DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

DOLAR

17,2703 ₺

EURO

17,6652 ₺

ALTIN

968,24 ₺

BİST

2.414,19 ₺

Şahinler ittifakına karşı kalpler ittifakı

Yazar Leyla İpekçi, Türklerle Kürtlerin, barış içinde yaşayabilmeleri için 'Şahinler ittifakına karşı bir nevi kalpler ittifakı'nı öneriyor. İşte o yazısı...

08.08.2008 12:44:00

 

Türklerle Kürtler: Şahinler ittifakına karşı kalpler ittifakı

80 öncesi kontrgerillayı araştırırken katledilen savcı Doğan Öz?ün oğlu Turan Öz, Taraf?ta yayınlanan mektubunda şöyle diyordu: ?Bir geçmişi affedebilmek için bile önce bilmek şart değil mi? Affedebilmek, yani bilmek, bu toplumun geleceği için şart olan bir merhem değil mi? Nasıl yaşar insan bilmeden, bir toplumda buydu oğlumu öldüren, buydu babama işkence eden diyemeden? Bilmiyorsan eğer; bütün toplum işkenceci, bütün toplum katil değil mi?

Biz; Türklerle Kürtler: Bizi içeride ve dışarıda çatıştıran şiddet odaklarının hınç, öfke ve intikam beklentilerine karşı olmadığımız kadar acıda, kan ve gözyaşında kardeşiz aslında. Topraklarından ayrılarak batıya yerleşmiş Kürtler yıllardır şehirlerde her patlayan bombada tedirgin oluyor, üzülüyor, ağlıyorlar. Belki de bu bombaların hedeflediği masum insanların arasında can verebiliyorlar.

Askerliğinin kurası Güneydoğu?ya çıkan Güneydoğulu gençler orduda savaşırken dağa çıkmış kardeşlerini etkisiz hale getirmekle yükümlü. Dağdaki kardeşler de onları yok etmeye çalışıyorlar. Memleketinde toprağa veriliyor sonra şehit cenazeleri. Ağıtlar ya da dualar eşliğinde. Artan şehit cenazeleri bu meseleyi bir devlet-PKK meselesi olarak ele almaktan çıkarıyor.

Oğullarını yitirmiş bütün anaların feryadı bizi bir kez daha yasta kardeş ediyor. Anneler artık dağdaki evlatlarını geri istiyor. Çünkü onların ölmekten ya da öldürülmekten başka bir varoluş hakikatinin olması gerektiğini biliyorlar.

Çağrıldığı ismi geri isteyen, anasından öğrendiği dili cezaevindeki telefondan olsun konuşmak isteyen, işkence ve aşağılanma yerine onurlu bir vatandaşlık talep eden evlatların varoluş hakikatlerini şiddet üzerinden kurmaktan başka bir çare bulamamaları hepimizi zulme ortak ediyor.

Diğer yanda çetin hayat ve coğrafya şartları, yoksulluk, işsizlik ve feodal ilişkiler içerisinde küle dönmüş köylerden, kadın intiharlarından, öksüz çocuklardan, patlayan mayınlardan veya kuraklıktan kırılan insanlardan bazıları koruculuk yaparak hiç değilse ayakta kalmaya çalışıyorlar. Diğerleri için, Kürtçe konuşan komşusunu ispiyonlamak veya itirafçı olmak dışında bir seçim kalmıyor.

Kimileri ise tüm bu şiddetten uzak durmak istiyor. Tıpkı örgüte haraç vermek istemeyenler gibi onların da akıbeti aynı. Zorunlu göç. Sonrası yine hep birlikte ayrı bir zorluk. Türk ya da Kürt olmak böylesine iç içe geçmiş kaderler karşısında hiçbir şeyi değiştirmiyor.

Bazı Kürt siyasetçileri ve aydınları bugün daha özgürce bazı mevzuları tartışmalarını dağdaki gençlerin yıllardır sürdürdükleri şiddet eylemlerine bağlıyorlar. ?Ne yazık ki, ama ne yazık ki? diyerek. Bizi içeride ve dışarıda çatıştıranların Altan Tan?ın değişiyle bir şahinler ittifakı olduğu gerçeğinden hareketle şunu çok iyi anladık oysa:

Kardeşlik ve barış ateşkesle gelmiyor. Siyasi ve konjonktürel pazarlıklar, çeşitli uluslararası odakların çakışan emelleri vesaire. Geçici barışlara belki razı ediyor bizi. Fakat birlikte ağlamadan, birbirini dinlemeden, herkes kendi utancıyla yüzleşmeden ve birbirini affetmeden bitmiyor savaş. Ateşkes anlaşmaları uzun ve bitimsiz bir savaşın diğer adı oluyor yalnızca.

Ve belki de, asıl: Pişman olmamız gerekiyor. Karşımızdakini kim olduğuna pişman ettirecek pişmanlık yasalarından söz etmiyorum. Kendi içimizde duymamız gereken derin bir utanç, mahcubiyet ve yüzleşmeden bahsediyorum. Ancak o vakit bir daha yapmamaya, bir daha hınç ve intikam duymamaya niyet edebiliriz karşılıklı olarak. Bu uzun bir yol.

?Bugün daha özgürce konuşuyorsak, bunu dağdakilere borçluyuz? yaklaşımına (içinde doğruluk barındırsa bile) bu yüzden teslim olmamamız gerekiyor. Çünkü böyle bir çıkarsama öfkeyi, kini ve şiddetin sürmesini meşrulaştırıyor.

Özgürlükler ise hınç ve intikam hisleriyle elde edildiğinde kalıcı olamıyor. Şiddetin bin bir çeşidinden bitip tükenen Türkler?le Kürtler?in kullanılmasına zemin hazırlıyor böyle gerekçeler.

Güngören?deki patlamada tutuklanan zanlıların bombayı patlatanlar olmayabileceği şüphesinin ?eğer iddia edildiği gibi deliller hakikatin sağlamasını yapmıyorsa- üzerine gidilmesi bu yüzden çok önemli. Hakikatin üzerindeki muğlak bulutları dağıtmak ve birlikte öğrenip, birlikte güzelleşmek için adalet ve hakkaniyet talebi üzerinden yapacağımız bu tür ittifaklar: Bizi kimi zaman ideolojiler, kimi zaman etnik kökenler üzerinden birbirimize düşürmek isteyenler karşısında yegâne dik duruş olsa gerek. Şahinler ittifakına karşı bir nevi kalpler ittifakı.

Taraf

 

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

Görüş Bildir Bizimle Paylaş