$

Dolar

45,9822

Euro

53,5342

£

Sterlin

61,9143

Frank

58,1523

Gram Altın

6.606,1200

Bitcoin

2.936.597

$

Dolar

45,9822

Euro

53,5342

£

Sterlin

61,9143

Frank

58,1523

Gram Altın

6.606,1200

Bitcoin

2.936.597

YAŞAM

Çarpıcı bir 'Hüseyin Üzmez'ler yorumu

Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez?in 14 yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel tacizde bulunduğu haberi gündeme bomba gibi düştü.

05.05.2008 - 19:42
Timeturk Editör
Çarpıcı bir 'Hüseyin Üzmez'ler yorumu
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

Üzmez?in eşi de kendisinden 50 yaş küçüktü ve o bunu, Peygamberin Hz. Ayşe ile evliliğini örnek göstererek savunuyordu. 3 eşli olan Tekbir Giyim?in patronu da benzer bir izaha sığınmaya girişti. Peki din bunu mu söylüyor? Yoksa basbayağı erkek egemen bakış, kişisel zaaf ve sapkınlıkların meşrulaştırılmasında dini mi kullanıyor? ?Kadın Aleyhtarı Rivayetlerde Ataerkil Geleneğin Tesirleri? başlıklı tezin sahibi, ilahiyat doktoru Hidayet Şevkatli Tuksal Star Gazetesi Açık Görüş için yazdı.

HİDAYET ŞEVKATLİ TUKSAL

Arzu ve sapkınlıkları dinle tefsir etme cüreti

BARIŞ Gelini Pippa Bacca?nın -evet hırsızlıktan sabıkalı- ancak evli ve iki çocuk babası bir adam tarafından, hunharca tecavüz edilerek öldürülmesinin ve bunun yarattığı üzüntü, utanç, sorgulama, reddetme (Biz erkek değiliz eylemi) günlerinin arkasından bir başka vakanın, Hüseyin Üzmez vakasının ortaya çıkması ?aman canım, sepette çürük elmalar da olur? kabilinden avunmacı tesellilerle normal hayatımıza dönemeyeceğimizi bir kez daha göstermiş oldu. Belki de Pippa, temiz ve masum ruhlara has o büyük güçle, ruhaniyetiyle hala bu toprakların üzerinde dolanıyor ve kız kardeşlerine sahip çıkmaya çalışıyor, kim bilir!

Pippa Bacca olayı, yarattığı utanç ve sarsıntıyla, ?erkekliğin? belki de ilk defa bu kadar kuvvetli biçimde sanık sandalyesine oturtulmasına vesile oldu. Tabi ki, hafifletici sebepler bazı kesimlerin dilindeydi ama yine de, bu topraklarda böyle bir kadının böyle bir yolculuğu sağ salim tamamlayamaya-cağına dair derin bilgimiz, bunun neden böyle olduğu sorusuna götürdü bizi! Neden amacı sadece iyilik olan bir kadın, iki çocuk babası evli bir adam tarafından tecavüz edilerek öldürüldü? Ve ardından bir yığın başka kadınlar, başka şiddet biçimleri ve başka sorular...

Kadınların şiddete, tecavüze, cinayete maruz kaldığı çeşitli olayların ardından yapılan yorumlar, tartışmalar kadın erkek ilişkilerine dair zihniyet haritamızın karanlıkta kalmış bir yerlerini açığa çıkarıyor, tıpkı Üzmez olayında olduğu gibi. Üzmez?in ne yaptığını tam olarak bilmiyoruz, bu yüzden bu konuda bir şey söylemek yanlış olur ama arkasından yazılıp çizilenlere dair söyleyecek epey sözümüz var. Fasıkların getirdiği habere itimat etmeme ilkesiyle suskunluğu ve beklemeyi tercih eden Vakit Gazetesi çevresinin, kendisinden 50 yaş küçük bir kadınla evli olmasına rağmen bir başka genç kızla yaşadığı aşk macerasını ?Can Pazarı? ismiyle yayımlayan yazarlarına pek de itimatkár davranmadıklarını görüyoruz. Hatta bazı yazarlar hiç şaşırmamış gibiler, ?savunmadan bekleme? halindeler. Bazıları ise, sadede gelmeden önce tesettürlü kadınlara verip veriştirme gayretine girişmiş görünüyor. Her halükarda, bir sarsılmışlık, bir panik hali hissediliyor. Burada mesele, hayatı çok daha dikkatli ve prensipli bir şekilde yaşama ve Allah rızasını gözetme iddiasında olan dindar insanların, toplum vicdanını rencide eden tavır ve sözleriyle gündeme gelmeleri ve bu tavır ve sözleri de İslami kaynakları kullanarak savunmaya, aklamaya çalışmalarıdır.

