DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

DOLAR

18,1149 ₺

EURO

18,2151 ₺

ALTIN

1.016,67 ₺

BİST

3.020,20 ₺

Bahçeli, Erdoğan ve Gül'ü terörle vurdu / VİDEO

MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin Meclis Grup toplantısında konuşuyor. Erdoğan'ı eleştiren Bahçeli, 'Bölünmüş Türkiye' haritasına müdahale edecek cesareti beklerdik ' dedi.

21.10.2008 11:15:00

 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yabancı bir dergiye verdiği mülakattaki sözlerini eleştirerek, 'Sayın Cumhurbaşkanı'nın geride kalan süreci suçlayıcı ifadelerle, geçmişte ayrımcılık yapıldığını söylemesi, asla kabul edilebilir ve yakışan bir durum değildir. Biz Cumhurbaşkanı'ndan kendi geçmişimizi şikayet etmek yerine açılışını yaptığı kitap fuarının alt katında açıkça sergilenen bölünmüş Türkiye haritalarına müdahale edecek cesaret ve iradeyi göstermesini beklerdik' dedi.

Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Bahçeli, Türkiye'nin siyasi ortamının giderek ağırlaştığını, bölücü terör ve etnik tahriklerin çok tehlikeli biçimde tırmandığını, iç huzur, kardeşlik ve dayanışma ruhunun yara aldığını, hain tuzaklarla dolu bir dönemden geçildiğini söyledi.

Türkiye'nin terörle ve etnik bölücülükle mücadele konusunda, tarihi bir yol ayrımında olduğunu ifade eden Bahçeli, 'kanlı terör saldırılarının tırmandığı, tahriklerin hayasızca sergilendiği ve İmralı canisi lehine gövde gösterilerine dönüşen ayaklanma provalarının yapıldığı bir dönemde bulunulduğunu' kaydetti.

Bahçeli, 'Bugünkü ortamda; güvenlik güçlerini hedef alan yıpratma ve karalama kampanyalarının hız kazanması, terörle mücadelenin zaafa uğratılması için 'güvenlik-demokrasi' dengesi etrafında maksatlı bir tartışma başlatılması ve siyasi çözüm çığırtkanlarının yeniden sahneye çıkması, bu ihanet cephesinin Türkiye'nin terörle mücadele iradesini kırmaya ve PKK'nın siyasi hedeflerinin tartışılacağı bir zemine çekmeye çalıştığını göstermektedir' dedi.

'En büyük sorumlu Erdoğan ve AKP'

'Bu noktaya gelinmesinin en büyük sorumlusunun, terörle mücadele için gerekli iradeye sahip olmadığı anlaşılan ve bölücülüğe şirin görünerek siyasi hesaplar peşinde koşan Başbakan Erdoğan ve AK Parti Hükümeti olduğunu' ileri süren Bahçeli, şöyle devam etti:

'72 aydır ülke yönetiminde olan Başbakan ve partisi; bugüne kadar 'terörle mücadele' ve 'terörle müzakere' arasında sürekli gidip gelmiş, şartlara ve esen rüzgara göre sürekli yer değiştirmiş ve bu hayati konuda nerede durduğuna bir türlü açıklık getirememiştir. Başbakan Erdoğan'ın bugünkü vahim tablo karşısında yapması gereken; Türk milliyetçilerine saldırmayı ve siyasi kışkırtmacılık yapmayı bırakıp, terörün tırmanması, bölücülüğün önünün açılması ve PKK'nın siyasallaşma stratejisinin adım adım ilerletilmesindeki rolü ve katkısı hakkında tarihin ve milletin huzurunda namuslu bir vicdan muhasebesi yapmaktır. Bu konuda yapacağı böyle bir muhasebe için de geçmişten bugüne siyasi çizgisine, bu alandaki şaibeli siciline ve temsil ettiği siyasi zihniyetin milli birlik anlayışına bakması yeterli olacaktır. Başbakan'ın bu ahlaki ve siyasi zorunluluğun gereğini yerine getirememesi durumunda herkes çok iyi bilmelidir ki gereğini Türk milleti mutlaka yapacak ve kendisini milli vicdanda mahkum edecektir.'

'Sicili lekeli'

MHP Lideri Devlet Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın bu konudaki sicilinin lekeli olduğunu ileri sürerek, Erdoğan'ın Türk milletini etnik temelde tasnif ederek, Türkiye'yi 36 etnik gruba bölen, ırk ve köken temelinde ayrıştırmaya heves eden biri' olduğunu savundu.

Erdoğan'ın, 'Türk milletine kimlik arayışına girdiğini, bu amaçla alt ve üst kimlik tartışmaları başlattığını ve kurucu kimliği değiştirerek bunun yerine 'Türkiyelilik' gibi kavramların kabul edilmesini' savunduğunu belirten Bahçeli, şöyle konuştu:

'PKK'nın siyasi taleplerine demokratik reform adına sahip çıkarak bu yöndeki Avrupa Birliği dayatmalarının taşeronluğunu yapan, Türkiye'de eyaletler sistemini gündeme sokarak tartıştıran, Türkçe'den başka dillerin eğitim sistemi içine alınmasına kapıyı aralayacak Anayasa değişikliği taslakları hazırlatan, etnik bölücülere vadeli siyasi çözüm ümidi veren, teröristlere siyasi af konusunu çeşitli kılıflarla Türkiye'nin gündemine sokmak arayışlara yönelen ve Türkiye'nin bölünme senaryolarının demokratikleşme reçetesi olarak pazarlanmasını teşvik eden, bizzat Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olmuştur. Başbakan Erdoğan, bugüne kadar terörle mücadele konusunda gerekli siyasi irade, kararlılık ve niyete sahip olmadığını her vesileyle ortaya koymuş, güvenlik güçlerinin terörle mücadele için ihtiyaç duyduğu imkan ve yetkileri vermemek için her bahanenin arkasına sığınarak ayak sürümüştür. Hükümetin Irak'ın kuzeyinden kaynaklanan terörle mücadele konusundaki acz, zafiyet ve ataleti de bu lekeli sicile uygun olarak tecelli etmiştir.'

Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın, 2002-2007 döneminde sınır ötesi operasyonu gündeme almamak için bir direniş cephesi oluşturduğunu ifade ederek, 'Son iki hafta içinde yaşanan gelişmeler, AKP hükümetinin geçmişteki hatalardan ders almadığını ve bugüne kadar izlediği sakat siyaseti gözden geçirerek etkili bir strateji belirleyip buna kararlılıkla uygulama iradesi bulunmadığını ortaya koymuştur' dedi.

Gül'e eleştiri

AK Parti'nin, 'Ezber bozuyorum', 'Tabuları yıkıyorum', 'Düşmanlığı kaldırıyorum' ve 'Dostluk çemberi oluşturuyorum' adı altında sürdürdüğü yanlış politikaların, bugün karşılarına hezimet ve teslimiyet olarak çıktığını dile getiren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

'(Stratejik derinliğe) gireceğiz diye çıkılan yolda geldiğimiz son durak stratejik girdabın bizi sürükleyip götüreceği meçhul yer olacaktır. İktidarın sözde özgürlükler adına terörle mücadele etmekten imtina ettiği dikkate alınırsa, göz yumduğu, alkışladığı altı yıllık vahim süreçte yaşananlar, devlet ve millet hasımlığının nerelere kadar dayandığının, hangi makamlar tarafından sorumsuzca dile getirilmeye başlandığının örnekleri ile doludur. Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı tarafından bir yabancı dergiye verilen mülakatta söylenen sözler, bunun en son misali olması bakımından ibret vericidir. Sayın Cumhurbaşkanı'nın geride kalan süreci suçlayıcı ifadelerle, geçmişte ayrımcılık yapıldığını söylemesi asla kabul edilebilir ve yakışan bir durum değildir. Biz Cumhurbaşkanı'ndan kendi geçmişimizi şikayet etmek yerine açılışını yaptığı kitap fuarının alt katında açıkça sergilenen bölünmüş Türkiye haritalarına müdahale edecek cesaret ve iradeyi göstermesini beklerdik.'

'Erdoğan'ın imzasının bulunduğu rapor'

Devlet Bahçeli, Türkiye'de terör sorununun, her dönemde siyasi partilerin ilgilendiği ve kendi dünya görüşlerine göre çözüm önerileri geliştirdiği hassas bir konu olduğunu vurgulayarak, Başbakan Erdoğan'ın Refah Partisi İstanbul İl Başkanlığı yaptığı dönemde hazırlanan rapora dikkati çekti.

Bahçeli, bu raporda, 'Güneydoğu Anadolu sorunu gerçekte ulusal bir sorundur, istenilen Kürt ulusal kimliğinin tanınması ve eşit ve gönüllü bir birliktelik oluşturulmasıdır. Bu makul bir taleptir. Biz siyasi parti olarak, resmi ideolojiyi sorgulamalıyız. Kemalist devletin geleneksel zora ve silaha başvuru yöntemi artık iflas etmiştir. Devlet terörünü de kınamalıyız. PKK ile devlet çatışmasında devlet safında görünmemeliyiz. Bunun için devletin PKK'yı bölücü, terörist ve ayrılıkçı olarak nitelendiren söyleminden uzak durmalıyız. Kürtçe eğitim serbest olmalıdır' gibi ifadelerin bulunduğunu belirtti.

PKK'nın siyasi talepleri ile büyük ölçüde örtüşen bu raporun altındaki imzanın, Refah Partisi İstanbul İl Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ait olduğunu belirten Bahçeli, 'Geçmişten bugüne çizgisinin değişmediğini söyleyen Erdoğan, şimdi Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanıdır ve değişmeyen bu görüşlerini hayata geçirmek için sinsi bir yıkım projesinin taşeronluğunu yapmaya soyunmuştur. Başbakan'a şimdi buradan soruyorum; bu raporun size ait olduğunu inkar edebiliyor musunuz? Eğer bunu yapamayacaksanız, sizin gerçek kimliğiniz nedir? Gerçek yüzünüz hangisidir' diye konuştu.





Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

Görüş Bildir Bizimle Paylaş