(Bir öğretmenin sahadan gözlemleri ve bilimsel gerçekler)
Son yıllarda ailelerle konuşurken en sık duyduğum cümlelerden biri şu:
“Hocam, telefonu elinden alınca kriz çıkarıyor.”
Aslında bu durum artık birçok evde yaşanan ortak bir tablo. Telefon, tablet ve televizyon artık çocukların sadece eğlence aracı değil; aynı zamanda sakinleştirici, oyalanma yöntemi ve bazen de “geçici bakıcı” haline gelmiş durumda.
Ama burada durup kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:
Ekran büyüdükçe çocuk gerçekten küçülüyor olabilir mi?
Bir Sınıf Gözlemi
Bir gün sınıfta basit bir etkinlik yapıyorduk. Masanın üzerine farklı renklerde üç top koydum ve çocuklara şöyle dedim:
“Bana kırmızı topu verir misin?”
Bazı çocuklar hemen doğru topu verdi.
Ama bazı çocuklar topa bakıyor, sonra bana bakıyor, sonra tekrar topa bakıyor… karar veremiyordu.
Bu çocukların ortak bir özelliği vardı:
Evde ekran süreleri oldukça yüksekti.
Bu çocuklar renkleri bilmiyor değildi.
Ama gerçek dünyadaki nesneleri ayırt etmekte zorlanıyorlardı.
Çünkü ekran dünyasında nesneler çok hızlı, çok parlak ve çok uyarıcıdır.
Gerçek hayat ise daha yavaş ve daha sade ilerler.
Beyin Ekranı Neden Bu Kadar Seviyor?
Bilimsel çalışmalar ekran kullanımının özellikle küçük yaşlarda şu etkileri olduğunu gösteriyor:
Ekran içerikleri beynin dopamin sistemini uyarır.
Dopamin, beynin “ödül kimyasalıdır”.
Hızlı ve yoğun dopamin alan beyin yavaş olan şeylere ilgi göstermemeye başlar.
Bu yüzden ekran süresi yüksek olan bazı çocuklarda şunları görürüz:
Oyuncaklarla kısa süre oynama
Sıkılma eşiğinin çok düşük olması
Sürekli yeni uyaran isteme
Sabit oturamama
Dikkat süresinin kısalması
Bu durum sadece davranış değil, sinir sistemi ile ilgili bir süreçtir.
Bir Aile Hikayesi
Bir anne şöyle demişti:
“Hocam benim çocuğum oyuncaklarla oynamıyor ama telefonda saatlerce kalabiliyor.”
Bu aslında çok anlaşılır bir durum.
Çünkü telefonda:
saniyede onlarca görüntü değişir
parlak renkler vardır
ses efektleri vardır
sürekli yeni bir ödül gelir
Ama oyuncakta bunların hiçbiri yoktur.
Oyuncak çocukla konuşmaz.
Oyuncak çocukla hareket etmez.
Oyuncak hayal gücü ister.
Ve hayal gücü gelişmesi için boşluk gerekir.
Ekran ise o boşluğu doldurur.
Bilimsel Araştırmalar Ne Söylüyor?
Amerikan Pediatri Akademisi (AAP) ve birçok nörobilim araştırması özellikle 0–6 yaş döneminde yüksek ekran süresinin şu alanları etkileyebileceğini belirtir:
dil gelişimi
dikkat süresi
sosyal etkileşim
uyku düzeni
duyusal regülasyon
Örneğin bazı araştırmalar, günde 2 saatten fazla ekran maruziyetinin dil gecikmesi riskini artırabildiğini göstermektedir.
Tabii ki burada önemli olan sadece süre değildir.
İçerik, yaş ve kullanım şekli de çok önemlidir.
Sorun Ekran Değil, Ekranın Yerini Alması
Aslında ekran tamamen yasaklanması gereken bir şey değildir.
Sorun şu noktada başlar:
Eğer ekran;
oyunun yerini alıyorsa
sohbetin yerini alıyorsa
hareketin yerini alıyorsa
keşfin yerini alıyorsa
işte o zaman çocuk gerçek dünyadan uzaklaşmaya başlar.
Evde Basit Ama Etkili Bir Değişim
Bir aileyle küçük bir deney yaptık.
3 hafta boyunca sadece şu üç kuralı uyguladılar:
Sabah uyanınca ilk 1 saat ekran yok
Akşam uyumadan önce son 1 saat ekran yok
Gün içinde en az 30 dakika hareketli oyun
3 hafta sonra anne şöyle dedi:
“Hocam ilk günler kriz oldu ama şimdi kendi kendine oyun kurmaya başladı.”
Beyin yeniden gerçek dünyaya adapte oluyordu.
Ailelere Küçük Ama Güçlü Öneriler
Ekranı bir anda tamamen kaldırmak zor olabilir.
Ama küçük değişiklikler büyük fark yaratabilir.
Örneğin:
Yemek sırasında ekran kapalı olsun
Evde “ekransız saatler” belirleyin
Gün içinde hareketli oyunlara yer verin
Çocukla birlikte kitap bakın
birlikte mutfakta küçük işler yapın
Çünkü çocuklar en çok birlikte yapılan şeylerden öğrenir.
Son Bir Cümle
Çocuklar ekrana değil, insana ihtiyaç duyar.
Bir çocuğun gelişimi için en güçlü uyaran
parlak ekranlar değil,
annenin sesi, babanın bakışı ve birlikte geçirilen zamandır.
Serdar Fırat/TİMETÜRK