Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan ve Mısır ziyaretleri dönüşü uçakta açıklamalarda bulundu. Suudi Arabistan ve Mısır'la çok yararlı görüşmeler yaptıklarını söyleyen Erdoğan, "Suudi Arabistan bizim için savunma sanayii, ulaştırma, sağlık, yatırımlar ve müteahhitlik hizmetleri gibi alanlarda özel konuma sahip bir kardeş ülke. Mısır'la da ortak bildiri dahil toplam 8 metin imzaladık" dedi.
Türkiye'den Gazze'ye ulaştırılmakta olan insani yardımların eşgüdümünde Mısır'ın desteğinin çok önemli olduğunu belirten Erdoğan, İsrail'in tüm kışkırtmalarına ve ihlallerine rağmen, Gazze barış planının birinci aşaması tamamlanmıştır. Kimin barış, kimin savaş yanlısı olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır" diye konuştu.
“Suudi Arabistan ile kültürel ve tarihsel köklü ilişkilere sahibiz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan gazetecilerin sorunlarını da yanıtladı. “Suudi Arabistan'la son dönemde olumlu yönde ivmelenen ikili ilişkilerimiz var. Bu ikili ilişki alanlarından biri de savunma sanayii. Şu ana kadar takip ettiğimiz, bildiğimiz, başta insansız hava araçları olmak üzere savunma sanayii alanında birçok iş birliği projeleri, anlaşmalar imzalandı. Şimdi de milli muharip uçağımız KAAN'a yönelik Suudi Arabistan'ın bir ilgisi olduğu iddiaları, haberleri gündeme geliyor. Böyle bir niyet var mı? Bu çerçevede milli savaş uçağımız KAAN ile ilgili olarak Suudi Arabistan'la bir iş birliği projesi söz konusu olabilir mi?” sorusuna Erdoğan, “Suudi Arabistan ile kültürel ve tarihsel boyutları bulunan köklü ilişkilere sahibiz. Bunu geliştirmek için bu ziyaretimizde de önemli anlaşmalara imzayı attık. Ülkemizin savunma sanayii alanında aldığı mesafe bütün dünya gibi Suudi Arabistan tarafından da ilgiyle takip ediliyor” diye cevapladı.
“KAAN Türkiye'nin mühendislik kabiliyetinin, bağımsız savunma iradesinin sembolüdür”
Erdoğan şöyle devam etti: “Biz, savunma sanayiinde, öncelikle kendi ihtiyaçlarımızı karşılamaya odaklanmış bulunuyoruz. Bunun yanında dost ve kardeşlerimizin ihtiyaçlarının temini için de gayret gösteriyoruz. Suudi Arabistan ile savunma sanayii konusunda önemli iş birliklerine imza atıyoruz ve bunu geliştirmekte de kararlıyız. KAAN sadece bir savaş uçağı değil, KAAN Türkiye'nin mühendislik kabiliyetinin, bağımsız savunma iradesinin sembolüdür. KAAN ile ilgili övgü dolu birçok geri dönüş aldık. Dünyada bu alanda daha fazla söz sahibi oldukça, bu tür iş birliklerimiz de kesinlikle artacaktır.”
Trump ve Pezeşkiyan ile görüştüm
Bir gazetecinin, “İran-ABD gerginliğinin başlamasından sonra İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmeleriniz oldu ve bir süreç başladı. Bu sürecin evrildiği nokta an itibariyle nedir?”sorusuna Erdoğan şöyle cavap verdi: “Öncelikle Amerika ve İran arasındaki gerilimin bölgeyi yeni bir çatışmaya, kaosa sürüklemeden düşürülmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Onun için de biliyorsunuz ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmem oldu ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile hemen ertesi gün görüştüm.”
İşi sıcak tutuyoruz
“İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile de İstanbul'da Dışişleri Bakanımla beraber üçlü bir görüşme yaptık. İşi sıcak tutuyoruz. İran'a askeri müdahaleye karşı olduğumuzu net şekilde ortaya koyduk ve bunu muhataplarımıza ilettik. Şu ana kadar tarafların diplomasiye alan açmak istediğini görüyorum. Bu olumlu bir gelişme olarak önümüzde duruyor.”
Süreç canlıdır ve kopmuş değildir
“Sorunların çözüm yolu çatışmalar değil, uzlaşma zemininde buluşmak ve müzakere etmektir. Süreç canlıdır ve kopmuş değildir. Zemin diyaloga ve diplomasiye hala açıktır. Alt düzeyde yapılacak görüşmelerde mesafe alınmasının ardından liderler seviyesinde müzakerenin de faydalı olacağını düşünüyorum. Askeri gerilim bu kadar artmışken müzakere masasının bir şekilde kurulacak olması da önemlidir.”
“Barışı, kağıt üzerinde değil, sahada tesis etmekten yanayız”
“Türkiye, Gazze barış planının uygulanmasında nasıl bir rol üstlenecek? Başlangıca nispetle nerede? Türkiye'nin muradı nedir bu mevzuda? Bu süreçte İsrail konusunda hem Türkiye'nin hem de müdahil olan barış planındaki diğer ülkelerin değerlendirmesi nedir?” sorusuna Cumhurbaşkanı, “Türkiye, Gazze barış planının olması gerektiği gibi işletilmesi ve Gazze'de huzurun, istikrarın yeniden tesis edilmesi için etkin bir rol oynayacaktır. Biz, Gazze'de Filistinli kardeşlerimizin hak ettikleri onurlu bir geleceğe ve kalıcı bir barışa ulaşmasını istiyoruz. Barışı, kağıt üzerinde değil, sahada tesis etmekten yanayız” diye yanıt verdi.
“Bizim duruşumuz, öncelikle insanlığın temel değerlerini muhafazadır”
Erdoğan şöyle devam etti: “Gazze'de yaşanan zulümlere, soykırıma varan uygulamalara, açlığın silah olarak kullanılmasına karşı olmak için, Müslüman olmak gerekmez. Bizim duruşumuz, öncelikle insanlığın temel değerlerini muhafazadır. Gazze'deki zulmün bir benzerini bir başka coğrafyada Müslümanlar yapsaydı, biz onların da karşısında bugünkü gibi dimdik dururduk. Ateşkes, insani yardım ve sivillerin korunması için atılacak adımların bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor. Türkiye bunları sağlamak için büyük bir çaba gösteriyor.”
“Filistin'in huzura kavuşmasını bizim kadar Mısır da istiyor”
“Gazze meselesinde çözüm için arayışlarda Mısır'ın yaklaşımları Türkiye'nin görüşleriyle örtüşüyor mu? Mesela Gazze'de yönetimin devredilmesi noktasında Mısır ne öngörüyor?” sorusuna Erdoğan şöyle cevap verdi: “Mısır, Gazze'deki zulmün etkilerini en yakından hisseden ülkelerden biri. Mısır'ın da Gazze ve Filistin meselesinin daha fazla derinleşmesini istemediğini gördük ve bunu biliyoruz. Bölgenin yeni bir yangını kaldıracak hali yok. Bunu Mısır yönetimi de çok iyi görüyor.
İsrail'in bölgede yıllardır oluşturduğu sistematik istikrarsızlık, Mısır'ı da süreç içerisinde yıprattı. Bu çatışmaların sona ermesini, Filistin'in huzura kavuşmasını bizim kadar Mısır da istiyor.”
“Yanlış hesap bugüne kadar hem Şam'dan hem de Ankara'dan dönmüştür”
“Suriye'de gelinen son noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu son gelişmeler, Türkiye'deki 'Terörsüz Türkiye' projesinde yeni bir ivmelenmeyi beraberinde getirebilir mi? Bu anlamda Meclis'e bir çağrınız olur mu?” sorusuna Erdoğan, “Suriye'nin kuzeyinde istikrarın ve huzurun tesisi, bizi doğrudan ilgilendiriyor. Komşumuzun tek devlet, tek ordu, tek Suriye anlayışı ile bütünleşmesi bizim en büyük arzumuzdur. “SDG” denilen yapının imzaladığı anlaşmalara uyması, Suriye'deki barış iklimini güçlendirecek ve kalıcı istikrarı kolaylaştıracaktır. Kimse, çatışmaları körüklemeyi, gerilimi tırmandırmayı, zamana oynamayı aklının ucundan bile geçirmemeli. Yanlış hesap bugüne kadar hem Şam'dan hem de Ankara'dan dönmüştür. Kuşkusuz yine dönecektir. Biz, tüm renkleriyle bir, bütün, güçlü, huzurlu bir Suriye'den yanayız” dedi.
“Kürt, Arap, Türkmen, Nusayri demeden herkesi muhabbetle kucaklıyoruz”
Suriye'nin yanında olduklarını belirten Erdoğan, “Kürt, Arap, Türkmen, Nusayri demeden herkesi muhabbetle kucaklıyoruz. Suriye halkı bizim dostumuz ve kardeşimizdir. Bizim sorunumuz terörledir. Ayrılıkçı emellerine ulaşmak için terörü bir yol ve yöntem olarak kullananlarladır. Suriye'nin kuzeyindeki sorunun çözülmesiyle “Terörsüz Türkiye” sürecinin yükü de hafiflemiş oldu. Meclis'teki komisyon, ortak raporunu tekemmül ettirmek üzere. Temennimiz rapora, uzlaşının ve sürece dinamizm kazandıracak bir bakış açısının damga vurmasıdır. “Terörsüz Türkiye” hedefimiz, attığımız adımlarla terörsüz bölgeye doğru gidiyor ve inşallah her iki hedefe de suhuletle ulaşacağız” diye konuştu.
Kaynak: Habertürk

Yorum Yap