Fatih Balat'ta bulunan ve 14'üncü yüzyılda inşa edilen Tur-i Sina Manastırı, Mısır Sina'daki Azize Katerina Manastırı'na bağlı olan tek Rum Ortodoks Kilisesi. Tur-i Sina Manastırı, Ortodokslar için önemli bir yere sahip. Kilise, papaz evi ve kütüphaneden oluşan yapının büyük bir bölümü günümüze kadar ulaşmış durumda. Ancak kilisenin duvarlarında yıllar içinde oluşan çatlaklar, yazılan yazılar ve çevresindeki çöpler kötü bir görüntü oluşturuyor.
Kilisenin yanında bulunan papaz evinin içerisi ise kullanılmayacak halde. 2022 yılında yapılan haberde çevresi çöplerle, duvarları ise çatlak ve yazılarla dolu olduğu görülen manastırda 2026 yılına gelindiğinde de değişen bir şey olmadığı görüldü. Balat'ta yaşayanlar manastırın çevresindeki çöplerin temizlenerek restore edilmesini istiyor.
'BAĞLI OLDUĞU YER MISIR'DAKİ AZİZ KATERİNA MANASTIRI'
Tarihçi yazar İlknur Bektaş, "Balat'ın dar sokaklarında Haliç'e doğru yürürken çoğu insanın fark etmeden önünden geçtiği bir yapı var. Tur-i Sina Metokhion Kilisesi dışarıdan bakıldığında sessiz, yorgun ve zamana direnmeye çalışan bir yapı. Bu bina ve bu duvarların arkasında İstanbul'dan Sina Dağı'na uzanan çok katmanlı bir tarih saklı. Bu yapı Rum Ortodoks geleneğine aittir fakat İstanbul Rum Patrikhanesi'ne bağlı değildir. Bağlı olduğu yer Mısır'daki Aziz Katerina Manastırı, ruhani hattı İstanbul'dan Sina Dağı'na uzanır. Burası yalnızca bir ibadet mekanı değil, Osmanlı döneminde Sina Manastırı'nın İstanbul'dan diplomatik ve idari temaslar noktası olduğunu ve birçok işlev gördüğünü bir statü merkezi olduğunu biliyoruz. Mekanı Osmanlı padişahları tarafından fermanlarla da korunmuştur. Bu nedenle Balat'taki Metokhion yalnızca Ortodoks geleneğinin değil, 3 tarihin, 3 dinin tarihi temas hattının da bir parçası olarak değerlendirilebilir" dedi.
'SÜMELA MANASIRI GİBİ BULUŞMA NOKTASI HALİNE GETİRİLMELİ'
İlknur Bektaş, "Yapı ayrıca Vaftizci Yahya'ya adanmıştır. Yunanca adı Loannes Prodromos'tur, anlamı Öncü Yahya. Bu isim erken Hristiyan geleneğinde İsa'dan önce gelen peygamber figürüne gönderme yapar. Halk arasında Peygamber Efendimizin el izinden bahsedilen rivayetler dolaşmaktadır ancak bu konuda akademik çevrelerde doğrulanmış somut veriler, belgeler ve kayıtlar bulamadığımız için bu nedenle bu efsane belge olmadığından dolayı halk arasında anlatılan somut bir anlatıdır. Günümüzde yapı ibadete kapalıdır. 2019 yılından bu yana güvenlik gerekçesiyle erişimi sınırlandırılmıştır. Restorasyon projeleri günümüze gelmiş olsa da kapsamlı bir koruma ve bilimsel restorasyon ihtiyacı halen sürmektedir. Bugün tarih, inanç ve diplomasi ekseninde sessizce kaderini beklemektedir. Bu bina hem kütüphanesiyle hem dini mabediyle, hem de insanların buluşma noktasıyla çok önemlidir. Kilise ibadet noktasıdır, manastır çok kapsamlı, kültürel, sosyal donatı alanı olduğu için değerlidir. İstanbul'da nadir bulunan noktalardan biridir. Bir an önce tıpkı bir Sümela Manastırı gibi bir ibadet ve bir buluşma noktası haline getirirsek, İstanbul ve Fatih çok anlamlı kültürel bir mirasa kavuşmuş olacaktır" ifadelerini kullandı.
'ACİLEN BAKIMI VE KORUNMASI ŞART'
Korunup, kurtarılması gerektiğini belirten tarihçi yazar İlknur Bektaş, "En çok üzüldüğümüz şey; o kadar çok çöp, pislik ve çatlamalarla karşı karşıyayız ki sadece kapısını örtmekle onu korumuş olmayacağız. Neleri kaybettik, neleri hala kazanabiliriz öğrenmemiz lazım. Bunun için acilen temizlenmesi, bakımı ve korunması ve kurtarılması şart. 2019'dan bu yana, 2026'dayız ve hala hiçbir şeyin değişmemiş olduğunu görmek içler acısı. Kim bu konuyla ilgileniyorsa; vakıflar mı, restorasyonla ilgili bunun sorumlusu kimse gerçekten hızlandırmaları lazım. 14'üncü yüzyılda yapılmış olan bu yapı, manastır; üç bölümden oluşuyor. Kütüphanesi, papaz evi, kilisesiyle, ibadet alanıyla, içerisindeki birbirinden özel el işlemeleri, muhteşem yapısı, mimarisiyle, şu anda kırık dökük olsa da eminim içeride hala korunması ve topluma kazandırılması gereken çok güzel bir yer bizi bekliyor. Bir an önce doğa koşullarına, iklime, depreme ve insani koşullara dayanamayacak olduğu çok belli. Tarihe direnmiş ve bugünlere kadar gelmiş olan bu yapıyı acilen koruyup topluma kazandırmak gerçekten hepimizin görevi" diye konuştu.
'ORTODOKS DÜNYASI İÇİN ÖNEMLİ'
Yağmalanmasını durdurmak için harekete geçilmesi gerektiğini vurgulayan Bektaş, "İstanbul Fatih Balat'ta, içinde bulunduğumuz yerde, hemen hemen her yer tarih kokuyor ve kurtarabildiğimiz herşey bizim kültürel milli mirasımız. İnsanların yağmasına, tarihe haksızlığa ve bu kadar güzel bir mekanın yağmalanmasını bir an önce durdurmak için hemen harekete geçmek lazım. En azından müze haline getirebiliriz. İnsanlar ziyaret eder. Hepsinde ibadet edilmese bile aslına uygun bir şekilde korunarak, kurtarılarak, ciddi çalışmalarla biz burayı kazanalım. Okuma salonu yapalım içerisini, bir kütüphane gibi, mekanı, mabet olarak kurtarılması topluma kazandırılması hepimiz için gerçekten beklediğimiz bir son. Ortodoks dünyasının bu kadar önemli yapısını, Osmanlı'nın koruduğu, padişahların ferman çıkartarak düzenli olarak sahip olduğu, koruduğu, kolladığı bu yapıları korumak ve kurtarmak aslında hepimizin görevi. Dilerim artık restorasyon bir an önce hayata geçer çünkü doğaya ve insana ne kadar direnebileceği gerçekten muğlak. Acil yetkililerden destek bekliyoruz" dedi.
'DÜZENLENMESİ SEMTE DEĞER KATAR'
Balat'ta oturan Hamettin Bardak, "Ben buranın doğma büyüme yerlisiyim. Bu yapının daha önce ne olduğunu bildiğim için yapılması gerektiğini biliyorum. Yapılırsa bence çok iyi olur. Burası çocukluğumuzda açık olduğu son zamanlarda, artık bittiği dönemlerdi. Bu yapı önemli bir yapı. Zamanında Yahudilerin çok değer verdiği bir yer. Orası hor kullanıldı, mahvedildi. Orada ne tarihi değerler yok edildi. Düzenlenmesi buraya, semte değer katacaktır. Tabii ki iyi olur" ifadelerini kullandı.
'SANDALYE, MANGAL, ÇÖP ATMIŞLAR'
Balat'ta oturan Muhsin Kabaş ise, "1970'li yıllarda burası tertemizdi. Zaten herkes çöpünü oraya atıyor. Sandalyeler bile var mangalda yakılan kömürler var. Et parçaları var orada. Piknik yapmışlar çöplerini oraya atmışlar. Burasının temizlenmesi lazım. Bizim camilerimiz nasıl tertemizse burası da tertemiz olsun. Burası da bir ibadet yeriydi. Restorasyon olsun, halka, turistlere kazandırılsın" dedi.
DHA