$

Dolar

47,1959

Euro

53,9222

£

Sterlin

63,4582

Frank

58,2600

Gram Altın

6.082,3100

Bitcoin

3.078.084

$

Dolar

47,1959

Euro

53,9222

£

Sterlin

63,4582

Frank

58,2600

Gram Altın

6.082,3100

Bitcoin

3.078.084

Gündem

Kıbrıs Zaferi'nin 52. yıl dönümü: Erbakan Hoca'nın tarihi harekât emri ve 1974'ün bilinmeyenleri

Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın tarihi emriyle 20 Temmuz 1974'te başlayan Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümü. Mehmetçik'in Beşparmak Dağları'nı aşarak Ada'ya barışı getirmesinin perde arkası.

20.07.2026 - 10:22
Dursun Ali Bulut
Kıbrıs Zaferi'nin 52. yıl dönümü: Erbakan Hoca'nın tarihi harekât emri ve 1974'ün bilinmeyenleri
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca’nın tarihi emriyle gerçekleştirilen Kıbrıs Zaferi’nin 52. Yıl dönümü. Dosya haberimizde Kıbrıs’ın tarihi önemi yakın tarihte yaşananlar ve Kıbrıs Barış Harekâtı’nın bilinmeyenlerini bulacaksınız.

20 Temmuz 1974 tarihinde Mehmetçik aşılmaz denilen Beşparmak Dağları’nı kısa sürede aşarak başarılı bir harekâtla Kıbrıs’a tekrardan huzur ve barışı tesis etti. Kıbrıs Zaferi’yle necip milletimiz 200 yıl aradan sonra tekrardan toprak kazanmış oldu. Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52. yıl dönümü. Kıbrıs Adası’ndaki Müslümanlara yapılan zulmü ortadan kaldırmak için Milli Görüş lideri Erbakan Hoca’nın verdiği tarihi harekât emriyle 20 Temmuz 1974 tarihinde başladı. Ordumuz aşılmaz denilen Beşparmak Dağları’nı kısa sürede aşarak başarılı bir harekâtla Müslümanları zulümden kurtarıp, Ada’da tekrardan huzur ve barışı tesis etti.

KIBRIS BARIŞ HAREKÂTI’NIN KISA ÖZETİ

Kıbrıs Adası, Müslümanlar için stratejik bir ada olmasının yanında Peygamber Efendimizin (S.A.V.) halası Ümmü Haram’ın (R.A.) (Hala Sultan) kabrinin bulunması hasebiyle manevi olarak da önemli bir adadır. Kıbrıs’ı ilk olarak Hz. Osman (R.A.) fethetti. Daha sonra 13-16. yüzyıllarda korsanlık yöntemiyle Venedikliler ve Cenevizliler denizcilikte ileri gittiklerinden Kıbrıs’a hâkim oldular. O dönemde Kıbrıs’ın yerli halkı durumundaki Ortodoksların, söz konusu Katolik korsanların elinden çekmedikleri kalmadı.

ZULÜM NEREDE VARSA ONU ORTADAN KALDIRMAK MÜSLÜMAN’IN GÖREVİ

Zulüm nerede varsa onu ortadan kaldırmayı kendine şiar edinen Osmanlı İmparatorluğu bu zulme de göz yummadı. Lala Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, 40 bin şehit vermek pahasına da olsa 1570’te Kıbrıs’ı fethetti. 1878 yılına kadar Ada’ya huzur ve barış hâkim oldu. Osmanlı Devleti tarafından fethedilen Kıbrıs Adası 1878 yılındaki Berlin Antlaşması’na kadar doğrudan Osmanlı Devleti tarafından yönetildi.

İNGİLİZLERİN KIBRIS’I İLHAK ETMESİ

Berlin Antlaşması ile İngiltere'nin Kıbrıs’ta asker bulundurması ve adayı yönetmesi kabul edildi. Böylece ada Osmanlı toprağı olarak kalacak ancak yönetimi İngiltere tarafından yapılacaktı. Osmanlı Devleti’nin İngiltere ve müttefiklerine karşı 1914 yılında Almanya'nın yanında savaşa girmesi üzerine İngiltere 5 Kasım 1914'te adayı ilhak ettiğini açıkladı.

LOZAN’LA ADA’NIN İNGİLTERE’YE AİT OLDUĞU KABUL EDİLDİ

I. Dünya Savaşı sonunda yapılan Lozan Antlaşması ile de Türkiye, Kıbrıs Adası’nın İngiltere'ye ait olduğunu kabul etti. Böylece Kıbrıs konusu 1950'li yıllara kadar Türkiye'nin iç ve dış siyasetinde yer almadı. 20 Temmuz 1974 yılına gelinceye kadar Kıbrıs'ta yıllarca Müslüman kanı döküldü. Osmanlı'nın dağılması sonrası sömürgeci İngiltere'nin işgal ettiği Kıbrıs toprakları yıllarca İngilizlerin elinde kaldı. Rumların Enosis (Yunanistan'a katılma) planları çerçevesinde İngiliz askerleri egemenliği altındaki binlerce Müslüman Türk vatandaşı hunharca katledildi. 1960 yılında garantör devletlerin garantörlüğünde kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ömrü de kısa süreli oldu. Çünkü Enosis iddiasında bulunan Rumlar, yaptıkları saldırılarla sürekli Müslüman kanı dökmeye devam etti.

ENOSİS NEDİR?

Enosis, “Megali İdea” hedefi çerçevesinde Kıbrıs'ın Yunanistan'a bağlanmasını, ilhak edilmesini ifade etmektedir. Kelime anlamı ile "ilhak" demek olan Enosis (yani adanın Yunanistan'a bağlanması) ilk Megali İdea haritasının çizildiği 1791 yılından beri gündemde olan bir konudur. Bir anlamda Kıbrıs sorununun da bu tarihten itibaren var olduğu söylenebilir. Yunanistan'ın Kıbrıs'ı talep etmesi ise 30 Aralık 1918 yılında gerçekleşti. 18 Ekim 1828 tarihinde İngiltere, Rusya ve Fransa'ya bir nota veren Yunanistan, resmen ilk kez Enosis fikrini ortaya atmış ve adanın kendisine bağlanmasını istemiştir.

İLK MÜDAHELE GİRİŞİMİ VE ABD'NİN TEPKİSİ

Türkiye, Londra ve Zürih antlaşmaları ile adaya müdahale edebilirdi. Bu çerçevede 1964 yılında İsmet İnönü hükümeti TBMM'den Kıbrıs'a müdahale yetkisi aldı. Hükümetin aldığı müdahale yetkisi ve 7 Haziran'da adaya müdahale edeceğini açıklaması Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) karşı karşıya getirdi. ABD Başkanı Johnson 5 Haziran'da Başbakan İsmet İnönü'ye içeriği kaba ve sert olan bir mektup gönderdi.

TARİHİ JOHNSON MEKTUBU

Tarihe Johnson Mektubu olarak geçen ünlü mektupta Türkiye'nin adaya yapacağı müdahalenin iki NATO ülkesini (Türkiye ve Yunanistan) savaş durumuna sokacağı, bunun kabul edilemez olduğu, Sovyetler Birliği'nin Türkiye'ye karşı yapacağı olası bir müdahalede NATO'nun Türkiye'nin yanında olmayabileceği ve ABD'nin 1947 Antlaşması çerçevesinde Türkiye'ye verdiği askeri malzemelerin bu müdahalede kullanılamayacağı sert cümlelerle ifade edildi. Türkiye'nin en çok güvendiği müttefiki Amerika'dan aldığı diplomatik teamüllerin dışında yazılmış bu mektup Türkiye'de hayal kırıklığına sebep oldu. Bu mektup Türkiye'nin uluslararası arenada ne kadar yalnız olduğunu da açıkça göstermişti. Amerika açık bir şekilde Türkiye'yi tehdit ediyordu. İsmet İnönü'nün mektuba ilk tepkisi, "Dünya yeniden kurulur Türkiye yerini alır" şeklinde bir rest olsa da Başbakan İsmet İnönü Kıbrıs'a müdahale fikrinden vazgeçmek zorunda kaldı.

ERBAKAN HOCA’NIN TARİHİ HAREKÂT EMRİ

Tarih 1974’ü gösterdiğinde iş başında bulunan Milli Görüş fikriyatı Kıbris’ta Müslümanlara yapılan zulme daha fazla sessiz kalmıyor. Garantör ülke olan İngiltere'ye Kıbrıs konusunu görüşmek için dönemin başbakanı Bülent Ecevit’in uçağı daha Etimesgut Askeri Havaalanı'ndan yeni kalkmışken Başbakan Vekili Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Milli Güvenlik Kurulu'nu (MGK) acil gündem koduyla topladı. MGK devam ederken yapılan bütün itirazlara rağmen Erbakan Hoca, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Semih Sancar'a gemilerin yola çıkması için o tarihi emri verdi. Dönemin CHP Genel Başkanı ve Başbakan Bülent Ecevit'in Batılı güçlerden çekinmesine rağmen koalisyon ortağı MSP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Milli Görüş Lideri merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın kararlı tavrı sonrası Kıbrıs’taki akan kan durduruldu.

İNGİLİZLERE GÖRE HAREKÂTIN MİMARI ERBAKAN

Geçtiğimiz yıllarda ortaya çıkan belgelere göre de Kıbrıs Barış Harekâtı’nı dönemin başbakanı Bülent Ecevit'in değil, Başbakan Yardımcısı Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca’mızın yaptırdığı ortaya çıktı. İngiliz arşivlerinde yer alan dönemin belgelerini tarayan tarihçi Doç. Dr. Mustafa Sıtkı Bilgin, yaptığı araştırma sonucunda gerçekleri belgeleriyle gün yüzüne çıkardı. Bilgin doktora çalışması için İngiliz Ulusal Arşivleri'nde 10 yıllık araştırma yaptı. Bilgin ayrıca  "Büyük Güçler, Türkiye ve Kıbrıs Meselesi (1967-1975)" başlıklı TÜBİTAK projesi için de özel olarak 2005 ve 2006 yıllarında altı ay İngiliz arşivlerini taradı. Bilgin, önemli bilgileri ilk kez Şubat 2010 yılında açıkladı. Ankara’daki İngiliz büyükelçinin, İngiliz Dışişleri'ne yazdığı raporlar ve İngiliz Başbakanı ve kabinesinin konuyu değerlendirirken, oraya katılan devlet adamlarının konuşma tutanaklarından Erbakan Hoca’nın harekattaki kararlılığı anlaşılıyor. Ecevit'in Londra ziyareti ve Türk ile İngiliz hükümeti arasındaki yazışmalardan da Ecevit'in harekât konusunda isteksiz davrandığı ve savaşa girmeden bir çözüm aradığı görülüyor. Belgelere göre Kıbrıs Harekâtı’nın yapılmasında, Necmettin Erbakan daha aktif ve istekli. Ecevit'in ise savaşa yanaşmadığı görüntüsü ortaya çıkıyor. Dönemin İngiltere Büyükelçiliği'nden giden raporlarda Erbakan'ın Genelkurmay ile aynı çizgide ve harekâtın gerekli olduğunu, niyetinin tüm Kıbrıs'ın alınması olduğu belirtiliyor. Erbakan'ın dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Semih Sancar ve Türk ordusuna tam destek verdiği de belgelerde yer alıyor.

PROF. DR. NECMETTİN ERBAKAN HOCA’MIZIN AĞZINDAN KIBRIS BARIŞ HAREKÂTI

Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca Kıbrıs Barış Harekâtı’nın bilinmeyen yönlerini birçok kez anlatmış ve “Şayet bizim emrini verdiğimiz harekât planı aynen uygulansaydı Kıbrıs olayı 40 yıldır sürüncemede kalmazdı…” demişti. Erbakan Hoca’mız Kıbrıs Barış Harekâtı’nın arka planını şöyle anlatmıştı...

“ECEVİT YANLIŞ BİR ŞEY YAPMASIN DİYE OĞUZHAN BEY’İ DE ECEVİT’İN YANINA VERDİK”

“…Başbakan Ecevit Kıbrıs harekâtına isteksizdi, ancak Kıbrıs’ta çok acı olaylar oluyor ve her gün birçok Türk Rumlar tarafından öldürülüyordu. Dönemin Genelkurmay Başkanı Semih Sancar sürekli hükümetle görüşmeler yapıyor ve askeri istihbarattan gelen bilgilere göre Kıbrıs’ta yaşanan Rum vahşetine dur demek için bir an önce müdahale yapılması gerekiyordu… O yıllarda tüm dünya bizim böyle bir harekât yapmamıza karşıydı. Ancak savaşa Ecevit de karşıydı. Son görüşmeler için Kıbrıs’ın garantörlerinden olan İngiltere ile birlikte harekât yapalım diyen Ecevit bizim karşı çıkmamıza rağmen Londra’ya gitti, Ecevit yanlış bir şey yapmasın diye Oğuzhan Bey’i de Ecevit’in yanına verdik. Genelkurmay Başkanı Semih Sancar ve diğer yetkililerle Ecevit ve Türk heyetini Esenboğa Havalimanı’ndan uğurladıktan sonra Semih Sancar Paşa bana özel bir görüşme yapalım dedi ve Esenboğa Havalimanı’nda Genelkurmay Başkanı Semih Sancar Paşa ile aramızda şu tarihi konuşma geçti:

“SAVAŞ EMRİNİ ESENBOGA’DA VERDİM”

Genelkurmay Başkanı Semih Sancar ile Esenboğa Havalimanı’nda bir odada görüşme yaptık. Sancar Paşa bana, Sayın Erbakan sizler şu andan itibaren Başbakan Vekilisiniz. Kıbrıs’ta büyük katliamlar yaşanıyor. Sayın Ecevit’in Londra’dan dönmesi uzun zaman alacaktır. Başbakan Vekili sıfatı ile bizlere hareket emrini verirseniz biz çıkarma için hazırlık yapabiliriz, harekât emrini verebilir misiniz diye sordu?

Bende harekât emrini verebilirim dedim. Tekrar söz alan Sancar Paşa, “Daha önce de bu tür harekât emirleri verildi ancak harekât yapılmadan geri alındı. Bu kez geri alınmamalı, geri almamak ve kesinlikle çıkarma yapmak üzere verilmeli. Bir kez daha geri alınırsa askerlerin morali bozulur, Kıbrıs tümü ile elimizden gider...” dedi.

Daha önce de bir kaç kez Kıbrıs’a çıkarma emri verilmiş ve sonradan geri alınmıştı. Sancar Paşa bunları hatırlatıyordu. Orada harekât emrini verdim ve Türk Silahlı Kuvvetleri hazırlık yapmaya başladı. Ecevit Londra’da İngilizlerle birlikte Kıbrıs’a çıkarma yapalım diye görüşmeler yaparken, verdiğim emir üzerine Türk Silahlı Kuvvetleri çoktan çıkarma hazırlığına başlamıştı.

KEMAL KAYACAN: BEN KARADENİZLİYİM, BİR TAKAYLA BİLE ADA’YA ÇIKARTMA YAPARIM

Genelkurmay Başkanı Semih Sancar’a harekâtın teknik durumu ve başarı oranını sordum. Toplantıda yer alan dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Kemal Kayacan söz alarak, “Sayın Erbakan hiç merak etmeyin ben Karadenizliyim, denizi ve denizcilik tarihini çok iyi bilirim. Bir takayla bile Ada’ya çıkartma yaparım. Sadece Türk Deniz Kuvvetleri’nin Kıbrıs’ı alma imkânı var” dedi. Her türlü hazırlık yapıldı ve Kıbrıs harekâtı başarı ile tamamlanacak diyen  askerlerin  verdiği  bu bilgileri  aldıktan sonra  çok rahatladım.

Kıbrıs harekâtı karadan karaya, havadan karaya, havadan denize, denizden karaya birçok harekât unsurunu bir arada kapsıyordu. Böyle bir harekât çok iyi planlanmıştı. Askerimiz çok başarılı çalışma yapmıştı

HEYET LONDRA’DAN HAYAL KIRIKLIĞIYLA DÖNDÜ

Sayın Ecevit büyük umutla gittiği İngiltere’den eli boş dönüyordu...  İngilizler, Türkiye ile birlikte çıkarma yapmayacaklarını söyleyince Ecevit büyük umutla gittiği Londra’dan hayal kırıklığı içinde Türkiye’ye döndü. Ecevit’i Türkiye’ye döndükten sonra havalimanında karşılayıp, harekat emrini verdiğimizi söyleyince Ecevit şok oldu ve şaşırdı birden... “Dünya ne der?... Bu çıkarmayı dünyaya nasıl anlatırız” diye endişesini dile getirdi. Ecevit’e cevaben, “Sayın Başbakan hiç endişe etmeyin” dedim.

Biz çıkarma planı yaptık ve 5 günde varmak istediğimiz yere varabileceğimiz söyledik ve bilindiği gibi harekât başladı ve bizim 5 günde gerçekleştireceğimiz planı askerlerimiz 3 günde gerçekleştirdi. Askerimizin hazırlık yapması ve harekâta dünya ülkelerinin tepkisini ölçmek için geçici olarak ateşkes kararı aldık…

ERBAKAN HOCA'NIN LARNAKA'YI ALMA İSTEĞİ

Kıbrıs’ta katliama uğrayan Türkler kurtuldu. Ancak bize haber vermeden Ecevit harekâtı sona erdirdi. Bizim planımızda Hala Sultan’ın türbesinin bulunduğu Larnaka’yı almak vardı. Larnaka’nın alınmaması ve Maraş bölgesinin iskâna açılmaması büyük bir hata. Ecevit ve ondan sonra gelen hükümetlerin Kıbrıs ile ilgili milli bir politikaları olmadığı için sürüncemede kaldı. 1974 yılında Milli Selamet Partisi hükümette olmasaydı Kıbrıs Barış Harekâtı olmazdı.”

HAREKÂTLA İSRAİL'İN 5 BİN YILLIK PLANINA HANÇER SAPLANDI

Kıbrıs Barış Harekâtı’yla kazanılan zafer sonucunda elde edilen Ada toprakları ayrıca İsrail'in 5 bin yıllık Arz-ı Mevud (Vaat Edilmiş Topraklar) hayaline de bir hançer gibi saplandı. Çünkü Kıbrıs adası İsrail'in hayali olan ve tahrif edilmiş Tevrat'ta yer aldığı söylenen Arz-ı Mevud topraklarının içinde yer alıyor. İsrail Devleti'nin devlet stratejisi olan Arz-ı Mevud'u gerçekleştirme hayalinin her geçen gün daha da artığını gördüğümüz şu günlerde Kıbrıs Adası’nın önemi bir kez daha ortaya çıkıyor.

KIBRIS ADASININ ÖNEMİ

Kıbrıs, Türkiye açısından gerek Kıbrıs Türkleri, gerek güvenlik, gerekse tarihî yönden büyük önem arz eden bir adadır. Kıbrıs Türklerinin güvenliği milletlerarası anlaşmalarla teminat altına alınmıştır. Bu anlaşmalara göre Türkiye, Kıbrıs Türklerini her cihetten korumak ve kollamak mecburiyetindedir.

KIBRIS, TÜRKİYE'NİN KARA SINIRI BULUNMAYAN AKDENİZ (GÜNEY) BÖLGESİNİN ÖNEMLİ BİR PARÇASI

Kıbrıs, Türkiye'nin kara sınırı bulunmayan Akdeniz (güney) bölgesinin, dolayısıyla ülkenin güvenliği açısından çok önemlidir. Bu bölge ileride vuku bulacak bir savaş esnasında kara harekâtına maruz kalma ihtimali pek zayıf olan bir bölgedir. Fakat bölgenin Kıbrıs'ta mevcut düşman bir devlet tarafından gelecekte füze ve hava saldırısı ile çıkartma ve indirme eylemine (yani kara harekâtına) uğraması, Türkiye’nin orada da savaşı kabul etmesi ve mevcut cephelere bir yenisinin eklenmesi neticesini doğuracak ve Türkiye ister istemez bir kısım kuvvetini buraya bağlayacaktır. Bu bakımdan Türkiye'nin tek güvenli bölgesi olan Akdeniz bölgesini Rum saldırılarına maruz bırakacak imkân ve ihtimallere izin vermesi mümkün değildir.

Dursun Ali Bulut/TİMETÜRK

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın