$

Dolar

48,3305

Euro

56,2500

£

Sterlin

65,4306

Frank

59,5570

Gram Altın

6.891,6900

Bitcoin

3.749.157

$

Dolar

48,3305

Euro

56,2500

£

Sterlin

65,4306

Frank

59,5570

Gram Altın

6.891,6900

Bitcoin

3.749.157

Eğitim

Okulda akran zorbalığına dikkat!

Okulların açılmasına sayılı günler kala bazı çocuklarda ağlama, karın ağrısı, baş ağrısı ve okula gitmeyi reddetme gibi belirtiler görülebiliyor. Klinik Psikolog Buse Başakgil, bu davranışların her zaman “inat” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, “Çocuğun yaşadığı durumun arkasında ayrılık kaygısı, başarısızlık korkusu, sosyal kaygı veya akran zorbalığı bulunabilir” uyarısında bulundu.

03.09.2026 - 07:09
Üsame Karakış
Okulda akran zorbalığına dikkat!
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

Yeni eğitim öğretim yılı yaklaşırken bazı çocuklar okula dönüş konusunda ailelerinden daha fazla zorlanabiliyor. Özellikle okul saatleri yaklaştığında ortaya çıkan karın ağrısı, baş ağrısı, ağlama, ebeveynden ayrılmak istememe ve okula gitmeyi reddetme gibi davranışlar, çocuğun yaşadığı kaygının işareti olabiliyor.

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu Buse Başakgil, her çocuğun okula aynı sürede uyum sağlamasının beklenmemesi gerektiğini belirterek, okula gitmeyi reddeden çocuklarda öncelikle bu davranışın nedeninin anlaşılması gerektiğini söyledi.

“OKULA GİTMEK İSTEMİYORUM” SÖZÜNÜN ARKASINA BAKIN

Başakgil, günlük hayatta sıklıkla kullanılan “okul fobisi” tanımından ziyade çocuğun okula gitmesini zorlaştıran kaygının kaynağının belirlenmesinin önemli olduğunu vurguladı. “Aynı davranışın altında her çocukta farklı bir neden bulunabilir” diyen Başakgil, “Bir çocuk annesinden ayrılmaktan korktuğu için okula gitmek istemeyebilir. Bir başkası arkadaşları tarafından dışlandığı veya zorbalığa uğradığı için okulu reddedebilir. Başka bir çocuk ise sınıfta hata yapmaktan veya başarısız olmaktan korkabilir” ifadelerini kullandı. Başakgil’e göre okul reddinin arkasında ayrılık ve sosyal kaygı, akademik başarısızlık korkusu, akran zorbalığı, öğrenme güçlükleri, öğretmenle yaşanan sorunlar, yeni okula uyum güçlüğü ve ergenlerde depresif belirtiler gibi farklı etkenler bulunabiliyor.

“SEBEP İNAT DEĞİL, KAYGI OLABİLİR”

Okula gitmek istemeyen çocukların zaman zaman “inatçı”, “şımarık” veya “söz dinlemeyen” olarak nitelendirildiğine dikkat çeken Başakgil, bu yaklaşımın sorunun gerçek nedeninin görülmesini engelleyebileceğini söyledi. Başakgil, “Yoğun kaygı yaşayan bir çocuk için okula gitmek gerçekten zorlayıcı olabilir. Bu nedenle tehdit etmek veya cezalandırmak sorunu çözmeyebilir” dedi. Ancak çocuğun kaygı yaşadığı her durumda okula gönderilmemesinin de doğru bir yaklaşım olmadığını belirten Başakgil, bunun kaçınma davranışını güçlendirebileceğine dikkat çekti. Ebeveynlerin “şefkatli ama kararlı” bir tutum benimsemesini öneren Başakgil, çocuğa yaşadığı kaygının anlaşıldığını ancak bunun birlikte aşılabileceğini hissettirmenin önemli olduğunu ifade etti.

OKUL KORKUSUNUN ARKASINDAN ZORBALIK ÇIKABİLİR

Başakgil’in dikkat çektiği en önemli nedenlerden biri ise akran zorbalığı. Çocuğun okulda yaşadığı dışlanma veya zorbalık nedeniyle okulu kendisi için tehdit oluşturan bir yer olarak algılayabileceğini belirten Başakgil, şöyle konuştu: “‘Okula gitmek istemiyorum’ diyen çocuğa yalnızca ‘Korkacak bir şey yok’ demek yerine okulda kendisini güvende hissedip hissetmediğini araştırmak gerekiyor.” Özellikle karın veya baş ağrısı gibi şikâyetlerin okul günlerinde artıp tatil günlerinde azalmasının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirten Başakgil, fiziksel belirtilerin doğrudan psikolojik kabul edilmemesi ve öncelikle olası tıbbi nedenlerin de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

EBEVEYNLERE “VEDALAŞMAYI UZATMAYIN” UYARISI

Başakgil, okula uyum döneminde ebeveynlerin çocuğun bütün kaygısını ortadan kaldırmaya çalışmak yerine, kaygıyla başa çıkabilme becerisini geliştirmesine yardımcı olması gerektiğini belirtti. “Bunda korkacak ne var?” veya “Artık büyüdün” gibi ifadelerin çocuğun duygusunu küçümseyebileceğini söyleyen Başakgil, kısa ve sakin bir vedalaşma rutini oluşturulmasını önerdi. Uyku, kahvaltı, hazırlanma ve evden çıkış saatlerinin mümkün olduğunca düzenli tutulmasının da çocuğun kendisini daha güvende hissetmesine yardımcı olabileceğini ifade eden Başakgil, okulun hiçbir zaman ceza veya tehdit aracı olarak kullanılmaması gerektiğini söyledi. Başakgil, ebeveynlerin doğrudan “Okula gitmek istememene neden olan en zor şey ne?” gibi sorularla çocuğun yaşadığı problemin kaynağını anlamaya çalışabileceğini belirtti.

NE ZAMAN UZMAN DESTEĞİ ALINMALI?

Çocuğun uzun süre ve yoğun şekilde okula gitmeyi reddetmesi, tekrarlayan fiziksel şikâyetler yaşaması, okul başarısının düşmesi, arkadaş ilişkilerinin bozulması veya akran zorbalığından şüphelenilmesi durumunda profesyonel değerlendirme alınması gerektiğini belirten Başakgil, uzun süreli devamsızlığın da göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Başakgil, çocukların attığı küçük adımların da desteklenmesi gerektiğini belirterek, “Bugün çok kaygılı olmana rağmen sınıfa girdin” veya “Zorlandığında öğretmeninden yardım isteyebildin” gibi geri bildirimlerin çocuğun kendi baş etme gücünü fark etmesine yardımcı olabileceğini ifade etti.

 

Haberi Hazırlayan

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler: okul eğitim

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın