DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

Sarıkız darbesini Aysun Kayacı mı yapacakmış?

Aysun Kayacı'dan incilere Yıldıray Oğur'dan farklı bir bakış geldi...

31.03.2008 22:02:00

Sarıkız darbesini Aysun Kayacı mı yapacakmış?

Yıldıray OĞUR

2009'daki darbeye daha çok var. Gülelim eğlenelim, bu Cumhuriyet kimseye kalmaz. Paris Hilton gelsin güzellik yarışmasına, biraz geç kalınca Mehmet Ali Erbil 'Paris, Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındı. Serbest kalınca gelecek. Önce İlhan Selçuk çıkacak, ardından onu bırakacaklar,' diye patlatsın espriyi. Yapsın vazifesini köşeye sıkışmış Cumhuriyet'e. Güzellik yarışması kalabalığı da bilinçli bilinçli çok çok gülsün, bilinçli bilinçli çok çok alkışlasın. Kaçırmışlar fırsatı, hâlbuki tam o espri patladığında 'Türkiye laiktir laik kalacak' diye bağırmak gerekirdi.

Yarışmanın koreografları şeriatçı olmasın? Belki de sıkıştırmışlardır mayolu geçişin arasına meşazlarını, bilmiyorum Paris Hilton?la onore olan, Mehmet Ali Bey ve Pınar Altuğ?la coşan güzellik yarışmasının bu mutlu mesut kalabalığını midem kaldıramadığı için izleyemedim. O güzel kızlar 'dünya barışı istiyorum' yerine 'laik bir Türkiye istiyorum' dememişlerse taçları geri alınmalı. Hatta zaten taçlarını ilk güzellik yarışması yapan Cumhuriyet'in başyazarı takmalıydı böyle bir ortamda. 83 yaşında, iki kalp ameliyatı olsa da çıkmalıydı o sahneye başyazar ve o bilinçli kalabalığı '2009'da laikliğimizin nişanesi olan bu yarışma yapılabilir mi emin değilim' diye korkutmalıydı.


Bakmayın ekranda bir adamı donsuz bıraktığına, bir espri yapacağım diye senelerce aşağılamadığı adam kalmadığına; Mehmet Ali Bey özünde bir tiyatrocudur. Tiyatrocu olmak bizim buralarda 'zzıt Erenköy' dese bile içimizi kıpraştıran o ses tonlarıyla düğmesine bastığında her türlü çağdaşlık meşazını üzerimize fışkırtabilen, aydınlanmasını tamamlamış, bizi kötü tiyatrolarına gitmediğimiz için her an aşağılama imtiyazına sahip üstün varlıklar demektir.

Yani bakmayın sululuklarına, o da içi çağdaşlık coşkusuyla yanıp tutuşan, bilimin ışıklı yolunda gözünü hiç kırpmadan yürüyecek aydın bir Türk komiğidir. İsterse tüm o sululukları bir kenara bırakıp Nâzım?dan bir Kuvvai Milliye destanı patlatabilir, düğmesine basarsanız şehitlerimize canını feda edebilir, gerekirse 'AKM değil, AKP kapatılsın' eylemlerinde boy gösterip Cumhuriyete olan ev ödevlerini çocuksu bir kıvançla yerine getirebilir ya da İlhan Selçuk abisine zor gününde Paris Hilton üzerinden öyle bir espriyle destek verir ki Ergenekonseptik gazetelerin genel yayın yönetmenlerine bile ilham kaynağı oluverir.


Sululuğa vurursak darbe tehlikesi geçer mi? Ergenekoncuları biraz gıdıklasak belki vazgeçerler kumpastan. Ya da Mehmet Ali Bey esprilere devam etmekle tehdit etsin Ergenekon savcısını. İlhan Selçuk'un tehditlerinden daha bezdirici olur, 'Allah hepinizin belasını versin, bırakıyorum işi' demesinden korktuğumuz savcı için.


İşçi Partisi'nin komplo teorileriyle Mehmet Ali Bey'in esprilerinin yarıştığı kısır ve buz gibi bir mizah bulutu üzerimizden geçiyor. Askerî konular mevzu bahisken topa girmeyen mizah dergileri de yine hacı fış fış kıvamında komikleşmekte.


Üniversiteye başladığından, o aydın hocaları bilimin nurlu ışıklarını üzerine üzerine saçmaya başladığından beridir faşistleşme eğilimleri göstererek, hayranlarını hayal kırıklığına uğratan Aysun Kayacı bir taraftan, 'Ay kalitemi bozdurdular bana yine. Gelmesinler buralara o köylü yobaz pis AKP'liler' şeklinde ekranda her hafta sinir krizlerine şahit olduğumuz Pınar Kür diğer taraftan ve 'Yiyin birbirinizi' başlıkları 'Ne Darbe Ne AKP' sloganlarıyla medya, sanat ve akademik dünyayı sarsmaya devam eden, tecavüze uğrayan kıza 'Mini etek giyersen böyle olur, oh canıma değsin, kurtulamıyorsan bari tadını çıkar' nasihatleri veren şol cenah başka bir taraftan benimle dalga geç diye yalvarmakta.

Ergenekon kaçamakları, darbecileri savunacağım diye atılan taklalar, Doğu Perinçek?le 'dostlar nasıl satılır' başlıklı mektup arkadaşlıkları, 'ben darbeye karşıyım ama' edebiyatları, Abdüllatif Şener'in kifayetsiz muhterisliği yüzde yüz esprilik ortalar olarak insanı tahrik etmiyor değil.


Ama biraz dişimizi sıkacağız. Ayaklarımızın altını bile gıdıklasalar, bizi güldürmek için Mehmet Ali Erbil ile işkence bile yapsalar, sinirimizden bile olsa, gülmeyeceğiz, Ergenekon'u sululuğa vurma operasyonuna karşı direneceğiz. Direne direne de kazanacağız. 2004'te bir darbe atlattığımız kesinleşti. Sarıkız, Ayışığı? Espri yapan? Komik değil mi? 2004'te darbe atlatmışız. Gülün Seyfo ile Midyat.


Bugün de dişinizi sıkın, gülme krizi gelince derin derin nefes alın, öksürün. 2009 darbesini de hayırlısıyla bir atlatalım. Hep birlikte çok güleceğiz.

TARAF

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

Görüş Bildir Bizimle Paylaş