$

Dolar

47,5643

Euro

54,8108

£

Sterlin

63,9988

Frank

58,7856

Gram Altın

6.237,1300

Bitcoin

3.025.172

$

Dolar

47,5643

Euro

54,8108

£

Sterlin

63,9988

Frank

58,7856

Gram Altın

6.237,1300

Bitcoin

3.025.172

Gündem

Kırsal güvenliğin görünmeyen gücü: Güvenlik Korucuları haklarında iyileştirme bekliyor

Türkiye’nin özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde güvenlik güçleriyle birlikte görev yapan güvenlik korucuları, terörle mücadeleden kırsal alanların korunmasına kadar birçok riskli görev üstleniyor. Ancak korucular, yaptıkları görevin taşıdığı riske rağmen ücretlerinin asgari ücret seviyesinde kalmasından, memur statüsüne alınmamalarından ve emeklilik haklarının yetersizliğinden şikâyet ediyor.

04.08.2026 - 15:51
Cumali Dalkılıç
Kırsal güvenliğin görünmeyen gücü: Güvenlik Korucuları haklarında iyileştirme bekliyor
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

Türkiye’de kamuoyunda eski adıyla “köy korucuları” olarak bilinen güvenlik koruculuğu sistemi, 1985 yılından bu yana uygulanıyor. Özellikle terör tehdidinin yoğun olduğu kırsal bölgelerde oluşturulan sistem kapsamında korucular; köylerin, mezraların ve kırsal yerleşim alanlarının güvenliğinin sağlanmasında jandarma ve diğer güvenlik birimleriyle birlikte görev yapıyor.

Yaklaşık 48 bin güvenlik korucusu görev yapıyor

İçişleri Bakanlığı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan verilere göre, 31 Ekim 2025 tarihi itibarıyla Türkiye genelinde *48 bin 365 güvenlik korucusu* bulunuyor. Korucular yalnızca köylerin korunmasında değil, terör operasyonlarında, yol ve arazi güvenliğinin sağlanmasında ve güvenlik güçlerinin ihtiyaç duyduğu bölgesel çalışmalarda da görev alıyor.

Güvenlik korucularının hukuki dayanağını 442 sayılı Köy Kanunu’nun 74’üncü maddesi oluşturuyor. Valiliklerin teklifi ve İçişleri Bakanlığının onayıyla görevlendirilen korucular, yürüttükleri kamu hizmetine rağmen 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında kadrolu memur sayılmıyor. Anayasa Mahkemesi kararlarında güvenlik korucuları “diğer kamu görevlileri” arasında değerlendirilirken, çalışma ve sosyal güvenlik statüleri klasik memur sisteminden farklı şekilde düzenleniyor.

Riskli göreve karşı asgari ücret seviyesinde gelir

Güvenlik korucularının en önemli sorunlarının başında düşük ücret geliyor. Mevcut düzenlemeye göre koruculara ödenen temel ücret ile ilgili ek tazminatların toplamı, yılın ocak ayında geçerli olan net asgari ücretin altında olamıyor. Aradaki fark, ek tazminat olarak ödeniyor.

2026 yılı için net asgari ücretin *28 bin 75 lira 50 kuruş* olarak belirlenmesiyle birlikte, güvenlik korucularının temel ödeme tabanı da bu seviyede bulunuyor. Operasyon, görev ve korucubaşı ödemeleri gibi bazı ilave ödemeler nedeniyle korucuların ellerine geçen toplam tutar değişebilse de ücret sisteminin asgari ücrete endeksli olması tepkilere neden oluyor.

Gece-gündüz ayrımı yapmadan silahlı görev üstlenen, zaman zaman terör operasyonlarına katılan ve görev yaptığı bölgede ailesiyle birlikte güvenlik riski altında yaşayan korucular, ücretlerinin yaptıkları işin tehlikesini ve sorumluluğunu karşılamadığını belirtiyor.

Korucular, ücretlerinin asgari ücret üzerinden değil, en düşük devlet memuru maaşı dikkate alınarak belirlenmesini istiyor. Görev süresi, kıdem, operasyon sayısı, görev bölgesinin risk durumu ve aile sorumluluklarının da ücret hesaplamasına yansıtılması talep ediliyor.

Sigortalılar ancak memur statüsünde değiller

Güvenlik korucuları, Sosyal Güvenlik Kurumu sisteminde 5510 sayılı Kanun’un 4/a maddesi kapsamında, yani işçi statüsünde sigortalı sayılıyor. Korucuların sigorta bildirimleri valilikler tarafından yapılıyor ve primleri asgari kazanç tabanı üzerinden ödeniyor. Primlerin hem çalışan hem de işveren payı valilikler tarafından karşılanıyor.

Bu düzenleme koruculara sosyal güvence sağlasa da primlerin düşük kazanç üzerinden yatırılması, görev süresi sona erdiğinde alınacak emekli aylığının düşük kalacağı yönündeki kaygıları artırıyor.

Korucuların temel taleplerinden biri, 4/a kapsamından çıkarılarak devlet memurlarının bulunduğu 4/c statüsüne alınmaları. Böylece emeklilik, kıdem, görev tazminatı, izin, aile yardımı ve diğer sosyal haklar bakımından kamu çalışanlarıyla daha eşit bir yapıya kavuşmak istiyorlar.

Ayrı bir koruculuk kanunu talep ediliyor

Güvenlik korucularının çalışma şartları hâlâ 1924 yılında kabul edilen Köy Kanunu içerisinde düzenleniyor. Aradan geçen yıllarda çeşitli değişiklikler yapılsa da korucular, görevlerini, yetkilerini, ücretlerini, disiplin hükümlerini ve sosyal haklarını tek çatı altında düzenleyecek bağımsız bir *Güvenlik Korucuları Kanunu* çıkarılmasını talep ediyor.

Korucu temsilcilerinin daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisinde dile getirdiği talepler arasında şu başlıklar öne çıkıyor:

* Güvenlik korucularına kadrolu kamu görevlisi veya memur statüsü verilmesi,

* Ücretlerin en düşük devlet memuru maaşı seviyesine yükseltilmesi,

* Emeklilik aylıkları ve emekli ikramiyelerinin iyileştirilmesi,

* Operasyon ve görev tazminatlarının artırılması,

* Hizmet sürelerinin eksiksiz biçimde emekliliğe yansıtılması,

* Şehit ve gazi korucuların ailelerine verilen hakların genişletilmesi,

* Koruculuk sisteminin ayrı ve kapsamlı bir kanunla düzenlenmesi.

Bu talepler uzun süredir Meclis gündemine taşınıyor. Eylül 2025’te Anadolu Güvenlik Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu temsilcileri de TBMM bünyesinde dinlenerek korucuların yaşadığı sorunları ve çözüm beklentilerini milletvekillerine aktardı.

Gönüllü korucuların durumu daha ağır

Sistemin bir diğer tartışmalı bölümünü gönüllü güvenlik korucuları oluşturuyor. Ücretli güvenlik korucularından farklı bir statüde görev yapan gönüllü korucular, ihtiyaç hâlinde güvenlik çalışmalarına destek vermelerine rağmen düzenli maaş ve kapsamlı sosyal güvence taleplerini uzun süredir dile getiriyor.

Gönüllü korucuların görev sırasında karşılaşabilecekleri riskler ile sahip oldukları ekonomik ve sosyal haklar arasındaki farkın giderilmesi, korucu kuruluşlarının üzerinde durduğu önemli konular arasında yer alıyor.

“Mesele yalnızca maaş değil”

Güvenlik korucularının yaşadığı problem yalnızca aldıkları ücretle sınırlı değil. Korucular, yıllarca silahlı ve riskli görev yürütmelerine rağmen kendilerini tam anlamıyla kamu personeli olarak güvence altında hissetmediklerini ifade ediyor.

Kırsal bölgelerde güvenlik güçlerinin önemli destek unsurlarından biri olan korucular, yaptıkları görevin devlet tarafından yalnızca sözlü olarak değil, ekonomik ve hukuki düzenlemelerle de karşılık bulmasını bekliyor.

Yaklaşık 48 bin kişinin doğrudan, aileleriyle birlikte düşünüldüğünde ise yüz binlerce vatandaşın hayatını ilgilendiren güvenlik koruculuğu sisteminin; günümüz şartlarına uygun, şeffaf ve kapsamlı bir yasal düzenlemeyle yeniden ele alınması gerekiyor.

Terörle mücadelede hayatını kaybeden, yaralanan veya yıllarca yüksek risk altında çalışan güvenlik korucularının beklentisi açık: *Yapılan görevin ağırlığıyla uyumlu bir maaş, güçlü bir emeklilik sistemi ve kalıcı bir kamu personeli statüsü.*

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler: Korucu

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın