Dilipak: Bu gidiş, gidiş değil
Kimse kendi işini Allah'a bırakmak istemiyor. Herkes kendi hedeflerini belirlemiş, emin adımlarla o hedefe doğru, gayeye giden her yolu meşru görerek ilerlemeye çalışıyor sanki.
Oysa, herkesin bir hesabı var, Allah'ın ise bir hükmü… Galib olacak olan Allah'ın hükmüdür. La Galibe İllallah! Endülüs'teki Gırnata sarayının duvarları yerden tavana, 4 bir yandan bu had'la süslenmişti. Ama Endülüs'e Allah'ın hükmü geldiğinde, Endülüs ağladı.
Peygamberimizin kurduğu devlet, ondan 48 yıl sonra yıkıldı. Bugün 100 yıllık hayallerle, tul-i emellerle oyalanıyoruz, hem de ahir zaman fitnesinin dünyayı yakıp kavurduğu bir zamanda.
Peygamberimizin peygamberliği 23 yıl sürdü: (İlk Vahiy:610-Vefatı 632). Peygamberimizin vefatından Hz. Osman'ın şehadetine (656-632= 24 yıl). Bir İslam beldesinde, Müslümanların halifesi, Müslümanlar tarafından Kur'an-ı Kerim okurken şehid edildi. Henüz çeyrek asır bile dolmamıştı. Hz. Osman'ın şehadetinden (656) 24 yıl sonra, Hz. Peygamberin vefatından 48 yıl sonra Hz. Ali'nin şehadeti ile sonuçlanan büyük musibet olan Kerbela yaşandı. Ve peygamberimizin 23 yılda, risaletin gölgesinde inşa ettiği devlet, “2 x 24=48 yıl” süren büyük fitne ile yıkıldı gitti, hem de arkasında büyük bir utanç bırakarak. Kerbela'dan bugüne ise 1346 yıl geçmiş. Ve bugün Gazze'de yaşanan Kerbela, Globalist çetenin eliyle dünyayı yakmak üzere.
Bölgemizde yaşananları görüyorsunuz, dünyada yaşananları da. Epstein rezaleti dünyayı vurdu. Siyaset, ekonomi, sağlık, ahlak, aile, gençlik herkes bu depremin etkisi altında kaldı. Peki ülkemizde neler oluyor? Epstein içinde çetesinin yer aldığı Chabat'a kimse dokunmuyor? Soruşturma bile açılmıyor. ChemTrails devam ediyor. İklim yasası 5G+'yi de. DSÖ ve İstanbul sözleşmesinden, Lanzarote'den, CEDAW'dan bin beter, Toplumsal Cinsiyet, LGBT+ savunan, Trans Humanizm'e destek veren UN WOMAN'a vergi ve yargı muafiyeti tanıyoruz. Diplomatik muafiyet yetmiyor, pozitif ayırımcılık uyguluyoruz. İnsan'ı Nesneler arası iletişimin NESNE'si yapan ve onu, din, ahlak, gelenek, biyolojik cinsiyetinden bağımsız bir GENOM olarak tanımlayarak BİREY'e dönüştürüp Beyin kontrolü için beyin'e NeuraLink için Chip takma planlarının yapıldığı bir zamanda yaşıyoruz.
Bugün Türkiye neye odaklanmış vaziyette, emekli maaşı, asgari ücret, hukuksuzluk, geçim sıkıntısı, ekonomik ve siyasi kriz, yolsuzluk, ahlaksızlık, uyuşturucu, fuhuş, Ateizm, giderek artan suçluluk, intihar, boşanmalar, cinayetler.. Gelinen noktada siyaset çözüm değil sorun üretiyor. İktidar muhalefeti, muhalefet iktidarı eleştiriyor. İktidar içinde de sorunlar yaşanıyor, İttifak grubu içinde de muhalefet içinde de.
“Özgür Özel için yolun sonu”
CHP'de Özgür Özel'in Keçiören belediye başkanı ile ağız dalaşını biliyorsunuz. Böyle bir muhalefet değil, parti olamaz, olmamalı. Kendi partisinin belediye başkanı hakkında neler demiyor ki… Bir ilçe belediyesinde bunlar oluyorsa… Peki bunlar bugüne kadar olurken niçin kimseden bir itiraz gelmedi. Osman Gökçek İçişleri Bakanlığı'ndan Keçiören belediyesindeki yolsuzluklar hakkında soruşturma izni almış.
Adam CHP ilçe belediye başkanı ama İYİ Parti kökenli. Meral Akşener döneminden geliyor. Ankara büyükşehirde, Mansur Yavaş'la çalıştı, o da MHP kökenli. Bu kişi İYİ Parti'den önce AK Parti'ye yakınmış, fırsatını bulup AK Parti'ye geçmek için fırsat kolluyordu diyorlar. Bu saatte AK Parti'ye de geçemez. AK Parti'de bu tür transferler içeride sorun kaynağı olmaya başladı. İthal kanda, “kan uyumu” sorunu yaşanıyor.
İmamoğlu konusuna hiç girmeyeyim de, Özgür Özel'in Keçiören belediye başkanına öfkesi, parti tabanında, grubunda, örgütlerinde, yerel yönetimlerde tepkiye sebeb oldu. İlçe belediyelerinde istifalar yaşandı. Özel için “Tünelin ucu” değil, “yolun sonu” gözüküyor. Tek taraflı bir çıkmaz sokağa girdi. Bu süreç sadece Özel ve İmamoğlu'nun sonu değil, zaten yoldan çıkmış CHP'nin de sonu. Bugünkü CHP, ne halkçı, ne devletçi, ne cumhuriyetçi, ne laik, ideolojisini dinlendirmiş, Türkiye'nin en muhafazakar partisi. Yakında CHP davasında “Mutlak Butlan” kararı çıkarsa, zaten Kılıçdaroğlu yeniden dönecek, yeni bir kongre ile CHP yeniden yapılandırılacak. Bu saatten sonra bu pek de mümkün değil. Buharlaşmış bir muhalefetle, muhalefetsiz bir Türkiye söz konusu.
“Erdoğan sonrası AK Partiyi yönetmek kolay olmayacak”
İktidar kanadında, AK Parti yıl sonuna yeni genel başkanını arıyor. Yeni genel başkan, yeni Cumhurbaşkanı demek olacak. Parti içinde Hakan Fidancılar var, Süleyman Soylunun bir ekibi var, Sedat Peker'in böyle bir zamanda sürece yeniden dahil olması sürpriz olmaz. BAE'de yaşananlardan sonra Peker'in de daha fazla BAE'de kalacağını sanmam.
Parti içindeki aile ile sıcak temas içindeki öbekler, aileden biri olan Bilal Erdoğan'ı destekliyor. Bilal'i, AK Parti içindeki STK, Media, Sermaye grubları da destekler ama, hem bu yeterli olmaz hem de bunların kendi aralarında, gelecek açısından uzlaşmaları pek mümkün gözükmüyor. Hemen hepsi de kendi gelecekleri konusunda agresif bir tavır içinde ve farklı kadrolar, farklı yöntem ve üslup talepleri var.
Erdoğan sonrası AK Partiyi yönetmek kolay olmayacak, hele son bakan değişikliği sürecinde yaşananlardan sonra. İçeride giderek artan, dışa vurmaya başlayan başka bir sıkıntı var sanki… AK Parti'nin CHP'den kurtulması toplumun farklı kesiminden yükselen muhalefet, eleştiri ve talepleri de AK Parti'nin ne engelleyebilmesi, ne de karşılaması bugünkü şartlarda mümkün değil. Son iki bakanlıktaki atamanın, mecliste, basında/sosyal medyada, toplumda tartışılmasındaki üsluba bakın ne demek istediğimi anlarsınız. Öte yandan MHP ile her an ipler kopabilir. Grup ve örgütte, görüldüğü bir gibi tesanüt yok aslında. Grup konuşmalarında herkesin ayakta alkışladığı konular parti tabanında aynı heyecanın duyulmasına sebep olmuyor. MHP de bugün bir yandan Devlet Bahçeli şahıs olarak eleştirilirken, yakın çevresi de olduğu kadar, Çakıcı fenomeni, Şenkal Atasağun adı da konuşuluyor. Sinan Ateş olayı küllense de sönmedi. Herkesin inceldiği yerden kopmasından endişelendikleri bir ip var bunları bağlayan.
“AK Parti “Muhafazakar Demokrasi”den “Endişeli Demokrasi”ye geçiyor”
MHP'nin Çakıcısı varsa, AK Parti'nin de Ağar'ı var. AK Parti'nin sırtında taşımak zorunda olduğu birçok isim var. İstanbul'daki 5 büyük şirket, Media'sı, Trolleri, Cemaat yapıları, Binali Yıldırım, Süleyman Soylu ve daha bir çok kişi, kurum, yakın çevresi, kilit elemanlar.. Hemen hepsi de Erdoğan sonrası endişesi yaşıyorlar. AK Parti “Muhafazakar Demokrasi”den “Endişeli Demokrasi”ye geçiyor.
Hakan Fidan teknokrat biri, AK Parti içinde Teknotrat ve Bürokratlarla daha kolay anlaşır gibi sanki. TİKA, Türk dünyası üzerinden STK'lar üzerinde daha etkili olabilir. MİT'den geliyor, Dışişleri Bakanlığı yaptı. 15 Temmuz'un kara kutusu. Bütün bunlar az şey değil. Ahmet Davutoğlu üzerinden 2.cil muhalefet grubu ile daha yakın bir temas ve diyalog kurmada daha başarılı olabilir. Bir de AK Parti'nin sırtında BOP belası var, Chabat belası var, Kushner-Dahlan/Epstein belasının içerideki uzantıları ve ilişkili insanlar ile ilgili riskleri var. DEM APO, SDG/PYD artık bu süreçte tabanda ciddi bir itibar ve güven kaybına uğradı. DEM; ABD, Batı ve İsrail'in, İngiltere'nin “Truva atı”na döndü.
Geriye ne kaldı, YRP, Saadet, DEVA ve GELECEK Partileri. Bunlara İYİ Parti, BBP, HÜDA Par'ın katılımı ile yeni bir seçim ittifakı kurulabilir. Bu partilerin bugünkü kamuoyu araştırmalarındaki sonuçları şöyle YRP %2,5 (Yeni Yüzyıl ittifakı %4.2), SP %1.9, DEVA %1, GELECEK %1,5, İYİ %7.1, BBP %2,5, HUDAPAR %1 = %17 Bu güçlü bir potansiyel muhalefet demek. Eski Milli Görüş'çüler, yeniden eski gömleklerini giyerek, ilk seçimde 3. Yol olabilirler. CHP, MHP ve DEM itibar kaybına uğrarken, bu tabandan %'de birkaç oy, depolitik, siyaseten küsmüş kesimden %5'e kadar daha oy alabilecekleri konuşuluyor. İttifak liderliği ilk 3 partinin genel başkanları eş başkanlığında yürütülebilir. Parti meclisinde her parti temsil edilebilir. Bu çevrelerde şöyle de bir görüş konuşuluyor.
Türkiye'de 164 parti var. Seçime katılma hakkı olan 38 parti var. Son seçime barajı geçenler: AK Parti, CHP, DEM, MHP, İYİ Parti. Baraj %7, Merkeze alınacak olan 38 partiden 20'si seçime katılma hakkına yakın 30 partiyi, Liberal, Sağ, Sol, Milliyetçi, Dindar 5 gruba ayrılıp kendi içlerinde bir ittifak kurmaları sağlandıktan sonra oluşacak 6'lı gruplar, 20 parti ile eşleştirebilirler. Merkez'deki 8 parti de 20 parti ve eklemlenen partilerle eşleştirilebilir. 58 partili bir ittifak kurulabilir mi?. Siyaset mühendisleri için bu mümkün!
Bazı gruplar “AK Partinin siyaset yapma ve çelişkili icraatlarını hedef alalım, o tabandan oy kazanalım derken, bazı gruplar CHP'yi yolsuzluklar ve iyi, doğru, saygın bir muhalefet yapmamakla eleştirelim, gençlik ve AK Parti karşıtlığı üzerinden CHP'ye kerhen oy verecek kesimin oyunu alalım” diyor.
3.yolcular, hem CHP hem de “AK Parti'yi, biri doğru saygın bir iktidar görevi yapamadıkları için, CHP'yi de doğru ve saygın bir muhalefet yapamadıkları için eleştirelim, her iki kesimden de oy alalım” fikrini savunuyorlar. Bu kesim hemen bir birlik görüntüsü verilmesine karşı, hemen merkezdeki diğer partiler tarafından bu ittifakın ortak hedef yapılması, bazı grupların iktidar ve muhalefet kanadı tarafından tehdit şantaj ve menfaat vaadi ile devşirilme endişesi var. Onun için ittifakın seçim tarihi açıklanana kadar ilan edilmesi, ilkelerin tespiti, çoklu modelin nasıl olacağının tartışılması, ittifakın iç ilişkileri, dışa dönük çalışmalar, seçimde aday belirleme yöntemi, grup koordinatörü 3 eş başkanın çalışma yöntemleri, bunların tespit kriterleri, alt grupların son seçimdeki oyları, kamu yoklaması, üye sayısı, teşkilat sayısını esas alan bir modelleme üzerinden adaylıklar ve adayların öncelik sıralaması konusunda ilkeler netleştirilebilir. Bunlar ittifak içindeki 3. Yol'cular. Tabi bunlar evdeki hesablar. Bu süreçte kimsenin hesabı büyük bir ihtimalle çarşıya uymayacak. Ne olacağını hep birlikte göreceğiz. Kader! Görelim Mevlam neyler? Hayır da şer de Allah'ın iradesine tabidir. Biz Allah'ın rızasını seçelim. Sürprizler dolu siyaset meydanında yaşanacaklara hazır olalım. Sonucu size söyleyeyim mi, tencere yuvarlanacak, kapağını bulacak, herkes layığını bulacak. Toplumun haline bakacak olursanız, işimiz zor. Korkarım birileri bugün siyaset gömleği giymeye hazırlanırken “ateşten bir gömlek” giyeceğinin pek farkında değil. Yarın için birileri “siyaset yapayım” diye dua ederken, bunlar için siyaset “dua ile istenen bir bela”ya dönüşebilir. Hele şu CHP'nin butlan kararı çıkacaksa bir çıksın, bir de AK Partinin başına kim gelecek onu bir görelim.
Kaynak: mirathaber
*Bu yazıdaki fikirler yazarına aittir, Timeturk editoryasının görüşlerini yansıtmayabilir