Hastaneler, ilaçlar ve yeni tedavi yöntemleri sağlık sistemlerinin önemli bir bölümünü oluştururken, küresel veriler milyonlarca insanın hayatının hastalık henüz ortaya çıkmadan alınacak önlemlerle kurtarılabileceğini gösteriyor. Halk Sağlığı Haftası dolayısıyla paylaşılan verilere göre, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), düşük ve orta gelirli ülkelerde birinci basamak sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması halinde 2030 yılına kadar 60 milyon ölümün önlenebileceğini öngörüyor. Aynı senaryoda ortalama yaşam beklentisinin de 3,7 yıl artabileceği tahmin ediliyor.
Aşılar 50 yılda 154 milyon hayat kurtardı
Koruyucu sağlık uygulamalarının etkisini gösteren dikkat çekici verilerden biri de aşılama programlarından geldi. DSÖ öncülüğünde gerçekleştirilen kapsamlı çalışmaya göre, aşılama programları son 50 yılda dünya genelinde en az 154 milyon insanın hayatını kurtardı. Aşılamanın, küresel ölçekte bebek ölümlerindeki azalmanın yaklaşık yüzde 40'ına katkı sağladığı hesaplandı.
Her 100 kanser vakasının 37'si önlenebilir
Koruyucu sağlık politikalarının önemini ortaya koyan bir başka veri ise kanser vakalarına ilişkin. DSÖ ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı'nın (IARC) 185 ülke ve 36 kanser türünü kapsayan 2026 tarihli analizine göre, incelenen yeni kanser vakalarının yüzde 37'sinin önlenebilir nedenlerle ilişkili olduğu hesaplandı. Bu oran yaklaşık 7,1 milyon vakaya karşılık geliyor.
Tütün kullanımı, enfeksiyonlar ve alkol tüketimi önlenebilir kanser nedenleri arasında öne çıkarken; yüksek vücut kitle indeksi, fiziksel hareketsizlik ve hava kirliliği de önemli risk faktörleri arasında gösteriliyor. Temiz su ve hijyen koşullarındaki eksiklik de küresel sağlık açısından ciddi bir sorun olmayı sürdürüyor. DSÖ verilerine göre güvenli olmayan su, sanitasyon ve hijyen koşulları dünya genelinde yılda en az 1,4 milyon önlenebilir ölümle ilişkilendiriliyor.
“Asıl güç hastalığı ortaya çıkmadan önlemekte”
İstanbul Bilgi Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu'ndan Dr. Funda Yıldız, verilerin koruyucu sağlık hizmetlerinin önemini ortaya koyduğunu belirtti.
Halk sağlığının yalnızca hastalıkların tedavisiyle ilgilenmediğini vurgulayan Yıldız, şu değerlendirmeyi yaptı: “Halk sağlığının asıl gücü, yalnızca geniş çalışma alanından değil, hastalığı ortaya çıktıktan sonra ele almak yerine mümkün olduğunca ortaya çıkmadan önlemeyi hedeflemesinden gelir.” Yıldız, bu yaklaşımın “Nasıl tedavi ederiz?” sorusundan önce “Nasıl koruruz, nasıl önleriz ve nasıl daha sağlıklı bir yaşamı mümkün kılarız?” sorularını gündeme getirdiğini ifade etti.