Milli Takım’ın Dünya Kupası’nda beklentilerin aksine ilk iki maçı da puansız ve golsüz tamamlaması tüm ülkede hayal kırıklığına yol açarken, birbirinden farklı yorumlar ortaya atıldı.
Sözkonusu yorumlardan en çok dikkat çekenlerden biri ise Kaya Çilingiroğlu’nun yorumu oldu.

TRT Spor’daki programında milli takımın Dünya Kupası performansını değerlendiren Kaya Çilingiroğlu’nun sözleri sosyal medyada gündem oldu.
Çilingiroğlu’nun Türk futbolunun son 30 yılını özetleyen yorumu sosyal medyada çok sayıda kullanıcı tarafından paylaşıldı.
Kaya Çilingiroğlu Türk sporunda futbolla diğer dallar arasındaki adaletsizliğe vurgu yaptı.
2002 DÜNYA KUPASI
Çilingiroğlu şunları söyledi:
2002 Dünya Kupası, yere göğe koyamıyoruz. Ben gittim o kupaya. Çok net söyleyeyim 3 kişi gittik biz, bizim dışımızda para veren kimse yoktu biliyor musunuz? 600 kişi mi 800 kişi mi ne götürdüler, bizim dışımızda para ödeyen bir kişi yoktu.

“CİP İSTEMİŞLERDİ, ŞİMDİ AHKAM KESİYORLAR”
2002’de prim rezaleti ayyuka çıkmıştı, Dünya üçüncülüğü adı altında o rezalet örtbas edildi. O kadar iğrenç bir prim pazarlıkları oldu ki zaten almışlar, almışlar, almışlar bir de biz cip isteriz falan denmişti. Şimdi o oyuncuların bir kısmı yorumcu olarak şu anda ahkam kesiyor.
“Kronolojik olarak biz bu günlere neden geldik diye bu problemi çıkarmazsan doğruya gidemezsin, çözüm bulamazsın.

“MİLLİ TAKIMI BİZ BU HALE GETİRDİK”
Ben, çok namuslu yorumcu zannediyorum vardır. Bu hataları yazan, konuşan, şu anda işsiz evinde bizi televizyonun başında seyreden, iş bulamıyor kimse.
Yorumcu kovduruyorlar, gazeteci kovduruyorlar. Bu hatalar gözükmesin, konuşulmasın diye yöneticiler senelerce bunları yaptı. Konuşacak insan bırakmadılar.

Şimdi biz 95’ten bu yana geldik, 30 senedir milli takımı biz bu hale getirdik bir günde olmadı.
Bence şu anda hata aranması gereken en son adam Montella’dır. Montella zorla mı geldi kardeşim, zorla mı durdu? Adamı getirdiler, mukavele yaptılar. Montella’dan ne bekliyordunuz ki, Dünya Kupası’nı kazanmasını mı bekliyordunuz?
“GAZETECİ GIRTLAĞI SIKAN ADAM”
Mesela milli takım uçağında gazetecinin gırtlağını sıktı bir kaptan. Şu anda o insanın ismi, milli takım hocası olarak geçiyor.
Yap bakayım Almanya’da, Hollanda’da, İngiltere’de böyle bir şeyi!
Bu ülkede ne yaparsan yanına kalıyor kardeşim. Adam mesela bahis oynuyor, İdarecisi diyor ki “ne var bir kere oynamış, gençken oynamış, kuralı bilmiyormuş” diyor.

“METE GAZOZ NE ALDI?”
Milli takım, Dünya Kupası’na gitti diye bilmem kaç yüz bin Euro primden bahsediliyor. Doğrudur yalandır bilmem.
Peki bu prim, şampiyon basketçilere verildi mi? Olimpiyat şampiyonu Yusuf Dikeç aldı mı? Güreşçiler aldı mı? Mete Gazoz ne aldı?
Paralimpikçiler her daim dünya şampiyonu oluyor, ne aldılar?
“Bir tek futbol, bir tek bizim çocuklar bu çocuklar. Sınırda bekleyen askerlerimiz, bizim çocuklarımız değil o zaman. Niye onlara ikinci sınıf muamelesi yapılıyor?”
Herkes bizim çocuğumuz, herkese eşit muamele yapılsın. Adalet budur.

Biz buradan milli kafileyi şampiyon gibi yolladık. Bunu bir milli dava haline getiriyoruz.
Diyorlar ki ne var bunda, milli takım oyuncusu prim almayacak mı? Alacak tabi. Aslında ben Başkan olsam, prim almam. Bir ülkenin milli takımına hizmet etmek onurdur. Bunun parayla karşılığı yoktur.
“BÖYLE REZALET OLUR MU?..”
Bazı rezaletlerden bahsedeyim. Bir dönem, futbol federasyonu var, yüksek disiplin kurulu var değil mi?
Disiplin kurulu başkanıyla Tahkim kurulu başkanı, aynı ofisin iki ortağı. Böyle bir rezalet olur mu?

İsmini vermeyeceğim, büyük bir kulüpte oynayan takımın kaptanı da bunların müşterisi. Disiplin kurulu başkanı ve tahkim kurulu başkanı bu oyuncunun müvekkili. Bu oyuncuya ceza verecekler, nasıl vereceksin?
Bunlar hep yutuldu, konuşulmadı. Ekranlara çıkıp kimse anlatmadı, yazmadı.”