BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin'in ev sahipliğinde, Rum Lider Nikos Hristodulidis ile ara bölgede 3'lü görüşmeye katılan Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, görüşmenin ardından basın toplantısı düzenledi.
ÇOK VERİMLİ BİR TOPLANTI YAPMIŞ OLDUĞUMUZU SÖYLEYEMEM
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, liderler görüşmesinin “yararlı” geçtiğini belirtti. Rum lider Nikos Hristodulidis'in beş maddelik öneri metni getirdiğini kaydeden Erhürman, “Beş maddenin içerisinde bugüne kadar bilmediğimiz, yeni bir şey yok” dedi. Toplantının sonunda bir öneride bulunduğunu belirten Tufan Erhürman,"Maria Angela Cuellar'ın burada olmadığı zamanlarda da liderlerin bir araya gelmesi önerisi yaptım. Hristodulidis de 'İyi olur, iki hafta içerisinde böyle bir şey ayarlayalım' dedi" açıklaması yaptı. “Çok verimli bir toplantı yapmış olduğumuzu söyleyemem ama verimli değil 'yararlı' kelimesini kullanabilirim, birbirimizi daha fazla dinleme olanağı bulduk” diyen Erhürman, diyalog ve diplomasinin her zaman iyi olduğunun altını çizdi.
METODOLOJİ OLARAK İLKELER, USULLER KABUL EDİLMELİ
Rum lider Hristodulidis'in görüşmede beş maddelik öneri metni getirdiğini belirten Erhürman, “Beş maddenin içerisinde bugüne kadar bilmediğimiz, yeni bir şey yok. Daha önceki toplantılarda parça parça gündeme getirdiği şeyler beş maddenin içerisinde sıralanmış durumda” diye konuştu. Toplantının sonunda Cuellar'ın Kıbrıs'ta olmadığı zamanlarda da liderlerin bir araya gelmesi önerisi yaptığını açıklayan Erhürman, Hristodulidis'in de, “İyi olur, iki hafta içerisinde böyle bir şey ayarlayalım” dediğini söyledi. Siyasi eşitlik başlığında etkili katılımın ve dönüşümlü başkanlığın prensip olarak kabul edilmesi gerektiğine dikkat çeken Tufan Erhürman, “Metodoloji olarak ilkeler, usuller kabul edilmeli, bunlar kabul edilmeden esasa geçilmemeli” dedi.
“BİZ ÖN ŞART KAVRAMINI HİÇ KULLANMADIK, BİR USULE İHTİYACIMIZ VAR”
“Dört maddenin dördünün de kabul edilmesini şart koşuyor muyuz, yoksa pazarlık konusu mudur bu?” sorusu üzerine ise Erhürman, şunları söyledi: “Biz ön şart kavramını hiç kullanmadık. Bir usule ihtiyacımız var. Bugüne kadar masalara biz usulü önceden belirlemeden oturduk… Esasla, usulü ayırmamın bir sebebi var. Maça çıkmadan önce kurallar belli olur. Usulsüz, kuralsız maçları çok oynadık. Ben usul bitmeden esas tartışmasına girmeyeceğim diyorum.”
SİYASİ EŞİTLİK, ETKİN KATILIM VE DÖNÜŞÜMLÜ BAŞKANLIK VURGUSU
Kendi dört maddelik önerilerinin birinci maddesinin “siyasi eşitlik” olduğunu belirten Erhürman, burada söylediklerinin “çok net” olduğunu vurgulayarak, “etkin katılımın ve dönüşümlü başkanlığın prensip olarak kabul edilmesi” gerektiğini ifade etti. Dönüşümlü başkanlığın ikiye bir, üçe bir ya da dörde bir gibi düzenlemelerinin müzakere konusu olacağını ve pazarlık yapılabileceğini söyleyen Erhürman, prensip olarak dönüşümlü başkanlığın olmamasının Kıbrıslı Türklerin hiçbir zaman o yapının başkanı olmayacağı anlamına geleceğini belirtti. Bir Kıbrıslı Türk'ün hiçbir zaman kurulacak yapının başkanı olamayacağının baştan belli olmasının siyasi eşitliğin de olmayacağı anlamına geleceğini kaydeden Erhürman, bunun sancılarının 1960 Anayasası döneminde zaten yaşandığını ifade etti.
“USULLER KABUL EDİLMEDEN ESASA GEÇİLMEMESİ GEREKİYOR”
Gerçek anlamda siyasi eşitlik için dönüşümlü başkanlığın prensip olarak kabul edilmesi gerektiğini vurgulayan Erhürman, bunun kabul edilmesinin ardından yakınlaşmaların da prensip olarak kabul edilmesi gerektiğini söyledi. Yakınlaşmaların içeriğine girilmeden, ilkesel bir kabulden söz ettiklerini belirten Erhürman, bunun bir içerik değil, metodoloji meselesi olduğunu kaydetti. Üçüncü maddenin ise “zaman sınırlaması” olduğunu belirten Erhürman, bunun da prensip olarak ele alınmasını istediklerini, “8 ayda bitecek, 10 ayda bitecek” gibi bir öneri getirmediklerini ancak müzakere süreci başladığında bir zaman sınırlaması olacağı ilkesinin kabul edilmesini istediklerini söyledi. Dördüncü maddeyi de ‘defalarca üzerinde konuştukları' bir başlık olarak niteleyen Erhürman, genel olarak bu dört maddeyle, metodoloji olarak bu ilkelerin ve usullerin kabul edilmesini istediklerini, bunlar kabul edilmeden de esasa geçilmemesi gerektiğini söylediklerini kaydetti.
“DÖRT MADDE TAMAMLANMADAN ESASA GEÇİLMEYECEK”
Kamuoyunda “ön şart” kavramının kullanıldığını ancak kendilerinin ön şart demediklerini belirten Erhürman, “bir usule ihtiyacımız var” diyerek, geçmişte usul belirlemeden masaya oturulduğunu ve bunun bir ders olması gerektiğini söyledi. Erhürman, bunu “maça çıkmadan önce kurallar belli olur” benzetmesiyle anlatarak, kurallar belli olmadan esasa girmenin doğru olmadığını ifade etti. Dört maddenin sıralamasına da işaret eden Erhürman, “Dördünü de tamamlayacağız, esası ondan sonra konuşacağız” dedi.
“BEN MÜZAKERE OLSUN DİYE MÜZAKERE DEĞİL, ÇÖZÜM OLSUN DİYE MÜZAKERE İSTİYORUM”
Zaman sınırlaması konusunda da “zaman belirlemekten bahsetmediklerini”, bunun bir zaman sınırlamasına tabi olacağının ilkesel olarak kabul edilmesinden söz ettiklerini belirten Erhürman, “Açık uçlu bir müzakereyi biz istemiyoruz, kabul etmiyoruz” dedi ve “Ben müzakere olsun diye müzakere değil, çözüm olsun diye müzakere istiyorum” ifadelerini kullandı. Erhürman, Crans-Montana'nın son gecesinde Rum lider Anastasiadis'in dönüşümlü başkanlığı reddettiğini hatırlatarak, bu tutumun kendileri açısından çıkarılması gereken bir ders olduğunu, bu nedenle bu defa böyle bir hayal kırıklığıyla karşılaşmak istemediklerini söyledi. Erhürman, “usul bitmeden esas tartışmasına girmeyeceğim” vurgusunu yineleyerek, bunun esastan kaçınmakla ilgili olmadığını, “kurallar belli olmadan esasa dair konuşmaya başladığınız anda usulü konuşma şansınızı kaybettiniz demektir” değerlendirmesinde bulundu.