$

Dolar

48,2814

Euro

56,0185

£

Sterlin

65,3686

Frank

59,5027

Gram Altın

6.773,3200

Bitcoin

3.761.588

$

Dolar

48,2814

Euro

56,0185

£

Sterlin

65,3686

Frank

59,5027

Gram Altın

6.773,3200

Bitcoin

3.761.588

Gündem

Kentlerin ortasında sanayi riski büyüyor

Türkiye’de şehirlerin büyümesiyle geçmişte kent dışında kurulan sanayi tesislerinin önemli bölümü yerleşim alanlarıyla iç içe kaldı. 2025’te kayıtlara geçen 755 endüstriyel yangın ve patlama, fabrikalardaki güvenlik önlemlerini yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlar, özellikle kimyasal ve yanıcı maddelerin bulunduğu tesislerde bir kazanın çevredeki yerleşim alanlarını da etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.

01.09.2026 - 17:46
Üsame Karakış
Kentlerin ortasında sanayi riski büyüyor
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

Bir dönem şehirlerin dışında kalan fabrikalar, kimya tesisleri, akaryakıt depoları ve üretim merkezleri, kentlerin genişlemesiyle konutlara, okullara ve diğer yaşam alanlarına giderek yaklaştı. Bu değişim, sanayi tesislerinde meydana gelebilecek yangın, patlama veya kimyasal sızıntıların yalnızca çalışanları ve işletmeleri ilgilendiren bir risk olmaktan çıkmasına neden oluyor. Özellikle birbirine yakın yüksek riskli tesislerde meydana gelebilecek kazaların diğer işletmeleri de etkilemesi, “domino etkisi” olarak tanımlanan daha büyük endüstriyel kazalara yol açabiliyor.

2025’TE 755 YANGIN VE PATLAMA

Kimya Mühendisleri Odası (KMO) İstanbul Şubesi verilerine göre, Türkiye’de 2025 yılında 755 endüstriyel yangın ve patlama tespit edildi. Bunların 700’ünü yangınlar, 55’ini ise patlamalar oluşturdu. Olaylarda 20 işçi hayatını kaybetti, 173 işçi yaralandı. Yangınların ardından ortaya çıkan duman ve gazlardan etkilenen çok sayıda kişiye de müdahale edildi. Vakaların sektörel dağılımında yüzde 19 ile metal sektörü ilk sırada yer aldı. Ağaç, kâğıt ve mobilya yüzde 18, tekstil yüzde 17, kauçuk ve plastik yüzde 12, gıda sektörü ise yüzde 9 pay aldı. Rakamlar, endüstriyel yangın tehlikesinin yalnızca kimya ve petrokimya tesisleriyle sınırlı olmadığını gösteriyor.

TÜRKİYE'DE BEKRA İLE DENETLENİYOR

Büyük endüstriyel kazalara yönelik modern düzenlemelerin temelinde, 1976’da İtalya’nın Seveso bölgesindeki kimya tesisinde meydana gelen ve çevreye toksik madde yayılmasına neden olan kaza bulunuyor. Avrupa Birliği’nde bugün Seveso III Direktifi ile düzenlenen sistemin Türkiye’deki karşılığını ise Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik, kısa adıyla BEKRA oluşturuyor. Tehlikeli maddelerin belirlenen miktarların üzerinde bulunduğu işletmeler bu kapsamda “alt seviyeli” veya “üst seviyeli” kuruluş olarak sınıflandırılıyor. Özellikle yüksek riskli tesislerin olası kazaları önceden belirlemesi, güvenlik sistemleri oluşturması ve acil durumlara hazırlıklı olması gerekiyor. Mevzuat, gerekli güvenlik şartlarını yerine getirmeyen işletmeler açısından faaliyetin durdurulmasına kadar varabilen yaptırımlar öngörüyor.

“MEVZUATA UYMAK TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL”

Endüstriyel yangın güvenliği alanında faaliyet gösteren Falckon’un Genel Müdürü Anıl Yamaner, özellikle tehlikeli kimyasal, yanıcı ve patlayıcı maddelerle çalışan işletmelerde önleyici güvenliğin önemine dikkat çekti. Yamaner, “Tehlikeli kimyasal bulunduran, üreten veya işleyen bütün tesislerin Seveso Direktifi ve BEKRA yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi gerekiyor. Ancak mevzuata uygun bir tesis kurmak tek başına yeterli değil” dedi. Çalışanların eğitimi, risklerin sürekli izlenmesi ve acil durum ekiplerinin hazırlığının da sistemin parçası olması gerektiğini belirten Yamaner, büyük yangın ve patlamalarda insan faktörünün kritik önemini koruduğunu söyledi.

FABRİKA YANGINLARINDA İLK DAKİKALAR KRİTİK

Endüstriyel tesislerde yangına müdahale, standart bina yangınlarından farklılık gösterebiliyor. Tesiste bulunan kimyasallar, üretim süreçleri, basınçlı sistemler ve enerji kaynakları müdahale yöntemini doğrudan etkiliyor. Bu nedenle uzmanlar, yüksek riskli işletmelerde yalnızca yangın çıktıktan sonraki müdahaleye değil, yangının ortaya çıkmasını veya başlangıç aşamasında büyümesini engelleyecek sistemlere ağırlık verilmesi gerektiğini belirtiyor. Yamaner, kentleşmenin sanayi bölgelerine kadar ulaşması nedeniyle konunun artık yalnızca işletmelerin meselesi olmadığını vurgulayarak şu uyarıyı yaptı: “Kentlerin içinde kalan sanayi tesislerinde artık temel soru ‘Yangın çıkarsa nasıl söndürürüz?’ değil, ‘Yangının çıkmasını ve büyümesini nasıl engelleriz?’ olmalı. Proaktif güvenlik artık bir tercih değil, zorunluluk.”

Haberi Hazırlayan

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın