Yazarımız Serap Özer, fotoğrafçılık serüvenini anlattığı “Fotoğrafçı oldum ama aslında kendimi buldum” başlıklı yazısında bir kadının, bir annenin, bir hayalperestin hikayesini yazdı.
Özer, “Merhaba, ben Serap Özer. Birçoğunuz beni iki çocuk annesi, sürekli elinde kamerasıyla koşturan o kadın olarak tanıyor olabilirsiniz. Ama bugün size sadece bir fotoğrafçının değil; kendi içindeki ışığı keşfetmeye karar vermiş bir kadının, bir annenin, bir hayalperestin hikayesiyle merhaba demek istiyorum.
Bugün size, 'yapamazsın' denilenleri nasıl birer motivasyon kaynağına dönüştürdüğümü anlatmak istiyorum.
İlk Alkışı Ailemiz Tutarsa, Dünya Sahne Olur
Bugün size sadece bir girişimcinin değil; Sakarya Hendek'in Hacıkışla köyünde, dört kız ve bir erkek kardeşin üçüncüsü olarak dünyaya gözlerini açan o küçük kızın, bugün 32 yaşında iki çocuk annesi bir kadın olarak verdiği emeğin hikayesini anlatacağım. Köklerim Trabzon Sürmene'ye, ruhum ise üç yaşında Sakarya'ya gelen Artvinli bir annenin şefkatine dayanıyor.” ifadelerine yer verdi.
Timetürk yazarı Serap Özer'in yazısını okumak tamamı için