$

Dolar

47,0381

Euro

53,5443

£

Sterlin

62,7972

Frank

57,7444

Gram Altın

6.033,4100

Bitcoin

2.931.422

$

Dolar

47,0381

Euro

53,5443

£

Sterlin

62,7972

Frank

57,7444

Gram Altın

6.033,4100

Bitcoin

2.931.422

Makale 01.02.2026 3 dk okuma

Ankara'nın İran ve ABD Diplomasisinde Denge Arayışı

Paylaş:

Ortadoğu'da gerilim yeniden yükselirken, İran ile ABD arasındaki kriz yalnızca iki ülkeyi değil, bölgedeki tüm aktörleri zor bir tercihle karşı karşıya bırakıyor. Bu denklemde Türkiye, klasik “taraf ol ya da karşısında dur” ikileminin dışına çıkarak, kendine özgü bir diplomatik hat oluşturmaya çalışıyor. Ankara'nın son dönemde izlediği politika, net biçimde bir denge arayışını yansıtıyor.

Türkiye açısından İran-ABD gerilimi soyut bir dış politika başlığı değil. İran, Türkiye'nin doğu komşusu; ABD ise Ankara'nın NATO müttefiki. Olası bir askeri tırmanma, Türkiye'yi güvenlikten ekonomiye, göçten enerji hatlarına kadar birçok alanda doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle Ankara'nın refleksi, çatışmayı körükleyecek adımlar yerine, tansiyonu düşürecek diplomatik kanalları açık tutmak oluyor.

Son haftalarda Türkiye'nin hem Tahran'la hem de Washington'la yoğun temas yürütmesi bu yaklaşımın bir sonucu. Ankara, bir yandan İran'a “askeri çatışmanın kimseye kazandırmayacağı” mesajını verirken, diğer yandan ABD'ye diplomasi dışı seçeneklerin bölgeyi daha kırılgan hâle getireceğini hatırlatıyor. Bu, Türkiye'nin ne İran'ın koşulsuz savunucusu ne de ABD'nin otomatik destekçisi olmayı kabul ettiğini gösteriyor.

Ankara'nın öne çıkardığı arabuluculuk söylemi de bu çerçevede okunmalı. Türkiye, İran ile ABD arasında doğrudan iletişimin sınırlı olduğu dönemlerde, diyaloğu kolaylaştırabilecek nadir ülkelerden biri olma iddiasında. Bu iddia, yalnızca diplomatik prestij arayışı değil; aynı zamanda krizin Türkiye sınırlarına sirayet etmesini engelleme çabasıdır. Zira İran'da veya Körfez'de yaşanacak bir askeri gerilim, Ankara için kaçınılmaz olarak yeni güvenlik riskleri anlamına gelir.

Ancak bu denge siyaseti sanıldığı kadar kolay değil.Türkiye'nin İran'la temasları Washington'da şüpheyle izlenirken, ABD ile yaşanan yapısal sorunlar Ankara'nın manevra alanını daraltıyor. Öte yandan İran da Türkiye'nin NATO kimliğini ve Batı ile ilişkilerini göz ardı etmiyor. Bu nedenle Ankara'nın diplomasisi, sürekli ince ayar gerektiren, kırılgan ama esnek bir çizgide ilerliyor.

Asıl soru şu:Türkiye bu dengeyi ne kadar sürdürebilir? Bunun yanıtı yalnızca Ankara'ya bağlı değil. İran ve ABD'nin diplomasiye ne ölçüde alan açacağı, askeri seçeneği ne kadar geri planda tutacağı belirleyici olacak.Türkiye, kendi adına, çatışmanın değil diyalogun tarafı olduğunu net biçimde ortaya koymuş durumda.

Sonuç olarak Ankara'nın İran ve ABD diplomasisinde izlediği yol, günümüz Türk dış politikasının temel karakterini yansıtıyor.Bu siyaset başarıya ulaşır mı bilinmez ancak Türkiye'nin, bölgede yeni bir savaş senaryosunun parçası olmamak için diplomatik ağırlığını ortaya koyduğu açık.

Fatih Şahin

Etiketler: