydi, bir Sulh hukuk mahkemesi bile bir partiyi kapatmıştı, bu deneyler sonucunda ne olmuştur, partileri ancak Anayasa mahkemesi kapatır, hangi nedenlerle Anayasada sınırlı olarak belirtilmiştir, Ceza Mahkemesi, hukuk mahkemeleri parti eylemleri ve tüzük ve programları hakkında hukuka aykırılık kararı veremez, verirse hukuk çiğnenir, Anayasa çiğnenir, o nedenle burada yapılacak tek bir iş vardır, İşçi partisi yöneticilerini bu davadan tefrik edeceksiniz, yollayacaksınız bizimle ilgili bütün dosyayı, Mayıs?da yollanmış, Mayıs?dan sonrakileri de yollayın, telefonları da yollayın, kanunsuz dinlemeleri de yollayın, biz hepsinin hesabını veririz, hepsinin hesabını vermeye hazırız Türk Milleti önünde ama hesabı verebileceğimiz Türk yargısı Anayasa yargısıdır, ceza mahkemesi değildir, ben yan

Esas No: 2008/209 sayfa:17

kesicilik yaptıysam , adam vurduysam beni yargılayın burada, ama benim partimin programını, tüzüğünü yargılayamazsınız, bu hukuka aykırıdır, hukukun çiğnenmesidir, o nedenle derhal bir karar veriniz, yeni delilleri de ekleyerek Yargıtay Başsavcılığına dosyayı tamamını yollayınız, zaten Yargıtay Başsavcılığı da umursamıyor, çünkü suç yok, şikayet ediyorlar Yargıtaya koskoca Yargıtay Başkanlar kurulu toplanıyor, İşçi partisi niçin dava açılmıyor Yargıtay Başsavcılığı diye şikayet ediyorlar koskoca Yargıtay Başkanlar kurulu toplanıyor, diyor ki kimse buna karışamaz, bu Yargıtay C. Başsavcılığının yetkisindedir, o nedenle mahkemenizin bu konuyu ciddiyetle incelemesini talep ediyorum, hemen acele karar vermeyin, Anayasaya bakın, Anayasanın partilere ilişkin düzenlemesine lütfen bakın, siyasi partiler kanununa bakın,aynen iddianamede şu denmektedir, Doğu Perinçek işçi partisini Ergenekon örgütü yönünde suç örgütü haline getirmiştir, aynen sayfa numarası burada var, bu ne demektir, bu şu demektir, ben yetkili değilim, Yargıtay Başsavcılığı yetkilidir, Yargıtay Başsavcılığının yetkilerini İstanbul Savcılığı gasp edemez, gasp edilmiştir, o nedenle vekilimin talebine önemle katılıyorum, bu çok önemlidir, Askeri Yargıtay?ın içtihatı vardır, Ankara?da sıkı yönetim ceza mahkemelerin, milli selamet partisi davasında böyle içtihatı vardır, 1975 diye hatırlıyorum, demiştir ki Milli Selamet partisinin yöneticileri Anayasa güvencesi altında olduğu için ceza yargısına girmez, eğer Anayasa mahkemesi bizim partimiz hakkında bir kapatma davası kararı verirse hükme bağlarsa o zaman size iş düşer, o zaman işçi partisi suç örgütü haline gelmiştir yani AKP gibi Cumhuriyet yıkıcılığının odağı dedi ya Cumhuriyet yıkıcısı bir parti, Anayasa mahkemesi İşçi partisi hakkında bir suç örgütüdür veya darbe yapıyordu bu parti , genel başkanı organdır ve darbe yapacağınında en önemli temel kanıtıdır, diye bir hüküm verirse, Anayasa mahkemesi kapatırsa o zaman siz alırsınız bireysel sorumluluklar açısından yani Ceza Kanunundaki tarifler açısından İşçi partisi yöneticilerinin durumunu ele alırsınız, Ahmet , Zeynep, Fatma, bu konuda Ceza hukuku açısından ne derece sorumludur, fiilleri ceza gerektiren suç tanımına girer mi bu değerlendirmeyi bir ceza yargılaması ile yaparsınız ondan sonra hükme bağlarsınız ama Anayasa mahkemesi İşçi partisi hakkında bir kapatma kararı almadan kesinlikle, bir tek hukuku çiğnersiniz, başka hiçbir şey yapamazsınız, arz ediyorum mahkemenize , bu çok temel bir noktadır, teşekkür ederim dedi, devamla, ve bu bir ön meseledir, esasa girmiş değiliz,bu bir ön meseledir, lütfen inceleyin , bu bir ön meseledir, dedi.

Sanık Kemal Kerinçsiz söz istedi, verildi: Öncelikle katılım konusunda bir görüş beyan etmek istiyorum, malumunuz iddianamede iki amaç suçtan ve muhtelif araç suçlarından ötürü söz konusu sanıklar suçlanmaktadır, amaç suçlarından zaten katılım taleplerinin kabulü mümkün değildir çünkü burada doğrudan doğruya kamu hukuku zarar görmüştür, araç suçlarına baktığımızda ise ana olarak iki araç suç var malumunuz danıştay baskını ve Cumhuriyet gazetesinin bombalanması diğer ufak tefek araç suçlara baktığımızda bunların hiçbirinden burada talepte bulunan katılımcıların zararları söz konusu değildir, tamamen amaçları siyasal nemalanmadır, başka Bir şey değildir, tümden reddini talep ediyoruz, Cumhuriyet gazetesinin bombalanması meselesinde gerçekten son derece üzgünüz ama kesinlikle Cumhuriyet gazetesinin vekil arkadaşlarımız asla o bombaların failini burada aramasınlar mümkün değil, bulamazlar çünkü onların failleri belliydi ve yargılandılar, yine Cumhuriyet gazetesini teknik açıdan mümkün değil çünkü 237. maddede her ne kadar tüzel kişininde zarara uğrayacağını belirtmiş ise

Esas No: 2008/209 sayfa:18

de buradaki bomba atımından tüzel kişinin zarara uğradığını söylememiz mümkün değildir, sırf tüzel kişilik sebebiyle katılım talebinde bulunduklarından o bapda biz reddini talep ediyoruz ama acılarını paylaştığımızı burada bir defada teyit ediyorum, onun ötesinde bir de tümden sanıklar açısından katılım taleplerinin kabulü de mümkün değildir çünkü şahsım olarak ve bir çok sanık burda Cumhuriyet gazetesinin bombalanması ile alakalı olarak irtibatlandırılmamıştır, misal olarak benim suçum bana isnat edilen 313. maddedir, Hükümete karşı halkı silahla isyana tahrik suçudur, yine öbür taraftan 135. madde kişisel verilerin kaydı suçudur ve malumunuz 314/2 silahlı örgüt üyeliğidir ki benim bu saymış olduğum suçlardan hiçbir şekilde müdahale talebine katılım talebinde bulunanların bir zararı yoktur bu bapta ben şahsım açısından Cumhuriyet gazeteside dahil olmak üzere tümünün reddini talep ediyorum, benim bir diğer sorunum var kişisel olarak burada kimlik sorunu, sıfat sorunu çünkü ben burada tutuklanmamamın ana sebeplerinden bir tanesi iddianameyi okuduğunuzda mutlaka okudunuz gördünüz, mesleki çalışmalarımdan mütevellit buradayım, tabi birçok sebep var ama ana sebeplerinden bir tanesi de o dur, yani söz konusu dava 12 Haziran?da başladığında ben hemen akabinde Muzaffer Tekin ile Ergün Poyraz?ın müdafiiliğini yaptım, ve bu müdafiiliğim tutuklandığım tarihe kadar devam etti ve bu konuda birçok mesleki çalışmalarımda mevcuttur, tutuklandığım sırada göz altına alındığım sırada bu müdafiiliğimde devam etmekteydi, avukatlık yasasının 153. maddesine baktığımızda meslekten çıkarma sebebine ilişkin bir suçtan mütevellit veya işten yasa iş der , biz suçta kullansak olur, ondan ötürü eğer bir kovuşturma açılmışsa o takdirde avukatın bağlı olduğu baro yönetim kurulu söz konusu avukatın işten yasaklanmasına karar verebilir, bakıyoruz ki 153. maddeyi İstanbul Barosu yönetim kurulu işletmedi çünkü şu gerekçe ile işletmediğini biliyorum çünkü tutuklanma sebebini sizin müvekkilinize ait bir dosyadan değildir diye 153. ?ün kapsamına girmediğini ifade ettiler ve baroda da böyle bir kararımız yok, kaldı ki 154. maddede zorunlu olarak işten el çektirme halleri var onlarda benim durumumu kapsamamaktadır, yine avukatlık yasasının 136. maddesinde de der ki meslekten çıkarma halleri 5. maddenin a bendinde belirtilmiş, bakıyoruz 5. maddenin a bendinde Devlet aleyhine cürümler, Devlet sırlarının aleyhine cürümler ve Anayasal rejim aleyhine işlenen suçlar olarak birçok suç sayılmış ama benimle alakadar olan bu suçlardır, elbette 313 ve 327. madde itibari ile Devlet sırları aleyhine cürüm ve devlet aleyhine cürüm açısından benim dosyamda iki suç mevcuttur ama az önce de belirttiğim gibi söz konusu suçlar işlenen bir dosyadan mütevellit olmadığından baronun bir yönetim kurulu kararı mevcut değildir. Bu arada bu konu ile alakalı olan 151. madde mevcuttur, Ceza Muhakemeleri kanunu, der ki Ceza Muhakemeleri kanununun 151. maddenin 1. fıkrası, eğer benim müvekkilim TCK 220. madde Silahlı sadece örgüt suç işlemek amacıyla örgüt kurmak veya 314. maddede silahlı örgüt suçundan mütevellit yargılanıp da tutuklu ise veya hükümlü ise o takdirde avukat da aynı suçtan mütevellit kovuşturmaya uğramış ise yine aynı suçlardan ötürü bu takdirde mahkeme söz konusu avukatın işten yasaklanmasına karar verebilir diyor, burada da takdir hakkını değerli mahkemeye bırakıyorum ancak 2. fıkrada da bir hadise var , ikinci fıkrada değerli savcıların taleplerine bağlı kılmış yani doğrudan doğruya mahkeme bu konuda resen karar veremiyor, gerek iddianamede gerek iddianame sonrasında savcıların böyle bir talebi değerli mahkemenizden oluşmamış, bu babta , 1 baronun yönetim kurulu kararı yok işten yasaklamaya ilişkin, 2, değerli mahkemenizinde bir kararı yok, 3 savcılarında bir talebi yok, bu durumda benim

Esas No: 2008/209 sayfa:19

müdafiiliğim devam ediyor, kaldı ki burada her iki müvekkilime sorulabilir, müdafiiliğimin devam edip etmediği konusunda bu halde ben hem sanık sıfatının sahibiyim hemde aynı zamanda müdafiilik sıfatına sahibim bu dava devam ederken benim sanık sıfatımdan mütevelit bulunduğum yerimin değiştirilmesi ve müdafii bölümüne geçilerek orada savunma haklarının korunması ve yapılmasına izin verilmesi gerektiği kanaatindeyim ve bu konuda derhal kanun bir karar verilmesini gerektirir çünkü sıfatımın belirlenmesi yönünden diğer bir konu benim açımdan çok önemli aslında sadece benim açımdan değil burada yargılanan tüm sanıklar bakımından öncelikle bizleri yargılayan siz değerli hakimlerin adil olup olmadıklarına bu güne kadar siyasallaşıp siyasallaşmadıklarına kalpten gönülden inanmamız gerekir bu inancımız siz değerli mahkemenin değerli başkanı ve bir üyesi bakımından sağlanmıştır o konuda hiç bir sıkıntımız yoktur ama bunu tabi şahsi olarak söylüyorum değerli üyemiz Sedat Sami Haşıloğlu açısından bu konuda tereddütlerimiz baştan beri vardır çünkü sayın Sedat Sami Haşıloğlu ?nun bu davaya devam etmesi halinde gerek benim gerekse diğer sanıklar bakımından çok büyük sıkıntılara uğratacak durumlar hasıl olacaktır yani çıkacak bütün ara kararlarda dahil olmak üzere mahkemenizden verilecek olan kararların her şeyden önce adil olup olmadığı konusunda sorgulama yapmamızı sürekli olarak gündeme getirecektir bu babta öncelikle sayın üyenin benim red gerekçelerim tabi müdafiilerim çok kısa olarak söylediler aslında bir hakim red etmek o kadar basit değil,benim asla gönlüm el vermiyor ama varise ve adil yargılamamın önü kapatılıyorsa o takdirde oda benim hakkım aynı zamanda görevim olmalıdır diye düşünüyorum,26.01.2008 tarihinde sayın üye hakim Sedat Sami Haşıloğlu ?nun huzura sorgu için en son şüpheli olarak çıktım,kendisinden şahsıma isnat edilen suçlamalar ile ilgili sualler sorulmasını beklerken sayın hakim aynen şöyle söylemiştir tek bir soru dahi sormadan Buyrum Kemal Bey anlatın bakalım siz ne anlatacaksın,aynen cümle budur bende kendisine Sayın Hakim min suçlanan benim suçlandığım konularda bütün sorularınızı cevaplandırmaya hazırım dediğimde .Kendisi ben sizi dinliyorum tavrını şaşkınlıkla karşılayarak daha fazla ısrar etmeden Savcı ?nın ifade sırasında üzerinde durduğu ve arama esnasında CMK nun 127 ve 130/2. maddesi uyarınca temin etmiş olduğu özellikle müvekkilime ait olan dosyalar üzerinde konuşmaya başladım ,çünkü bana değerli hakim ki sorgu hakimi deriz biz sorgulamıyor ,soru sormuyor ,senin şu suçun var demiyor ,şu suçu neden işledin, nasıl işledin , hangi delille işledin bunları bana sormuyor ve bu konularda özellikle el konulan dosyanın iş bu dosyadan tutuklu şüpheliler Ergün Poyraz ve Muzaffer tekin ?in savunma delillerini içeren mesleki dosyam olduğunu beyan ettim,yine söz konusu dosyaya Terörle Mücadele Yasasının 10/e maddesi uyarınca el konulamayacağını,çünkü doğrudan doğruya müvekkile ait olduğunu yine avukatlık yasasındaki düzenlemeleri anlatarak bu meselelere girmeye çalıştım ve hatta şunu söyleyebilirim on dakika dahi savunma yapmadan aynen değerli üyenin söylemiş olduğu şu var Kemal Bey, isterseniz birazda avukatlarınız savunma yapsın diye, oysa gerçekten savunmanın daha başına bile başlamamıştım çok tereddüt ve şüphe ile karşıladım ve her halde dedimki değerli üye beni hiç suçlu görmedi ortada suçumun olmadığını anladı ki eh fazla konuşma birazda avukatların müdafillerin konuşsun bu olayı bitirelim gibisinden bir tavır algıladım, çünkü 24 yıllık avukatım değerli hakimlerin ne şekilde tavır aldığını az çok ceza davalarında özellikle sezgileme kabiliyetine sahibim.

Esas No: 2008/209 sayfa:20

Arkasından tabi Hakimin bu durumu karşısında itiraz edecek bir durumum olmadı değerli müdafililerimde çok kısa sözlerle konuşmalarını tamamlamak zorunda kaldı,3 müdafiim vardı arkası arkasıya onlara söz verdi ancak sürekli keserek yani sorgulamam o kadar kısa sürdü ki ben tutuklandığıma dair şaşırdım ve inanamadım çünkü sorgulanmadım bir ,Hiçbir suç isnadı yapılmadı iki ,kendime savunma imkanı verilmedi ,adil yargılama hakkının böyle olmaması gerekirdi. Sayın hakim sorgu kurallarına uymamıştır sorgulama hakiminin işlediğim iddia edilen suç Ya da suçlar konusunda şahsıma sualler sorarak suç şüphesini kendi beyninde yenmesi Ya da kuvvetlendirmesi gerekirken sual sormadan adeta usulü bir sorgu yapması Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin 6 ve Anayasanın 36. maddelerine aykırı olduğu ortada ,24 yıllık bir hukukçunun sorgusunu Hiçbir özen göstermeden sual sormadan savunma hakkına riyayet etmeden beynindeki suç şüphesinin yenecek ya da kuvvetlendirecek sorgu yöntemini uygulamayan bir hakimin yargılanmamda da adil davranacağı konusunda şahsımda son derece güçlü şüpheler ortaya çıkmıştır ,yargılanmamda tarafsız kalacağına inanmadığım sayın hakim Sedat Sami Haşıloğlu, tutuklama kararlarının gerekçelerini yeterince değerlendirmeden iktidarın yarattığı baskı ve bilgi kirliliği çevresinde siyasi mülasalarla vermiştir .Bunun en önemli delili en son avukatımın usulen almış olduğu beyanından sonra sağ tarafında ki bir kitabın arasından çıkardığı beyaz bir kağıttan her kez için geçerli ortak tutuklama kararını yazdırmıştır. Sayın hakim daha önce yani savunmaları almadan önce beyninde kararını vermiş notunu almış sorguyu usulen yaptıktan sonra tutuklama kararını yazdırmıştır o zaman sayın hakime sormak gerekir şüphelilerin sorgusunu yapmaya lüzum varmıdır, nasılsa kararınızı peşin vermişsiniz, sanıkların suçu işlediklerine ilişkin kuvvetli suç şüphesini gösteren olguların varlığını kabul etmişsiniz,oysa CMK kovuşturma aşamasında sanığın sorgusundan önce iddianamenin dışında mahkemece Hiçbir delilin incelenmemesi ve okunmaması gerektiği prensibini benimsemiş ve hakimlerin soruşturma aşamasında toplanan delillerden etkilenmeden sanığın dinlenmesini istemiştir .Bu durumda elbetteki sorgu hakiminde aynı şekilde kararı daha önce beyninde yazıp aldığı notu tutuklama kararı olarak deklare ederse sayın hakimin şüpheliler hakkında peşin hükümlü olduğu kanaati hasıl olacaktır .Sayın hakimin sorgu sırasında gösterdiği tavırlarla bu davada sanıklara karşı siyasi mülazalarla açıkça tavır aldığını göstermiştir. Yapmış olduğumuz reddi kendisinin kabul ederek 30/2. maddesi uyarınca çekilmesi halinde adaletin tecellisine önemli bir katkı sağlamış olacaktır ,Şahsında tereddütler doğan hakimin ısrarla davaya bakmasında böyle bir davada gerekse şahsı gerek sanıklar gerekse toplumsal açıdan Hiçbir fayda bulunmamaktadır bilakis sayın hakimin çekinmesi davanın sanıklarının bu dava üzerinde yoğunlaşmış haklı kuşkularının biraz olsun dağılmasına yol açacaktır Türk toplumunun önemli bir kısmı belkide önemli bir kısmı bu soruşturmanın siyasallaştırıldığını ve hukuki bir soruşturmadan uzak olduğuna inanmaktadır bu inanç sadece vatandaşlar arasında değil ana muhalefet partisi açısından da geçerlidir. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal ?ın 15.07.2008 tarihinde Meclis gurubunda yapmış olduğu açıklamada çok net olarak tutuklama kararlarının büyük bir kısmının İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin bir üyesi tarafından verildiğini , yani bu kadar net olarak ifade ediyor değerli Genel Başkan ne tesadüftür ki bilgisayar kurası ile yapılan belirleme sonucunda İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine düşmesinin kuşkularını

Esas No: 2008/209 sayfa:21

arttırdığını açık bir şekilde ifade etmiştir ,ben tabi burada ikinci kuşkuya katıldığımı söyleyemem çünkü değerli başkanım ve diğer üyenin bu soruşturmanın 15 aylık süreç içerisinde sanıkların aleyhine tarafsızlığa gölge düşürecek her hangi bir şekilde işlemlerine tanık olmadığımdan bu haksız işlemi yapmam mümkün değildir, zaten o yüzden sadece bir üyenin reddi konusunda yoğunlaşmış bulunmaktayım,şahsım olarak reddini istediğim sayın hakim dışında mahkeme heyetinin tarafsızlığına gölge düşürecek bir işlemine rastlamış değilim. Bu sebeple ret gerekçelerinde CMK nun 31. maddesinde belirlenen geri çevrilmesi şartları da oluşmamıştır ,ret işlemi 25/2. maddesi uyarınca süresinde tarafımdan yapılmıştır ret sebeplerimi dilekçemde ayrıntılı olarak belirtilmekte ve her gerekçemin hangi delille ispat ettiğimi açıkça göstermiş bulunmaktayım ,ret istemimin heyet için değil sadece üye için olup ayrıca tutuklu bir sanık olarak rette giderek yargılamayı uzatmaya yönelik bir talep olmadığını yeterince kanıtlamaktadır Ana muhalefet Partisi liderinde dahi tutuklamaların önemli bir kısmının İstanbul 13. Ağır ceza Mahkemesi üyesi Sedat Sami Haşıloğlu tarafından verilmesi kuşku doğmasına yol açmıştır, bu durum ile şahsımın duyduğu tereddütlerin ciddiyetsiz ve samimiyetten uzak olmadığını göstermektedir .Tutuklu bir sanık olarak idari nitelikteki nöbetçi hakimin çizelgelerine elbette ki ulaşmam mümkün değildir ancak tutuklama kararı veren hakimlerin arasında İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesinin olmayışı özellikle tutuklama talepleri red ettiğim üyenin nöbet dönemine rast getirilerek tutuklama kararlarına yoğun olarak sayın hakim tarafından verilmesi kuşkularımın dahada yoğunlaşmasına yol açmıştır ,gözaltıların belirli günlerde yapılması yine gözaltı sürelerinin nöbet çizelgelerine bakılarak hesaplanması sorguların özellikle seçilmiş bazı nöbetçi hakimlerce yapılmak istenmesi ve savcıların düzenledikleri bu kurgunun işletilerek tutuklanmaların önemli bir kısmının mahkemenizin üyesi sayın hakim Sedat Sami Haşıloğlu tarafından yapılması CMK nun 25. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen tereddütlerin doğması için yeterli bir gerekçedir ,ideolojik düşünceden ve siyasi adaletin tecellisini baştan engelleyecektir .Adaletin sembolü olan heykelde gözlerin bantla kapalı olması tarafsızlığın sağlanması için insan yapısını güvenilmediğinin en önemli işaretidir ancak yargılamanın gözlerin kapalı şekilde gerçekleştirilmesi mümkün olmadığından burada başvurulacak en önemli ve en yegane tedbir siyasi fikirlerden arınarak dosyanın kapağının aralayacak nitelikteki hakimlerin vazifeye getirilmesidir. Bu konuda kendisine güvenemeyen çeşitli sebeplerle zafiyet gösterebilecek yapıda kişilerin asla hakimlik mesleğini tercih etmemeleri gerekir çünkü suçsuz bir insanın tutuklanması ve mahkum olmasının bedelinin Hiçbir Devlet hazinesi ödeyemez adalet makamına oturanların ateşten bir gömlek giyindikleri ve Peyganber postuna oturduklarında unutulmamalıdır,siyasal nitelikte verilen tutuklama kararları toplumsal vicdanın büyük ölçüde yarar almasına yol açmıştır .Adalet duyusu sadece sanıklarda değil toplumun önemli bir kesiminde incinmiş ve yara almıştır .tutuklama kararını veren sayın hakimin kürsüye çıkıp kutsal adalet adına karar vermesi verilecek karar üzerinden çok önemli siyasi şayibelerin doğmasına yol açacaktır ,soruşturmayı başından itibaren iktidar tarikat koalisyonunun yönlendirdiği inkar edilemez duruma gelmiştir .CMK nun 23/2. maddesinde aynı işte soruşturma evresinde görev yapmış bulunan hakim kovuşturma evresinde görev yapamaz hükmü yer almıştır ,ancak bu hükmün elbette tatbiki mümkün değildir her ne kadar son değişiklik ile birlikte bu hüküm getirilmiş isede özellikle Anadolu ?da tek hakimli

Esas No: 2008/209 sayfa:22

olan ilçelerde bu durumun bütün işleri aksatacağı düşünülerek uygulama yasanının 11. maddesi ile söz konusu 23/2. maddesinin uygulanmayacağının farkındayız. Ancak kanun koyucunun CMK nun 23/2. maddesini getirmekteki amacı sadece CMK nun 160. maddesine asletmek değildir ancak özellikle küçük illerde ikinci bir hakim bulunması imkanı bulunmadığından Maalesef söz konusu hüküm tamamen kadık durumuna düşürülmüştür ,Savcı ?nın olmadığı soruşturmanın sulh ceza hakimi tarafından yürütülen bir dava dosyasına da rastlamakta zordur aslında yasa koyucu CMK nun 23/2. maddesini getirmesindeki amacı soruşturma aşamasında yasadaki farklı ölçüleri kullanarak şüpheliler aleyhine çeşitli usul tedbirlerine müracaat eden hakimin verdiği bu kararların tesiri altında kalarak kovuşturma aşamasında sağlıklı bir karar veremeyeceği düşünülerek getirilmiştir .Ancak Hakim kadrolarının yetersizliği malum duruma yol açmıştır davamızda red etmiş olduğum üye hakim şahsımın ve bir çok şüphelinin özgürlüğünü kısıtlayan tutuklama tedbirini tüm şüphelinin müsnet suçu işlemiş olabilecekleri yönündeki kuvvetli şüphe göz önünde bulundurulduğunda denilerek müracaat etmiş olmakla suçun işlendiği noktasında kuvvetli bir şüphe altında kaldığını açıklamış bulunmaktadır .tutuklama tedbirine müracaat edilirken dava açmakta olduğu gibi yeterli şüphenin ötesinde suçun işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe olgusunun bulunmasını aramakla ve sayın hakimde bu şüpheyi taşıdığın ifade etmekte dosya sanıklarına bakış açısını ortaya koymuş bulunmaktadır , bu aşamadan sonra üye hakim bütün kararlarında verdiği bu tutuklama tedbirlerinin tesiri altında kalarak hukuki sorumluluk olmasa bile vicdani sorumluluktan ve yanlış karar vermiş olmanın baskısından kurtulabilmek için tavrını hemen her ara kararda ve hükümde sanıklar aleyhine geliştirmesi muhtemeldir. Söz konusu hakimin soruşturma savcılarının ve diğer unsurların etkisi altında kalarak ciddi deliller olmamasına rağmen bu tutuklamalara verdiği bir gerçektir .eğer savcıların tutuklama talepleri tamamen hukuksal boyutlar çerçevesinde değerlendirilerek tutuklama tedbirine müracaat edilmemiş olmasaydı politik senaryonun bu aşamalara kadar getirilerek ülkede siyasi operasyonların yapılmasına yol açılmaz ve ülke enerjisinin büyük bir bölümü bir buçuk yıldan bu yana harcanmazdı red etmiş olduğum üye hakim Maalesef tutuklama tedbirleri için savcılarca özellikle seçilerek göz altı tarihleri dahi nöbet günlerine getirilmeye çalışılmıştır ,tabi bu konuda iktidarın ve savcıların ilişki kurduğu hakim sadece sayın Sedat Sami Haşıloğlu olmamıştır , bu konuda özellikle seçilmiş diğer mahkemelerde görev yapan Birkaç hakim daha bulunmaktadır. Böyle bir operasyonu yürütecek fikri yapıya sahip olan savcı ve hakimleri tespit etmeden girişmek elbette ki mümkün değildir , seçilmiş hakimlerin İstanbul Özel Ceza Mahkemelerine tayinlerinin bu dava düşünülerek soruşturma öncesinde hazırlandığı kanaatini taşımaktayız ve o kanaate tespite dönüşmüş bulunmaktadır nitekim iddianamenin 1837 ve 1838. sayfalarında bir gazetenin muhabiri ile geçen telefon konuşmamda Fetullahçı kadroların yargıyı hedef aldığı özellikle Özel Ağır ceza Mahkemeleri üzerinde hususiyetle durduklarını Anayasanın kurum ve kuruluşlardaki kadrolaşmalarındaki ivmeyi hızlandırdıkları İstanbul Özel Ağır Ceza mahkemesinde de bu tehlikelerin yoğunlaştığını ilk etapta genç savcı kadrolarının üzerinde durulduğunu hakim atama ve tayinlerinde AKP iktidarının bu konuda son derece radikal tavır alan belli bir cemaatle yakın ilişkilerini sürdüren kişiyi Adalet Bakanlığına getirerek 2002 yılında düğmesine kademli olarak basılan Ergenekon seneryosunun

Esas No: 2008/209 sayfa:23

perdesinin açıldığını 12.06.2007 tarihinde Ümraniye Soruşturması ile başlatılan operasyonun 22 Temmuz seçimlerinden Birkaç gün sonra ikinci perdesinin açılarak bu noktaya kadar getirildiği belirtmem aslında teşhislerimin ne kadar doğru olduğunu ortaya çıkarmıştır .3085 numaralı telefon tabelerim incelendiğinde ayak üstü yapılan telefon konuşması olduğu ve yorumunda savunmamın 353 ve diğer sayfalarda yazıldığı şekildi anlaşılması gerektiği dikkate alınarak konunun bu boyutu ile incelenmesinde zaruret vardır Maalesef AKP iktidarı bilinçli olarak siyasallaştırmış arkasına tarikat medyasını?da alarak ordunun elileştirilmesi ve küreselci güçlerin hizmetine paralı askeri olarak tahsis edilmesi vatan severlerinin tasfiye edilerek büyük orta doğu projesini öngördüğü ve ılımlı İslam rejiminin ve fedarasyonlaşmanın sağlanması için bir silah olarak kullanmıştır değerli mahkeme başkanı ve heyetinin iktidarın bu oyununu fark ettiğinden Hiçbir teredtüdümüz yoktur ancak öncelikle diğer başkan ve heyetin bu davaya hukuk temellerinde sağlıklı olarak bakabilmesi için heyet içerisinde bu soruşturmada müracat edilen tedbirlerde açıkça dava hakkında fikirlerini zikretmemiş ön yargılarından tamamen sıyrılmış dava ile ilgili olarak iktidarın iradi Ya da gayri iradi olarak baskısına mağruz kalmamış üyelerden teşekkül etmesi zaruridir heyetteki üye sayın hakim Sedat Sami Haşıloğlu ?nun tutuklama sırasında şüphelilerle oluşan ilginç konuşmaları davanın sanıklarına siyasal anlamda bakış açısını ortaya net bir şekilde koymuştur. Burada bulunan sanıklar bu konuşmaları dile getireceklerdir zannediyorum sayın üyenin şahsı hakkında doğan ciddi şüphelere rağmen heyette yer alması sureti ile yargılamanın yargılamanın sürdürülmesi adil yargılamaya büyük ölçüde gölge düşürecektir davanın üzerindeki siyasetin gölgesinin kalkması için her ne kadar CMK ?nın 23/2 maddesi aynı yasının163 maddesi ile sınırlı tutulmuş ise de sanıkların çok önemli kısmının bu üye tarafından tutuklanmış olması sorgu sırasında şahsi hakkında tarafsızlığı konusunda güçlü şüphelerinin doğması karşınında CMK ?nın30/2 maddesi uyarınca davadan çekilmesine aksi takdirde CMK ?nın 24-1 madde uyarınca red sebepleri gerçekleştiğinden bu konudaki taleplerin kabulü adil yargılanmanın gerçekleşmesi yönünden en doğru sonuç olacaktır değerli başkanım söz konusu delillerimi dilekçemin ekinde sundum çünkü yasamıza aynı şekilde delillerle beraber haklı gerekçelerin sunulması istemiştir söz konusu çekilme isteğimi buradan arz ediyorum eğer çekilme kabul edilmediği taktirde sayın üyeninde reddini talep ediyorum,dedi.

Sanık Semih Tufan Gülaltay söz istedi verildi, İnsan hakları derneğinin temsilcisi olan müdafii avukatın müdahil olma talebi her şeyden evvel gerçek dışıdır çünkü yargılama neticesinde Ankara 1. Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi TİT isimli bir örgütün olmadığını gerekçeli mahkeme kararı ile yazmıştır ayrıca Akın Birdal isimli şahsın vurulması ile ilgili dosya yeniden yargılama talebim kabul edilerek Yargıtaya gitmiştir ,Yargıtay 1 .Ceza Dairesinde bozulmuştur, 26 Aralık tarihinde yeniden duruşma görülecektir o yüzden talepleri gerçek dışıdır müdahillik taleplerinin kabul edilmemesini talep ediyorum, Bu davanın ve iddianamenin daha baştan düşürülmesini gerektirecek bir husus ortaya koyacağım, bakınınız 20 mart günü sorgulanmak üzere ceza evinden İstanbul Adliyesine götürüldüm, sorgulanacağım mekana girdiğim zaman sayın savcı Zekeriya Öz sayın savcı Nihat Taşkın Sayın savcı Mehmet Ali Pekgüzel odada bulunuyordu saat 15.00 Sularında başlayan sorgum saat 01.30 ?a kadar sürmüştür bu sorgulama esnasında ömrümde Hiçbir zaman tanımadığın İlhan Selçuk , Kemal Alemdaroğlu fikren

Esas No: 2008/209 sayfa:24

uyuşmasakta bir ulusalcı olarak uzaktan tanıdığım Doğu Perinçek bunlarla ilgili tutuklama ve operasyonun hazırlıkları sürüyordu benimle burada heyetiniz kabul ederse dinleteceğim şahitlerle ispatlayacağın bir husus var yanımda konuşuldu efendim yüzde 47 oy almış bir partiye böyle nasıl bir kapatma davası açılabilir bu iddianame tamamen siyasallaşmıştır ,bu iddianame tamamiyle geçersizdir,dedi.

Sanık Behiç GÜRCİHAN söz istedi, verildi :Sayın mahkeme heyeti aylardır buradaki bir çok insanla beraber boynumuza vicdansızca ve hukuksuzca asılan bir terörist yaftasıyla yargılanmayı bekliyoruz, keza savunmamızın ileriki aşamalarında ayrıntılı olarak anlatacağımız üzerini bizzat Savcı Zekeriya Öz tarafından ihlal edilen soruşturmanın gizlliği nedeniyle medyada , telvizyonda , gazetelerde kendimizi terörist , bombacı v.s gibi sıfatlarda dinlemek zorunda kalıyoruz. Bu yüzden huzurunuzda sayın avukatların belli talepleri oldu, yarglama sürecinin ister salon değişimi ister mahkemenin yetkisizlik kararı dolayısıyla her hangi bir şekilde ertelenmesine şahsım adına itiraz ediyorum, Bunun gerekçeleri şudur birinci gerekçem CMK nun 12. ?ye göre teşebbüs halindeki suçlarda son icra hali gerekçe gösterildi , fakat Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 9-24-310 sayılı karanına göre propaganda faaliyeti de bir icra eylemi olarak sayılmaktadırr , iddianame olduğu iddiasandaki bu metne göre de buradaki insanlar bir terör örgütü ise ve bu insanlar propaganda yapmak bir suç ise propaganda yaptıklarını iddia ediyor bu metin , bu na göre dolayasıyla Danıştay cinayetinden sonra bir çok propagnada eylemi gerçekleşmiştir ,dolayısıyla teşebbüs suçunun son icra eyleminin Ankara olduğu tezine katılmıyorum mahkemenizin Yetkisizlik kararı vermesi yolundaki taleplere itiraz ediyorum .İkinci olarakta buradaki mahkemenin bu salonda görülmesi ve bir an önce yargılamanın başlayarak huzurunuzda kendimi savunmak istiyorum dedi .

Sanık Hayretin Ertekin söz istedi, verildi :Mahkemenizin üyesi sayın Sedat Sami Haşıloğlu?nu bende tarafsızlığına şüphe düşüreceği düşüncesiyle CMK nun 25/1. maddesi uyarıca red ediyorum , dilekçemi avukatım mahkemenize sunacaktır arz ederim,dedi.

Sanık Hayrettin Ertekin müdafii Av. Taner Uzun :Müvekkiliminde beyan etiği gibi mahkeme hakimlerinizden sayın hakim Sedat Sami Haşıloğlu ?nun bu görevinden çekilmesini talep ediyoruz aksi halde reddi hakim talebinde bulunuyoruz gerekçesi ise şudur tutuklamayı yapan hakimdir Ceza muhakemeleri Usul Kanunn 23/2. maddesine göre ceza yargılamasına bakamız ,ceza yargılamasından çekilmesi gerekir biz bu itibarla sayın hakimin çekilmesini istiyoruz ve reddi hakim talebinde bulunuyoruz bunun ile birlikte savunmanın kısıtlanmaması açısından bu gün gelirken sanki bir adliyeye sanki bir duruşma salonuna değilde, bir cezaevine girer gibi bir cezaevinde müvekkilimiz ile görüşür gibi,görüşmek için gelir gibi psikolojik baskılar ile karşı karşıya kaldık nasıl kaldık , en azından koca koca duvarların içinde ve iki ayrı kapıdan geçmek surutiyle pisikolojik baskılar ile karşı karşıya kaldık ,en az 17-18 yıllık avukatım bu zamana kadar hiç böyle bir şey ile karşı karşıya kalmadım sanki kendimi şöyle hissettim yıllar önce yapılan Yassıada , Zincirbozan o mahkemelerinde yargılama yapılıyormuş gibi hissettim .Yine gelirken bilgisayarımıza elkoydular,söz konusu bilgisayarımın içinde her türlü savunmamız bunun ile birlikte her türlü yargısal mevzuat , kanunlar külliyatı ,her şeyimiz bunun içinde olmasına rağmen her

Esas No: 2008/209 sayfa:25

nedense bilisayarımıza el konuldu ,sebebi ise kamera olmasıymış,şimdi duruşmalar alenidir bilindiği gibi ,aleni olunca bunun bir gerekçe olmasını anlayabilmiş değilim ivedi olarak bu karardan dönülerek bilgisayarlarımızın mahkeme salonlarına girdilimesi ve bunun alt yapısınında en kısa zamanda oluşturlmasını saygılarımla arz ve talep ediyoruz yine yetki itirazında bulunan arkadaşlarımız oldu ,yetki itirazının kabul edilmesi halinde müvekkil Hayrettin Ertekin ?in bihakkın Ya da uygun görülecek şekilde tahliyesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz dedi .devamla dilekçeyi bilahare sunacağız dedi.devamla, fakat sayın hakim daha önceden Sedat Sami Haşıloğlu tutuklamayı yapan hakimdir,ceza yargılamasına katılamaz, sebebi ceza muhakemeleri yasasının ceza muhakemeleri usulü kanununun 23/2. maddesi alanen ve açıktır, bu şartlarda kendiliğinden çekilmesi aksi halde çekilmediği takdirde reddi hakim talebinde bulunuyoruz, gereğinin yapılmasını saygıyla arz ve talep ederiz, dedi.

Sanık Sevgi Erenerol müdafii Av. Nevzat Erdemir söz istedi, verildi;Fehmi Koru 5 Kasım 2007 tarihinde Buşh Erdoğan görümesi suretiyle bu gün görülmekte olan dava konusunda Recep Tayyip Erdoğan ile Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Buşh ?un mutakabat yaptığını söylemiş bunu Yeni Şafak gazetesindeki köşesine yazmış ve Kanal-7 Telvizyonundaki canlı yayın proğramında sölemiştir .Sabahki oturumda söz alan meslektaşlarım söyledi sayın Başbakan bu davanın Savcısı olduğunu söylemiştir ancak sayın Başbakan bu gün iddia makamından yoktur esasen olması da mümkün değildir.Şimdi bu güne kadar ne iktidar kanadı ne sayın Başbakan ne de Fehni Koru ?nun bu beyanın teksip edildiğine ilişkin en ufak bir açıklama gelmemiştir.O halde bu dava hukuki bir dava değil bu dava kaynağını Buşh-Erdoğan mutakabatından alan politik bir davadır Anayasamızın 6. maddesine göre yargı yetkisi Türk ulusu adına bağımsız mahkemelerce kullanır Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ?ın partisinin yasa haline getirdiği Türk Ceza Kanunn 312. maddesine göre Devletin egemenliğini başka ülkelerle paylaşmak egemenliğin zayıflatıldığı anlamına gelmektedir ,öyle sanıyorum ki bunu sayın Savcılarımız bu mutakabatı yapanlar hakkında Fehmi Koru ?nun anlatımına başvurduktan sonra bunun ile ilgili kanıtları topladıktan sonra ayrı bir soruşturmaya konu yapılacaktır ,bu bir, İkincisi bizim usul yasamıza göre hazırlık soruşturmasının gizli olması gerekir ama sayın başkan herkezin gözü önünde aleni bir yargılama yapıldığı, ortak özelliği Atatürk Devrim ve ilkelerine bağlı olan insanlar hakkında iktidar yanlısı şeriat özenicisi basın tarafından ve özellikle yargısız ve yargılamasız suçlu ilan edildi arkasından, soruşturmayı yürütmekle görevli ve yükümlü olan C.Savcısı henüz kamu davası açılmadan önce gizli olması gereken bilgileri yandaş medyaya Ya da yandaş yazarlara servis yaptı ,operasyon Ergenekon adı altında Kamil Tayyar Devletin gizli olması gereken en azından o aşamada gizli olması gereken belgelerini kitap haline getirdi şimdi haksız Ya da suçlu olduğu iddiasıyla mahkeme önüne sanık Ya da şüpheli getiren kimselerin her şeyden evvel kendi ellerin temiz olması gerekir ,bu kamoyunun bildiği bir olgu bu kadar yanlı ortak özelliği Cumhuriyet devrimini ve Atatürk ilkelerini savunmak olan insalara yönelik bu politik soruşturma nedeniyle Zekeriya Öz ?ün özellikle açtığı bu davanın 2445 sayfalık iddianamesinin Ceza Yasasının özellikle Sevgi Erenerol açısından söylüyorum, suç olarak tarif ettiği Hiçbir fiili olmamasına yasal izinli toplantılar yapmasına rağmen bunun suç olarak kabul edilmesi ve bir güvence olarak getirilmesine rağmen sayın heyetinizin bu 2450 sayfalık iddianameyi

Esas No: 2008/209 sayfa:26

okumadan kabul yönünde karar verildiği konusunda haklı kuşkuların oluşmasına neden oldu .burasının adına siz duruşma salonuda deseniz burası duruşma salonu değil.Burası cezaevidir ,burada bulunanlar özgürlüğünden sizde dahil yoksun durumdasınız,yargılama aleni olur,yargılamanın alenilik kuralı başından itibaren sayın başkanım izliyorum ihlal edilmiştir.Yargılama sayın başkanım yüze karşı olur,tutuksuz yargılananlar şanslı insanlar az önce onları vekilleri ile beraber gönderdiniz yüze karşı olmak kuralıda ihlal edildi ,burayı duruşma salonu kabul ettiniz yandaki eklentiyi de duruşma salonu olarak kabul ettiniz , ama sayın başkanım bu duvar kal edilmedikçe bu eklentiyi sizin burayı duruşma salonu kabul etmeniz eklentinin duruşma salonu olduğu anlamına gelmez, burada adil yargılanma hakı ayaklar altına alınıyor buna dikkat edilmelidir ,hukuk herkeze lazım olabilir yargı bağımsızdır ,yargıç güvencesi siz Adalet mensuplarına tanınmış bir ayrıcalık değil ,adaletin her türlü kuşkudan her türlü baskıdan arınmış biçimde gerçekleşmesine yarayan bir kurumdur,hak aramak için Ya da suçsuzluğuna inandığı insanları savunmak için buraya gelen insanlara eğer ateş ediliyorsa, burada üzülerek söylüyorum adil yargılamanın koşulların olduğunu iddia etmek kesinlikle olanaksızdır.O nedenle başta tutuklama kararını her ne hikmetse çoğunluğunu adını az önüce arkadaşlarımızın zikrettiği sayın Yargıçlar olmak üzere zatalenizin sabahtan beri izlediğiniz tutumunuzla iyi niyetli olabilirsiniz ancak sayın başkanım cehenneme giden yolun taşlarıda iyi niyetle döşenir onun için sayın başkanım lütfen başından itibaren bu koşulları irdeleyin ve bir an önce bu usulü işlemler tekemmür edilmeden evvel yargısız ve yargılamasız peşinen infaz edilen insanları özgürlüğüne kavuşturun çünkü Türk ulusu Türk milleti adalete aşık evlatlarına adaleti her türlü değerin üzerinde tutan yargıçları övgüyle anmıştır ve anacaklardır , bu yöndeki tavranız adaletin olup olmadığnın ölçüsü olacaktır teşekkür ediyorum dedi .

Sanık Doğu Perinçek ve 10 işçi partili sanıklar müdafii Av.Ceyhan Mumcu :Öncelikle müvekilim Doğu Perinçek ?in Yargıtay C. Başsavcılığı ve Anayasa Mahkemesinin yetki gasbına neden olan bu Anayasa ihlaline geçit vermeyeceğinizi umuyor ve müvekkilime aynen iştirak ediyorum,diğer yandan bir az önce sayın Mehmet Cengiz meslektaşım usulün 12 ve 18. maddeleri gereğince de yetki itirazında bulunmuştur, bu itirazda yapıldı ben sadece bir katkı olmak üzere farklı bir gerekçe daha ilave etmek istiyorum .Usulün 223/7.maddesi gereğince ortada bir derdest dava vardır.Bu dava araç yada zincirleme suçu dediğimiz Danıştay ?a olan baskındır, bu alçakça ve menfu olay Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesince de sonuçlandırılmıştır .Yargıtay C. Savcılığımızda yaptığı tebliğnamede yetki yönünden her hangi bir bozma yapmamış yine yetkili ve görevli kabul etiği Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinide burada elde edilen kanıtlarla birlikte yeniden değerlendirilmesini hükme bağlamıştır . Eğer dairemizde buna uyduğu takdirde buradan 1 kısım sanıklarının Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesindeki yargılamaya da katılmaları gerekecek ,mahkemenizde Danıştay saldırısı ile ilgili yargılamayı da görüşemeyecektir.Bu nedenle bu gerekçeylede yetkisizlik itirazımızın kabulüne ve burada geçecek süre içersinde haklı olarak bir dakika bile özgürlüklerinin gasp edilmesine hak kazanmayan ve sabırsız olan tutuklu sanıkların da bu yetki tartışması sonuçlanımıncaya kadar mağdur olmamalarının teminen tahliyelerine karar verilmesini saygılarımla arz ederim dedi .

Esas No: 2008/209 sayfa:27

Sanık İsmail Yıldız söz istedi, verildi: SESAR (Siyasi Ekonomik Sosyal Araştırmalar ve Strateji Geliştirme Merkezinin Başkanıyım, mesleğim icabı Türkiye?de ki hükümetlere hep Türkiye?yi hükümet etmek ile ilgili konularda danışmanlık hizmete verdim. İktidara gelen siyasi partilerin Türkiye ?yi nasıl yönetmeleri gerektiği konusunda dosyamda da faturalarıyla sabittir danışmanlık hizmetleri verdim dolayısıyla benim mesleği Türkiye ?deki hükümetlerin Türkiye ?yi nasıl yönetmeleri gerektiği ile ilgili danışmanlık hizmetleri vermektir, Türkiye Cummhuriyeti TCK nun 26. maddesi benim mesleğim bu, Mesleğimden dolayı buradayım hükümet ile ilgili artı -eksi söylemiş olduğum sözlerden dolayı burdayım, 60 tane dava açıldı hakkımda,Sayın Başbakan 60 tane dava açtı hakkımda ve sayın Başbakan ?ın avukatı dediki Sayın Yıldız, sizi Asliye Hukuk ve Sulh Hukuk mahkemeleri yoluyla susturamadık sizi susturmanın bir yolunu bulmak zorundayız galiba bunun sayın başbakanın avukatı söyledi bana bir davanın girişinde , benim görevim bu,mesleğim budur . Ben bu konuda T.C Devletini yöneten hükümlerin hemen hepsine danışmanlık hizmeti verdim ve 60 tane hakaret davası sonucunda da burdayım.Bir başka soru benim çok merak ettiğim ve vicdanımı yaralayan bir husus ise sayın Başbakan ?ın ben bu davanın savcısıyım beyanı dururken burdaki oluşan her hangi bir kararın sizleri feyzi ederek söylüyorum kararın vicdanlarınızı nasıl tatmin edeceğini ben zihnimde halen çözebilmiş değilim .Sayın Başbakan ?ın siyasi ağırlığından dolayı ben bu davanın savcısıyım beyanı aynı zamanda ben bu davanın hakimiyim beyanını da içerdiği gibi bir emrediliceğide içerebilir.Bir başka husus benim koğuşum ile şu anki bulunduğum yer arasında ne tür bir fark olduğunu mekansal açıdan ben bilimoyorum bir başka husus yine bu cezaevine girerken bizim kimlik kartlarımız alınıyorsa ve buraya gelen avukatların ve dinleyicilerin kimlik kartaları alınıyorsa ve burada başka bir kimlik kartı ile duruşmayı izlemek zorunda bırakılıyorsa bu davanın adil şartlarda ceryan ettiğini nasıl söyleyebiliriz ben bunu çocuğuma nasıl anlatabilirim ,adil bir ülkede yaşadığımızı nasıl anlata bilirim ,bir başka husus şu anda arkanızda ? Adalet Mülkün Temelidir ? yazıyor ama burada adaletin en önemli hususlarından birisi İddia Makamı çökmüş durumda çünkü bu İddia Makamıda bugün siyasi bir iktidar oturuyor ve diyorki ben bu davanın savcısıyım ,Bu davanın savcısının Başbakanının olduğu bir Ülkede ve o beyanın ağırlığını Türk Adalet Sistemi nasıl taşıyacaktır biz bunu gelecekte bu kararı veren hakimler ile birlikte gelecek nesillerimize nasıl izah edeceğiz ve dışarı ilk çıktığımızda biz adil bir ülkede adaletin bağımsız bir şekilde tecelli ettiği bir ülkede yaşıyoruz nasıl diyebileceğiz .Ben her halde en önemli sorunun sağınızda sayın başbakanın ? Ben bu ülkenin , davanın Savcısıyım ? beyanı dururken benim vicdanımın sesinin nasıl susturulabileceğidir, ben bu davanın kararı ne olursa olsun çıkacak kararın vicdanıma evet bu bağımsız bir mahkemenin kararıdır şeklinde nasıl onu vicdanıma yetirebileceğim ben bunu halen çözemedim eğer bu konuda bana yardımcı olabilirseniz sevinirim ben 14 ,5 aydır bunu düşünoyurum .Bir başka husus ise sayın Başbakan dediki yine beyanında ? Biz bu dava ile ilgili hazırlıkları iktidara gelmeden önce yapıyorduk ,hiç bir kamu hükümlüğü yokken Hiçbir kamu sıfatına sahip değilken bir kamu görevi yokken bir siyasi partinin genel başkanı dahi değilken bu davanın hazırlığını sayın Başbakan ?ın nasıl yaptığını ben merak ediyorum ,bu çok önemli bir husus çünkü biz burada bu gün bu nedenle bulumuyoruz 2002 yılından önce hazırlığı yapılmış bir davanın sanıkları olarak

Esas No: 2008/209 sayfa:28

buradayız.Burda her hangi bir cürümün sanıkları olarak yokuz bir başka husus Görevi hükümeti hükümet etmekle ilgili konularda danışmanlık veren bir kuruluş olan SESAR ve şahsım hükümete karşı silahlı tahrik ile nasıl suçlanabilir böyle bir şey mümkünmüdür yani ben hem bu hükümetin Türkiye ?yi nasıl yönetmesi konusunda danışmanlık hizmeti vereceğim hem aynı hükümeti yıkmakla suçlanacağım ,dedi .

Sanık Muzafer Tekin söz istedi, verildi : Sayın Başkanım 17 aydır tutukluyum,suç ve suçlu yaratılma adına benden sonra her gözetime alınan kişi özellikle benim üzerimden bir örgüt ve suçlu yaratılma konusunda zorlandı bunları bilahare esasa geçtiğimde arz edeceğim şimdi Danıştay hadisesi olduğu zaman Cumhuriyet tarihine medya destekli en büyük siyasi komplosuna uğradım dedim.Dedilerki niçin evet evimde otururken bir anda özürdilerim ana balık ,yavru balıklara nasihat ediyormuş insanoğlu işte gattardır,çapari attar ,şunu atar ,bunu atar ,dikkat edin bir anda hepsi kayığın içinde , ne oldu demiş yavru ,anasına babasına bu demiş tepeden inme bizede tepeden inme oldu böyle toplandık sanal bir örgüt yaratıldı buradayız,bir çin ata sözü vardır derki duyduysam unuturum gördüysem hatırlarım yaptıysam bilirim ben bu örgütün yöneticisi olarak şu an suçlanıyorum ama örgütümü bilmiyorum niye bunu arz ediyorum ,biraz önce müdahil bir avukat Ergenekon Terör örgütü ve cinayetleri dedi , siz niçin buradasınız sayın mahkeme heyeti siz bunu çözmek için buradasınız sizleri bile yok farzeti , şöyle arz edeyim siyasi komplo diyorum ben gözetime alınmadan o zamanki Spordan sorunlu Devlet Bakanı süprizlere hazır olun dedi .Bu bir gladyo tipi yapılanma ,o zamanki Dış işleri Bakanı Alparslan Arslan ?ın arkasında ekip içinde Albay Muzaffer Tekin denilen 12 Eylül ?de ordudan atılan şimdi efendim 1918 yılında teşlikatı mahsusa 22 maddelik bir şey ele geçiriyor yani bizim milletimizi yok etmek veya değerlerimizi yok etmek, aile yapısını yok edip ,toplumda hürmetle anılan kişileri karalayın ,lekeleyin ,O basında yansıtılan Muzaffer Tekin ben değilim menfur Danıştay saldırısını Muzaffer Tekin ?e kimse ne sokabilir ne onunla özleştirebilir, ben ordan hem Muzaffer hemde Tekin çıktım şayet 17 ay içinde beni suçlayan Savcılar o kadar insanı alıp dinlediler beni dinleselerdi burada belki bu dava çökecekti, çünkü ne Cumhuriyet ?e bomba atılması hadisesi nede Danıştay ?da ben yokum ,müdahil avukat terör örgütü dedi ,bizler terör örgütü değiliz ,siz onu çözeceksiniz cinayette işlemedik dedi.

Sanık Sevgi Erenerol müdafii Av.Mehmet Kozan söz istedi, verildi : Biraz önce sayın mahkemenize mahkeminin reddine ilişkin dilekçe sunmuştuk.Buna ilişkin bir kitap sunuyorum ,şu aşamaya kadar iddianameyi incelemeye başladığımdan bu yana Ergenekon ile ilgili bir çok kitap okudum en son Burhan Yılmaz tarafından yayınlanan ?Agartada Ergenekon ?a Büyük Türk Bilgini ? isimli kitabı aldığımda şu anda önümüzde ki bulnan 2455 sayfalık ergenekon iddianamesinin ergenekon isimli terör örgütünün gizli amaç ve hedefleri ile askeri makamlara sızması gerektiği ve yapılanması hakkındaki kısım olan 938. sayfası ile 936. sayfa ile 944. sayfa arasının tamamen bu kitaptan yazıldığını gördüm ,tamamen,birebir ,açabilirsiniz sayın başkanım, .Sayfa 9 kitapta iddianeminin 938 sayfası sayfa 10 iddianamenin 939. sayfası , sayfa 231 iddianamenin 941. sayfası birebir geçmiştir ve hiçbir değişiklik yok ,şu kitapta yayınlanan bütün bilgiler Ergenekon Agarta ile ilgili bütün bilgiler iddianamede aynen Ergenekon terör örgütünün kuruluşu ,amacı , üyelerinin yönetim

Esas No: 2008/209 sayfa:29

kadrosunun nasıl olduğu şeklindedir bu kitap mitolojik bir kitaptır bu iddianamede mitolojik bir iddianamedir ,kesinlikle bu kitaptan birer bir alınmıştır ,müvekkil Sevgi Erenerol ?un iş yerinde yapılan aramada 20 nolu Cd ?nin ele geçtiği iddia edilmektedir ,1-52 delillerin arasında,20 nolu Cd yazar Burhan Yılmaz tarafından müvekkile gönderilmiş kitabın taslağıdır,kitabı kopyala yapıştır yöntemi ile iddianameye yazmışlardır, bu kitabı tesadüfen buldum ,okudumda iddianamenin aynı Ergenekon ?un hikaye kısmını okuduk ,bu iddianameye dayanarak ve red dilekçemizde de belirttik ,15-16 aydır insanların tutuklu bulnması ve iddianamenin okunmadan kabul edildiği inancımızla dolayı heyeti red ettik dedi .

Sanık Abdullah Arapoğlu vekili Av. Cengiz Kurter söz istedi verildi : Şu ana kadar mahkemenin oluşumunda ve bu süreçte yetkisizlik, red konularında tartışmalar oldu, görüşler oldu istekler var ,benim müvekkilim ilk operasyonda alınanmaldan biri ve niçin alındığını, neden alındığını bilmeden Savcı karşısına çıkarıldı , bir şahıs ile beraber , onunla görüştüğünden dolayı soruşturmaya alındığını öğrendi, bir dernek kurulması ile ilgili bir çalışmada yardımcı olması istenmiş , onun dışında bir bilgisi yoktu , 17 aydır tuktuklu ve şu anda bu mahkemenin de seyrinin ne olacağını tem kestiremiyoruz tabi bu süreci siz belirleyeceksiniz şu aşamada tahliyeler ile ilgili karar verilmesi için arz ve talepte bulunyorum .

Vaki Talepler konusunda görüşü sorulan iddia Makamı :Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel : sanıklar Hayrettin Ertekin ve Kemal Kerinçsiz ve bir kısım sanık müdafiilerinin mahkemenin bir hakiminin ve toplu olarak mahkemeyi red etmesi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunn 22 ve devamı maddelerinde sayılan nedenlerden birisine dayandırılmadığı , ayrıca soyut değerlendirmeler dışında hakimin reddini gerektiren tarafsızlığından şüphe uyandıracak bir neden ve delil gösterilmediği anlaşıldığından Ceza Muhakemesi Kanununun 31. maddesinin 1. fıkrasnın (b) bendi gereğince red isteminin geri çevrilmesine ,

Bir kısım sanık müdafiilerin mahkemenin yetkisiz olduğu iddiasına ilişkin olarak Danıştay saldırısı eylemi , Ergenekon Terör örgütünün ortaya çıkartılan eylemlerinden sadece birisidir , ele geçen örgüt dökümanlarında Ergenekon terör örgütünün merkezi olarak İstanbul ilinin gösterilmiş olması , eylem ve faaliyetlerinin İstanbul ili ve yargı çevresinde işlendiği anlaşılmakla Yetkisizlik kararı verilmesi talebinin REDDİNE ,

Bir kısım sanıklar müdafii ve sanık Doğu Perinçek İşçi partisi ile bağlantılı sanıkların eylemlerinin üyesi bulundukları partinin siyasi faaliyetlerinden bulunduğu bu nedenle bu sanıklar yönünden dosyanın tefrik edilerek Yargıtay Başsavcılığına veya Anayasa Mahkemesine gönderilmesini talep etmiş isede sanıkların cezalandırılması talep edilen eylemlerin Ergenekon terör örgütü ile olan bağlantıları ve bu terör örgütü içerisindeki faaliyetleri olup üyesi bulundukları İşçi Partisinin tespit edilen hukuka aykırı eylemleri nedeniyle zaten soruşturma aşamasında dosyanın tamamı bir Cd?ye çekilerek Yargıtay Başsavcılığına gönderilmiş,gereği yapılmıştır, bu nedenle ayırma ve görevsizlik kararı verilmesi talebinin REDDİNE ,

Sanık Kemal Kerinçsiz ?in müdafiilik yapması şu anda

Esas No: 2008/209 sayfa:30

kendisinin de Ceza Muhakemesi Kanunn 151/3. maddesi gereğince müdafiiliğini üstlendiği kişi ile aynı suçtan suçlanıyor olması ve kovuşturma açılması nedeniyle kendisi hakında müdafiilikten yasaklanma kararı verilmesi kamu adına talep ve mütala olunur dedi .

Duruşmaya ara verildi,

Duruşmaya ara verilidiği yerden devam olundu, bu oturum sonunda vaki talepler değerlendirildi;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

1- Bir kısım sanıklar ve müdafiilerinin mahkemenin bir üyesi ve de mahkemenin tamamını reddettikkleri anlaşıldığından, bu hususlar açaklığa kavuşuncaya kadar bu oturumdaki başka konular ile ilgili talepler hakkında red konuları sonuçlandıktan sonra karar verilmesine ,

2-Duruşma savcılarına talepleri doğrultusunda mehil verilmesine ,

3-Henüz iddianame okunup sorgu ve savunma aşamasına geçilememesi de dikkate alınarak bu aşamada tutuklu sanıkların mevcut hallerinin sürdürülmesine , duruşma günü hazır edilmeleri için yazı yazılmasına,

4-(1) nolu ara kararı gereklerinin yerine getirilmesi süreci de dikkate alınarak duruşmanın 23.10.2008 günü saat 09.30 ?a bırakılmasına oybirliği ile kara verilmiştir . 20.10.2008

BAŞKAN 20909 ÜYE 28298 ÜYE 37266 KATİP 93829

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın