MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada CHP'de yaşanan tartışmalar, Orta Doğu'daki gelişmeler ve Terörsüz Türkiye hedefi hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Bahçeli’nin açıklamaları…
"İsrail'in bölgede uyguladığı saldırgan, hukuk tanımaz ve kan dökmekten çekinmeyen siyaset artık yalnız Filistin'i değil; Lübnan'ı, Suriye'yi, İran'ı, Körfez ülkelerini ve Doğu Akdeniz'i aynı anda tehdit eden bir yangın haritasına dönüşmüştür. Gazze'de bebeklerin, kadınların, yaşlıların, hastaların üzerine bomba yağdıran hasta ve işgalci zihniyet; bugün Lübnan'da da aynı hain yöntemi sürdürmektedir. Beyrut'un semalarında dolaşan savaş uçakları, sadece Lübnan'ın egemenliğine değil, bölgesel barış çağrılarına meydan okumakta; huzur arayış ve arzularına kulak tıkamaktadır. Arz-ı Mevut yalanıyla, vaat edilmiş topraklar masallarıyla meşrulaştırılmak istenen işgalci iştah; milletlerin kaderini siyonist yayılmacılık saplantılarına göre yeniden biçimlendirme hevesindedir. Lübnan zaten yıllardır siyasi kırılganlıklarla, ekonomik buhranlarla, toplumsal ayrışmalarla ve dış müdahalelerle yıpratılmış bir ülkedir. Böyle bir ülkenin yeniden saldırıların hedefi haline getirilmesi, bölgesel yangının bilinçli biçimde diri tutulduğunu göstermektedir. Diğer yandan Amerika Birleşik Devletleri'nin İran'a dönük askeri ve siyasi baskısı, bölgesel gerilimi söndürmekten ziyade daha da derinleştirmektedir. Bir yanda müzakere denilmekte, diğer yanda tehdit dili yükselmektedir. Bir yanda ateşkesten bahsedilmekte, diğer yanda Hürmüz Boğazı'nda askeri operasyonlar sürdürülmektedir. Bir yanda barış masası kuruluyormuş gibi yapılmakta, diğer yanda savaşın ihtimal hesapları hala canlı tutulmaktadır. Bu nasıl diplomasidir? Eğer bir ülke, 'olmazsa başka yolla yaparız' diyerek müzakere masasına bomba gölgesi düşürüyorsa, orada diplomasi değil şantaj vardır.”
"Ortadoğu"
"Amerika Birleşik Devletleri'nin İran hattında kurduğu baskı, İsrail'in bölgesel kaosu derinleştiren saldırgan siyaseti, Suriye ve Irak sahasındaki kırılganlıklar, Doğu Akdeniz'deki askeri hareketlilik ve Hürmüz'den Lübnan'a kadar uzanan gerilim kuşağı, Türkiye'nin iç cephesine dönük sabotaj ihtimallerini de artırmaktadır."
"Terörsüz Türkiye hedefi"
"Terörsüz Türkiye, bölgesel fırtınalar karşısında milli varlığımızın zırhıdır. Terörsüz Türkiye hedefini korumak, ihanet şebekelerinin hesabını bozmanın gereğidir. Biz Terörsüz Türkiye derken; içeride huzuru, dışarıda caydırıcılığı, sınırlarımızda emniyeti, bölgemizde istikrarı ve milletimizin birliğini aynı anda savunuyoruz. Dışarıda kaos girdabı kol gezerken, savaş borazanları kulakları sağır ederken, ülkemiz jeopolitik depremlere sürüklenmek istenirken surda gedik açtırmayacağız. İşte Terörsüz Türkiye hedefi bu büyük tablonun merkezindedir. İşte bu yüzden Terörsüz Türkiye diyoruz. İşte bu yüzden iç cepheyi sağlam tutmak zorundayız. İşte bu yüzden kardeşlik hukukunu tahkim etmeyi, yalnızca iyi niyetli bir temenni olarak değil; doğrudan doğruya milli güvenlik meselesi biçiminde ele alıyoruz"

“Anlaşıldı mı neden milli beka dedik?”
"Terörsüz Türkiye hedefimizi çarpıttılar. Türk milliyetçiliğinin son kalesi olan Milliyetçi Hareket Partisi'nin adını karanlık senaryolarla yan yana getirme garabetine düştüler. Türk ve Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüze sırt döndüler. Şimdi sormak hakkımızdır: Anlaşıldı mı neden milli beka dedik? İdrak edildi mi neden Terörsüz Türkiye diye ısrar ettik? Bu hedef; Türkiye'nin yabancı tufanlar karşısında savrulmaması, bölgesel çalkantıların arasında sıkıştırılmaması, emperyalist ve siyonist maşaların oluşturduğu krizlerle oyalanmaması için tarihi bir zarurettir. Bu nedenle Terörsüz Türkiye hedefi kararlılıkla sürdürülecektir. Dün alay edenler bugün mahcup olmalıdır. Dün 'beka' sözüne burun kıvırıp dillerine alayla sakız edenler bugün aynaya bakmalıdır. Dün Terörsüz Türkiye hedefini çarpıtanlar bugün oldukları yerden utanmalı, Cumhur İttifakı ekseninde kurulan milli cephenin karşısında durdukları için hicap duymalıdır."
“CHP'li belediyeler”
"CHP'li belediyeler etrafında uzun süredir biriken şaibe süreçleri; rüşvet, görevi kötüye kullanma, yolsuzluk ve kamu gücünün menfaat ilişkilerine alet edildiği yönündeki peş peşe patlayan vakalar hepimizin malumudur. Vatandaşa hizmet makamı olması gereken belediyelerin CHP çatısı altında rant iddialarıyla, yönetim zafiyetleriyle ve kamu emanetini taşıyamama garabetiyle anılır hale gelmesi başlı başına ibretlik bir tablodur. Bugün görüyoruz ki yerelde başlayan bu çözülme, dönüp dolaşıp CHP Genel Merkezi'nin çatısına çökmüştür.”
“Çift başlılık”
"CHP'de bugün iki ayrı yön, iki ayrı dil, iki ayrı merkez, iki ayrı meşruiyet iddiası; muhalefetin gidişatı bakımından kaygı verici bir gerçek olarak karşımızdadır.
CHP'nin iç gerilimini sırtlanıp meydanlara taşımaktan, CHP bünyesindeki çatlağı memleket sathına yaymaktan, mevki yarışını demokrasi kahramanlığı gibi servis etmekten vazgeçilmelidir. Genel merkezdeki çift başlılık, teşkilatlara sirayet eden huzursuzluk ve TBMM koridorlarına taşan buhran ayan beyan ortadadır. Kaynayan kazanı kapakla bastırmaya çalışmak akıl kârı değildir. Hararet yapan bir aracın gazına basarcasına CHP'yi daha büyük bir savruluşa sürüklemekten yüz çevrilmelidir. Motoru yakmadan, direksiyonu kilitlemeden, yoldan büsbütün çıkmadan bu gidişata bir an evvel nizam verilmelidir.”
Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?