Milli İstihbarat Akademisi (MİA), NATO’nun yeni dönemini ve Türkiye’nin rolünü analiz eden “Ankara Zirvesi, NATO 3.0 Tartışmaları ve Türkiye” başlıklı raporunu yayımladı. Raporda, Ankara’da yapılacak zirvenin ittifakın geleceği için “kritik eşik” olduğu vurgulanırken, Türkiye’nin NATO 3.0 sürecinde stratejik katma değer üreten kilit aktörlerden biri olduğu belirtildi.
GÜVENLİK PARADİGMASI DEĞİŞTİ: HİBRİT TEHDİTLER ÖN PLANDA

Rapora göre uluslararası güvenlik ortamı, Soğuk Savaş sonrası öngörülebilir yapıdan çıkarak çok eksenli, hibrit ve yüksek belirsizlikli bir rekabet ortamına dönüştü. Çin’in yükselişi, Rusya-Ukrayna ve ABD/İsrail-İran savaşlarının yarattığı kırılmalarla güvenlik artık sadece askeri kapasite ve sınır savunmasıyla tanımlanamıyor. Siber saldırılar, dezenformasyon, enerji baskısı ve kritik altyapı sabotajları stratejik sonuçlar üreten kalıcı tehditler haline geldi. Bu nedenle “zihinsel güvenlik” ve “toplumsal dayanıklılık” ulusal güvenliğin ayrılmaz parçası oldu.
NATO 3.0: YENİ DÖNEM, YENİ ALANLAR
NATO’nun tarihi gelişimi raporda üç döneme ayrıldı: Soğuk Savaş’ın kolektif savunması, alan dışı operasyonların öne çıktığı NATO 2.0 ve bugün tartışılan NATO 3.0. Yeni dönemde kolektif savunma yeniden merkeze dönerken, güvenlik kara-hava-denizle sınırlı kalmıyor. Siber, uzay, elektromanyetik spektrum ve zihinsel alan da savunma mimarisine eklendi.
TARTIŞMANIN MERKEZİNDE “STRATEJİK ÖZERKLİK” VAR

Raporda külfet paylaşımı tartışmasının artık sadece savunma bütçeleriyle sınırlı olmadığı vurgulandı. Hangi müttefikin hangi tehdide karşı ne kapasite geliştireceği ve krizde hangi sorumluluğu üstleneceği soruları öne çıkıyor. ABD’nin Asya-Pasifik’e yönelmesiyle Avrupa güvenliğinde yeni iş bölümü kaçınılmaz hale geldi. Stratejik özerklik, NATO 3.0’ın merkezine yerleşti. Ulusal kapasitelerin ortak planlama ve birlikte çalışabilirlikle uyumlu olması halinde ittifakın dayanıklılığı artacak.
TÜRKİYE: “GÜVENİLİR MÜTTEFİKTEN STRATEJİK AKTÖRE”
MİA, Türkiye’yi NATO 3.0’ın ihtiyaç duyduğu müttefik profilinin “güçlü ve istisnai bir örneği” olarak tanımladı. Raporda öne çıkan başlıklar:
Alan
Türkiye’nin Katkısı
Jeopolitik konum
Karadeniz, Montrö, Rusya-Ukrayna dengesiyle doğu kanadına; Suriye, Irak, Libya, Doğu Akdeniz ile güney kanadına eş zamanlı katkı. NATO’nun 360 derece güvenlik anlayışının sahadaki karşılığı.
ANKARA ZİRVESİ: SADECE EV SAHİPLİĞİ DEĞİL
Rapora göre Ankara Zirvesi, NATO’nun yeni güvenlik paradigmasına kurumsal yanıt vereceği bir dönemeç. Gündem başlıkları: savunma harcamaları, üretim kapasitesi, ABD-Avrupa iş bölümü, doğu-güney kanat dengesi, yapay zeka, siber ve uzay güvenliği.
TÜRKİYE’NİN 3 ÖNCELİĞİ
NATO Zirvesi’nde Türkiye’nin 3 önceliği de rapora yansıdı. Buna göre:
360 derece güvenlik yaklaşımının NATO planlamasına daha güçlü yansıması
Savunma sanayisi iş birliğinin kurumsallaşması
Terörizmle mücadelede müttefik dayanışmasının güçlendirilmesi