DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

Baykal'dan Akman'a istifa çağrısı

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Almanya'daki Deniz Feneri Davası ile ilgili olarak açıklama yaptı.

18.09.2008 04:29:00

Baykal, ''bu tablo karşısında derhal, kaçınılmaz olarak Zahid Akman ayrılmalıdır ve ciddi bir şekilde, güvenilir bir hukuk süreci başlatılmalıdır. Bu konu Türkiye'yi mahcup etmeyecek bir şekilde, Türkiye ayağı Almanya'ya paralel olarak aydınlatılabilmelidir'' dedi.

Sky Türk televizyonunda ''Meclis Kulisi'' programına katılan Baykal, bugün sonuçlanan Almanya Deniz Feneri Davası ile ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine, ciddi bir hukuk devletinde ve çağdaş bir demokraside bir dava nasıl incelenir, iddialar nasıl ortaya konulur, yargılama nasıl yapılır ve kimsenin itiraz edemeyeceği bir sonuç nasıl ortaya konur, bunun mükemmel bir örneğinin görüldüğünü söyledi.

Bu davanın Almanya'nın en büyük yolsuzluklarından birisi,ama bağışı yapanların, toplayanların, kuryelerin Türk, organize edenlerin ise Türklerin oluşturduğu kuruluş olduğunu anlatan Baykal, şunları kaydetti:

''Almanya kendi coğrafyasında, kendi topraklarında bu iş yapıldı diye ayağa kalkıyor. Hayranlıkla izlediğimiz bir yargılama sistemiyle net bir sonuca kısa sürede ulaşıyor, ama bizimle bu kadar ilgili bir konuda, bir ayağı burada olduğu halde hala kıpırdayabilmiş değiliz. 'Bize bir şey söylenmedi' diyor bizimkiler. Almanlara birisi bir şey söyledi de mi oldu? İlla birisinin bir şey mi söylemesi mi lazım? Sen devlet değil misin, yolsuzluğu sezemiyor musun, göremiyor musun? Bak Almanlar gördüler, üzerine yürüdüler, kanıtladılar, mahkum ettiler. Sen farkında değil misin? Bu yolsuzlukların arkasında neylerin yattığından bilgi sahibi değil misin? Devletin bütün olanakları senin elinde. Elin Almanı fark ediyor, sen niye fark etmiyorsun? Bu dramatik bir tablo.'' Alman mahkemesinin kararının Türkiye'yi hedef gösteren, suçlayan bir karar olduğunu savunan Baykal, kararda, ''Asıl suçluların Türkiye'de olduğu''nun yer aldığını ileri sürdü.

Baykal, bunun yönetimi, iktidarı, idareyi ve yargıyı töhmet altında bıraktığını, Türkiye'nin bundan gerekli sonuçları çıkarması gerektiğini öne sürdü.

Bunun bireysel, kişisel bir ahlaksızlık olayı değil, çete olayı olduğunu kaydeden Baykal, ''Ne zaman çıktı bu? AKP ile. Bu bir AKP prodüksiyonudur'' görüşünü savundu.

Baykal, Almanya'daki Deniz Feneri Davası'nın sonuçlandığı hatırlatılarak, ''Siz Şaban Dişli olayında da çok ciddi bir kararlılıkla mücadele verdiniz. Başbakan 'haram yiyeni aramızda barındırmayacağız' dedi ve Dişli ile yollarını ayırdı. Şimdi buradan çıkış nasıl olur? Ülkemiz ne bekler?'' sorusu üzerine şöyle konuştu:

''Bunların hepsi göstermelik. Başbakan artık köşeye sıkıştığı, çaresiz kaldığı noktada asgari bir hareketle işten kurtulmaya çalışıyor. Oraya kadar direniyor. Son noktada Şaban Dişli'yi parti yönetiminden ayırdılar, ama yine baş rollerde, yine beraber, içli dışlı. Yolsuzluk yaptığı için ayırdınız, o zaman niye dokunulmazlığını kaldırmıyorsunuz, yargının önünü açmıyorsunuz? Bu konuda ne oldu? Cemil Çiçek açıklama yapmış, 'savcılar harekete geçsin, geçmiyorsa bize ne' demeye getiriyor. Öyle bir şey olur mu? Çocuk mu avutuyorsun? Savcılar harekete geçecekmiş? Hangi babayiğit savcı harekete geçecek? Zekeriya Karaman'ı, Başbakan'ın oğlunun nikah tanığı olduğu ve çok yakın akrabalık ilişkileri içinde olduğu bir insanı hangi cesaretle kim tutuklayacak, nereye götürecek? Siz buna imkan mı veriyorsunuz?''

Hukukun işlemez hale getirildiğini ileri süren Baykal, ''Hukuka gelmeden senin yapman gereken var. RTÜK Başkanı hakkında Alman Mahkemesi 'elebaşlardan birisi odur' diyor. Ne olacak şimdi? Orada Zahid Bey kalacak mı? Kalmaya devam edecek mi? Böyle bir şey olabilir mi?'' görüşünü savundu.

Bir süre önce yapılan değişiklikle RTÜK başkanının yargılanmasının başbakanın iznine bağlandığını kaydeden Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Başbakan'ın burada ona sahip çıkma, kabadayılık yapıp 'vermem, yedirmem' falan demesi mümkün değildir. Bu tablo karşısında derhal, kaçınılmaz olarak Zahid Akman ayrılmalıdır ve ciddi bir şekilde, güvenilir bir hukuk süreci başlatılmalı, bu konu Türkiye'yi mahcup etmeyecek bir şekilde, Türkiye ayağı Almanya'ya paralel olarak aydınlatılabilmelidir. Ben bunu bir genel talep olarak söylüyorum, ama bunun böyle işleyeceği konusunda umutlu olduğumu maalesef söyleyemiyorum. Türkiye'de bu işin çığırından çıkmakta olduğunu, hukuk devletinin çok ciddi şekilde yaralanmış olduğunu, hukukun Türkiye'de işlemesinin olağanüstü güç noktaya geldiğini görüyoruz.''

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Necati Çetinkaya'nın kendisinin ve eşinin mal varlığıyla ilgili açıklamalarını da değerlendiren Baykal, ''AK Parti yönetiminin ciddi bir açmaz içinde olduğunu'' savundu.

Eşinin alışılmış siyasi yaşamın bir parçası olmayı başından beri reddettiğini, bilinçli olarak siyasetin dışında olmayı yeğlediğini ifade eden Baykal, ''Gereksiz yere bu konuyu gündeme getirdiler ve tartışma konusu yaptılar. Ben de bu duyarlılığına saygı duyduğum için hiç Olcay ile ilgili mal varlığı meselelerinde konuşmam'' dedi.

''Niye açıkladınız?'' sorusuna karşılık ise Baykal, kamuoyunda ''Bir açığı var da mı bunu açıklamıyor'' duygusunun ortaya çıkması üzerine, eşinden izin alarak mal varlığını açıkladığını söyledi.

Baykal, ''Açıkladım ne oldu? 28 yıllık bir hizmet döneminin sonunda Olcay'ın ortaya koyduğu tablo gazetelerde var. Ne yani? İnsan böyle bir konuyu ortaya atmaktan utanır, mahcup olur. Ayıp denen bir şey var. Yakışıyor mu bunlara? Ne söylemek istiyorsun kardeşim? Ne biliyorsan ortaya koy. Devlet elinde. Çamur atma, iftira etme'' şeklinde konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile dokunulmazlıklarının kaldırılması ve her türlü iddianın hesabını mahkemelerde verme önerisinde bulunan Baykal, böyle bir teklif karşısında kendisiyle CHP grubunun oy vereceğini söyledi.

Sadece kendisinin dokunulmazlığının kaldırılmasına da razı olduğunu bildiren Baykal, ''Ama böyle dedikodu yapmasınlar, yakışmıyor. ciddi bir devlet adamına, siyasetçiye yakışmıyor. Umarım mahcup olmuştur'' dedi.

Bir başka soru üzerine, siyasetin iktidar, siyasi partiler ve seçmen için bir öğrenme süreci olduğunu belirten Baykal, Erdoğan'ın bulunduğu noktadan ve aldığı destekten yola çıkarak bir üslup tutturduğunu savundu.

Baykal, ''Medyasıyla, iş dünyasıyla, siyasetiyle Türkiye'yi kendi kafasına göre şekillendirme hakkını kendine vererek yola çıktı. Demokrasilerde böyle bir şey yoktur. Her şeyin kuralı, çerçevesi, sınırı var'' diye konuştu.

Açıkça ilan edilmeden, ekonomide yeni güç merkezleri yaratma çabası bulunduğunu öne süren Baykal, ancak, rekabetin iyi bir şey olduğunu, birilerinin engellenmesinin doğru bir ekonomi politikası olmadığını söyledi.

''Aydın Doğan grubuna CHP medyası diyorlar'' denilmesi üzerine Baykal, CHP olarak hiçbir gurubun desteğini almadıklarını belirterek, ''Ne onlar bana destek oldu, ne ben onlardan destek aldım'' dedi.

Mağduriyete uğrayan herkesin avukatı olduğunu ifade eden Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın siyaset yasağının kalkmasına da destek verdiğini hatırlattı.

727. Ertuğrul Gazi'yi Anma ve Söğüt Şenlikleri'nde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile basına da yansıyan samimi görüntüleriyle ilgili bir soru üzerine Baykal, insani ilişkilerle siyasi çalışmayı birbirinden ayırdığını belirterek, kim olursa olsun bir araya geldiği herkese nazik davrandığını söyledi.

Gül'ün Cumhurbaşkanı olmasının Türkiye için yanlış olduğu kanaati taşıdığını ifade eden Baykal, Türkiye'nin partizanlıktan, militanlıktan uzak, ülkenin yararlarını düşünerek hükümetin yanlışına fren olabilecek bir cumhurbaşkanlığına ihtiyaç bulunduğunu söyledi.

Bu zorunluluğun gereğinin yerine getirilmesi şartına sahip olunmadığını savunan Baykal, ''İnsan olarak kendisiyle bir problemim yok. Bir araya geldik mi konuşuruz, tatlı tatlı gülüşürüz. Ayrı bir iş'' dedi.

Baykal, söz konusu törenlerde Gül ile protokoldeki yerlerini aldıktan sonra aralarında geçen konuşmayı, şöyle aktardı:

''Sayın Mehmet Sevigen de gelmişti, onunla da selamlaştı. Bana eğildi, 'Mehmet Sevigen'in saçlarında son zamanlarda bir gürleşme görüyorum' dedi. 'Tabii çağdaş teknolojinin imkanlarına ilgisiz kalamıyor herkes' dedim. Böyle gülüşüldü. Olay budur. Sadece Mehmet Sevigen'in saçlarındaki gürleşmeyle ilgili... Şakalar falan da yapıyor, ben de o şakaya karşılık veriyorum. Bundan daha doğal ve insani ne olabilir?''

Partisiyle ilgili yürüttükleri çalışmaları da anlatan Baykal, yeni bir program ve tüzük üzerinde çalıştıklarını bildirdi.

Baykal, daha dinamik, etkin, hızlı çalışan bir yapılaşmaya gitmek istediklerini kaydetti.

 

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

Görüş Bildir Bizimle Paylaş