Küresel enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilim, üretim sektörlerinde de yakından takip ediliyor. Petrol ve enerji fiyatlarında yaşanabilecek hareketliliğin özellikle petrokimya ürünlerine bağımlı sektörlerde maliyetleri artırmasından endişe ediliyor.
Bu sektörlerden biri de yatak üretimi. Sünger üretiminde kullanılan poliol, TDI ve MDI gibi kimyasal hammaddelerin fiyatları; petrolün yanı sıra enerji, döviz kuru, navlun ve küresel üretim kapasitesindeki gelişmelerden etkileniyor.
HAMMADDE VE NAVLUN BASKISI ARTIYOR
Armis Yatak İcra Kurulu Başkanı M. Kürşat Batallı, petrol fiyatlarındaki değişimin yatak sektörüne doğrudan ve aynı oranda yansımadığını ancak sünger, plastik ve sentetik ürünlerde petrokimya maliyetlerinin önemli olduğunu söyledi. Batallı, “Petrol fiyatına enerji, navlun, üretici kapasitesi, tesis duruşları, arz güvenliği ve döviz kuru da eklendiğinde çok daha karmaşık bir maliyet yapısıyla karşı karşıya kalıyoruz” dedi. Sektör açısından asıl riskin tek seferlik fiyat artışından ziyade yükselen maliyetlerin kalıcı hale gelmesi olduğunu belirten Batallı, hammaddenin bulunabilirliğinin de üretim planlarını doğrudan etkilediğine dikkat çekti.
ŞİRKETLER GÜVENLİK STOĞUNA YÖNELİYOR
Tedarik zincirindeki belirsizlik, üreticilerin stok politikalarını da değiştirmeye başladı. Ancak yüksek finansman maliyetleri nedeniyle şirketlerin büyük miktarda stok tutması da ayrı bir maliyet oluşturuyor. Batallı, bu nedenle üretimi aksatmayacak seviyede güvenlik stoğu oluşturmanın ve alternatif tedarikçileri önceden belirlemenin önem kazandığını söyledi. “Tedarik güvenliği artık satın alma departmanının tek başına yönettiği bir konu olmaktan çıktı. Doğrudan şirketlerin rekabet gücünü etkileyen stratejik bir başlık haline geldi” diyen Batallı, olası gecikmelerin üretim programlarına etkisinin de önceden hesaplanması gerektiğini ifade etti.
ÖNÜMÜZDEKİ 6-12 AYA DİKKAT
Sektörün önündeki en önemli risklerden biri ise maliyetlerdeki yükseliş ile tüketici talebindeki belirsizliğin aynı anda devam etmesi. Batallı, önümüzdeki 6-12 aylık dönemde enerji, hammadde, navlun ve finansman maliyetleri ile tüketicinin alım gücü arasında hassas bir denge kurulması gerekeceğini belirtti. Artan maliyetlerin tamamının satış fiyatlarına yansıtılmasının kolay olmadığı bir ortamda üreticilerin verimlilik, alternatif tedarik ve maliyet yönetimine daha fazla ağırlık vermesi bekleniyor.
KRİZ TÜRKİYE İÇİN FIRSATA DÖNÜŞEBİLİR
Küresel tedarik zincirlerinde yaşanan değişim ise Türkiye açısından farklı bir kapı açabilir. Şirketlerin uzak coğrafyalara bağımlılığı azaltarak üretimi pazarlara daha yakın bölgelere kaydırması, Türk üreticilerin Avrupa karşısındaki konumunu güçlendirebilir. Batallı, hızlı üretim, kısa teslimat süreleri, ürün çeşitliliği ve Avrupa'ya yakınlığın Türk yatak sektörünün önemli avantajları olduğunu belirtti. Yeni dönemde yalnızca üretim kapasitesinin yeterli olmayacağını vurgulayan Batallı, “Tedarik zincirini doğru yöneten, üretimini verimli planlayan, maliyetlerini yakından takip eden ve alternatif pazarlara hızla ulaşabilen şirketler bu dönemi daha güçlü geçirecek” değerlendirmesinde bulundu.
