Türkiye’nin deprem gerçeği, kentsel dönüşümde yalnızca eski yapıların yıkılıp yeniden yapılmasını değil, yeni binaların dayanıklılığını onlarca yıl koruyacak şekilde inşa edilmesini de gündeme getiriyor.
Bu noktada beton kalitesi, zemin ve mühendislik hesaplarının yanı sıra çoğu zaman ikinci planda kalan su yalıtımı da önem taşıyor. Temel, perde beton ve diğer yapı elemanlarına ulaşan su ve nem, zaman içerisinde beton içerisindeki donatının korozyona uğramasına ve yapının dayanıklılığının olumsuz etkilenmesine neden olabiliyor.
YENİ BİNA OLMAK TEK BAŞINA YETMİYOR
Kentsel dönüşüm kapsamında inşa edilen bir yapının başlangıçta gerekli standartları karşılaması kadar, bu özelliklerini kullanım ömrü boyunca koruması da gerekiyor. Özellikle temelden çatıya kadar doğru şekilde gerçekleştirilen su yalıtımı, beton ve donatının su ve nemin oluşturabileceği olumsuz etkilerden korunmasına yardımcı oluyor. ODE Yalıtım Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ozan Turan, kentsel dönüşüm projelerinde yalıtımın yapı güvenliğinin bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Turan, “Kentsel dönüşümle inşa edilen yeni binaların uzun ömürlü ve güvenli olabilmesi için su yalıtımının standartlara uygun şekilde yapılması şart. Doğru uygulanan su yalıtımı, yapının tasarım ömrü boyunca mukavemetini korumasını sağlayan temel unsurlardan biri” dedi.

SU, BİNANIN TAŞIYICI SİSTEMİNİ ZAYIFLATABİLİYOR
Su yalıtımının olmadığı veya hatalı uygulandığı yapılarda suyun betonarme elemanlara ulaşması, donatının paslanmasına ve kesit kaybına neden olabiliyor. Bunun sonucunda taşıyıcı sistemin performansı zaman içerisinde düşebiliyor. Sektör tarafından paylaşılan araştırmalarda, su yalıtımı bulunmayan yapılarda taşıma kapasitesindeki kaybın 10 yıl içerisinde yüzde 66’ya kadar çıkabileceği öne sürülüyor. Bu nedenle kentsel dönüşümde deprem güvenliğinin yalnızca inşaatın tamamlandığı gün değil, binanın tüm kullanım ömrü dikkate alınarak ele alınması gerektiği belirtiliyor.
KENTSEL DÖNÜŞÜM ENERJİ FATURASINI DA DEĞİŞTİREBİLİR
Dönüşümün diğer ayağını ise enerji verimliliği oluşturuyor. Türkiye’de binalarda tüketilen enerjinin önemli bölümü ısıtma ve soğutmaya giderken, doğru ısı yalıtımıyla enerji ihtiyacının önemli ölçüde azaltılması mümkün. Sektör verilerine göre nitelikli ısı yalıtımı uygulamalarında enerji tüketiminde yüzde 70’e varan tasarruf sağlanabildiği belirtiliyor. Böylece kentsel dönüşüm, yalnızca depreme karşı daha güvenli yapı stokunun oluşturulması açısından değil; vatandaşın ısınma-soğutma giderlerinin azaltılması, enerji tüketiminin düşürülmesi ve şehirlerin karbon salımının sınırlandırılması açısından da önemli bir fırsat olarak öne çıkıyor. Ortaya çıkan tablo, kentsel dönüşümde yeni bir binanın sadece “depreme dayanıklı inşa edilmesinin” değil, bu dayanıklılığı yıllar boyunca koruyacak şekilde yapılmasının da en az ilk inşaat kadar önemli olduğunu gösteriyor.