Dolar

43,3530

Euro

50,9190

Altın

6.862,07

Bist

12.984,64

BM, Suriye gündemi ile toplandı

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, Suriye'de yaşanan gelişmeleri ele almak üzere bir toplantı gerçekleştirdi.

6 Saat Önce Güncellendi

2026-01-23 09:00:46

BM, Suriye gündemi ile toplandı

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, "Orta Doğu'da durum" başlıklı toplantıda, Suriye'de yaşanan son gelişmeleri ele aldı. Suriye'nin BM Daimi Temsilcisi İbrahim Olabi, "devlet otoritesi dışında faaliyet gösteren silahlı bir milis grup" olarak tanımladığı Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Suriye toplumunun özgün ve asli bir parçası olan Kürt halkı arasında net bir ayrım yapan devletlere teşekkür etti.

Suriye hükümetinin Kürt vatandaşların haklarını tanıma ve onları devlet kurumlarına entegre etme yönündeki çabalarını ve DEAŞ terör örgütü mensupları ve firarilerinin tutuklanması gibi hassas bir konuda gösterdiği hızlı refleksi not eden ülkelere de teşekkür eden Olabi, SDG elebaşı Mazlum Abdi'nin yaklaşık 1 yıl önce Şam'ı ziyaret ederek Suriye hükümeti ile bir anlaşma imzaladığını hatırlattı.

Suriye hükümetinin o zamandan bu yana hukukun üstünlüğünü sağlamak, güvenlik reformları gerçekleştirmek, uluslararası kuruluşlarla işbirliği yapmak, terörle mücadelede konusundaki uluslararası sorumluluklarını yerine getirmek ve uyuşturucu üretimi ile mücadele etmek gibi istikrar sağlamaya dönük pek çok adım attığını hatırlatan Olabi, "Temel hizmetler yeniden işler hâle getirilmiş, ekonomik toparlanmanın ve kalkınmanın ilk adımları atılmıştır. Doğu ve batıdan artan diplomatik temaslarla birlikte yatırımlar ve kalkınma ortaklıkları başlamıştır" ifadelerini kullandı.

"Hiçbir ideoloji toplumsal yapımızı parçalayamayacak"

Bu süreçte Suriye'nin zengin ve çok katmanlı toplumsal dokusunun tüm unsurları ile birlikte korunduğuna dikkat çeken Olabi, "Hiçbir yanılsama ve ideoloji, bu toplumsal yapıyı parçalamayı başaramamıştır ve başaramayacaktır" şeklinde konuştu.

Suriye'nin bu yıl yayınlanan bir kararname ile Suriyeli Kürt vatandaşların Suriye halkının asli bir parçası olduğunu teyit ettiğini hatırlatan Olabi, "Suriye, Kürt vatandaşlarının kültürel ve dilsel kimliklerinin ulusal kimliğin ayrılmaz bir unsuru olduğunu vurgulamıştır. Devletin bu çeşitliliği koruma taahhüdü yeniden teyit edilmiştir. Kürtçe ulusal bir dil olarak tanınmış; tüm Suriyeli Kürtler için kadın ve erkek ayrımı olmaksızın tam kültürel ve medeni haklar güvence altına alınmıştır. Newroz, baharı ve kardeşliği simgeleyen ulusal bir bayram olarak ilan edilmiştir. Suriye devletinin yaklaşımı; çoğulculuğun korunması ve eşit vatandaşlığın istikrar ve ulusal birliğin temeli olarak inşa edilmesidir" değerlendirmesinde bulundu.

"SDG anlaşmayı ihlal etti"

10 Mart 2025'te, SDG unsurlarının askeri ve sivil devlet kurumlarına entegrasyonunu düzenleyen bir anlaşmaya varıldığını hatırlatan Olabi, "Ancak SDG bu anlaşmayı uygulamamış; özellikle Halep'teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine ilişkin Nisan mutabakatını ihlal etmiştir. SDG ve PKK terör örgütü, bu mahalleleri Suriye'nin ekonomik başkenti ve büyüme motoru olan Halep'in içinde izole edilmiş iki yerleşim yeri hâline getirmiştir. Bu bölgelerden Halep'e yönelik tekrar eden saldırılar gerçekleştirilmiş; onlarca sivil hayatını kaybetmiş, hayati sivil tesisler tahrip edilmiştir" diye konuştu.

"Yasadışı askeri varlığa son vermek için operasyon başlattık"

Bu koşullar altında Suriye hükümetinin seçeneklerinin azaldığına dikkat çeken Olabi, " Hukuku tesis etmek amacıyla hedefli ve hassas bir operasyon başlatılmıştır. Operasyonun amacı sivilleri korumak, silahlı saldırıları durdurmak ve yasa dışı askeri varlığa son vermekti. Sivil halkın korunması mutlak öncelik olmuştur. İnsani koridorlar açılmış, hızlı müdahale noktaları kurulmuş, siviller Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi ile koordinasyon içinde güvenli bölgelere gönüllü olarak tahliye edilmiştir. Operasyon, ayrım gözetme, orantılılık ve askeri gereklilik ilkeleri başta olmak üzere uluslararası insancıl hukuka tam uyum içinde yürütülmüştür. Güvenlik operasyonunun tamamlanmasının ardından, sivillerin güvenli dönüşü için mayın temizleme ve patlayıcı kalıntıların imhasına derhal başlanmıştır. Bunu geçtiğimiz hafta Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde bizzat gözlemledim" ifadelerini kullandı.

"SDG saldırılarını sürdürünce operasyonu genişlettik"

Hükümetin sınırlı bir güvenlik operasyonu yürütmesine rağmen, diyaloğa hiçbir zaman kapısını kapatmadığını aktaran Olabi, "Buna rağmen SDG ve PKK, Halep'e yönelik yeni saldırılar düzenlemiş; hatta Halep Valiliği bir insansız hava aracıyla hedef alınmıştır. Bu durum, operasyonların Halep'in doğu kırsalındaki bazı bölgelere genişletilmesini zorunlu kılmıştır" diye konuştu.

"Her türlü firar ve yasadışı salıvermeden SDG sorumludur"

Son olarak bu ayın 18'inde Suriye hükümeti ile SDG arasında ateşkes ve tam entegrasyonu öngören kapsamlı bir ön anlaşmaya varıldığını aktaran Olabi, "Ancak SDG, ertesi gün bu mutabakattan geri adım atmıştır. Buna rağmen hükümet, uzlaşı sağlamaya çözümler için diyalog çabalarını sürdürmüştür" dedi. Tüm bu iyi niyetli çabalara rağmen SDG'nin ateşkesi ihlal ettiğini ve Suriye ordusuna yönelik saldırılarını sürdürdüğünü vurgulayan Olabi, "Suriye, SDG'nin DEAŞ tutuklularını siyasi baskı ve pazarlık aracı olarak kullanma girişimlerini şiddetle kınamakta, her türlü firar veya yasa dışı salıvermeden ve bunun sonuçlarından tamamen SDG'yi sorumlu tutmaktadır" şeklinde konuştu.

"ABD'nin DEAŞ tutuklularını nakil operasyonunu memnuniyetle karşılıyoruz"

Suriye vatandaşlarının korunması ve terörün ülkeye geri dönüşünün engellenmesinin en önemli öncelikleri olduğunu ifade eden Olabi, "Hükümet, uluslararası standartlara uygun biçimde ve ABD ile BM koordinasyonunda gözaltı merkezlerini güvence altına almış; kaçanların çoğu yakalanmıştır ve kalanlar için çalışmalar sürmektedir. Devlet egemenliğinin ve hukukun üstünlüğünün tesisi, kalıcı güvenlik ve terörle etkin mücadelenin yegâne garantisidir. Bu bağlamda, DEAŞ tutuklularının başka bölgelere transferine yönelik Amerikan operasyonunu memnuniyetle karşılıyor; gerekli lojistik ve güvenlik desteğini sağlamaya hazır olduğumuzu ifade ediyoruz" dedi.

"Devlet dışı silahlı yapılara izin vermeyeceğiz"

Suriye'nin kalkınma ve refah yolculuğunu kararlılıkla sürdürdüğünü aktaran Olabi, "Suriye'nin kapıları tüm ortaklıklara ve yatırımlara açıktır. Ülkemiz gücünü kurumlarından alan, ülkenin tamamında meşru otoritesini tesis eden, yerel özelliklere saygı duyan ancak devlet dışı silahlı yapılara izin vermeyen birleşik bir ülke olacaktır. Yeni Suriye'de kazanan ya da kaybeden yoktur; kazanan tüm Suriyelilerdir. Araplar, Kürtler, Ermeniler, Türkmenler, Çerkesler; Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudiler, kadın ve erkek tüm vatandaşların eşitliği temelinde, güvenlik, istikrar ve refah içinde, onur ve hakların korunduğu tek bir vatanı birlikte inşa edeceğiz" değerlendirmesinde bulundu.

"Gelişmeler kalıcı barış, sükûnet ve istikrar için önemli bir örnek"

Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi Ahmet Yıldız, Suriye'nin son haftalarda yaşanan gelişmelerle birlikte rejim değişikliğinden bu yana en kritik değişimlere sahne olduğuna dikkat çekti. Suriye'nin kritik bölgeleri uzun yıllar süren istikrarsızlıktan faydalanarak yasadışı şekilde ele geçiren ve sivilleri ağır ihlallere maruz bırakan unsurlardan önemli ölçüde temizlediğini hatırlatan Yıldız, "Kuzeydoğuda terör unsurlarının provokasyonlarına rağmen, Suriye Ordusu komuta zinciri içinde hareket etmiş; disiplin sergilemiş ve sivillere zarar verebilecek eylemlerden kaçınmıştır. Müzakereye öncelik verilmesi sayesinde, durum asgari hasarla kontrol altına alınmıştır. Bu gelişmeleri, Suriye'de kalıcı barış, sükûnet ve istikrar için önemli bir örnek olarak değerlendiriyoruz" ifadelerini kullandı.

"Suriye, SDG yapılanmasını kabul etmeyeceğini gösterdi"

Son gelişmelerin Suriye hükümetinin halk nezdinde sahip olduğu desteği ve geliştirdiği kapasiteyi açıkça ortaya koyduğunu belirten Yıldız, "Suriye toplumunun farklı kesimleri, sözde SDG yapılanmasını artık kabul etmeyeceklerini net biçimde göstermiştir. Suriye'nin birliğini hedef alan ayrıştırıcı ve bölücü projelerin geleceği yoktur" değerlendirmesinde bulundu.

"SDG, başka bir terör yapılanmasının uzantısıdır"

Haseke dâhil olmak üzere, SDG yapılanmasının kalıntıları tarafından sivil altyapının tahrip edildiği ve sivillere yönelik toplu katliamlar yapıldığına dair haberler olduğunu hatırlatan yıldız, bu gelişmeleri "son derece endişe verici" olarak niteledi. Bu olayların söz konusu terör örgütünün gerçek niteliğini daha da görünür kıldığına dikkat çeken Yıldız, "Son iki haftada yaşananlar ve bu örgütün işlediği ihlaller, Türkiye'nin uzun süredir sergilediği tutumun haklılığını teyit etmektedir. Sözde SDG ne Suriyelidir, ne demokratiktir, ne de meşru bir yapıdır; bu oluşum başka bir terör yapılanmasının uzantısıdır" dedi.

"Türkiye, Suriye yönetiminin istikrar ve bağımsızlık çabalarını destekliyor"

Türkiye'nin Suriye yönetiminin istikrar odaklı çabalarının yanında olduğunu vurgulayan Yıldız, "Türkiye, Suriye devletinin tüm etnik kökenlerin, inançların ve mezheplerin bir arada yaşadığı; birleşik, egemen ve bağımsız bir Suriye inşa edilmesine yönelik çabalarını tam olarak desteklemektedir. Suriye hükümetinin, özellikle dil ve vatandaşlık gibi alanlarda geçmişte yaşanan sorunları gidermeye yönelik yayınladığı cumhurbaşkanlığı kararnamesi, Kürtlerin Suriye'nin eşit ve onurlu vatandaşları olduğunu bir kez daha teyit etmiştir" diye konuştu.

"Suriye'nin toprak bütünlüğü ve ulusal birliği esastır"

Türkiye'nin Suriye'de kapsayıcı yönetim yapılarının oluşturulmasına yönelik çabaları da desteklediğini aktaran Yıldız, "Suriye Devlet Başkanı eş-Şara tarafından ilan edilen ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının güvenlik ve istikrara derhal ve somut katkı sağlamasını umut ediyoruz. Bu sürecin Suriye'nin toprak bütünlüğü ve ulusal birliği temelinde ilerlemesi esastır" ifadelerini kullandı. PKK/YPG'nin bu anlaşmanın uygulanmasını zayıflatacak her türlü girişimden kaçınması gerektiğinin altını çizen Yıldız, "Sınır kapılarının, gözaltı merkezlerinin ve kampların Suriye hükümetine devri süreci gecikmeksizin ve sorunsuz şekilde tamamlanmalıdır. Sahadaki mevcut dinamikler ve anlaşmaya yönelik samimi bir bağlılık, gerçek entegrasyonun önünü açabilir. Suriye halkı tek bir meşru temsil otoritesi etrafında ne kadar güçlü biçimde birleşirse, kalan zorlukların aşılması da o kadar kolay olacaktır. Bundan sonra Suriye'nin kaynakları, tüm Suriye halkının yararı için kullanılacaktır" şeklinde konuştu.

Türkiye'den Suriye'nin terörle mücadelesine destek vurgusu

Yıldız, Halep, Deyrizor ve diğer şehirlerin sokaklarından yansıyan görüntülerin Suriye halkının barışa duyduğu derin özlemi açıkça gösterdiğini ifade etti. 13 yılı aşkın acı, büyük kayıplar ve fedakârlıkların ardından Suriyelilerin yeniden umuda sarıldığını aktaran Yıldız, "Hiç kimsenin bu gerçeği görmezden gelmeye ya da bu umut ortamını sabote etmeye hakkı yoktur" dedi. Türkiye'nin Suriye'nin yanında olduğunu yineleyen Yıldız, "Türkiye olarak, Suriye'de terörün tüm biçim ve tezahürleriyle tamamen ortadan kaldırılması için her türlü çabayı gösterecek; Suriye hükümetinin bu yöndeki karar ve adımlarını desteklemeyi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.

"Irak, Suriye'deki gelişmeleri dikkatle izliyor"

Irak'ın BM Daimi Temsilci Yardımcısı Muhammed Sahib Mejid Marzooq ise özellikle Haseke ve kuzeydoğu bölgeleri başta olmak üzere Suriye'deki askerî ve siyasi gelişmeleri büyük bir dikkatle izlediklerini vurguladı. Suriye'nin istikrarının Irak'ın ve tüm bölgenin güvenliği açısından kritik önemde olduğunun altını çizen Marzooq, "Bu bağlamda Irak, Suriye hükümeti ile SDG arasında Haseke vilayetinin geleceğine ve güçler ile kurumların tam entegrasyonuna ilişkin varılan karşılıklı mutabakatı memnuniyetle karşılamaktadır" dedi.

Irak, SDG'nin DEAŞ'lı tutukluları serbest bırakmasını eleştirdi

Yüksek sivil kayıplar ile DEAŞ teröristlerinin tutulduğu gözaltı merkezleri ve El Hol Kampı ile Şaddadi Hapishanesi gibi kampların geleceğinden endişe duyduklarını söyleyen Marzooq, "Bu tesislerin zaman zaman pazarlık unsuru veya baskı aracı olarak kullanıldığına, güvenliklerinin ihlal edilerek terörist unsurların kaçmasına imkân sağlandığına dair raporlar almış bulunuyoruz. Irak, bu hapishaneler ve kampların güvenliğinin yalnızca yerel bir mesele olmadığını; bunun uluslararası bir sorumluluk olduğunu ve doğrudan Irak'ın ulusal güvenliğini ilgilendirdiğini vurgulamaktadır. Bu alanların kontrolünde gösterilecek herhangi bir gevşeklik, DEAŞ gibi bir terör örgütüne yeniden yapılanma ve toparlanma fırsatı sunarak sınırlarımızın güvenliğini tehdit eder" uyarısında bulundu.

"Suriye hükümetinin güvencelerini memnuniyetle karşılıyoruz"

Söz konusu merkezlerin tam ve etkin şekilde kontrol altında tutulmasının önemini yineleyen Marzooq, "Suriye hükümetinin bu tesislerin büyük bölümünde yeniden kontrol sağladığına dair verdiği güvenceleri memnuniyetle karşılıyoruz" dedi. Asıl tehlikenin yalnızca kaçan teröristlerde değil; on yılı aşkın süredir bu tesislerde radikalizm ile şiddetin hâkim olduğu bir ortamda yetişen kuşak olduğunu hatırlatan Marzooq, "Normal eğitimden ve sivil yaşamdan tamamen kopuk şekilde büyüyen bu çocuklar, Şaddadi Hapishanesi ile El Hol Kampı arasındaki mesafenin 100 kilometreden az olması da dikkate alındığında, kaçan savaş tecrübesine sahip unsurlarla etkileşime girdiklerinde tüm kampı ateşe verebilecek bir kıvılcım hâline gelebilir. Bu durum, kampı bir gözaltı merkezinden silahlı aşırılığın yeniden üretildiği gerçek bir laboratuvara dönüştürme riski taşımaktadır" uyarısında bulundu.

"Irak'ın amacı terör ağlarının yeniden örgütlenmesini önlemek"

Irak'ın stratejik ve cesur bir adım atarak daha önce SDG kontrolündeki hapishanelerde tutulan Irak vatandaşı ve farklı uyruklu teröristleri Irak'a kabul etme kararı aldığını söyleyen Marzooq, "Bu adım, terör ağlarının birinci kademe liderleri arasında yer alan bu unsurların dağılmasını veya yeniden örgütlenmesini önlemeye yönelik bir tedbirdir. Amaç, bu kişilerin kaçmalarına imkân tanıyabilecek kırılgan ortamlarda bırakılmaları yerine, Irak devletine ait ıslah ve ceza kurumlarında tutulmalarını sağlamaktır" dedi.

"Kürtlerin haklarına yönelik Suriye kararnamesini memnuniyetle karşılıyoruz"

Suriye yönetiminin ülkede barış ve istikrarı sağlamaya yönelik politikalarını desteklediklerini belirten Marzooq, "Suriyeli Kürtlerin dilsel, kültürel ve vatandaşlık haklarına ilişkin 13 sayılı kararnamenin yayımlanmasını; eşitlik temelinde güçlü ve birleşik bir Suriye inşası yönünde atılmış olumlu bir adım olarak memnuniyetle karşılıyoruz" diye konuştu.

Irak'tan Suriye'nin egemenliğine destek, İsrail'e kınama

Irak'ın Suriye'nin egemenliğine yönelik desteğini yineleyen Marzooq. "Irak, Suriye'nin egemenliğini ihlal eden her türlü yabancı müdahale ve saldırıyı reddetmektedir. İsrail'in 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'nı ihlal eden sürekli saldırılarını şiddetle kınıyoruz. Uluslararası toplumu, Suriye hükümeti ve uluslararası ortaklarla birlikte çalışarak El Hol Kampı ve Şaddadi Hapishanesi'nin Suriye'nin komşularının güvenliğini tehdit eden birer saatli bombaya dönüşmesini önlemeye çağırıyoruz. Irak, Suriye halkının güvenlik ve refah yönündeki meşru beklentilerinin hayata geçirilmesini umutla beklemektedir" ifadelerini kullandı.

İHA

Yorum Yap

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
SON VİDEO HABER

Putin, Amerikan heyeti ile bir araya geldi

Haber Ara