1950’li yıllarda İngiliz arkeolog James Mellaart tarafından ilk kez bilim dünyasının dikkatine sunulan Gökhöyük’te, 2020 yılında başlayan yüzey araştırmaları 2023’te Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile sistematik kazıya dönüştürüldü. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Geleceğe Miras Projesi” kapsamında sürdürülen çalışmalar, Konya Büyükşehir Belediyesi ile Seydişehir Belediyesi’nin destekleriyle devam ediyor.

Dört büyük tarihî dönem aynı höyükte
Kazıların en dikkat çekici yönlerinden biri, Gökhöyük’ün yalnızca tek bir dönemi değil; Neolitik, Kalkolitik, Tunç ve Demir Çağları ile erken İslam dönemine ait kültür katmanlarını aynı yerleşimde barındırması.
Arkeologlara göre bu durum, Gökhöyük’ü Anadolu’daki birçok önemli arkeolojik merkezden ayıran temel özelliklerden biri olarak öne çıkarıyor. Aynı höyük üzerinde binlerce yıllık yaşamın izlenebilmesi, yerleşim sürekliliği açısından bilim dünyası için büyük önem taşıyor.

Bilim dünyasının ortak laboratuvarı
Gökhöyük’te yürütülen çalışmalar klasik bir kazı çalışmasının ötesine geçmiş durumda.
Kazı alanında antropoloji, DNA analizleri, paleogenetik, mikrobiyoloji, mimarlık, haritacılık ve arkeobotanik alanlarında çalışan çok sayıda bilim insanı görev yapıyor. İskeletlerden alınan örnekler yaş tayini ve genetik analizlerden geçirilirken, bitki kalıntıları dönemin beslenme alışkanlıkları ve çevre koşullarını ortaya koyuyor. Böylece höyükte yaşamış insanların biyolojik ve kültürel geçmişi çok yönlü olarak inceleniyor.

MS 1020’ye uzanan bulgular
Kazılarda elde edilen karbon-14 analizleri ve diğer bilimsel incelemeler, höyükte erken İslam dönemine ait mezarlık alanlarının bulunduğunu ortaya koyuyor. Araştırmacılar, bazı bulguların MS 11. yüzyılın başlarına, yaklaşık 1020 yılına kadar uzandığını değerlendiriyor.
Bu verilerin ilerleyen kazılarla desteklenmesi halinde, Konya ve çevresindeki en erken Müslüman-Türk topluluklarına ilişkin yeni bilgiler elde edilebileceği belirtiliyor. Bu nedenle Gökhöyük, yalnızca tarih öncesi dönemler açısından değil, Anadolu’nun Türkleşme ve İslamlaşma sürecini anlamak bakımından da önemli bir araştırma merkezi olarak görülüyor.

Turizm rotasında yeni bir durak olabilir
Gökhöyük’ün sahip olduğu bilimsel potansiyelin, önümüzdeki yıllarda turizm açısından da önemli fırsatlar sunabileceği değerlendiriliyor.
Kapadokya’dan Antalya ve Akdeniz kıyılarına uzanan yoğun yabancı turist güzergâhına yalnızca yaklaşık 6 kilometre uzaklıkta bulunan kazı alanının, ziyaretçi merkezi ve gerekli turizm altyapısının tamamlanması halinde uluslararası kültür rotalarının yeni duraklarından biri olabileceği ifade ediliyor.
Uzmanlara göre Gökhöyük, yalnızca Seydişehir’in değil, Konya’nın kültür turizmi açısından da önemli bir çekim merkezi olma potansiyeli taşıyor.

“Seydişehir’in geleceğine yapılan yatırım”
Bilim insanları, kazıların her yeni sezonunda elde edilen bulguların Anadolu arkeolojisine yeni veriler kazandırdığını vurgularken, Gökhöyük’ün önümüzdeki yıllarda hem akademik araştırmalar hem de kültür turizmi açısından adından daha fazla söz ettireceği görüşünde birleşiyor.
Yaklaşık dokuz bin yıllık yaşamın izlerini tek merkezde barındıran Gökhöyük, ortaya çıkarılacak yeni bulgularla yalnızca Seydişehir’in geçmişini değil, Anadolu’nun tarihsel serüvenini de yeniden değerlendirmeye imkân sağlayabilecek önemli bir bilim merkezi olma yolunda ilerliyor.
Timetürk/Hakkı Balcı