Türkiye otomotiv sektöründe 2026'nın ilk yedi aylık verileri hem iç pazarda hem üretim ve ihracatta dikkat çekici bir yavaşlamaya işaret ediyor.
Yılın ilk 7 ayında otomotiv pazarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11 daralarak 661 bin 249 adede geriledi. Toplam otomotiv üretimi yüzde 8 düşüşle 767 bin 216, otomobil üretimi ise yüzde 19 azalarak 424 bin 667 adet oldu. İhracatta da adet bazında kayıp yaşandı. Toplam otomotiv ihracatı yüzde 14 düşerek 542 bin 401 adede, otomobil ihracatı ise yüzde 29 gerileyerek 255 bin 679 adede indi. Ancak sektörün ihracat geliri aynı yönde hareket etmedi. Adetler azalmasına rağmen otomotiv ihracatının değeri yüzde 2,6 artarak 24,4 milyar dolara çıktı.
ARAÇ BAŞINA ÖTV 718 BİN TL'YE ÇIKTI
Pazardaki yavaşlamanın arkasındaki önemli başlıklardan biri de otomobil üzerindeki maliyet yükü. Paylaşılan verilere göre motorlu taşıtlardan yılın ilk yedi ayında 419 milyar TL ÖTV tahsil edildi. Temmuz ayında ise araç başına düşen ortalama ÖTV'nin 718 bin TL seviyesine ulaştığı belirtildi. İTO 52. Komite Başkanı ve Motor Aşin CEO'su Saim Aşçı, otomobil fiyatlarının finansman maliyetleri ve vergi yüküyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Aşçı, “Tüketicinin yeni araç alma kararı giderek daha fazla zorlaşıyor. Daha öngörülebilir ve sürdürülebilir bir pazar yapısına ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz” dedi.

YENİSİ ALINMAYINCA ESKİSİ DAHA UZUN KULLANILACAK
Yeni otomobil satışlarındaki yavaşlamanın sektörün başka bir alanını ise hareketlendirmesi bekleniyor. Tüketicilerin araç değiştirme süresinin uzaması, mevcut otomobillerin daha uzun yıllar trafikte kalması anlamına geliyor. Bu durum bakım, onarım, özel servis ve yedek parça pazarının otomotiv ekonomisindeki ağırlığını artırabilir. Aşçı, “Türkiye’de milyonlarca araç yollarda ve bu araçların bakım, onarım ve yedek parça ihtiyacı devam edecek. Yeni araç satışları düşerken mevcut araçların kullanım ömrünün uzaması, yedek parça ve servis ekosistemini önümüzdeki yıllarda daha stratejik bir konuma taşıyacak” değerlendirmesinde bulundu.
BİR TARAFTA ESKİ ARAÇLAR, DİĞER TARAFTA ELEKTRİKLİLER
Sektörü bekleyen asıl dönüşüm ise burada başlıyor. Türkiye'deki mevcut araç parkının önemli bölümü içten yanmalı motorlardan oluşurken hem Türkiye'de hem Avrupa'da elektrikli araçların payı yükseliyor. Bu nedenle satış sonrası otomotiv sektörünün aynı anda iki farklı araç dünyasına hazırlanması gerekecek. Geleneksel araçlarda motor ve mekanik parça ihtiyacı devam ederken elektrikli otomobillerde elektronik sistemler, sensörler, termal yönetim, güç elektroniği ve batarya teknolojileri daha fazla önem kazanacak. Aşçı, bu dönüşümün mevcut araç parkını kısa sürede ortadan kaldırmayacağına işaret ederek, “Bir taraftan yeni teknolojilere hazırlanırken, diğer taraftan mevcut araç parkının ihtiyaçlarını karşılamayı sürdüreceğiz” dedi.
TÜRKİYE'NİN 2,2 MİLYON ARAÇLIK ÜRETİM GÜCÜ
Üretim ve satışlardaki gerilemeye rağmen Türkiye otomotiv sanayisinin yaklaşık 2,2 milyon adetlik kurulu üretim kapasitesine sahip olduğunu belirten Aşçı, Avrupa'daki elektrikli araç dönüşümünün Türkiye açısından kritik olacağını söyledi. Türkiye'nin güçlü yan sanayisi, mühendislik altyapısı ve Avrupa pazarına yakınlığı önemli avantajlar sağlarken, bu konumun korunabilmesi için elektrikli ve dijital araç teknolojilerine yönelik yatırımların hızlandırılması gerektiğini vurguladı. Ortaya çıkan tablo, otomotiv sektöründe iki yönlü bir dönüşüme işaret ediyor: Yeni otomobile ulaşmanın zorlaşması mevcut araç parkını yaşlandırırken, elektrikli otomobillerin yükselişi servis ve yedek parça sektörünü baştan aşağı değiştiriyor.