DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

DOLAR

18,1149 ₺

EURO

18,2151 ₺

ALTIN

1.016,67 ₺

BİST

3.020,20 ₺

Erdoğan: Sular yokuş yukarı akmaz

Başbakan Erdoğan, bu güne kadar millete bedel ötecek hiçbir uygulamaların olmadığını belirterek,'Şunu herkes iyi bilsin, Türkiye demokrasiden dönmez' dedi.

08.04.2008 12:26:00

Haber Merkezi / TIMETURK

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti grup toplantısında yaptığı konuşmada, bugün ne diyeceğinin her zamankinden daha çok önem taşıdığını vurgulayarak, şunları söyledi:

''Zira siyasette önemli olan, demokratik duruşunuzu sağ-sol yapmadan ortaya koymaktır. Bugünler elbette geçecektir. Türk demokrasisi, kurum ve kurallarıyla inanıyoruz ki mevcut sorunlarını aşabilecek tecrübe ve olgunluğa sahiptir. Bugünlerden geriye sorunlar değil, onların nasıl çözümlendiği, siyasi aktörlerin bu süreçte ortaya nasıl bir duruş koydukları kalacaktır.

İçinde bulunduğumuz süreç ülkemize hizmet aşkımızdan, demokrasi mücadelemizden hiçbir şey eksiltmeyecektir. Biz, 'Herkes için her vatandaşımız için daha çok demokrasi, daha çok refah' ilkesiyle yola çıktık, bundan sonra da bu istikamette yürüyeceğiz. Halkımızın aklına, vicdanına, hissiyatına tercüman olmaya devam edeceğiz. Milletimize güveneceğiz ve milletimizin hukukunu sonuna kadar savunacağız.

Bugüne kadar milletimize bedel ödetecek hiçbir uygulamamız olmadı, bundan sonra da olmayacaktır. Şunu herkes bilsin ki sular yokuş yukarıya akmaz, Türkiye, demokrasi mecrasından geri döndürülemez.

Dolayısıyla biz yine, demokrasiyi, hukuk devletini, milli menfaatlerimizi,70 milyon insanımızın mutluluğunu, 81 vilayetin yollarını, 40 bin köyümüzün yolunu, suyunu, enerjisini, sularını, şehirlerimizin mamur hale gelmesini, üretimi, istihdamı, rekabeti düşünmeye, halkımızın sağlığına varıncaya kadar meseleleri için çare ve çözüm üretmeye devam edeceğiz.''

''AYNI YOLDA YÜRÜYECEĞİZ

Demokrasinin, hukuk devletinin yollarını açmayı, ülkenin istikbalini aydınlatmayı sürdüreceklerini bildiren Erdoğan, ''Bugüne kadar kendimizi değil, ülkemizi, milletimizi düşündük, bundan sonra da aynı yolda yürüyeceğiz'' dedi.

Modern dünyanın ayrılmaz bir parçası olarak Türkiye'nin çağdaşlaşma mücadelesini sürdüreceklerini kaydeden Başbakan Erdoğan, ''Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti karakteri güçlenmeye devam edecektir'' diye konuştu.

Halka güvenmeyenlerin düşüncelerinin farklı olabileceğini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Biz, halkımız gibi düşünüyoruz. Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği için müzakere kararı alındığında da milli gelirimiz ve ihracatımız üçe katlandığında da hedefimiz, Türkiye'nin aydınlık geleceğinden başka birşey değildi.

Cumhuriyetimizin 100. yılına odaklanan bir iktidar partisiyiz. 70 milyonun hukukunu savunuyoruz. Bu ülkenin 80 vilayetinde milletvekili çıkardık. Türkiye'nin bölünmez bütünlüğünün teminatı olduğumuz gibi, bu iddiaya ulaşan, bu ölçekte ülkemizi bir bütün olarak temsil eden başka bir parti yoktur.

Kavganın, gerilimin, öfkenin tarafı olmadık, değiliz. Milletimizden yanayız ve milletimiz gibi düşünüyoruz.

22 Temmuz akşamı dediğim gibi; biz yalnızca bize oy verenlerin değil, bize oy vermeyenlerin de emanetini taşıyoruz.

Türkiye, 2002 Kasım'ından bu yana daha güçlü, daha kalkınmış bir ülke olma, daha mutlu, müreffeh yarınlara ulaşma adına doğru olanı yapıyor, doğru istikamette ilerliyor. Bu istikamet, milletimizin gösterdiği istikamettir. Türkiye için yegane doğru istikamettir. Şartlar ne olursa olsun, asla dışına çıkmamamız gereken istikamettir.''

TÜRKİYE'NİN NABZI ANKARA'DAN TUTULAMAZ

Başbakan Erdoğan, 14 Ağustos 2001 yılından bu yana milletin iradesi ve beklentileri doğrultusunda bir yandan Türkiye'yi yaşadığı ağır sıkıntılardan, zorluklardan çıkarmanın, bir yandan da çocuklara yepyeni, aydınlık bir gelecek inşa etmenin mücadelesini verdiklerini anlatarak, ''Bu mücadeleyi milletimizle el ele, gönül gönüle vererek, bu ülkenin gelecek hedeflerine kilitlenerek yürütüyoruz'' dedi.

AK Parti'nin tek gündeminin, milletin de temel beklentisinin bu olduğunu kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:

''Geçen zaman zarfında bir hususu çok açık ve net olarak müşahede ettik: Türkiye'nin nabzını Ankara'da oturarak tutmanın imkanı yoktur.

Türkiye'nin gelecek heyecanını, çocuklarımızın taze umutlarını, insanımızın üretim azmini Ankara'da oturup sağır koridorların, aşılmaz duvarların, kapalı kapıların ardından duymak mümkün değildir.

SENARYO YAZIYORLAR, VEHİM ÜRETİYORLAR

Ankara'da felaket senaryoları yazmayı, boş vehimler üretmeyi, düz giden işleri sekteye uğratmayı kendine iş edinmiş olanlar var. Eğer kendinizi bu atalete teslim ederseniz, Türkiye'nin nasıl bir azim ve heyecanla geleceğe doğru ilerlemekte olduğunu asla bilemezsiniz.

Bu ülkenin bütün şehirlerinde, bütün ilçelerinde, bütün köylerinde artık büyüklüğüne yakışan bir ülke olmanın umudu, hayali yeşermiş durumdadır. Bu dinamizmi, bu atılım heyecanını, milletimizin yediden yetmişe her ferdinin aynı kararlılıkla sahiplendiği bu varoluş iradesini görmek için Türkiye ile kucaklaşmanız gerekir.''

Ayrıntılar gelecek....

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

Görüş Bildir Bizimle Paylaş