$

Dolar

46,2874

Euro

53,6017

£

Sterlin

62,1538

Frank

58,0786

Gram Altın

6.277,0800

Bitcoin

2.960.358

$

Dolar

46,2874

Euro

53,6017

£

Sterlin

62,1538

Frank

58,0786

Gram Altın

6.277,0800

Bitcoin

2.960.358

Ekonomi

Erdoğan MÜSİAD kurulunda patladı

Başbakan Erdoğan MÜSİAD Genel Kurulu'nda konuştu. Erdoğan spekülasyon yapanlara 'Bunların vatan, millet sevgisi diye bir dertleri yok' dedi.

19.04.2008 - 13:59
Timeturk Editör
Erdoğan MÜSİAD kurulunda patladı
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

Erdoğan, MÜSİAD'ın Grand Cevahir Otel'de yapılan 17. Olağan Genel Kurulundaki konuşmasında demokrasinin, ''vatandaşın özgür iradesiyle serbestçe hiçbir baskı altında kalmadan oy kullanması, kendi yöneticilerin seçmesi ve iktidarın gerçek sahibi olması'' demek olduğunu söyledi.

Demokrasinin her seviyeden, her gelir grubundan kökeni, ırkı, dini ne olursa olsun, her bir vatandaşın eşit oy hakkına sahip olması anlamına geldiğini vurgulan Başbakan Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

''Eğer bu özgürlüğü, eşitliği vatandaşın elinden alırsanız, orada demokrasiden, demokrasinin hiçbir çeşidinden bahsedilemez. Eğer oy vermedeki eşitliği tartışmaya açarsanız, doğrudan demokrasiyi tartışmaya açmış olursunuz. Demokrasinin bu en asli unsurunu, hatta demokrasinin bizatihi kendisini tartışmaya açanlara karşı, siyasi partilerden hiçbir tepkinin gelmemesi çok manidardır. Seçmenlerin mahiyetini tartışmaya açmak, milli iradeyi kategorilere ayırmak, demokrasiyi tartışmaya açmakla eş anlamlıdır.''

Demokrasiye, milli iradeye, demokratik özgürlüklere ve demokratik kazanımlara karşı atılan her adımın, yine karşısında tüm demokratik örgütleri, partileri bulabilmesi gerektiğini anlatan Erdoğan, Anadolu'nun ve Anadolu kalkınmasının öneminin demokrasi noktasında son derece önemli olduğuna dikkat çekti.

Recep Tayyip Erdoğan, ''Anadolu'nun her kenti, her bir ilçesi, her bir ferdi, artık 'Ben de varım' demiş, çalışmış, çabalamış yerelde oluşturduğu ekonomik ve demokratik çabalarla, başarılarla, genelde ulusal düzeyde söz sahibi olmaya başlamıştır. Bu da demokrasimiz için, milli egemenlik için, bölgesinde, dünyada saygın, itibarlı bir Türkiye için, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletinin tam anlamıyla tesisi için, son derece sağlıklı bir gelişme olmuştur'' diye konuştu.

MÜSİAD

Başbakan Erdoğan, MÜSİAD'ın 17. Genel Kuruluna başarı dileyerek yeni bir dönem için milat teşkil etmesini temennisinde bulundu.

1999 yılında cezaevine girmeden hemen önce MÜSİAD'ın kendisine ilk şeref üyesi olarak bir paye verdiğini anımsatan Erdoğan, ''Bu benim için çok anlamlıydı. Gerçekten o günlerde farklı bir teşvik ifadesiydi. Çünkü kim Türkiye sevdasıyla ülkemizi kalkındırmaya, büyütmeye, geliştirmeye gayret ederse, gurur duyulacak bir misyon yüklenmiştir'' dedi.

Erdoğan, MÜSİAD'ın 1990 yılından bugüne, Türkiye ekonomisinin ilerlemesine, büyümesine, ihracatının büyümesine, istihdamın artmasına çok değerli katkılarda bulunduğunu vurgulayarak, ''Şunu bütün kalbimle, samimiyetimle ifade etmek istiyorum, MÜSİAD gibi kuruluşlara ülke ve millet olarak şükran borçluyuz'' diye konuştu.

1990'lı yıllardan sonra Türkiye'nin, Anadolu'nun unutulmuş, ihmal edilmiş, sırt çevrilmiş illerinde de sanayi tesislerinin kurulabileceğini gördüğünü ifade eden Erdoğan, Konya, Kayseri, Çorum, Gaziantep, Uşak ve Denizli başta olmak üzere, Anadolu'nun birçok şehrinde çok ciddi bir yatırım ve üretim hamlesinin başlatıldığını anlattı.

Başbakan Erdoğan, üstelik bu hamlenin devletin, hükümetlerin desteği ve katkısıyla değil, bizzat o illerdeki vatandaşların kendi inisiyatifleri, kendi çabaları ve gayretleri ile başlatıldığını kaydetti.

Her türlü zorluğa, istikrarsızlığa, krize, parçalanmaya ve belirsizliğe rağmen, buralardaki iş adamlarının, kelimelenin tam anlamıyla kendi yağlarında kavrulduklarını belirten Erdoğan, destek değil, zaman zaman köstek olunmasına rağmen, Türkiye için artı değer üretmenin mücadelesinde olduklarını bildirdi.

İŞ ADAMLARININ YAŞADIKLARI

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, buradaki iş adamları ve sanayicilerin, küçük ve orta ölçekli işletme sahiplerinin, Türkiye'nin olumsuz politik ve ekonomik şartlarına ek olarak çok çeşitli engellemeler ve müdahalelere de maruz kaldıklarını söyleyerek sözlerine şöyle devam etti:

''Bu ülkede hatırlarsınız, geçmiş dönemlerde sermayenin dahi renklere ayrıldığına, bazılarına öz, bazılarına üvey muamelesi yapıldığına maalesef şahit olduk. Ülkemizde Anadolu'ya karşı, Anadolu sermayesine ve yatırımlarına karşı nasıl bir farklı tavır sergilendiğine, nasıl bir ayrımcılık yapıldığına maalesef hep birlikte şahit olduk. Ama hem bölgeleri birbirinden ayırdılar, kalkınmayı adil bir şekilde gerçekleştirmediler hem de bu bölgelerde yatırım yapmak isteyenlere karşı olumsuz bir tavır içinde oldular. Ama bir şeyi unuttular. Neydi o? Anadolu'nun tarihini unuttular. Anadolu insanının dirayetini, cesaretini, öngörüsünü, sağduyusunu unuttular. Anadolu'nun 'bitti tükendi' denilen her anda, çıkış yollarının kalmadığı sanıldığı anlarda, imkansızlıklara rağmen küllerinden yeniden doğduğunu ve kükrediğini unuttular.''

Başbakan Erdoğan, MÜSİAD'ın işte böyle bir dönemde, Türkiye'nin sanayicilerine, iş adamlarına bir çatı, yol gösterici ve öncü olduğunu ve tarihi bir görevi üstlendiğini belirterek, tüm bunların ötesinde MÜSİAD'ın, Türkiye'nin demokratikleşmesi ve istikrarına çok önemli katkılar sağladığını ve sağlamaya da devam ettiğini kaydetti.

Bir sivil toplum örgütü, bir baskı unsuru, bir sosyal taraf olarak MÜSİAD'ın, 1990'dan beri Türkiye'de güçlü, kaliteli, standartları yüksek bir demokrasi için mücadele verdiğini ifade eden Erdoğan, özellikle bu mücadelenin Türkiye için büyük anlam taşıdığını söyledi.

Erdoğan, geçenlerde ana muhalefet partisinin temsilcilerinden bir tanesinin ''AK Parti'nin aldığı oyu yüzde 47 değil 33'tür'' dediğini anımsattı.

Erdoğan şunları kaydetti:

''Bunlar ya demokrasiyi bilmiyorlar, ya bu ülkede seçimler nasıl yapılır, seçimlerin değerlendirilmesi nasıl yapılır ya bunu bilmiyorlar ki bunu bilmedikleri çok açık net ortaya çıkıyor. Tabi şunu da söyleyemiyorlar, varsay ki senin dediğin hesap doğru, o zaman kendi partinin hesabını da ortaya koy bakalım o nereye tekabül ediyor. İşine geldiği gibi hesap yapma o zaman hesabı bu şekliyle de bir yap ha o zaman kuş bile olamazsın.''

Bir dönem Türkiye'de sermayenin yeşil, beyaz, kızıl diye ayrıldığını söyleyen Erdoğan şunları kaydetti:

''Sizinkiler, bizimkiler diye ayrımcılık yaptılar şimdi bunun bir başka versiyonununu sürdürüyorlar, yerli sermaye yabancı sermaye diye ayrım yapıyorlar. Açık söylüyorum bunların dünyadan haberleri yok. Dünyanın nereden nereye geldiği, nereye doğru gitmekte olduğu hakkında en küçük bir fikir veya fikri kırıntıları da yok.''

Bu hafta Katar'da Türk işadamları ile bir araya geldiğini anımsatan Erdoğan, Türk müteahhitlerinin Katar'da son 5 yılda gerçekleştirdikleri proje miktarının 5 milyar dolara ulaştığını vurguladı.

Başbakan Erdoğan, ''Çıkıyor mecliste diyor ki (Katar'da bu kadar ne işleri var). Oturursun burada o zaman 5 yıl önce hangi noktadaysan o noktada kalırsın. Ama bunların böyle bir derdi yok. İnanın bunların vatan sevgisi diye, millet sevisi diye bir dertleri yok, bu kadar açık konuşuyorum yok'' dedi.

-''DÜNYAYA ÜLKEMİZİ PAZARLAMAK DEDİĞİMİZ ZAMAN BUNLARIN AKLINA BAŞKA ŞEYLER GELİYOR''-

Katar'da 7 bin Türk vatandaşının çalıştığını ifade eden Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Bunları nasıl görmezden gelirsiniz. Bugün eğer dünyada Türk müteahhitleri ABD ve Çin'den sonra 3. sıraya oturmuşsa bu durup dururken olmadı. Dünyaya ülkemizi pazarlamak dediğimiz zaman bunların aklına başka şeyler geliyor. Böyle oldu, koşturarak oldu. Yine dolaşacağız yine koşturacağız ama bunların anladıkları şeklide değil, çünkü bunlar hep aynaya bakarak konuşuyorlar ve orada da kendilerini görüyorlar, bizi göremezler. Uzun zaman ne Katar'da ne Dubai'de ne Kuveyt'te olmuşuz, küçümseyerek bakmışız. İngiliz, ABD, Alman olmuş, ticaret yapmaya ve oradan sermaye çekmeye gitmişler ve çekmişler.''

Balkan ülkelerinin her birinde Türk müteahhidi, Türk yatırımları bulunduğuna dikkat çeken Erdoğan, Bulgaristan'da sadece 2007 yılında yapılan yatırımın 600 milyon dolar seviyesinde olduğunu anımsattı.

Erdoğan, ''Burada bu niye yapılıyor, neden yapılıyor? Orada Türk müteahhidinin gücünü ispatlaması Türkiye'nin dünyaya tanıtımı dünyaya açılması noktasından çok önemli. AB üyesi ülkelere açılması bakımından çok önemli'' dedi.

