$

Dolar

46,4664

Euro

53,2052

£

Sterlin

61,6495

Frank

57,4606

Gram Altın

6.264,6100

Bitcoin

3.019.948

$

Dolar

46,4664

Euro

53,2052

£

Sterlin

61,6495

Frank

57,4606

Gram Altın

6.264,6100

Bitcoin

3.019.948

Türkiye

Fatura polise kesiliyor, hırsız sorulmuyor

Başbakan Erdoğan, muhalefeti hükümeti yıpratmak için Türkiye'nin geleceğini karartmakla suçladı. Erdoğan 1 Mayıs'taki olaylarda polisi suçlayanlara da sert çıktı.

06.05.2008 - 14:11
Timeturk Editör
Fatura polise kesiliyor, hırsız sorulmuyor
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep

Tayyip Erdoğan, 'memleket sevdasıyla çıktıkları yolda en temel

önceliklerinin, milletin iradesini en yüksekte tutmak, demokratik ve

ekonomik istikrarın gözetilmek' olduğunu belirterek, 'Üzülerek

söyleyelim ki krizler üreterek siyaset yapmayı alışkanlık haline

getirenler, iktidarı zaafa düşürmek için ülkenin zaafa düşmesini

kendileri için bir fırsat olarak görüyorlar' dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında sözlerine, önceki gün

meydana gelen ve binlerce insanın hayatını kaybettiği, binlerce insanın

da kaybolduğu şiddetli kasırganın yaralarını sarmaya çalışan Myanmar

halkına başsağlığı dileyerek başladı. Başbakan Erdoğan, Çin halkına ve

devletine de tren kazasında hayatını kaybedenler sebebiyle başsağlığı

diledi.

AK Parti olarak millete hizmet yolunda hiçbir günü, hiçbir saati zayi

etmemeye azami özen göstererek çalışmalarını sürdürdüklerini anlatan

Erdoğan, şunları söyledi:

'Bütün dünyanın ve milletimizin gözü önünde bir süreç yaşıyoruz. Aklı

ve vicdanı en hassas terazi olan milletimiz, bizi de siyasi

rakiplerimizi de hakkaniyetle değerlendiriyor.

Hayatın her aşamasını önemli bir sınav olarak gören, her dakikasını

sorumluluk duygusuyla geçiren insanlar olarak, içinden geçtiğimiz süreci

de aynı hassasiyetle değerlendiriyoruz. Bütün gücümüzle Türkiye'nin bu

günlerini de kazanca dönüştürmek için gayret ediyoruz.

Tek temennimiz, bütün şartlarda milletimizin emanetini hakkıyla taşımak,

hizmet için çıktığımız bu yolda, heyecanımızı yitirmeden ülkemize hizmet

etmektir. Tek amacımız, milletimizle aynı istikamette yürümek, adaleti,

merhameti, hakkaniyeti en üst düzeyde tutmaktır.

Memleket sevdasıyla çıktığımız bu yolda en temel önceliğimiz

milletimizin iradesini en yüksekte tutmak, demokratik ve ekonomik

istikrarı gözetmektir.

KRİZ SİYASETÇİLERİ ÜLKEYİ ZORA SOKUYOR

Üzülerek söyleyelim ki krizler üreterek siyaset yapmayı alışkanlık

haline getirenler, iktidarı zaafa düşürmek için ülkenin zaafa düşmesini

kendileri için bir fırsat olarak görmektedirler. Türkiye'yi küçük

düşüren bir tek görüntü, bir tek fotoğraf ortaya çıktığı zaman, bu

negatif tabloyu kendi siyasetleri için bir kazanç, bir imkan sayıyorlar.

Türkiye'nin küresel rekabette elde ettiği sayısız başarı,

kırdığı rekorlar ise onları hiç ilgilendirmiyor.

Ekonomi onları ilgilendirmiyor, milli güvenlik onları ilgilendirmiyor,

uluslararası ilişkiler onları ilgilendirmiyor.'

ÖNCELİĞİMİZ DAİMA TÜRKİYE

Siyasi ihtirasları, kişisel hesapları, parti menfaatlerini her şeyin üzerinde tutanları milletin gayet iyi bildiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, 'Hükümetimiz, başından beri izlediği siyasetin gereği olarak

gözünü hiçbir zaman toplumun tamamının menfaatlerinden ayırmadı,

ayırmayacaktır. Önceliğimiz daima Türkiye oldu, daima Türkiye

olacaktır' diye konuştu.

Erdoğan, kendilerine göre, devletin ve milletin menfaatlerinin; devletin

milletle gücünü birleştirmesinde ve aynı istikamete yürümesinden

geçtiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Siyasetin temel görevi, asli misyonu da millet ile devletin bu güç

birliğini sağlamaktır. Bizim siyasetimizin ana misyonu budur. Bu güç

birliğinden rahatsız olanların varlığı bizi doğru bildiğimiz yolda

yürümekten alıkoymayacaktır. Bu siyaset anlayışını milletimiz de bizimle

paylaştığı için, her ilde, her bölgede toplumsal merkezin en güçlü

partisi olarak AK Parti'yi çıkarması da bundandır. En büyük toplumsal

desteğe sahip olamamız da bundandır.

Biz, hiçbir zaman ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı, çatışmacı siyaset

tarzlarına tevessül etmedik, bundan sonra da tüm Türkiye'yi kucaklayan,

kuşatan siyaset tarzımızı sürdüreceğiz. Sivas'ın ötesine geçemeyenler,

'Biz Türkiye'yi kucaklıyoruz' diyemezler. Ama 81 vilayeti, ilçeleriyle ayırt etmeksizin adım adım dolaşanlar, bu

milletle birleşmiş, milletle beraber ayrım yapmadan hep beraber el ele

devlet-millet kaynaşmasını ortaya koyarak geleceğe yürüyen kadro

olmuştur. İşte, bu kadro AK Parti'dir. Çünkü, biliyoruz ki Türkiye'nin

birlik ve bütünlüğünün yegane şartı, AK Parti'nin takip ettiği birlik

siyasetidir. Çünkü, inanıyoruz ki Türkiye'nin bir bütün olarak

kalkınmasının, bir bütün olarak demokratikleşmesinin yegane şartı, AK

Parti'nin yürüttüğü hürriyetçi demokrasi anlayışıdır.

Ne yazık ki Türkiye'de siyasi rekabet her zaman icraatlar, projeler

üzerinden yapılmıyor, siyaset bir uzlaşı zemini olarak görülmüyor.

Türkiye'nin terör ve şiddet eliyle politik kutuplaşma yoluyla, sınıf ve

zümre siyasetiyle, bölge siyasetiyle, kavim-kabile siyasetiyle, zaafa

uğraması bu ülkede kimsenin, ama kimsenin hayrına değildir. 6 yıldır

ısrarla dile getirdiğimiz bu gerçeği umuyorum ki siyasi rakiplerimiz de

en kısa zamanda anlayacaklardır. Zira Türkiye'de halkın istediği

birliktir, bütünleşmedir. Ayrışma değildir.'

SINIR ÖTESİ HAVA HAREKATI

Terörle mücadelenin çok boyutlu olarak devam ettiğini ifade eden

Başbakan Erdoğan, Hükümetin verdiği yetki çerçevesinde Türk Silahlı

Kuvvetlerinin, 1-2 Mayıs tarihlerinde terör örgütüne yönelik önemli bir

sınır ötesi hava harekatı daha gerçekleştirdiğini anımsattı.

Operasyon ile terör örgütüne ciddi kayıplar verdirildiğini anlatan

Erdoğan, şöyle konuştu:

'Bu operasyonu planlayıp icra eden Genelkurmay Başkanımız ve kuvvet

komutanlarımız başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerimizin bütün

kahraman mensuplarını kutluyorum. Terörle mücadeleyi, kararlılıkla, çok

yönlü ve çok boyutlu olarak devam ettiriyoruz. Olay sadece güvenlik

noktasında, askeri noktada olan bir mücadele değildir. Terörle

mücadelenin farklı özellikleri de var. Bir yandan askeri tedbirler

alınırken, diğer yandan siyasi, kültürel, diplomatik ve ekonomik

araçları da etkili bir şekilde kullanmayı sürdürüyoruz.

Askeri yöntemlerle birlik ve beraberliğimize kast eden terör örgütünü

etkisiz kılmaya çalışırken, eşzamanlı olarak içeride ve dışarıda

yalnızlaştırma konusunda ciddi adımlar atıyoruz, ciddi mesafeler

alıyoruz. İstismar etmek istediği bölge insanımızı daha çok kucaklamayı,

sosyal, kültürel ve ekonomik sorunlarına çözümler üretmeyi amaç edinen

Hükümetimiz, bu noktadaki hizmetlerini de hızla sürdürüyor. Buna paralel

olarak diplomatik imkanları da devreye sokmak suretiyle terör

örgütünü her geçen gün daha çok izole etmenin, insan ve finans

kaynaklarını kurutmanın gayreti içindeyiz.

Millet olarak bekamız, huzurumuz, mutluluğumuz, Türkiye'nin birlik ve

dirliğindedir. Etnik köken, din, mezhep ayrımı olmadan herkesin

kendisini birinci sınıf vatandaş hissettiği, kültürel farklılıklarımızı

zenginlik saydığımız, kardeşlik duygularımızı güçlendirdiğimiz bir

ortamı hızla geliştirmek mecburiyetindeyiz. Bu konuda en önemli

sorumluluk demokratik siyasete düşmektedir.'

Başbakan Erdoğan, AK Parti olarak bu sorumlulukla hareket ettiklerini

kaydederek, 'Teröre, şiddete, tedhişe prim vermemek de demokratik

siyaset anlayışının bir gereğidir. Demokratik bir düzende, hangi

gerekçeye dayandırılırsa dayandırılsın, hangi şartların ürünü olursa

olsun teröre meşruiyet atfedilemez' diye konuştu.

TERÖRE KARŞI DİPLOMASİ

Teröre karşı çok boyutlu mücadelenin önemli bir ayağını da diplomatik

çabaların oluşturduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, 'Komşumuz

Irak'ın merkezi hükümeti ile yoğun bir işbirliği içindeyiz. Irak ve

Türkiye, hem kendilerini hem de bölgelerini ilgilendiren sorunları aşmak

için karşılıklı saygı ve güven anlayışı içinde hareket etmek

durumundadır. Bu nedenle, diplomatik zeminin korunmasına ve

geliştirilmesine büyük önem veriyor, sık sık karşılıklı ziyaretler,

görüşmeler gerçekleştiriyoruz' dedi.

IRAK İLE DİYALOG VE İŞBİRLİĞİ

Erdoğan, 7-8 Mart tarihinde, Irak Cumhurbaşkanı Talabani'nin 5 bakanıyla

birlikte Türkiye'ye önemli bir ziyaret gerçekleştirdiğini hatırlatarak,

son olarak da Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Haşimi'nin geçen hafta

Ankara'da olduğunu kaydetti. Aynı günlerde kendilerinin de görüşmeler

yapmak üzere özel temsilcilerden oluşan bir heyeti Bağdat'a

gönderdiklerine işaret eden Erdoğan, şunları söyledi:

'Görevlendirdiğimiz heyet, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Kurulu

oluşturulmasına yönelik düşüncelerimizi Irak hükümetine

iletti. Başbakanların başkanlığında yürütülecek olan bu kurul, başta

güvenlik meseleleri olmak üzere ekonomi ve enerji alanlarındaki

gelişmeleri de iki ülkenin ortak çıkarları doğrultusunda değerlendirmeyi

amaçlamaktadır. Bu çerçevede, Kuzey'deki yerel yönetim dahil, Irak'taki

tüm grup ve oluşumlarla istişarelerin sürdürülmesinin de yararlı

olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda heyetimiz, oradaki tüm gruplarla

temaslarda bulunmuş ve olumlu görüşmeler yapmıştır. Türkiye, bundan

sonra da Irak'ın normalleşmesi sürecine azami katkıda bulunmaya devam

edecektir. Zira, toprak bütünlüğünü koruyan, siyasal istikrara kavuşmuş,

güçlü bir Irak'a bütün bölgenin olduğu gibi en çok da Irak halkının

ihtiyacı olduğu açıktır.'

Irak ile diyalog ve işbirliğinin geliştirilmesinin, Türkiye'nin genel

çıkarları yanında terörle mücadele açısından da büyük önem taşıdığına

işaret eden Erdoğan, 'Hava ve kara harekatları esnasında Irak'taki

merkezi ve yerel yönetimler ile diğer grupların olumsuz bir yaklaşım

içine girmemesi, bu görüşmelerin bir ürünüdür. Gerek merkezi hükümetle

gerek Türkmenler, Kürtler, Araplar, Sünni ve Şiiler olmak üzere tüm

gruplarla diyaloğumuz bundan sonra da devam edecektir. Terörle

mücadelenin güvenlik boyutunun yanında siyasi ve ekonomik, diplomatik

boyutlarını da derinlemesine ele alıyoruz' diye konuştu.

GAP'A KAYNAK AKTARIMI

Erdoğan, bölgelerarası gelişmişlik farkının azaltılması ve bölgesel

kalkınmanın gerçekleştirilmesi için çok boyutlu çalışmalar

sürdürdüklerini de belirterek, demokratik ve ekonomik gelişmeyi bir

bütün olarak ele aldıklarını, Türk insanını hak ettiği standartlara

kavuşturmanın mücadelesini verdiklerini anlattı.

Bu hafta Genel Kurul gündemine gelecek olan, 'İstihdam Paketi'

çerçevesinde Güneydoğu Anadolu Projesini (GAP) bitirmeye yönelik büyük

bir hamlenin başlatılacağını kaydeden Erdoğan, şunları kaydetti:

'GAP'a kaynak aktarmak noktasında da yine önemli bir adım atıyoruz.

Bugüne kadar İşsizlik Sigortası Fonuna aktarılan devlet payı ve

nemasının 2008-2013 yılları arasındaki faiziyle, Özelleştirme Fonu nakit

fazlasından toplam 3.5 milyar YTL'nin GAP için kullanılabilmesini

sağlayacak bir adım olarak atılıyor. Bu çerçevede, 2008 yılında GAP'a,

İşsizlik Sigortası Fonundan 1.3 milyar YTL, ayrıca Özelleştirme Fonundan

1 milyar YTL olmak üzere; toplam 2.3 milyar YTL aktarıyoruz bu yıl.

Bu sayede, 2013 yılına kadar GAP ve bölge illerine yönelik olarak önemli

oranda istihdam sağlamayı da hedefliyoruz. Bu adım inanıyorum ki gerek

Güneydoğu Anadolu, gerekse bölge illerinde çok ciddi bir sıçramayı, çok

ciddi bir hareketlenmeyi getirecektir. Bunun içinde barajların

yapımından; başta Cizre, Silvan olmak üzere, bütün bunlarla beraber

sulama sistemlerindeki aksamalar, yağmurlama, damlama sistemiyle tüm

topraklarımızı şu ana kadar yapılan ilkel sulama sisteminden çıkarıp

modern sulama sistemlerine, bilişim teknolojisiyle donanmış bir sisteme

geçmenin adımlarını atıyoruz. Bunların yanında eksik kalan yolları

süratle bitireceğiz. Böylece Güneydoğu Anadolu ve çevre illerinde hamd

olsun bu eksiklikleri gidermiş olacağız.'

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın