Milli Görüş hareketinin lideri ve büyük devlet adamı merhum Başbakanlardan Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın vuslatının üzerinden 15 yıl geçti. "Yaşanabilir bir Türkiye", "Yeniden büyük Türkiye" ve "Yeni bir dünya" idealleriyle Türk siyasetine yeni bir anlayış getiren Erbakan Hoca, siyasi hayatı boyunca Türkiye öncülüğünde adil bir dünyanın kurulacağına inanarak mücadele etti.
Dünya gündemi ile Türk siyasal hayatına, sağ ve sol çizginin dışında "Milli Görüş" kavramını taşıyarak İslam dünyasında siyasi bir uyanışa vesile olan Erbakan Hoca, hak ve adalete inanan tüm Müslümanların birleşmesi gerektiğini savundu.
Türk siyasetine ideolojisi ve üslubuyla yeni bir heyecan getiren Necmettin Erbakan, 29 Ekim 1926'da Sinop'ta doğdu. Babasının Ağır Ceza Reisi olması dolayısıyla çocukluğu farklı şehirlerde geçen Erbakan, Kayseri Cumhuriyet İlkokulunda başladığı ilkokul eğitimini Trabzon'da tamamladı.
OKULLARINI BİRİNCİLİKLE BİTİRDİ
1943'te birincilikle tamamladığı İstanbul Erkek Lisesinin ardından sınavsız geçiş hakkı olmasına rağmen İstanbul Teknik Üniversitesine sınavla girdi. Sınav sonucuna göre doğrudan ikinci sınıftan başlatıldı. Erbakan, 1948'de mezun olduğu aynı üniversitenin Makine Fakültesi Motorlar Kürsüsünde asistan olarak görev üstlendi.
Erbakan'ın hayatındaki önemli dönüm noktalarından birisi 1951'de İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından Almanya'daki Aachen Teknik Üniversitesine ilmi araştırmalar yapmak üzere gönderilmesiyle oldu.
ALMANYA'DA BAŞMÜHENDİS OLARAK GÖREV YAPTI
Alman ordusu için araştırma yapan DVL Araştırma Merkezinde biri doktora olmak üzere üç tez hazırlayan Türk mühendis Erbakan, bu tezleriyle Alman ekonomi bakanlığının dikkatini çekti.
Motorların daha az yakıt harcaması konusunda kendisinden istenilen raporu hazırlayan Erbakan, doçentlik tezini de "Dizel motorlarda püskürtülen yakıtın nasıl tutuştuğunun matematiksel izahı" konusu üzerine hazırladı.
Erbakan çalışmalarıyla Leopard tanklarının üretiminin yapıldığı Almanya'nın en büyük motor fabrikasına davet edilmesinin ardından burada başmühendis olarak söz konusu tankların motorları üzerinde çalışmalar yaptı.
TÜRKİYE'DE AĞIR SANAYİ HAMLESİ BAŞLATTI
Türkiye'de başlattığı ağır sanayi hamlelerini Almanya'da kaldığı sürede tecrübe eden Erbakan, bunu da Milli Görüş'ün önemli hedeflerinden birisi olarak belirledi.
Erbakan'ın ağır sanayi hamlesi adına attığı adımları ve sonraki çabaları hiç de kolay olmadı.
Erbakan, o yıllarda düzenlenen otomobil kongresinde "Şeftaliden başka bir şey üretemeyiz" görüşünü savunanlara inat, bir araya geldiği arkadaşlarıyla 1956'da Gümüş Motor Fabrikasını kurdu. Avrupa standartlarının da altında, saatte 5,5 litre motorin harcayan Gümüş Motor'u bir avuç fedakar insanla üretti. Bugün Pancar Motor adıyla çalışan fabrika, Mart 1960'ta seri üretime başladı.
İLK YERLİ MOTOR FABRİKASINI KURDU
"Şeftali yerine motor üretmek isteyen Türkiye'nin" Gümüş Motor Fabrikası, sektöre hakim olan yabancıların ekonomik ve siyasi baskılarıyla iflasa sürüklenmek istendi.
Erbakan, Gümüş Motor'un devamı adına önüne konulan engellerle mücadeleye başladı.
Odalar Birliği Sanayi Dairesi Başkanlığına getirilmesinin adından Genel Sekreter olan Erbakan, önce Odalar Birliği İdare Heyeti Üyesi, bir yıl sonra da Odalar Birliği Başkanı seçildi.
Erbakan o dönem tanıştığı Nermin Erbakan ile evlendi. Nermin ve Necmettin Erbakan çiftinin evliliğinden çocukları Zeynep, Elif ve Muhammed Fatih dünyaya geldi.
ODALAR BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINDAN AYRILMASI
Erbakan Hoca, Odalar Birliğinde de aktif dönem geçirdi, Anadolu sermayesini desteklemek için çalıştı.
Odalar Birliği Başkanı Erbakan'ın, bu koltuktan uzaklaştırılması için çeşitli adımlar, siyasi pazarlıklar yapıldı.
Odalar Birliği Başkanlığı seçiminin geçersiz sayılması Danıştaya taşındı. Erbakan, bu görevinden, Ankara Valiliğinin emriyle uzaklaştırıldı.
Bu karar, Erbakan Hoca'nın siyaset yolculuğunu başlattı.
KONYA'DAN BAĞIMSIZ MİLLETVEKİLİ OLDU
“Bir çiçekle bahar açmaz ama her bahar bir çiçekle gelir.” 12 Ekim 1969'daki milletvekili seçimine giderken o dönem güçlü bir siyasi parti olan Adalet Partisinden (AP) milletvekili olmak istedi, ancak kabul edilmedi.
Erbakan, kendisine büyük hoşgörü ve sevgi besleyen Konya'dan, bağımsız aday olarak seçime girdi ve üç milletvekili seçilebilecek oyu alarak Meclisin yolunu tuttu.
Erbakan, Konya'daki milletvekilliği çalışmaları sırasında kendisine yöneltilen, "İyi de bir çiçekle bahar olmaz ki" yorumları üzerine, "Evet, bir çiçekle bahar olmaz ama her bahar bir çiçekle başlar" ifadesini kullanmıştı.
MİLLİ NİZAM PARTİSİNİ KURDU
Konya Milletvekili Erbakan, çok geçmeden, 24 Ocak 1970'te, 17 arkadaşıyla Milli Görüş hareketinin ortaya çıkmasını sağlayacak ilk parti olan Milli Nizam Partisini kurdu.
Parti kurulduğunda ilk üyenin kim olacağı konusunda karar vermek üzere yönetim toplandı, Erbakan'ın ilk üye olması istendi. Erbakan ise bu teklif üzerine tebessümle arkadaşlarına bakarak, "Ecdadımız Anadolu'ya, Malazgirt Meydan Muharebesiyle Muş/Malazgirt'ten girmişti. O ilimizdeki bir caminin imamı bizim birinci kurucu üyemiz olacak." dedi.
Genel Başkan Erbakan, partisinin kuruluşundan sonra kapitalizm ve batıcılık karşıtı bir siyaset yürüttü.
Erbakan'ın siyasetinde "Siyonizm"le mücadele ön planda yer aldı. Erbakan ile birlikte Türk siyasetinde ve kamuoyunda "Filistin davası" konusunda hassasiyet oluştu.
Milli Görüş hareketi lideri Erbakan, bugün dahi kılavuz olan "Önce ahlak ve maneviyat" vurgusunu da bu parti altında yaptığı çalışmalarla gençlere ve partililere aktardı.
Ayrıca Erbakan'ın bu dönemki konuşmalarında, halkı Ayasofya'da namaz kılmaya davet etmesi, ilk kurduğu partisinin kapatılması kararına da girmişti.
ERBAKAN'IN SİYASETİ DİKKAT ÇEKTİ
Erbakan ve arkadaşlarının izlediği siyaset tarzı pek çok çevrenin dikkatini çekti.
12 Mart Muhtırası'nın ardından nisan ayında "laikliğe aykırı çalışmalar yürüttüğü" iddiasıyla Milli Nizam Partisi kapatıldı.
Partisinin kapatılmasının ardından Erbakan, arkadaşlarıyla 11 Ekim 1972'de Milli Selamet Partisini (MSP) kurdu. Parti, 1973'teki seçimde 48 milletvekilliği ve 3 senatörlük kazanarak 51 parlamenterle Meclise girdi.
"MÜCAHİT ERBAKAN" OLUŞU
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Bülent Ecevit ile yapılan görüşmelerin ardından CHP-MSP koalisyon hükümeti kuruldu. Erbakan, bu hükümette Başbakan Yardımcısı olarak görev aldı.
Bu dönem Kıbrıs sorunu gündeme geldi ve ülkedeki sorunlardan çok adadaki gelişmeler üzerine strateji ürütülmeye başlandı.
Ada'ya 20 Temmuz 1974'te düzenlenen barış harekatını güçlü bir şekilde savunan Erbakan'ın ismi bu dönemde "Mücahit" sıfatıyla birlikte kullanılmaya başlandı.
Mücahit Erbakan'ın liderliğindeki parti, o yıllarda kurulan yeni hükümetlerde ortak oldu, 4 yıl süreyle hükümet ortaklığını sürdürdü.
1978'de yaşanan "11'ler hükümeti", "Milletvekili pazarlığı" ve "Güneş Motel" şaibeleri siyasette gündemi belirlerken, 12 Eylül 1980 askeri darbesinde Erbakan ve siyasi hareketi de hedef alındı.
CEZAEVİ SÜRECİ
Milli Selamet Partisince 6 Eylül 1980'de Konya'da düzenlenen Kudüs Mitingi büyük ses getirirken, bu miting partinin kapatılma sebeplerinden birisi olarak gösterildi.
Erbakan'ın bu sürede verdiği mücadele "dava" olarak adlandırıldı. Erbakan'ın "dava" için yetiştirdiği nesil, yeni Türkiye inşasında bunu temel aldı.
Darbeden sonra İzmir'de uzun süre gözaltında kalan Erbakan, daha sonra çıkarıldığı mahkemece tutuklandı ve 9 ay cezaevinde kaldı.
Erbakan cezaevinden çıktıktan sonra yeni parti kurmak için çalışmalar başlattı.
REFAH PARTİSİ KURULDU
Siyasi yasaklı Erbakan Hoca, kapatılan MSP'nin yerine Refah Partisinin (RP) 19 Temmuz 1983'te kurulmasını sağladı. Partinin genel başkanlığı koltuğuna Ahmet Tekdal oturdu.
Siyaset yasağının referandumla kalkmasının ardından Erbakan, Refah Partisinin 11 Ekim 1987'de yapılan kongresinde oy birliğiyle Genel Başkan oldu.
Bu tarihten sonra yapılan yerel seçimlerde Refah Partisinin kazandığı belediyelerdeki hizmetler, Erbakan ve siyasetine olan ilgiyi artırdı. Milli Görüş fikri, Türkiye'de bu dönemde yeni bir model oldu. 27 Mart 1994 yerel seçimlerinde Milli Görüş, İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyeleri dahil birçok kentin yerel yönetimlerinde iş başına geldi.
REFAH PARTİSİ BİRİNCİ PARTİ OLDU
Necmettin Erbakan, 20 Ekim 1991 seçimlerinde Konya'dan yeniden milletvekili seçildi.
Parti, 1995'teki genel seçimlerde yüzde 21,7 oy oranıyla sandıktan birinci çıktı. Erbakan, Meclise Konya milletvekili olarak girdi.
Cumhurbaşkanlığı koltuğundaki Süleyman Demirel, hükümeti kurma yetkisini Refah Partisine vermedi. Kurulan DYP-ANAP hükümeti 3 ay sürdü.
54. HÜKÜMET'İN EFSANE ÇALIŞMALARI
Refah Partisi'nin 1995 Türkiye genel seçimlerden birinci parti olarak çıkmasının ardından tüm engellemelere rağmen 28 Haziran 1996 tarihinde Refah-Yol Hükümeti kuruldu. Kurulan Refah-Yol Hükümeti döneminde efsane işler başarıldı. Daha önce her gün zam yapan Hükümetlere karşı bir yıl boyunca hiç zam yapılmadı.
Tek kuruş dış ve iç borç alınmadı. Halkın sırtına ek vergi yüklenmedi. Mevcut borçların bir kısmı ödendi. Havuz sistemi kurularak devlet, devleti sömüren sermaye babalarından kurtarıldı ve gereksiz faiz ödemelerini durdurdu. İsrafı önlendi. İlk defa denk bütçe yapıldı ve yatırımlara hız verildi. Bunun yanında manevi kalkınmaya da hız veren hükümet, “önce ahlak ve maneviyat düsturunda” birçok programı faaliyete geçirildi.
İŞÇİ, MEMUR VE EMEKLİNİN YÜZÜ GÜLDÜ
Refah Partisi'nin hükümete gelmesiyle Türkiye'nin cehresi değişti işçi, memur ve emeklinin yüzü güldü. Bir kuruş borç ve ek vergi koymadan efsane zamlar yapıldı. Memurlar bir yılda toplam yüzde 130 zam ( Yani Erbakan Hoca Başbakan olduktan sonra100 alan memur bir yıl sonra 230 alır oldu.) 1996 yılında asgari ücrete efsane yüzde 101 artış sağlandı. Üç ay gibi rekor bir sürede Toplu İş görüşmelerinin işçinin istediği gibi neticelenmesi ile maaşlara yüzde 102 artış gerçekleştirildi. Memur emeklilerine bir yılda yüzde 116 reel zam yapılmış oldu. İşçi emeklilerine bir yılda yüzde 121 reel zam gerçekleştirildi. Bağ-Kur emeklilerine bir yılda yüzde 221 reel maaş zammı verildi.
ÇİFTÇİ, SANAYİCİ VE ESNAF NEFES ALDI
Bütçeden tarımsal desteklemeye ayrılan fon yüzde 150 artırıldı buğday, fındık, pancar, tütün ve tüm taba fiyatlarda yüzde 312'ye varan artışlar yapıldı. Gübre desteğinde yüzde 100 artış sağlandı. Yapılan tarımsal alımların bedelleri çiftçiye kısa vadede ödendi. Memur, işçi, emekli ve çiftçinin cebi para gördü ve esnafın yüzü güldü. Esnaf kredi limitleri iki katına çıkarıldı. Prim borçlarına ( şimdiki gibi değil; üzerine faiz eklemeden) ödeme kolaylığı getirildi. Bavul ticaretinin önündeki bürokratik engeller kaldırıldı. Sanayi üretimi yüzde 30'dan yüzde 90'a çıkarıldı. Sınır ticareti geliştirildi.
ŞAHSİYETLİ DIŞ POLİTİKA
Şahsiyetli dış politika sergileyen Refah- Yol Hükümeti İslam ülkeleri ile ilişkiler canlandırılmakla kalmadı İslam Ortak Pazarı'nın ilk adımı sayılacak olan ve tüm Dünya'da yankı bulan İslam Ülkeleri İşbirliği Teşkilatı D8'ler kuruldu. Herkes ve herkesim tarafından kaldıramaz denilen ve öyle inanılan PKK destekçisi çekiç güç gönderildi. Alışıla geldiği üzere Başbakan Erbakan ABD'yi değil İslam ülkelerini ziyaret etti. Bağımsız ve haysiyetli diş politika örneği gösterildi. Tüm yapılan bu hizmetlerin önünü ket vurmak isteyen çevreler harekete geçti ve Refah Partisi 8 ay süren dava sonunda, 16 Ocak 1998'de Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı.
28 ŞUBAT SÜRECİ
Medya üzerinden 54. Hükümet'in faaliyetlerine ilişkin başlatılan algı operasyonları 28 Şubat sürecinin temel taşlarını oluşturdu.
28 Şubat sürecinde bazı üniversiteler, iş dünyası ve sendikalar da Erbakan Hoca siyasetine karşı bir misyon üstlendi.
Erbakan'ın Mısır ziyaretindeki bayrak krizi, Libya ziyaretinde Kaddafi'nin açıklamaları da yine Erbakan aleyhinde kullanılmaya başlandı.
Günlerce kamuoyunda oluşturulan bu propagandalar sonucunda 28 Şubat 1997'de adına post-modern darbe de denilen müdahale gerçekleşti.
Başbakan Erbakan'ın o gece ulusa seslenmek için hazırlık yaptırdığı, Milli Güvenlik Kurulu toplantısından geç saatte "gergin ve üzgün" geldiği için bu yayının iptal edildiği sonradan ortaya çıktı.
REFAH PARTİSİ'NİN KAPATILMASI
27 Mayıs 1997'de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş tarafından Anayasa Mahkemesine iktidar partisi Refah Partisinin temelli kapatılması istemiyle dava açıldı.
30 Haziran 1997'de koalisyon ortağı Doğru Yol Partisinin protokol gereği başbakanlık koltuğunu alması için Necmettin Erbakan, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e istifasını sundu.
Demirel, DYP Genel Başkanı Tansu Çiller yerine 55. Hükümet'i kurması için Anavatan Partisi Genel Başkanı Mesut Yılmaz'a görev verdi.
Anayasa Mahkemesinde görülen Refah Partisinin kapatılması davası 16 Ocak 1998'de sonuca bağlandı. Refah Partisinin kapatılmasına ve aralarında Necmettin Erbakan'ın da bulunduğu 6 kişiye 5 yıl süreyle siyaset yasağı getirilmesine karar verildi.
Erbakan, partisinin kapatılması kararının ardından yaptığı konuşmada, "Bu alınmış olan karar, tarihin akışı içerisinde basit bir noktadır. Böyle bir kararın yürürlüğe girmesiyle Türkiye'de halkımızın muazzam bir bölümünün partisi olan Refah Partisi ve onun davası, bu kararlardan zerre kadar etkilenmez. Bu kararlardan bir tek sonuç çıkar, o da refah inancının tek başına iktidarı. Bu olayın arkasından Refah Partisi davasının, camiasının çok daha büyüyüp gelişeceği kesinlikle açıktır. " ifadesini kullanmıştı.
REFAH PARTİSİ KAPANMADAN FAZİLET PARTİSİ KURULDU
Refah Partisinin kapatılması sürecini beklemeyen partililer, 17 Aralık 1997'de Milli Görüş hareketinin dördüncü partisi olan Fazilet Partisini kurdu. Genel başkanlık görevini de Recai Kutan üstlendi.
14 Mayıs 2000'deki Fazilet Partisinin kongresi, gelenekçi ve yenilikçi kanat şeklinde isimlendirilen parti içi grupların yarışmasına sahne oldu.
Abdullah Gül yenilikçi kanadın, Recai Kutan ise gelenekçi kanadın oylarını aldı.
Bu arada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, Fazilet Partisinin de kapatılması için dava açtı. Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer'in Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmasının ardından Vural Savaş'ın yerine Sabih Kanadoğlu'nu atadı.
Sabih Kanadoğlu'nun hazırladığı delillerle Fazilet Partisi 22 Haziran 2001'de kapatıldı.
Erbakan, Refah ve Fazilet partilerinin kapatılması üzerine, "Atımızı alan yolumuzu da almadı ya" ifadesini kullanmıştı. Bir ay sonra partililer Milli Görüş'ün beşinci partisi olan Saadet Partisini kurdu.
Erbakan, 5 yıllık siyaset yasağının kaldırılmasının ardından Mayıs 2003'te Saadet Partisi Genel Başkanı oldu.
MİLYONLAR EBEDİYETE UĞURLADI
17 Ekim 2010'da yapılan Saadet Partisi Olağanüstü Büyük Kongresinde yeniden genel başkan olan Erbakan, 28 Şubat post-modern darbenin yıldönümü arifesinde solunum yetmezliğine bağlı, kalp ve çoklu organ yetmezliği sebebiyle 27 Şubat 2011'de vefat etti.
Erbakan, 1 Mart 2011'de vasiyeti üzerine devlet töreniyle değil, İstanbul Fatih Camisi'nde düzenlenen cenaze töreninin ardından milyonlar tarafından son yolculuğuna uğurlandı.