Türkiye ekonomisi, finansal daralmanın ve nakit akışı problemlerinin stratejik bir planlamayla yönetildiği kritik bir dönemden geçiyor. Kredi musluklarının daraldığı bu süreçte, şirketlerin likidite ihtiyaçlarını karşılamak adına alternatif finansal mimarilere yönelmesi kaçınılmaz hale geliyor. Gayrimenkul varlıklarının doğru yönetilmesi, sadece bireysel bazda değil, makroekonomik ölçekte de ticari sürdürülebilirliğin anahtarı olarak konumlanıyor. Reel sektördeki tıkanıklıkları aşmak için yenilikçi bir sistem inşa eden Demand Grup, alacak yönetimi ve borç yapılandırma alanında yeni bir dönem başlatıyor. Demand Grup Yönetim Kurulu Başkanı Atalay Demirbaş, mevcut ekonomik konjonktürde şirketlerin yeniden ayağa kaldırılmasının toplumsal bir sorumluluk olduğunu ifade ediyor.
TÜİK’in 2026 yılı güncel verilerine göre, Türkiye genelinde ipotekli konut satışlarının toplam satışlar içindeki payı yüzde 10’un altına gerilemiş durumdadır. Bu çarpıcı düşüş, piyasanın banka kredilerine erişimde yaşadığı derin zorluğu ve geleneksel finansman yöntemlerinin yetersiz kaldığını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Mevcut gayrimenkul stokunun likiditeye dönüştürülme ihtiyacı, ikinci el satışların toplam hacim içinde yüzde 70 seviyelerine ulaşmasıyla zirve noktasına işaret etmektedir. Veriler, takas ve profesyonel yapılandırma modelleri gibi alternatif finansal çözümlerin piyasada hayati bir gereklilik haline geldiğini kanıtlamaktadır. Bu yapısal değişim, varlıkların sadece mülkiyet olarak değil, aktif birer finansal araç olarak kullanılmasını zorunlu kılmaktadır.
Sektördeki bu radikal değişim üzerine Demand Grup Yönetim Kurulu Başkanı Atalay Demirbaş şu değerlendirmede bulundu: "İpotekli satışların yüzde 10 sınırının altına inmesi, reel sektörün banka dışı, hibrit çözüm modellerine ne kadar aç olduğunu sayısal olarak kanıtlıyor. Biz Demand Grup olarak sadece borç kapatmıyoruz, finansal darboğaza giren şirketleri yeniden ekonomik döngüye dahil edecek bir ekosistem inşa ediyoruz.
Gayrimenkulleri gerçek piyasa değerinde analiz ederek hızlı likiditeye dönüştürüyor, borçlu ve alacaklıyı koruyan sürdürülebilir bir denge kuruyoruz. Amacımız, banka kredilerine erişimin zorlaştığı bu dönemde işletmelerin önündeki finansal kilitleri açarak onlara nefes aldırmaktır."
"Konkordato yerine ticari bir çözüm ekosistemi sunuyoruz"
BDDK’nın Mart 2026 haftalık raporlarına göre, ticari kredilerde takipteki alacaklar (NPL) rasyosu yükseliş eğilimini kararlılıkla sürdürmektedir. Özellikle KOBİ segmentinde takibe dönüşüm oranlarının genel ortalamanın üzerinde seyretmesi, küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansal direncinin ciddi bir baskı altında olduğunu göstermektedir. Bu veriler, borçların banka dışı profesyonel yöntemlerle yapılandırılmasına olan talebin neden pazarın en büyük ihtiyacı haline geldiğini doğrulamaktadır. Finansal sistemdeki bu daralma, icra ve iflas riskini minimize edecek özgün çözüm modellerinin önünü açmaktadır. Şirketlerin bilanço yönetiminde gayrimenkul odaklı finansal araçlara yönelmesi, sayısal bir zorunluluk olarak tabloda yer almaktadır.
Demirbaş, bu istatistiklerin başarısızlıkla sonuçlanan konkordato süreçlerine karşı çok daha etkin "şirket kurtarma" operasyonları için büyük bir potansiyel barındırdığını ifade etti: "Konkordato genellikle yasal bir tıkanıklık ve ticari itibar kaybı yaratırken, bizim sunduğumuz model tamamen ticari bir çözüm ve yeniden doğuş hikayesi üzerine kurulu. Takipteki alacakların artması, reel sektörün sadece nakde değil, profesyonel bir alacak yönetimine ve sistem inşasına ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Demand Grup olarak, icra riski altındaki ticari varlıkları ekonomiye kazandırarak işletmelerin üretkenliklerini korumalarını sağlıyoruz. Bu süreçte sadece şirketleri kurtarmakla kalmıyor, Türkiye'nin ekonomik dayanıklılığına da doğrudan katkı sunuyoruz."
Alternatif finansal mimari reel sektörün can suyu oluyor
Global ve yerel ekonomik dengeler, geleneksel kredi odaklı büyüme modellerinden varlık temelli finansal sirkülasyona doğru evrilmektedir. Nakit sıkışıklığının yoğun hissedildiği dönemlerde, şirketlerin en büyük gücü ellerindeki atıl gayrimenkulleri ne kadar hızlı fonksiyonel sermayeye dönüştürebildikleriyle ölçülmektedir. Takas ve profesyonel borç yapılandırma modelleri, işletmelerin faaliyetlerini durdurmadan yükümlülüklerini yerine getirmesine olanak tanıyan bir güvenlik supabı görevi görmektedir. Alacaklının tahsilat kabiliyetini artıran, borçlunun ise varlıklarını koruyarak yoluna devam etmesini sağlayan bu hibrit yapılar, pazarın yeni standardı haline gelmektedir. Dijitalleşen ihale sistemleri ve şeffaf ekspertiz süreçleri, likiditeye erişim hızını artırarak piyasadaki güven ortamını tesis etmektedir. Sonuç olarak, finansal kilitlenmelerin çözümü; kanuni yaptırımlardan ziyade, tarafların ticari çıkarlarını maksimize eden yaratıcı ekonomik mimarilerde yatmaktadır.
'Ekonomik özgürlüğü toplumsal bir seferberliğe dönüştüreceğiz'
Demand Grup, 2001 yılında başladığı ticari yolculuğunu bugün gayrimenkul tabanlı finansal bir mühendisliğe dönüştürerek klasik danışmanlık sınırlarını aşmıştır. Grup bünyesinde geliştirilen özgün modellerle şirketlerin iflas riskini ortadan kaldıran bir yapı sunan Demand Grup Yönetim Kurulu Başkanı Atalay Demirbaş konuyla ilgili şunları söyledi:
"Demand Grup olarak temel felsefemiz yardım etmek değil, insanların kendi ayakları üzerinde durabileceği bir sistem inşa etmektir. DemlakBid platformumuz ile gayrimenkulün en hızlı şekilde nakde dönüştürülmesini sağlayan online bir ihale ekosistemi kurduk ve bu modeli global ölçekte yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. İş modelimizin en önemli sosyal boyutu ise kadınlara ve gençlere sermayesiz bir kazanç kapısı aralamasıdır; çevresindeki emlak bilgisini sistemimize dahil eden her birey bu ekonomik döngünün bir parçası olup gelir elde edebiliyor. Balık vermiyoruz, balık tutmayı öğretiyoruz; Türkiye'den çıkan bu özgün finansal modeli tüm dünyaya yayarak sosyal etki odaklı büyümemizi sürdüreceğiz."
Kaynak:https://www.demlak.com.tr/
İLANDIR