Recep Tayyip Erdoğan, İsveç'te de yine Türk iş adamları bulunduğunu, bugün İsveç'te yaşayan Türk vatandaşları tarafından kurulan şirket sayısının 3 bine yaklaştığını, cirolarının da yılda 3 milyar avroyu geçtiğini belirterek, ''İsveç'te 50 bin kişiye iş ve istihdam sağlıyorlar. Bunları gördüğüm zaman duygulanıyorum, Türkiye adını göğsümüz kabarıyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı olarak gidiyorsunuz, orada vatandaşlarınızı görüyorsunuz ve onlar da göğsünü gere gere (artık bizim anlımız öne eğik değil dik geziyoruz Başbakanım diyorlar. Hamdolsun İsveç parlamentosunda Türkler var'' şeklinde konuştu.

-''TÜRKİYE'Yİ UYGUN ZEMİN OLARAK GÖRÜYORLARDI, 5 YIL BÖYLE GÖRÜYORLAR''

Bugün İstanbul'dan kalkan hemen hemen her uçakta bir Türk işadamının elinde çantası ile adı hadi duyulmamış ülkelere gittiğini, oradaki yatırım imkanlarını araştırdığını ve oraya yatırım yaptığını söyleyen Erdoğanıyor, MÜSİAD üyesi iş adamlarının gittikleri her ülkede yatırımların görmekten de haklı bir gurur duyduğunu ifade etti

Başbakan Erdoğan şunları kaydetti:

''Senin iş adamın, senin sanayicin gidecek, dünyanın dört bir köşesinde yatırım yapacak ama sen yabancı deyip Türkiye'ye yatırım gelmesini istemeyeceksin. Artık yabancı yok artık küresel sermaye var onun için ona aykırı duramazsın, bunun tutar tarafı mantıklı bir izahı yoktur. Eğer batı büyüyorsa işte böyle büyüyor. Para adete bir civa gibidir, kendisi için uygun zemin neresiyse oraya gider. Sen bu uygun zemini hazırlarsan Türkiye'ye gelir. İşte Türkiye'yi şu anda uygun zemin olarak görüyorlardı. 5 yıl böyle görüyorlar onun için hep tırmanışta olun.''

Bazılarının ''Geçen yıla göre Türkiye'deki küresel sermaye yatırımlarında yüzde 85 düşüş var'' diye zevkten dört köşe olduklarını ancak bunun nedenleri üzerinde durmadıklarını söyleyen Erdoğan, ''Acaba neden korkuyorlar, sermaye ürkektir. Bana gelen yatırımcı firmalar şunu soruyor, (ne oluyor). Öyle bir noktaya geldik ki Misakı Milli sınırları içine kendisini hapetmekten, sınırlarını dar tutmaktan, değişememekten, değişime direnmekten dolayı kendilerine övünç payı çıkarmaya çalışıyorlar. 1940'ların Türkiye'sine, dünyasına takılıp kalmışlar, oradan bir adım öteye geçemiyorlar. Keşke Misakı Milli sınırları olsa o kadar bile değil, bunlar Ankara'ya, İstanbul'a sıkışıp kalmışlar, dünyaya sağır, dünyaya kör, gelişmelerden haberi yok. Kuyu kazmakla, engel çıkarmakla, başaranların altını oymakla meşguller'' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, pirinç sıkıntısı yaşandığı yönündeki görüşlere ilişkin olarak ''Benim ülkemde biz milletçe gerektiğinde şunu da yaparız. Gerekirse pirinç yemem, bulgur da yerim. Ama bizim buna da ihtiyacımız yok. Çünkü bizim pirincimiz var'' dedi.

Erdoğan, Anadolu'daki işadamlarının, sanayicilerin, KOBİ sahiplerinin bir dönem nasıl feryat ettiklerini çok iyi bildiklerini belirterek, '''Gölge etme başka ihsan istemem' dediler. 'Teşvik de istemiyorum, kredi de istemiyorum, altyapı da istemiyorum' dediler, 'Yeterki engel çıkarma, yeter ki yük olma, yeter ki gölge etme' dediler ve bu şekilde başardılar. Ama yok, birileri Ankara'dan oturup herşeyi dizayn etmek, herşeyi tasarlamak gibi bir vazife biçmişler kendilerine. Ülkenin, milletin kendi kaderinde söz sahibi olması diye birşey yok. Kaderi onlar tayin edecekler. İşte demokrasi bunun için önemli, demokrasi eşitlik için, adalet için, kalkınma için, iş için aş için önemli'' diye konuştu.

Son 5,5 yılda elde edilen başarıların bile demokrasinin, istikrarın, güven ortamının ne derece hayati olduğunu ortaya koyduğunu aktaran Erdoğan, bu süreçte elde edilen başarıların kesinlikle yaşanan kriz dönemleriyle kıyaslanacak boyutta olmadığını, 2000 ve 2001 yıllarında yaşanan krizin ardından göstergelerde kaydedilen iyileşmenin, kriz tarihine göre değil, Türkiye Cumhuriyeti tarihine göre rekor düzeyde bir iyileşme olduğunu kaydetti.

Erdoğan, Türkiye ekonomisinde her 2-3 yılda bir kriz yaşanan dönemlerin geride bırakıldığını, kriz kelimesinin lugatten çıkarıldığını ve bunun istikrar, güven ortamı, demokratikleşme, insan haklarının iyileştirilmesi ile mümkün olduğunu ifade ederek, ''Tabii ki lafla iş yürümüyor. Türk siyasetinin Türkiye'de siyaset yapma tarzının artık bunu kavrama zamanı gelmiştir ve hatta da geçiyor. Hamasetle işler yürümüyor. Sloganla, hamasetle, tribünlere oynayarak işler yürümüyor. Türkiye bunu gördü. Bu millet bunu acı şekilde tecrübe etti. İş yapacaksınız, üreteceksiniz, gayret edeceksiniz, eksiği gediği tespit edip üzerine gideceksiniz'' şeklinde konuştu.

79 senede 230 milyar dolar olan GSYİH'nın üzerine 5 senede 429 milyar dolar eklendiğini, 36 milyar dolar olan ihracatın 114 milyar dolara ulaştığını aktaran Erdoğan, ''Buralara durup dururken gelir mi? Gece gündüz demeden koşmaya mecbursun. Fellik fellik işadamlarıyla dolaşmaya mecbursun. Bu bir seferberlik adeta. Yapmaya mecburuz. Dünyanın en ücra köşesinde, ismini bilmediğiniz yerde bugün eğer Türk girişimci varsa, bunun bir anlamı var. Bunları yapamayınca sofradaki ekmeği de büyütemezsin, işsize iş de üretemezsin'' dedi.

Başbakan Erdoğan, yatırımların da süreçte büyük artış kaydettiğini ve özel sektörün payının da giderek yükseldiğini ifade ederek, bunda Türkiye'nin farklı bir ülke haline gelmesi, uygun yatırım ortamına ve öngörülebilir bir yapıya kavuşmasının rol oynadığını dile getirdi.

Artık Türkiye'nin kararlı bir ülke olduğunu, umut verici gelişmeler yaşandığını söyleyen Erdoğan, ''Bunu bozduğunuz anda, tereddütler, soru işaretleri oluşturduğunuz anda, sanal gerilimler çıkardığınız anda gayet tabiidir ki özel setör yatırım konusunda tereddüt etmeye başlıyor. Hatta sadece özel sektör değil, ekonominin tüm aktörleri bir tereddüt içine giriyor ve harcamaları kısıyor. 'Acaba birşey mi olacak, acaba birileri Türkiye'yi rayından mı çıkaracak?' Bu sorular artıyor ve ekonomi de bundan etkileniyor'' değerlendirmesinde bulundu.

-''İYİMSER BAKIŞI BOZDUĞUNUZDA BEKLENTİLER DE BOZULACAK''-

Erdoğan, iyimser bakışın ekonomi noktasında hayati derecede önemli olduğunu vurgulayarak, ''Bunu bozduğunuz anda, bunu bozmaya yeltendiğiniz anda beklentiler de bozulacak, karamsarlık hakim olacak ve göstergeler tersine dönmeye başlayacaktır. Bunu yapmaya hiç kimsenin hakkı olamaz, iktidarıyla, ana muhalefetiyle, muhalefetiyle hiç kimsenin hakkı olamaz'' görüşünü aktardı.

Zaman zaman kendilerine yönelik olarak siyasilerin, ''Efendim, bunlar devletin malını mülkünü sattılar. Bunu herkese peşkeş çekiyorlar'' şeklinde değerlendirmelerde bulunduklarını söyleyen Başbakan Erdoğan, şu ana kadar yapmış oldukları özelleştirmelerle 30 milyar dolara yakın bir gelir elde ettiklerini, ve bunların tamamen şeffaf bir şekilde gerçekleştirildiğini, ciddi bir kısmının zarar eden devlet kurumları, diğerlerinin de tekel konumundaki kuruluşlar olduğunu belirtti.

Erdoğan, bu süre içerisinde sadece IMF'e olan borcun 16,5 milyar dolar azaldığını, Merkez Bankası rezervlerinin yaklaşık 45 milyar dolar artırıldığını, işçi ve memurlara yaklaşık 10 milyar dolar nema ödemesi yaptıklarını ifade ederek, ''30 milyon dolar nerede. Şu ana kadar bizim bu üç kalemde ödediğimiz rakam nerede? Mukayesesi kabil mi? Ayıptır, yazıktır. Yani ben iktidarı eleştireceğim diye siz bu rakamları saptıramazsınız, yatırımları konuşmuyorum, dikkat edin. Diğer yaptığımız ödemeleri konuşmuyorum, dikkat edin'' dedi.

-''(PİRİNÇTE) KUYRUĞUN MUYRUĞUN OLUŞTUĞU YOK''-

Kamu net borç stoğunun da yüzde 78'den yüzde 36-37'ye düştüğüne işaret eden Erdoğan, ''Hortumlar kesildi. Hortum mortum evvel Allah kalmadı'' diyerek, Türkiye'nin bu seviyelere, bu şartlara nasıl zor süreçlerden geçerek geldiğini işadamlarının ve milletin bildiğini ifade etti.

Pirinç konusunda son günlerde yaşananlara da değinen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Şimdi de pirinç spekülatörleri çıktı. Ayıptır. Bunlarda ar diye birşey yok. Depolarda mepolarda bunları saklamak suretiyle kalkıp vatandaşa daha pahalı pirinç nasıl satarım... Geçenlerde bir gazetede yazıyor, '70'li yılların öncesine döndük, yine kuyruklar oluştu'. Kuyruğun muyruğun oluştuğu yok. Ben dün Mudurnu'daydım, bir tane oradaki bakkal dükkanına girdim, markete girdim. Bakayım pirinç var mı diye. Baktım maşallah pirinç de var, bulgur da var, makarna da var. Dert başka, dert, biz bu iktidarı nasıl yıpratırız. Tamam bir kuraklık var bu yıl ülkemizde. Biz geçen yıla kadar ihraç ediyorduk. Ama şimdi de ithal ediyoruz. Benim ülkemde biz milletçe gerektiğinde şunu da yaparız. Gerekirse pirinç yemem bulgur da yerim. Ama bizim buna da ihtiyacımız yok. Çünkü pirincimiz var. Daha geçen hafta Bakanlar Kurulumuzda geçti. Yine pirinç ithal etmek suretiyle vatandaşımızın damak tadını da evvel allah kaçırmayız. Ama bu tür spekülatörlere de aldanmayın, bu cambazlara aldanmayın. gerekirse ihbarda bulunun. Bunların üzerine üzerine gideceğiz. Bunun tedbirlerini de almış durumdayız. Her türlü milletimize karşı bu tür oyunlara girenlere milletçe hep beraber hesabını sormak durumundayız. İnşallah buna fırsat vermeyeceğiz.''

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın