Yargıtay'dan boşanma davaları için emsal kusur kararı
Yargıtay, boşanma davasında evlilik birliği sürerken affedilen ya da hoş görülen davranışlardan kusur çıkarılamayacağına karar verdi.

Oluşturma Tarihi: 2026-01-05 15:15:54

Güncelleme Tarihi: 2026-01-05 15:19:51

Yargıtay 2'nci Hukuk Dairesi, boşanma davalarında kusur değerlendirmesine ilişkin emsal niteliğinde bir karara imza attı. Yargıtay, evlilik birliği sürerken affedilen veya hoş görülen davranışlardan kusur çıkarılamayacağına hükmederek, kadını ağır kusurlu bulan yerel mahkeme kararını hukuka aykırı bularak bozdu.

Ankara Batı 3'üncü Aile Mahkemesi'nde görülen boşanma davasında taraflar, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı gerekçesiyle karşılıklı boşanma davası açtı. Davacı erkek, eşinin kendi ailesine soğuk davrandığını, evden kovduğunu, ev işleriyle ilgilenmediğini, kıskanç davranışlar sergilediğini ve zaman zaman evi terk etmeye zorladığını ileri sürerek boşanma talebinde bulundu.

Davalı ve karşı davacı kadın ise eşinin kendisine hakaret ettiğini, eve geç saatlerde geldiğini ve bu davranışlar nedeniyle evlilik birliğinin sürdürülmesinin mümkün olmadığını savundu. Kadın, boşanma talebinin yanı sıra maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası talebinde bulundu.

Yerel mahkeme, her iki tarafın boşanma talebini kabul ederek tarafların boşanmalarına karar verdi. Mahkeme, boşanmaya sebep olan olaylarda kadının ağır kusurlu olduğu kanaatine vararak, bu gerekçeyle kadının maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası taleplerinin reddine hükmetti.

Kararın istinaf edilmesi üzerine dosya Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1'inci Hukuk Dairesi'ne geldi. Bölge Adliye Mahkemesi, yerel mahkemenin kusur tespiti ile tazminat ve nafakanın reddine ilişkin değerlendirmelerini yerinde bularak, tarafların istinaf başvurularını esastan reddetti.

Bunun üzerine davalı ve karşı davacı kadın vekili, kusur belirlemesi ile maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası taleplerinin reddi yönünden kararı temyiz etti. Dosyayı inceleyen Yargıtay 2'nci Hukuk Dairesi, kadına kusur olarak yüklenen davranışlara ilişkin tanık beyanlarını değerlendirdi.

Yargıtay, bu olaylardan sonra evlilik birliğinin bir süre daha devam ettiğine dikkat çekerek, söz konusu davranışların affedildiği ya da en azından hoş görüldüğü sonucuna vardı. Kararda, evlilik birliği devam ederken affedilen veya hoş görülen olaylardan kusur çıkarılamayacağı vurgulandı ve bu davranışların kadına kusur olarak yüklenmesinin hukuka aykırı olduğu belirtildi.

Dosya kapsamındaki diğer delillerin değerlendirilmesi sonucunda, kadının erkeğe hakaret etmesi nedeniyle hafif kusurlu olduğu, erkeğin ise kadına hakaret etmesi ve eve geç saatlerde gelmesi nedeniyle ağır kusurlu olduğunun kabul edilmesi gerektiği ifade edildi. Bu nedenle, kadının ağır kusurlu sayılmasına dayalı kusur tespitinin hatalı olduğu kaydedildi.

Yargıtay ayrıca, hatalı kusur değerlendirmesine bağlı olarak kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddedilmesini de doğru bulmadı. Erkeğin kusurlu davranışlarının kadının kişilik haklarını zedelediği, boşanma sonucu kadının maddi destekten yoksun kaldığı ifade edilerek, kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği belirtildi.

Kadının düzenli ve sürekli bir gelirinin bulunmadığına da dikkat çeken Yargıtay, boşanmaya sebep olan olaylarda kadının kusurunun daha ağır olmadığına işaret etti. Bu nedenle yoksulluk nafakası şartlarının oluştuğu, buna rağmen nafaka talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu vurgulandı.

Bu gerekçelerle Yargıtay, kusur ile maddi ve manevi tazminat ve yoksulluk nafakası yönünden verilen kararları bozarak dosyayı yeniden görülmek üzere yerel mahkemeye gönderdi.

DHA