$

Dolar

46,4993

Euro

52,7220

£

Sterlin

61,1923

Frank

57,1661

Gram Altın

5.970,9800

Bitcoin

2.907.771

$

Dolar

46,4993

Euro

52,7220

£

Sterlin

61,1923

Frank

57,1661

Gram Altın

5.970,9800

Bitcoin

2.907.771

Ekonomi

ANALİZ: Altın almak ne zaman gerçekten işe yarar? Altını düşüren darbeler...

Altın fiyatları neden düşüyor? 2025’te, gümrük tarifeleri krizi ve faiz indirimi beklentileri herkesi “güvenli liman” altına yönelendirmişti. Ancak altına gösterilen dikkat ve ilgi giderek zayıflıyor.

24.06.2026 - 14:20
Cumali Dalkılıç
ANALİZ: Altın almak ne zaman gerçekten işe yarar? Altını düşüren darbeler...
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

ABD'de enflasyon son üç yılın zirvesine çıkmışken altın fiyatı hızla geriliyor. Artık altını enflasyon değil, yüksek faizler yönlendiriyor.

Altın, genellikle fiyatların hızla yükseldiği dönemlerde yatırımcıların sığındığı güvenli liman olarak görülüyor.

Ancak ABD’de enflasyon son üç yılın en yüksek seviyesine ulaşmasına rağmen altın fiyatları üst üste dördüncü aylık düşüşüne hazırlanıyor. Altın, Ocak 2026’da gördüğü rekor seviyelerin yaklaşık yüzde 25 altında işlem görüyor.

Bu durum, enflasyona karşı koruma sağlaması beklenen değerli metalin şu an için tam tersine hareket ettiği anlamına geliyor.

Peki bunun nedeni ne?

Altın, yüksek faiz ve kâr artışından darbe alıyor

Altının ne olmadığını anlamak gerekiyor. Altın, tahviller gibi kupon faizi ya da hisseler gibi temettü ödemesi yapmaz.

Bu nedenle altının cazibesi, diğer yatırım araçlarının sunduğu getirilere karşı oldukça hassastır.

Devlet tahvillerinin neredeyse hiç getiri sağlamadığı dönemlerde altın tutmanın maliyeti düşüktür. Ancak tahviller reel getiri sunmaya başladığında, altın elde tutmanın fırsat maliyeti yükselir ve yatırımcıların iştahı azalır.

Aynı durum hisse senetleri için de geçerlidir. Ekonominin kâr ürettiği, şirketlerin büyüdüğü ve temettülerini artırdığı dönemlerde altına yönelmenin maliyeti artar. Piyasaların şu anda fiyatladığı senaryo da tam olarak bu.

2026’nın ilk çeyreğinde, S&P 500 şirketlerinin hisse başına kârları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25 arttı. Analistler, yıllık kâr büyümesinin 2027’nin son çeyreğine kadar çift haneli seviyelerde kalmasını bekliyor.

Öte yandan enflasyon, İran ile bağlantılı çatışmanın tetiklediği enerji şoku ve gümrük tarifelerinin etkilerinin sürmesi nedeniyle yükselmeye devam ediyor.

Merkez bankaları ise buna para politikasını sıkı tutarak karşılık veriyor.

Piyasalar artık faiz indirimi değil, faiz artışı bekliyor

Haziran ayında faiz artıran Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) ardından gözler, yeni başkanı Kevin Warsh yönetimindeki Federal Reserve’e çevrildi.

Warsh, başkan olarak katıldığı ilk toplantıda net biçimde şahin bir duruş sergiledi.

Yükselen fiyatları kaçınılmaz bir gelişme değil, politika hatası olarak değerlendiren Warsh, “Enflasyon bir tercihtir” ve “Bu komite fiyat istikrarını sağlayacaktır,” mesajlarını verdi.

Piyasaların beklediği güvercin tonlu açıklamalar ise gelmedi. Fed politika yapıcılarının dokuzu bu yıl daha yüksek faiz oranları öngörüyor.

Yatırımcılar da beklentilerini hızla değiştirdi. Fed fon vadeli işlemleri, eylül ayına kadar yaklaşık bir faiz artışını ve 2026 sonuna kadar buna ek olarak bir faiz artışına daha yakın bir görünümü fiyatlıyor. Bu durum, yalnızca birkaç ay önce beklenen faiz indirimlerine kıyasla keskin bir dönüş anlamına geliyor.

