DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

Arınç: İddianame kin ve garezin ürünü

Arınç, ''AK Parti önümüzdeki seçimlerde bu zulüm ve haksızlık karşısında yüzde 70 oy alacaktır'' dedi.

15.03.2008 16:25:00

Arınç, Manisa ve Beyoğlu Belediyeleri arasındaki ''Kardeş Şehir'' protokolünün imza töreninde basın mensuplarının AK Parti hakkındaki kapatma davasına ilişkin sorularını yanıtladı.

Henüz iddianameyi görmediğini, basılı yayında da tam anlamıyla yayımlanmadığını anlatan Arınç, dün akşam geç saatlerde Anayasa Mahkemesinde böyle bir dava açıldığını duyduğunu ve AK Parti Genel Merkezi'nde konu üzerinde çalıştıklarını söyledi.

Bülent Arınç, sözlerine şöyle devam etti:

''Türkiye'de siyasi parti kapatma davaları ve sonuçları hepinizin malumudur. Çok garip, beklenmedik, umulmadık bir şekilde... Ve hiç birimizin düşünemediği, tahayyül bile edemediği şekilde, Cumhuriyet Başsavcılığı iktidarda bulunan, 16,5 milyon seçmenin oyunu almış, 2 dönemdir tek başına iktidarda bulunan, Türkiye'yi AB'ye taşımak için müzakere masasında oturan bir parti hakkında kapatma davası açmış bulunmaktadır. Hiçbir endişemiz yoktur, hiçbir tedirginliğimiz yoktur, hiçbir üzüntümüz yoktur. Tek üzüntümüz Türkiye adınadır, milletimiz adınadır, demokrasimiz adınadır.''

''ANAYASA MAHKEMESİ KÖKTEN REDDEDECEKTİR''

Türkiye'nin demokratikleşme ve özgürleşme noktasında bu kadar mesafe aldıktan sonra, temel haklarda alabildiğine genişleme mücadelesi verirken, ''bir siyasi partinin gelişigüzel kapatılmak istenmesini sadece üzüntüyle karşıladıklarını'' dile getiren Arınç, ''Bu çok yanlıştır, hukuka uymaz, delilden mahrumdur... Ve inanıyorum ki, Anayasa Mahkemesi bu davayı kökten reddedecektir'' dedi.

Cumhuriyet Savcılığı veya başsavcılığının iddia makamı olduğunu, kişi ve kurumların lehinde ve aleyhinde delil topladığını ifade eden Arınç, şöyle konuştu:

''Bundan evvel açılan davalara da bakarak, şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, sayın başsavcının delilleri sadece gazete kupürleridir. Bu gazete kupürleri de Türkiye'de bugüne kadar maniple edilmiş haberlerin çokça yer aldığı yerlerdir. Doğruluğu şüphelidir. Kaldı ki, AK Parti 16,5 milyon seçmenin, yani sokaktaki 2 seçmenden birinin oyunu almış bir partidir. Yüz binlerce teşkilat mensubu vardır, yüzlerce, hatta bini aşkın belediye başkanı vardır. Biz polis devletinde değiliz ki, her kişinin başına bir jandarma koyalım da 'sağa bakma suç olur' diyelim.''

Bülent Arınç, Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu dile getirerek, ''Hukuka aykırı eylem ve işlem yapanlar mahkemelerde yargılanır; mahkum olurlarsa sonuçlarına hepimiz katılırız ama sadece bir haber çıktı diye, birisi bir şekilde konuştu diye dava açmaya kalkarsak, herkes hakkında bu davalar açılabilir. Ama delil vasfını kazanmamış bu davalar sonunda maalesef iptal olmaya mahkum olur'' dedi.

''TEESSÜFLE KARŞILIYORUM''

Bülent Arınç, AK Parti'nin hukuk düzeninde güçlü bir iktidar partisi olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

''Suç işlememiştir. Hiçbir mensubu da başsavcının iddianamesinde yer aldığını zannettiğim konular üzerinde hüküm giymemiştir. Elbette ceza kanunlarının suç saydığı fiiller zaten mahkemelerde karşılığını bulmaktadır. Dolayısıyla bir iktidar partisi, hele hele Türkiye'yi çağdaşlaşma noktasında gerçekten demokrat, gerçekten laik, gerçekten hukuk, gerçekten sosyal bir devlet olarak kabul edip, bu yolda çalışmalar yapan, gecesini gündüzüne katan bir iktidar konusunda böylesine sorumsuzca dava açılmasını teessüfle karşılıyorum, üzülüyorum. Türkiye adına üzülüyorum. Sonucunu hep beraber göreceğiz.

Ben 40 yıla yaklaşan siyasi hayatım içinde, geçmiş bazı davaların iddianamesinde de yer alan bir kişi olarak tecrübemle söylüyorum ki, bu parti kapatma davalarının siyaseten kapatılmak istenen partiye hiçbir zararı olmaz. Aksine, aldığımız telefonlardan, çevremizden bize karşı dayanışma ve destekleme içinde bulunan kişilerden, kurumlardan aldığımız haber onu gösteriyor ki, AK Parti önümüzdeki seçimlerde bu zulüm ve haksızlık karşısında yüzde 70 oy alacaktır. Siyaseten hiçbir kayıp söz konusu değildir ama bunun dışında Türkiye'nin bazı şeyler kaybedeceğini düşünüyorum.''

''BU DAVANIN TEMELİNDE HUKUK YOKTUR''

Arınç, ''ihracat 100 milyar Doları aşarken, ülkenin üretimiyle, istihdamıyla, büyüme hızıyla çağdaş ülkeler seviyesini yakalarken, AB üyelik sürecinde 4 müzakere başlığı başarı ile kapatılırken, demokratikleşme alabildiğine özgürlükler alanında ilerliyorken, halkı korku, endişe ve karamsarlık içine sokmaya kimsenin hakkı olmadığını'' söyledi.

Davanın açılma sebeplerinden bir kaçının önümüzdeki günlerde fazlasıyla konuşulacağını belirten Arınç, şunları kaydetti:

''Bu dava hukuki temelden yoksundur. Bir hukukçu olarak söylüyorum. Zihnini, vicdanını satmamış bir insan olarak söylüyorum. Bu davanın temelinde hukuk yoktur, bunu hep beraber göreceğiz. Ama bu davanın açılmasını, bu davayla bu partinin sıkıştırılmasını, bu millete korku salınmasını isteyen bir grup küçük bir çevre vardır ve onlar, Türkiye'nin kaos içine düşmesini, bu ilerlemenin engellenmesini istemektedirler.

Hukuk karşısında alnımız açık, başımız diktir. Hukuktan korkmuyoruz. Anayasa Mahkemesinin değerli üyelerinin en kısa zamanda bu dava hakkında gerekli kararı vereceğine de inanıyoruz.''

''DAVADA İSMİM GEÇMESEYDİ...''

Bülent Arınç, milletten aldıkları emaneti sonuna kadar şerefle muhafaza edeceklerini dile getirerek, ''Milletin oylarıyla geldik, milletin oylarıyla gitmesini de biliriz. Egemenlik milletinse ve eğer Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda yazdığı gibi, siyasi partiler demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları ise... Bu yazılan gerçekse, artık partilerin gelişigüzel, bir insanın dudağından çıkacak iki cümle ile kapatılmasının sonu geldi demektir. Halkımız bu konuda en doğru kararı da siyaset noktasında verecektir'' dedi.

Eski TBMM Başkanı ve Manisa Milletvekili Bülent Arınç, bu davada suçlanan insanlardan ilk üçü içinde kendi isminin yer aldığının söylendiğini anımsatarak, sözlerine şöyle devam etti:

''Görmedim de başkalarının yalancısıyım. Bu beni üzmez, bu beni endişe ve korkuya sevk etmez. Ama ben siyasi hayatım boyunca attığım her adımın, yaptığım her işin, söylediğim her sözün hesabını şerefle verdim. Kuştan korkan darı ekmez. Biz siyasette bildiğimiz doğruların arkasındayız. Doğru adına ne biliyorsak, onu yapmaya devam edeceğiz.

