Meltem Suat Timeturk Dış Haberler Servisi/Özel
Almanya, Başbakan Friedrich Merz'in Filistin yanlısı gösterilere yönelik takındığı sert tavırla birlikte, siyasi bir ifade özgürlüğü krizinin eşiğinde bulunuyor. Merz, yaptığı açıklamada "Artık Almanya'da Filistinliler için gösteri yapmaya gerek yok" sözleriyle, bu tür eylemlerin ülkedeki toplumsal huzuru bozduğunu savundu. Başbakan'ın bu sözleri, yalnızca siyasi bir duruş değil, aynı zamanda cumartesi günü Berlin'de Die Linke Partisi milletvekili Lea Reisner'in dahi polis tarafından yumruklanmasıyla doruğa çıkan polis şiddetini de meşrulaştıran bir zemin hazırlaması nedeniyle Almanya genelinde büyük bir infiale yol açtı.
Analiz: İktidar baskısı ve toplumsal huzur tartışması
Başbakan Merz'in açıklamaları, Gazze'deki savaş sonrası Almanya'da belirgin şekilde artan polis müdahalelerinin ve gösteri yasaklarının ardındaki hükümet politikasını netleştirmektedir. Bu durum, muhalefet, sivil toplum ve göçmen örgütleri cephesinde ciddi endişelere neden olmuştur.
Merz'in gerekçesi ve muhalefetin tepkisi
Başbakan Merz, Filistin yanlısı eylemlere karşı tutumunu "Almanya'daki toplumsal huzuru zedeleme" argümanına dayandırmaktadır. Hükümet, bu gösterilerin zaman zaman antisemitik söylemlere dönüşmesini gerekçe göstererek, bu eylemleri bir güvenlik sorunu olarak konumlandırmaktadır.
Muhalefet partileri Die Linke ve Yeşiller, Merz'in bu sözlerini ve polisin tavrını "ifade özgürlüğüne açık saldırı" olarak nitelendirdi. Die Linke sözcüleri, "Filistin halkıyla dayanışma suç değil, demokratik bir haktır" açıklamasını yaptı.
Cumartesi günü Berlin'deki dayanışma eyleminde Die Linke milletvekili Lea Reisner'in polisten yumruk yemesine dair sosyal medyaya yansıyan görüntüler, polis şiddetinin siyasi dokunulmazlığı dahi tanımadığı ve Almanya'nın demokrasi sicilini tartışmaya açtığı yönündeki eleştirileri güçlendirmiştir.
Göçmen toplulukları ve Yahudi Cemaatindeki ayrışma
Sivil toplum ve göçmen örgütleri, Merz'in açıklamalarının ve polis şiddetinin, Almanya'daki Filistin kökenli göçmenleri daha da baskı altına aldığı eleştirilerini yükseltti.
Yahudi cemaati içinde de bu baskıcı politikaya dair görüş ayrılıkları bulunmaktadır. Bazı kuruluşlar Merz'i desteklerken, bazıları ise gösterilerin toptan yasaklanmasının veya kısıtlanmasının antisemitizmi önlemeyeceğini, aksine gizli öfkeyi ve radikalleşmeyi büyüteceğini belirterek farklı bir çözüm yolu aramaktadır.
Merz'in bu hamlesi, Almanya'yı, uluslararası alanda demokratik değerleri savunma iddiası ile iç siyasette güvenlik ve düzeni koruma arasındaki çelişkili bir konuma itmektedir.
Yorum Yap