Bazı analistler ise bunun bile yeterince agresif olmadığını düşünüyor.

Bank of America ekonomistleri, tahminlerini değiştirerek Fed’in eylül, ekim ve aralık aylarında toplam 75 baz puanlık faiz artırımı yapmasını beklediklerini açıkladı. Bu senaryoda politika faizinin yüzde 4,25-4,50 aralığına yükselmesi öngörülüyor.

Bankaya göre gerekçe açık: Veriler faiz artışını destekliyor, Fed’in tercih ettiği enflasyon göstergesi olan çekirdek PCE enflasyonu yüzde 3,5 seviyesinde seyrediyor ve yükseliş eğilimini sürdürüyor. Ayrıca Warsh’ın para politikası yaklaşımının da beklenenden daha şahin olduğu değerlendiriliyor.

Altın boğaları geri çekiliyor

Bir yıl önce, gümrük tarifelerine ilişkin belirsizlikler ve faiz indirimi beklentileri nedeniyle neredeyse herkes altın konusunda iyimserdi. Ancak şimdi bu iyimserlik zayıflıyor.

Goldman Sachs, Warsh’ın beklenenden daha şahin tutumu ve faiz indirimlerinin ötelenmesini gerekçe göstererek Aralık 2026 için ons altın tahminini 5 bin 400 dolardan 4 bin 900 dolara düşürdü.

Daha şahin bir senaryoda ve faiz artışlarının gerçekleşmesi halinde banka, altının 4 bin 440 dolar seviyelerine gerileyebileceğini öngörüyor.

Bank of America’nın emtia analistleri ise altının kısa vadede 6.000 dolar seviyesine ulaşmasını artık olası görmüyor.

Bankanın analistlerinden Michael Widmer, yayımladığı raporda, “2026 sonuna kadar faiz artışı ihtimalinin yükselmesi, altın fiyatlarındaki düşüşle yakından bağlantılı. Başka bir ifadeyle, ‘enflasyon ortamında faiz indirimi’ beklentisinden daha sıkı para politikasına geçiş, diğer tüm koşullar aynı kalmak kaydıyla altının yükseliş potansiyelini yaklaşık yüzde 50 azaltıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Altın almak ne zaman gerçekten işe yarar?

Tüm bunlar altının devrinin kapandığı anlamına gelmiyor. Sadece, ona gerçekten avantaj sağlayan koşulların bugün değişmekte olduğunu gösteriyor.

Altın genellikle enflasyon düşerken ve merkez bankası faiz indirirken parlıyor; çünkü reel getiriler geriliyor ve altın tutmanın fırsat maliyeti adeta çöküyor.

Ayrıca büyümenin tökezlediği, hisse senedi piyasalarının sarsıldığı dönemlerde de güvenli liman arayan parayı kendine çeker.

Tarih, metalin en iyi performansı, enflasyon yalnızca yüksek olduğunda değil, enflasyon yüksekken politika yapıcıların da gevşek duruşunu koruduğu dönemlerde gösterdiğini ortaya koyuyor.

1970'lerden kalan bir mit

Altının otomatik olarak enflasyona karşı koruma sağladığı fikri, büyük ölçüde fiyatların kontrolden çıktığı ve politika yapıcıların tepki vermekte yavaş kaldığı 1970'lerden kalma bir alışkanlık.

Enflasyon dur durak bilmezken ve politika bunu dizginleyemezken reel faizler derin biçimde negatife döndü; yatırımcılar altın gibi güvenli limanlara kaçtı.

Başka hiçbir şey onları korumadığı için metal adeta uçtu.

Enflasyon dur durak bilmezken ve politika bunu dizginleyemezken reel faizler derin biçimde negatife döndü; yatırımcılar altın gibi güvenli limanlara kaçtı.

Başka hiçbir şey onları korumadığı için metal adeta uçtu.

Bugün tablo çok farklı. Altın, yükselen faizlerin, daha yüksek tahvil getirilerinin ve daha güçlü doların rüzgârını karşısına almış durumda. Öte yandan özellikle ABD ekonomisi güçlü kalmayı sürdürüyor; işsizlik tarihi düşük seviyelere yakın seyrederken teknoloji şirketleri rekor kârlar açıklıyor.

euronews

 

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın