Tarikatın kültürümüzde var olduğunu anlatan Alanson, Karagümrük'teki Musiki Vakfı'nda müzik eğitimi aldığı için kendisine tarikatçı dendiğini ifade etti. Aldığı eğitimin sanatına yansıdığını belirten Alanson, şunları söyledi:
'Geçmişimize baktığımız vakit bütün padişahlar, hepsi bir tarikata bağlıdır. Tarikatlar şimdi kapatılmıştır. Vakıflar vardı. Musiki Vakfı vardı, Karagümrük'te. Ahmet Özhan'ın da gidip orada faaliyetlere katıldığı. Ben oradan müzik öğrenmişimdir. Ben 'fezy alma' tabiri vardır, çok hem de almışımdır. Orada edilen bir sözden aldığım olmuştur. Makamdan aldığım olmuştur. Hep oralardan beslenmişimdir. Sözlerimde dahi beslenmişimdir. Biz geçmişimize baktığımız vakit, nasıl bir Amerikalı kovboyla karşılaşıyorsa, biz de sarıklı adamlarla karşılaşıyoruz. Yani dedelerimiz, vesaire. Dolayısıyla onların yaptığı müzik nedir diye merak ettim. O dedikoduların çıktığı dönemde, tasavvuf ile kendi köklerimize indim. 300 yıl önceki bir melodinin ne olduğunu gördüm. Ama bunun için taa Orta Asya'ya gitmeye gerek yok.'
Mazhar Alanson, Sufik bir prodüksiyon yapmayı çok arzu etmesine karşın, taraf olmamak adına cesaret edemediğini şu sözlerle anlattı:
'Sufik prodüksiyon yapmak istedim, fakat ya Refah Partisi vardır, ya bilmem ne. Ecevit olduğunda yapılabilirdi. Taraf olmamak için. Hiçbir zaman yapamıyorsunuz, çok tabu konular. Cesaret edemiyorsunuz.'
Kaynak: TVG