Aslında benim üzülmem gereken bir tek şey vardı, böylesine haksız açılmış bir davada ismim geçmeseydi kendimden endişe ederdim. Kendimden şüphe ederdim. Çok şükür vicdanım müsterih... Böylesine bir davada, böylesine bir iddianame ile suçlanmak ancak bana şeref getirir. Bundan dolayı da milletimin önündeyim ve milletimin vereceği karara hazırım.''

''ZİL ÇALIP OYNAMASIN''

Kapatma davası açılmasının ardından yapılan değerlendirmeleri de eleştiren Arınç, şunları söyledi:

''Hiçbir siyasetçi 'Böyle bir dava açıldı' diye, 'bu dava sonunda AK Parti kapatılır' diye ellerini ovuşturmasın, zil çalıp oynamasın; ağzından çıkan sözlere dikkat etsin. Bazı kendini siyasetçi zanneden zavallıların, dün akşamdan bu yana söyledikleri sözleri ibretle dinliyoruz. Bunların siyasetten anladığı bir şey yoktur, seçimden anladığı bir şey yoktur. Hiçbirisi sandık, seçim, seçmen bilmez. Genel başkanlarının çantalarını taşımaktan, onlara kulluk etmekten belleri eğrilmiş bu insanların, bir siyasi parti hakkında 'Ne kadar da iyi oldu, biz de zaten bunu bekliyorduk' demesini, onların ayıbı olarak görüyorum.''

''SAYIN'' KELİMESİ

Bülent Arınç, Türk siyasetinin bu ayıplardan kurtulacağını, hiçbir partinin varlığına son verilmesini geçmişte de, bugünde de istemediklerini bildirdi.

Arınç, ''Siyasi partiler insanlardan müteşekkildir. Bunların yöneticilerinden veya temsilcilerinden hukuka aykırı eylem yapanlar varsa, cezasını mahkemelerde bireysel olarak çekerler, ama onların hataları sebebiyle bir iktidar partisini kapatmak, üçüncü dünya ülkelerinde bile mümkün değil. Göreceksiniz TBMM Türkiye'yi bu ayıptan kurtaracaktır'' dedi.

Bir gazetecinin, ''Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e de siyasi yasak istenildiği'' yönündeki haberleri anımsatması üzerine, Arınç, şunları söyledi:

''Bu savcıyı, bu sayın Başsavcıyı... Gene 'sayın' kelimesini kullanmadan durmayım, çok sayın Başsavcıyı bir konuda ikaz etmek istiyorum. Bu partiyi kapatmak konusunda o kadar hırslı ve bu hırs o kadar gözünü bürümüş ki, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 105. maddesine göre sorumsuzluğu esas olan bir cumhurbaşkanı hakkında bile iddianame tanzim edebiliyor. Bu dünyada görülmüş bir şey değildir. Bunu hiç kimse anlayamaz. Bir cumhurbaşkanı sadece vatana ihanetle suçlanıp yargılanabiliyorsa, sayın Abdullah Gül'ün siyasi yasaklı olarak ilan edilmesini istemek hangi hukuk anlayışı ile bağdaşabilir.

Bu davaya gölgeler düşmüştür. Bu iddianame çok zayıftır. Bu iddianame hukukun değil, kin ve garezin ürünüdür. Daha çok şeyler konuşacağız. Biz konuşamazsak başkaları çok şey söyleyecek ama emenim ki Türkiye'nin ilerlemesini, büyümesini, gelişmesini hiçbir şey önleyemeyecektir. Anayasa Mahkememize bu konuda güveniyoruz ve onun vereceği kararı hep beraber alkışlarla karşılayacağız.''

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

Görüş Bildir Bizimle Paylaş