Yürekli, modern medyanın bireyi ve toplumları kendi öz değerlerinden koparma riskine dikkat çekerek, hakiki iletişimin ancak ilahi rızaya dayalı bir "anlam üretimi" ile mümkün olabileceğini vurguladı.
2004’ten Bu Yana Süren Bir Medeniyet Koşusu
Kur’an-ı Kerim tilaveti ve dualarla başlayan programın açılış ve takdim konuşmasını önceki dönem başkanı Ahmet Durkaya yaptı. Durkaya, Medya Platformu Derneği’nin kurulduğu 2004 yılından bu yana sürdürdüğü yayıncılık ilkelerinin ve çizgisinin adeta bir bayrak yarışı olduğunu belirtti. Derneğin, medya etiği ve ilkeli yayıncılık konusundaki kararlı duruşuna değinen Durkaya, sözü "Bir Anlam Üretme Olarak İletişim" başlıklı sunumunu yapmak üzere Mustafa Yürekli’ye devretti.
1. Modern Medya ve Batı Hegemonyasının Kültürel Yabancılaşma Tehdidi
İletişimin yalnızca bir bilgi aktarımı değil, toplumsal ve kültürel bir inşa süreci olduğunu belirten Mustafa Yürekli, günümüz kitle iletişim araçlarının küresel ölçekte bir yabancılaşma ürettiğine dikkat çekti. Küresel medyanın Batı merkezli yapısının kitleleri kendi değerlerine uzaklaştırdığını ifade eden Yürekli, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
"Günümüzde Batı hegemonyası, kitle iletişim araçları vasıtasıyla tüm dünyayı etkisi altına almış durumdadır. Bu aygıtlar, insanları kendi köklerine, inançlarına ve kültürlerine yabancılaştırarak başkalarının hayat tarzını yaşamaya sevk ediyor. Oysa bizler bir İslam toplumuyuz. Bizim iletişim kurarken üreteceğimiz anlamların temel hedefi, her şeyden önce Allah'ın rızasını kazanmak olmalıdır. İnsanın kurduğu cümleler ve iletişim dili, onun manevi derinliğinin, zihniyet dünyasının ve ait olduğu kültürün doğrudan bir yansımasıdır."
2. Sanatın Asıl Amacı Şöhret Değil, "Allah'ı Aramaktır"
Sanat ve medyanın günümüzde ticari kaygılara ve popüler kültüre kurban edildiğini eleştiren Yürekli, İslam medeniyetinin sanata bakış açısını Üstat Necip Fazıl Kısakürek’in yaklaşımı üzerinden değerlendirdi. Sanatın şöhret veya maddi kazanç aracı olarak görülemeyeceğini belirten Yürekli:
"Sanat, insanı varoluş gayesinden koparan değil, aksine o gayeye yaklaştıran bir vasıtadır. Necip Fazıl’ın muazzam ifadesiyle 'Sanat Allah'ı aramaktır.' Bizim medeniyet tasavvurumuzda sanatın karşılığı hakiki bir şükürdür. Yaratıcının kâinata nakşettiği eşsiz güzellikler karşısında duyulan hayranlığın ve O'nun rızasına ulaşma arzusunun ahlaki bir estetiğe dönüştürülme çabasıdır," dedi.
3. Reyting Kıskacında Medya ve Sezai Karakoç’un "Üç Türkiye" Analizi
Yayıncılık sektörünün zaman içerisinde kamu hizmeti anlayışından uzaklaşarak tamamen ticari bir işletme mantığına büründüğünü kaydeden Yürekli, medyadaki nitelik kaybının toplumsal yansımalarına değindi. Sezai Karakoç’un sosyolojik tespitine atıfta bulunan yazar, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İlim üretimi zayıflayıp ahlaki sorumluluklar rafa kaldırıldığında cehalet kaçınılmaz hale gelir. Merhum Sezai Karakoç'un dikkat çektiği gibi üç farklı Türkiye gerçekliği vardır: Gerçek Türkiye, Batı'nın bize dayattığı/öğrettiği Türkiye ve tarihsel derinliği ile medeniyet mirasını temsil eden Türkiye. Bugün aydınların, gazetecilerin ve ilim insanlarının temel vazifesi, kişisel çıkarları bir kenara bırakarak bu tarihsel derinliğe ve hakikate sadık kalmaktır."
"İnsanla Bağ Kurma Noktasındaki Eksikliklerimiz"
Programın soru-cevap bölümünde katılımcıların sorularını yanıtlayan Yürekli, gelen bir soru üzerine Müslümanların kendi aralarındaki iletişim sorunlarına değindi: "Şah damarından daha yakın olan Yaratıcı ile bağ kurabilen Müslümanlar, insanlarla sağlıklı iletişim kurma noktasında neden yetersiz kalıyor?"
Bu soruya Hz. Yusuf ve Züleyha kıssasından ilham verici örneklerle yanıt veren Mustafa Yürekli; Müslümanların toplumsal iletişiminde ahlak, şuur, samimiyet ve her an Allah'ın huzurunda olma bilincinin (ihsan makamı) temel şart olduğunu vurgulayarak sözlerini tamamladı.
Bir Anlam Üretme Olarak İletişim
Medya Platformu Derneği’nin uzun yıllardır geleneksel olarak düzenlediği "Cuma Sohbetleri" programı, bu hafta da kültür, sanat ve medya dünyasından önemli isimleri bir araya getirdi. Haftalık buluşmanın bu sefer konuğu; derneğin Kurucu Genel Başkanı, belgesel yapımcısı ve yazar Mustafa Yürekli oldu. Yürekli, modern medyanın bireyi ve toplumları kendi öz değerlerinden koparma riskine dikkat çekerek, hakiki iletişimin ancak ilahi rızaya dayalı bir "anlam üretimi" ile mümkün olabileceğini vurguladı.
2004’ten Bu Yana Süren Bir Medeniyet Koşusu
Kur’an-ı Kerim tilaveti ve dualarla başlayan programın açılış ve takdim konuşmasını önceki dönem başkanı Ahmet Durkaya yaptı. Durkaya, Medya Platformu Derneği’nin kurulduğu 2004 yılından bu yana sürdürdüğü yayıncılık ilkelerinin ve çizgisinin adeta bir bayrak yarışı olduğunu belirtti. Derneğin, medya etiği ve ilkeli yayıncılık konusundaki kararlı duruşuna değinen Durkaya, sözü "Bir Anlam Üretme Olarak İletişim" başlıklı sunumunu yapmak üzere Mustafa Yürekli’ye devretti.
1. Modern Medya ve Batı Hegemonyasının Kültürel Yabancılaşma Tehdidi
İletişimin yalnızca bir bilgi aktarımı değil, toplumsal ve kültürel bir inşa süreci olduğunu belirten Mustafa Yürekli, günümüz kitle iletişim araçlarının küresel ölçekte bir yabancılaşma ürettiğine dikkat çekti. Küresel medyanın Batı merkezli yapısının kitleleri kendi değerlerine uzaklaştırdığını ifade eden Yürekli, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
"Günümüzde Batı hegemonyası, kitle iletişim araçları vasıtasıyla tüm dünyayı etkisi altına almış durumdadır. Bu aygıtlar, insanları kendi köklerine, inançlarına ve kültürlerine yabancılaştırarak başkalarının hayat tarzını yaşamaya sevk ediyor. Oysa bizler bir İslam toplumuyuz. Bizim iletişim kurarken üreteceğimiz anlamların temel hedefi, her şeyden önce Allah'ın rızasını kazanmak olmalıdır. İnsanın kurduğu cümleler ve iletişim dili, onun manevi derinliğinin, zihniyet dünyasının ve ait olduğu kültürün doğrudan bir yansımasıdır."
2. Sanatın Asıl Amacı Şöhret Değil, "Allah'ı Aramaktır"
Sanat ve medyanın günümüzde ticari kaygılara ve popüler kültüre kurban edildiğini eleştiren Yürekli, İslam medeniyetinin sanata bakış açısını Üstat Necip Fazıl Kısakürek’in yaklaşımı üzerinden değerlendirdi. Sanatın şöhret veya maddi kazanç aracı olarak görülemeyeceğini belirten Yürekli:
"Sanat, insanı varoluş gayesinden koparan değil, aksine o gayeye yaklaştıran bir vasıtadır. Necip Fazıl’ın muazzam ifadesiyle 'Sanat Allah'ı aramaktır.' Bizim medeniyet tasavvurumuzda sanatın karşılığı hakiki bir şükürdür. Yaratıcının kâinata nakşettiği eşsiz güzellikler karşısında duyulan hayranlığın ve O'nun rızasına ulaşma arzusunun ahlaki bir estetiğe dönüştürülme çabasıdır," dedi.
3. Reyting Kıskacında Medya ve Sezai Karakoç’un "Üç Türkiye" Analizi
Yayıncılık sektörünün zaman içerisinde kamu hizmeti anlayışından uzaklaşarak tamamen ticari bir işletme mantığına büründüğünü kaydeden Yürekli, medyadaki nitelik kaybının toplumsal yansımalarına değindi. Sezai Karakoç’un sosyolojik tespitine atıfta bulunan yazar, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İlim üretimi zayıflayıp ahlaki sorumluluklar rafa kaldırıldığında cehalet kaçınılmaz hale gelir. Merhum Sezai Karakoç'un dikkat çektiği gibi üç farklı Türkiye gerçekliği vardır: Gerçek Türkiye, Batı'nın bize dayattığı/öğrettiği Türkiye ve tarihsel derinliği ile medeniyet mirasını temsil eden Türkiye. Bugün aydınların, gazetecilerin ve ilim insanlarının temel vazifesi, kişisel çıkarları bir kenara bırakarak bu tarihsel derinliğe ve hakikate sadık kalmaktır."
"İnsanla Bağ Kurma Noktasındaki Eksikliklerimiz"
Programın soru-cevap bölümünde katılımcıların sorularını yanıtlayan Yürekli, gelen bir soru üzerine Müslümanların kendi aralarındaki iletişim sorunlarına değindi: "Şah damarından daha yakın olan Yaratıcı ile bağ kurabilen Müslümanlar, insanlarla sağlıklı iletişim kurma noktasında neden yetersiz kalıyor?"
Bu soruya Hz. Yusuf ve Züleyha kıssasından ilham verici örneklerle yanıt veren Mustafa Yürekli; Müslümanların toplumsal iletişiminde ahlak, şuur, samimiyet ve her an Allah'ın huzurunda olma bilincinin (ihsan makamı) temel şart olduğunu vurgulayarak sözlerini tamamladı.
Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?