Kitapta, yapay zekâ, sosyal medya, dijital mahremiyet, dezenformasyon, dijital linç kültürü, algoritmaların birey üzerindeki etkisi, çocukların dijital dünyadaki güvenliği ve teknolojinin insan vicdanıyla ilişkisi çok yönlü biçimde değerlendiriliyor.

Arıtürk, dijital çağda teknolojik gelişmeler kadar etik sorumlulukların da önem kazandığını vurgulayarak, bireyin dijital ortamda sergilediği her davranışın toplumsal sonuçlar doğurduğuna dikkat çekiyor. Eserde, “dijital vicdan” kavramı; hukuk, sosyoloji, felsefe ve iletişim ekseninde disiplinlerarası bir bakış açısıyla ele alınıyor.
Teknolojinin sunduğu imkânların yanı sıra mahremiyetin korunması, hakikatin savunulması, dijital hafızanın birey üzerindeki etkileri ve yapay zekâ çağında etik ilkelerin yeniden düşünülmesi gerektiğine işaret edilen kitapta, özellikle gençler ve çocukların dijital dünyada karşı karşıya kaldığı risklere de geniş yer veriliyor.
Akademik kaynaklar ile güncel örnekleri bir araya getiren eser, dijital çağın yalnızca teknik değil, aynı zamanda vicdani ve toplumsal bir dönüşüm süreci olduğunu ortaya koymayı amaçlıyor.

“Dijital Çağda Dijital Vicdan”, dijital kültür, medya, hukuk, eğitim ve iletişim alanlarına ilgi duyan okurlar için güncel bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor.