$

Dolar

48,7883

Euro

56,1083

£

Sterlin

65,4260

Frank

59,3676

Gram Altın

6.865,8900

Bitcoin

3.946.679

$

Dolar

48,7883

Euro

56,1083

£

Sterlin

65,4260

Frank

59,3676

Gram Altın

6.865,8900

Bitcoin

3.946.679

Kültür-Sanat

Mustafa Kutlu'dan bir şehir sorgusu: 'İstanbul neresi? İstanbullu kim?'

Özellikle Uzun hikâyede edebiyatımıza yeni bir soluk getiren Mustafa Kutlu, 'İstanbul neresi? İstanbullu kim?' başlıklı edebi bir yazı kaleme aldı. Eski İstanbullu karakterler üzerinden hikayeleştirdiği metinde İstanbul'da yaşanan değişimi ve yabancılaşmayı sorguladı.

08.10.2025 - 17:52
Dursun Ali Bulut
Mustafa Kutlu'dan bir şehir sorgusu: 'İstanbul neresi? İstanbullu kim?'
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

Ülkemizin önemli hikâye yazarlarından Mustafa Kutlu Yazar Kutlu, İstanbul'da yaşanan yabancılaşma ve yozlaşmayı hikayeleştirdiği, “İstanbul neresi? İstanbullu kim?” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Eski İstanbullu İclâl Hanım, Ayetullah Bey, Haşmet Raif gibi karakterlerin üzerinden kurduğu hikayede yazar Kutlu, “Onlarla “hemşehri” değiliz. Bir türlü bildik tavırlara, aşina bakışlara, dost yürüyüşlere rastlayamıyoruz. Kasap zannettiğimiz sendikacı... Garson tavırlı şarkıcı... Tanıdık ağaçlardan, bildik yapılardan hiçbiri kalmamış o sokakta. Neden bu kadar yüksek sesle konuşmaktalar.” Cümleleriyle İstanbul'daki yabancılaşmayı betimliyor.

ONLARLA “HEMŞEHRİ” DEĞİLİZ

Yazar Yeni Şafak'taki köşesinde kaleme aldığı edebi yazıda, “Şehrin meydanlarından birinde durup etrafımızdan akan kalabalığa şöyle bir bakalım: Tanıdık bir muhitte bulunmanın verdiği güven ve rahatlığı duyabilir miyiz? Sanıyorum bir tedirginlik duyacak gibiyiz. Çünkü gelip geçenler tanıdık kimseler değil. Tabii burada şahsi bir ilişkiden bahsetmediğimiz anlaşılmıştır. Onlarla “hemşehri” değiliz. Bir türlü bildik tavırlara, aşina bakışlara, dost yürüyüşlere rastlayamıyoruz” ifadelerini kullandı.

istanbul-kalabalik-cinf_cover (1)

KASAP ZANNETTİĞİMİZ SENDİKACI... GARSON TAVIRLI ŞARKICI...

Yazar Kutlu; İclâl Hanım, Ayetullah Bey, Haşmet Raif gibi karakterlerin üzerinden kurduğu hikayede, İstanbul'daki yabancılaşmayı ve yozlaşmayı anlattı. Yazar Kutlu edebi yazısında şunlara yer verdi: “Şu karşıdan gelen uzun saçlı, bıyıklı, şalvar kesimi pantolonlu genç herhâlde üniversite talebesidir. Yanıldık işte: dört yıllık inşaat işçisi çıktı. Pülümür'den gelmiş ve Almanya'da çalışan ağabeyinin İstanbul'da bulunan evinde kalıyormuş. Beride duran bereli, ince kadife pantolonu vücudunu iyice saran, güneş gözlükleri ile uzaklara doğru bakan, zarif duruşlu genç kız herhâlde bir büyük şirketin birkaç lisan bilen sekreterlerinden biridir diye umutlanıyoruz. Konfeksiyonda çalıştığını, kazancının kendisine bile yetmediğini söylüyor.

Ya bu çıplak başlı, iri kıyım, kravatının düğümü yumruk kadar bey kim? Bir ithalat-ihracat firması sahibi mi? Hayır, hayır... Kâğıt hamallığından kâğıt tüccarlığına terfi etmiş Niğde'nin bilmem hangi köyünden gelmiş biri.

Sonra o marangoz kılıklı adam: Defterdarlık'ta memurmuş.

Kasap zannettiğimiz sendikacı...

Garson tavırlı şarkıcı...

NEREDEN GELMEKTELER? NEDEN BU KADAR YÜKSEK SESLE KONUŞMAKTALAR?

İki yanımızdan bir acayip kalabalık akıp gidiyor. Her şeyi, herkesi yutan, içine alıp eriten, eritemezse bile şeklini bozan, adı sanı belirsiz bir kalabalık.

İşte Sirkeci Garı. İşte yedi göbek Bakırköylü İclâl Hanım. Bu banliyö treni neden bu kadar kalabalık? İclâl Hanım elinde filesi ile neden bu kadar bekletiliyor? Ya, zaten iyice dolmuş olan vagona “haydi bastır” diye yüklenen bu gençler? Nereden gelmekteler? Neden bu kadar yüksek sesle konuşmaktalar?

EUvpKZTXkAE_5Jl

TANIDIK AĞAÇLARDAN, BİLDİK YAPILARDAN HİÇBİRİ KALMAMIŞ O SOKAKTA

Deniz Yolları'ndan emekli Ayetullah Bey de kucağındaki torunu ile aynı sıkıntıda. Ayağına basıp duruyorlar, itip kakıyorlar. Elindeki kanarya kafesi ile Saffet Bey kalabalığı yarıp bir türlü vagona giremiyor. Gelenler zavallı ihtiyarı omuzlayıp geçiyor. Her yerde omuzluyorlar onu, itip kakıyorlar. Zaten etrafını tanıyamıyor, kolay kolay nerede bulunduğunu çıkaramıyor artık. Geçende gittiği Üsküdar Nalçacı Hasan Sokağı'nda oturan kız kardeşinin evini bile çıkaramadı. Tanıdık ağaçlardan, bildik yapılardan hiçbiri kalmamış o sokakta.

Binbir şamata ile tiren kalkıp gidiyor.

Kalıyor Saffet Bey peronun ortasında.

Elinde kanarya kafesi.

Eminönü'nde esnaf Haşmet Raif de tanımıyor kimseyi. Tezgâhtarlarını, dükkân komşularını, müşterilerini. Bazen bakakalıyor camdan gelip geçenlere. Yağmur damlaları süzülüyor, buğulanıyor her şey. Neredeyse kendi çocuklarına yabancılaştı. Mühendislik mektebinde okuyan oğlu ile Zeynep Kâmil'de hemşirelik yapan kızını tanıyamıyor. Onlar bu şehrin sokak isimlerini bilmiyorlar. Oturdukları “Kediseven Sokağı”na niçin bu ad verilmiştir, bilmiyorlar. Üsküdar camilerini, dergâhlarını, çeşmelerini tanımıyorlar. Mesela Ramazan bu şehre nasıl girer, nasıl çıkar habersizler. Yani sofrada nasıl oturulur, büyüklerle nasıl konuşulur, bahçedeki çiçeklerin kokuları nasıldır, mor salkımlı akasya hangi mevsimde açar?..

Onlar, yani İclâl Hanım, Ayetullah Bey, Haşmet Raif artık bu şehrin yabancıları. Binaların, sokakların, arabaların, süpermarketlerin, arabesk şarkıların, dostlukların, yerli yerince gülmenin, ağlamanın, özür dilemenin, edebin yabancısı...

Ya bu kalabalık...

Ya bu şehrin surlarını döğen sel...

Kimdirler, nerelerden nasıl gelmiştirler? Ne yer, ne içerler, nasıl çalışır, ne kazanırlar?..

Şehrin kıyısına köşesine, bir gizli kovuğuna yapışıp sonra o büyük kalabalığa karışmışlardır. Genişleyip, dal budak salmış, alanlara sığmaz olmuşlardır.

Kayaları çatlatan bitki kökleri gibi var olan her şeyi alt üst ederek. İşte bu alt-üst geçitlerin, işte bu inşaat şirketlerinin, büyük yol makinelerinin, mıcırın, asfaltın, burnu kesik minibüslerin altında hep onlar duruyor.

Klor kokulu suya, kurum dolu havaya, toprak diye bastıkları kirli kara yere, şehrin tepesinde gürüldeyip duran sese, atılan kahkahalara, rüzgârda savrulup açılan eteklere, iki yüz elli gram ete, pakette taşınan süte, şişedeki suya, takılıp kaldıkları odalara, durup bekledikleri kuyruklara, nefes nefese kavuştukları otobüse, küfüre, hakarete, bencilliğe, bir başına kalmışlığa dayanıp duruyorlar.

Gözlerini dört açmışlar.”

Kaynak: Yeni Şafak

Haberi Hazırlayan

Dursun Ali Bulut

Dursun Ali Bulut

2005 yılında Akit Medya Grubu’nda stajyer olarak başladığım gazetecilik hayatımda daha sonraları değişik gazetelerde kısa deneyimlerim oldu. 2006-2010 yılları arasındaki memurluk deneyiminin ardından sektöre 2012 yılında TOKİ Haber Dergisi'yle döndüm. TOKİ Haber Dergisi’nde özel haber, dosya ve röportajlar yaptım. Milli Gazete’de (2014-2017) muhabir olarak özel haber, dosya haber, röportaj, yazı dizler hazırladım. Dört yıl boyunca haftada bir yayımlanan “Helal Hayat” sayfalarının editörlüğünü yaptım. Daha sonra gazete bünyesinde çıkan Helal Hayat Dergisi'nin haber ve içeriklerini hazırlayarak editörlüğünü de yaptım. (2017-2021) Milli Gazete Yayın Kurulu Üyesi, siyaset editörü, 1. sayfa editörlüğü, gündem editörlüğü görevlerinde bulundum. (İhtiyaç halinde çok defa tüm sayfalarda editörlük yaptım.) Yazı işler müdürünün izinli olduğu bazı dönemlerde tüm sayfalardan sorumlu editörlük yaptım. Birinci sayfa için manşet ve sürmanşet spotları yazdım. (2021-2024) Milli Gazete’de 3 yıl boyunca Haber Müdürlüğü görevini yerine getirdim. Görev alanımda istihbaratın da içinde bulunduğu muhabirlerin yönetimi, haberlerin düzeltilmesi ve yayına sunumu vardı. Manşet haberler için spot hazırladım. Hem basılı gazete hem de dijital yayıncılık taraflarında muhabirlikten editörlüğe ve yöneticiliğe kadar çeşitli kademelerde görev yaptım. Son olarak da millgazete.com.tr’de (İnternet haber sitesi) Yazı İşler Müdürü olarak tüm yayını ve editörler yönettim, Yönetici editör olarak son dakika ve gündem haberleri yaptım… Özel haber, SEO Haber, dosya haberler hazırladım. 2023-2024 yılları arasında şirket bünyesinde bulunan yenidevir.com.tr internet sitesinde Yönetici Editör olarak görev yaptım... milligazete.com. yenidevir.com. timetürk.com internet sitelerinde: Yönetici editör, gündem editörlüğü, seo haber, özel haber- dosya gibi birçok konuda tecrübem var... 2025 yılından bu yana Timetürk.com.tr Haber Müdürlüğü görevini yürütmekteyim. Özel haber, siyaset, gündem, ekonomi, dış haber, spor, seo ve keşfet üzerine haberler üretmekteyim...

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın