Üst düzey militer yetkililerden biri laikliğin Türkiye?nin varoluş felsefesi olduğunu söyledi. Bu laikliğin laisizme dönüşmesi yani kendine yabancılaşmasıdır. Laikliğin, ?akılcılık?, ?bilimsellik?, ?aydınlanma? ve ?ilericilik? gibi kavramlarla temellendirilmeye çalışılması da laisizmden dolayıdır, çünkü laisizm, bu kavramlarla kendi amentüsünü yazar.
BİLAL SAMBUR*
TÜRKİYE?DE en tartışılan kavramların başında laiklik gelir. Laiklik kavramı, asli anlamından ziyade doğruluğu tartışılmaz, gerçekliği kendisinden kaynaklanan en üst otorite statüsüne yükseltilmeye çalışılmaktadır. Bilim kavramı etrafında bilimsellik sıfatını kullanarak sosyalizmi meşrulaştırmaya ve yüceltmeye çalışan sosyalistler gibi Tek Parti ideolojisinin takipçileri de laiklik etrafında her dediklerinin, en ilerici ve en akılcı olduğunu topluma dayatmaya çalışmaktalar. Pozitivist ve sosyalistlerin bilimi putlaştırmaları bilimcilik (scientizm) dediğimiz sahte bir din yaratırken laikliğin laisizme dönüşmesi de benzer bir şekilde dinimsi diyebileceğimiz seküler bir dinin doğuşuna neden olmaktadır.
Laikliğin laisizme dönüşmesi, laikliğin kendi kendine yabancılaşması anlamına gelmektedir. Laikliğin, ?akılcılık?, ?bilimsellik?, ?aydınlanma? ve ?ilericilik? gibi kavramlarla temellendirilmeye çalışılması da laisizmden dolayıdır, çünkü laisizm, bu kavramlar etrafında bir laisist amentü ve ilmihal oluşturmanın ideolojisidir. Laisizme bu çekici kavramlarla cazibe kazandırmaya çalışmak ilk bakışta her ne kadar etkileyici gözükse de, kendi içinde ciddi bir tehlikeyi barındırmaktadır. Bu tehlike, laisizmin, laikliği laiklik olmaktan çıkarmasıdır.
Özde laik-sözde laik
Sözde laikliğin özde ise laisizmin hüküm sürdüğü bir ortamda yapılan tartışmaların aslında laiklik konusunda değil laisizm çerçevesinde yapıldığı unutulmamalıdır. Laisizm ve laiklik arasındaki farkın iyi bir şekilde yapılması, sapla samanı birbirinden ayırt etmemize yarayacaktır. Aksi halde laiklik adı altında laisizmin amentü ve ilmihalini verimsiz bir şekilde tartışmaya devam edeceğiz.
Laiklik hakkında konuşmayı ve onu savunmayı Türkiye?de birçok çevre, kendisinin doğal hakkı ve imtiyazı saymaktadır. Yargıçlar, bürokratlar, militerler, sendikacılar, oda başkanları ve birçok kesim her fırsatta laiklik hakkında konuşmakta, kamuoyunun artık ezberlediği klişe söylemi bıkmadan tekrar etmektedirler. En son üst düzey militer yetkililerden biri, laikliğin Türkiye?nin varoluş felsefesi olduğunu iddia etti. Aynı yetkili, ayrıca demokratikleşmeyi, AB reformlarını, küreselleşmeyi ve post modernizmi de eleştirdi.
Laikliğin Türkiye?nin varoluş felsefesi olduğu ifadesinin iyi bir analize tabi tutulması lazımdır. Türkiye?nin varoluş felsefesi olduğu iddia edilen laiklik, Türkiye Cumhuriyeti?nin doğuşuyla varolmuş bir felsefe değildir. Türkiye?nin kurucu anayasası olan 1924 tarihli anayasada laiklik yoktur, bilakis devletin resmi bir dini olduğu ifade edilmektedir. Laiklik, anayasaya Cumhuriyet?in ilanından on dört yıl sonra, 1937 tarihinde girmiştir. Bu tarihsel gelişim, laikliğin Cumhuriyet?in kuruluşuyla başlayan bir olgu değil daha sonra ortaya çıkan bir durum olduğunu ortaya koymaktadır.
Laikliğin, Türkiye Cumhuriyeti?nin kuruluşundan ondört yıl sonra anayasaya konması, Tek Parti döneminde laikliği laisizme dönüştürme sürecinin de başlangıcını teşkil etmiştir. Tek Parti ideolojisi, altı ok içerisinde laikliği en temel ilke saymış ve devlet modernleştirmesinin esası olarak laisizmi benimsemiştir. Bu çerçeve içerisinde, laisizmin Türkiye?nin değil Tek Parti ideolojisinin var oluş felsefesi olduğunu söylemek daha yerinde olacaktır.
Bir inanç olarak laiklik
Laikliğin laisizme dönüştürülerek Tek Parti ideolojisinin varoluş felsefesine indirgenmesi, Türkiye?nin gerçek anlamda laik, demokrat bir hukuk devleti olmasının önünde en büyük engeldir. Çünkü laiklik, Türkiye?de devletin ahlaki, dini, felsefi ve ideolojik meselelerde tarafsız olması ve bu alanlara devlet müdahalesini sınırlayan bir ilke anlamına gelmemektedir. Laiklik yerine laisizm, resmi ideoloji konumundaki Tek Parti ideolojisinin özü haline getirilmiştir. Tek parti ideolojisinin olmazsa olmazı olan laisizm, hep birincil ve en önemli ilke olarak sunulmakta, gerektiğinde kamu gücünü kullanan dayatmacı bir karaktere sahip bulunmaktadır.
Laikliğin dinler, inançlar, felsefeler ve ideolojiler karşısında devleti tarafsız kılan ve her türlü inancı devlet müdahalesine karşı koruyan özgürlükçü bir ilke olmaktan çıkarılmasının çok ağır bir sonucu vardır. Devleti inanç konularında sınırlayan bir ilke olmaktan çıkarıldığı andan itibaren laikliğin laisizme yani bir ideolojik programa dönüşmesi tehlikesi vardır. Laikliğin laisizm şeklinde ideolojik programa dönüşmesi, onu totaliter nitelikteki toplumsal mühendislik projelerinin bir aracı haline getirmektedir. Tek Parti ideolojisinin laisizmi birincil ve en önemli ilke saymasının ve onu çağdaş uygarlığın en büyük kazanımı olarak sunmasının arkasında kendi totaliter toplum mühendisliği projelerini gerçekleştirme heves ve arzusu bulunmaktadır.
Tek Parti ideolojisi
Laikliğin bir ülkenin varoluş felsefesi olarak sunulması gerçekçi ve anlamlı değildir. Zira bu yalnızca Türkiye?ye özgü bir durumdur. İnsan toplulukları, bireysel hak ve özgürlükler karşısında kendisini sınırlayan bir hukuk devletini gerçekleştirmenin, toplumsal çoğulculuğa olanak sağlayan demokratik bir yönetimi kurmanın ve refahlarını geliştiren özgürlükçü bir sosyo-ekonomik yapıyı geliştirmenin arayışındadırlar.
Laiklik, çoğulculuğu kabul eden ve bireysel hak ve özgürlükleri güvence altına alan demokratik hukuk devletinin bir parçası olarak anlamlıdır ve vazgeçilmezdir.
Ancak Tek Parti ideolojisinin birincil ilkesi olan laisizm ise, laik ve demokratik hukuk devletinin gerçekleşmesinin önünde engel oluşturmaktadır. Laik ve demokratik bir hukuk devletinin gerçek anlamda tesisi için laikliğin laisizmden ve Tek Parti ideolojisinden arındırılması gerekmektedir.
Ama her şeyden önce devletin resmi ideolojiden arındırılması, resmi ideolojinin özelleştirilmesi ve piyasadaki ideolojilerden herhangi bir ideoloji haline gelmesi gerekmektedir.
*Doç. Dr. Din ve Hürriyet Araştırmaları Merkezi Direktörü
Kaynak: Star Gazetesi - Açık Görüş Eki