Erkek egemen din anlayışı

Ünlü bir tesettür giyim firmasının sahibi, tercih ettiği çok eşli evlilik tarzını açıklarken ?başka toplumların genelevlerle çözdüğü sorunu İslam çok evlilik ile çözmüştür? ifadesiyle kendisini savunabilmektedir. Bu ifade sayın tesettür patronunun buluşu değildir, çok eşli evliliği savunan pek çok el kitabında ya da konuşmada rast geldiğimiz bir ifadedir; yani nerdeyse yaygın bir kanaatin ürünüdür. Bu kanaat de, erkeklerin poligam bir doğası olduğu kabulüne dayanmaktadır. İyi güzel de, bu durumda sadece erkeklerin poligam isteklerine meşruiyet tanıyan; kadınların cinsellik, aile, eş, mutluluk tasavvurlarını dikkate almayan ?erkek egemen bir din anlayışından? söz etmiş olmuyor muyuz? Erkek zaaflarının, cinselliğinin; nikáhlı eşler, cariyeler ve hatta huriler düzeneğiyle alabildiğine olumlandığı bir din anlayışında, kadınlar kendilerine nerede ve nasıl yer bulabiliyor acaba? Ya da kadınlar bu erkek egemen din tasavvurları içinde, kendilerine gösterilen konumdan ne kadar hoşnutlar, bunları merak eden, dert eden var mı?

Biz Müslüman kadınlar, Kur?an-ı Kerim?i zaman ve mekándan bağımsız olarak teşekkül etmiş bir ilahi kitap/ buyruk olarak algılamanın hazin sonuçlarını yaşıyoruz! Yaşadığımız mekánların, kullandığımız araçların, iletişim ve yönetişim biçimlerinin, zaman anlayışının alabildiğince değiştiği şu modern zamanlarda, bu değişimin meşruiyeti sorunlu kabul edilse de, herkes bir şekilde ayak uydurmuştur ve eleştiriler sızlanmaktan, şikáyetten öteye gidememektedir. Ancak, bu değişim anaforunda değişmeden kalması istenen tek şey, kadınları erkeklerin hizmetinde ve emrinde gören hiyerarşik yaklaşımdır. Delil ise hazırdır: Nisa Suresi 34. ayet! Yüzyıllardır, erkeğin kadın üzerindeki ?emredici/yönetici? konumunun ilahi beyanı olarak kabul edilen bu ayet, kadın erkek ilişkilerinin temel düzenleyici ilkesi olarak kabul görmüştür.

Kafana göre yorumla

Oysa ayet, özellikle ilk bölümü itibarıyla normatif bir karakter arz etmekten uzaktır; indiği ortamın kadın erkek ilişkilerini deskriptif bir üslupla açıklamaktadır. Ayette erkekler, sosyo kültürel ve ekonomik açıdan kadınlara göre daha avantajlı konumda olmaları ve onların mali yükümlülüklerini üstlenmeleri sebebiyle, kadınları idare eden bir konumda tasvir edilmektedirler. Çünkü mevcut durum zaten budur. Bu koşullarda iyi kadınlar, itaatkár ve namuslu kadınlar olarak tarif edilmektedir.

Ayetin ikinci bölümünde, özelikle geçimsizliğin kadından kaynaklandığı hallerde kocanın karısına karşı nasıl bir yol izlemesi gerektiği anlatılır. Bu bölümde evin reisine, üç aşamalı bir davranış modeli önerilir: İlk aşama konuşarak sorunların çözümüne çalışmaktır. Bu yöntemle sonuç alınamadığı takdirde erkek yatağını ayırma yöntemini deneyecektir. Bu yöntemin de işe yaramaması halinde, meşhur ?darb? meselesi gündeme gelmektedir. Klasik müfessirlerin çoğu tarafından ?hafifçe, iz bırakmadan dövme? olarak anlaşılan bu ifade, son zamanlarda, kocaya dövme yetkisinin tanınmasını problemli ve adaletsizce bulan bir grup müfessir tarafından ?boşanma? olarak tercüme edilmektedir. Bu tercüme gönüllerimizi ferahlatsa da, kocaya dövme yetkisi tanıyan geleneğin hiyerarşik gücü, kadın erkek ilişkileri üzerindeki belirleyiciliğini hala sürdürmektedir.

OYSA, pek çok müfessirin kabul ettiği gibi, Kur?án?ın en doğru müfessiri Hz. Peygamber?dir ve kendisinin her ne sebeple olursa olsun, bir kez bile eşlerine el kaldırdığı görülmemiştir. Zaman zaman eşleriyle arasında ciddi anlaşmazlıklar baş göstermiş, böyle durumlarda asla onlar üzerinde iktidar gösterilerine kalkışmamış, sözlü ve fiili şiddet kullanmamış, garip ve mahzun bir şekilde uzaklaşıp bir köşeye çekilmiştir. Ancak, onun bu tavrının ilke olarak benimsendiğini iddia etmek çok zor!

Peygamber ne yapmıştı?

Hz. Peygamberin, 25 yıllık tek eşli evlilik sürecinden sonra, kimilerini gönüllü, kimilerini siyasal ya da sosyal zorunluluklarla gerçekleştirdiği evlilikleri ile Kur?án?da dönemin koşullarına ve yaşam tarzına uygun olarak çok kadınlı bir ilişki biçimini yansıtan atıflar, tavsiyeler, Müslüman zihinlerde çok kadınla evlenmeyi meşru hale getirmektedir. Burada da seçici bir algıdan bahsedebiliriz: Hz. Peygamber hayatının, gençliğinin önemli bir bölümünü tek eşli olarak geçirmiştir, karısı kendisinden hem yaşça büyüktür, hem de nüfuzca güçlüdür. Yoksul ve kimsesiz Muhammed?i himaye eden, zenginleştiren, ona çocuklar doğuran bir kadındır Hz. Hatice. Günümüzde adı saygıyla anılsa da, Hz. Peygamberin sünnetini uygulama adına kendinden yaşça büyük, dul bir kadınla evlenmenin, hele hele Hz. Sevde gibi yaşlı ve korunmaya muhtaç bir kadınla evlenmenin pek örneği yoktur çok eşli erkekler arasında. Onlar Hz. Ayşe gibi genç ve güzel kadınlarla evlenmeyi Sünnet olarak algılamaktadırlar nedense. Hatta Hz. Ayşe?nin evlilik yaşı konusundaki farklı yorumlar, bazı erkeklere çocuk yaşta kızlara düşkünlük gösterme cesareti de vermektedir. Bütün bu toz duman arasında, Müslüman kadınların seçici algısı, Nisa Suresi 3. ayette geçtiği şekliyle, eşlerine karşı adil davranamamaktan endişe eden erkeklere yapılan ?bir kadınla yetinme? tavsiyesine odaklanmakta ve böyle bir düzenin kurulmasını talep etmektedirler.

Hz. Peygamber zamanında yaşamış hanımların, cahiliye statükosunun kendilerine reva gördüğü ?ikincil konuma? dair kalıp yargıları aştıklarını ve kendilerini yeni toplumun sorumluluk sahibi eşdeğer üyeleri olarak gördüklerine dair pek çok rivayet, yeni düzenin kadınlar planında önemli bir değişim hamlesine ön ayak olduğunu gösterir. Ancak ayetlere yansıyan durum, katı bir erkek egemen sistem içinde, gerçekleşmesi 20. yüzyılı bulacak eşitlik hayalleri yerine, o günün şartlarında olabildiğince adil, olabildiğince iyileşmeye açık bir motivasyonun, bir duyarlılığın başlatılmış olmasıdır. İnsana güvenen ve ona rehberlik eden ilahi irade, bu duyarlılığın sürdürülmesini, insanlar arası ilişkilerin iyileştirilerek geliştirilmesini tavsiye etmektedir. Ancak Hz. Peygamber?in ve onun -Kur?an?ın dinamik ve interaktif nüzul sürecine tanıklık etmiş- yakın arkadaşlarının vefatından sonra, fitne döneminin de olumsuz tesirleriyle bu anlayış etkisini kaybetmeye başlamıştır. Giderek, ayetlerin ortaya koyduğu başlangıcın geliştirilmeye muhtaç bir ön aşama olarak anlaşılması yerine, nihai şekli verilmiş ve bütün sınırları belirlenmiş ilahi bir sistem olarak algılanması, dönemin erkek egemen kodlarının din olarak anlaşılması ve kutsallaştırılması sonucunu doğurmuştur. Bugün Müslüman kadınlar olarak bütün sorunumuz, ne yazık ki ilahi mesajı donduran ve erkek egemenliğini kutsayan bu yaklaşım tarzından kaynaklanmaktadır.

Dini ticarete alet etmek

Fakat hiçbir haksızlık sonsuza kadar sürme iktidarına sahip değildir. Bilgi ve iletişim çağının olanakları, yeni anlayışların, yeni bilgilerin, yeni ortaklıkların önünü açmakta; donukluğa ve durgunluğa meydan okumaktadır. İslam dinini farklı bakış açılarıyla, farklı bilgilerle ve yeni farkındalıklarla okumak, son ilahi mesajın insanlığa iletilmesi adına boynumuzun borcudur. Din adına konuşan, dindar pozu kesen ama öte yandan dinin öğretilerini, naif uygulamalarını kimi zaman kariyerist bir hırsla kullanan, kimi zaman kişisel zaaf ve sapkınlıklarına dayanak yapmaya cüret eden, kimi zaman ise basbayağı ticaret malzemesi yapanların göz önünde bulunduğu, ilgi ve itibar gördüğü bir vasatta yapılması gereken belki de ilk şey bu kişileri teşhis ve teşhir etmek olmalı. Zira, bir takım cemaat ve kişilerin dini anlayış ve ?kullanış? biçimleri dinin ilahi mesajıyla örtüşmediği gibi, doğru dini bilgiye ulaşamayanların da dinden soğumasına sebep oluyor.

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın