Zevahiri’den video mesaj

El Kaide bağlantılı Al-Sahab Medya Vakfı, grubun en üst düzey lideri Eymen El-Zevahiri'den bir video mesaj yayınladı.

17.09.2020 15:22:51

Zevahiri'den video mesaj

El Kaide bağlantılı Al-Sahab Medya Vakfı, grubun en üst düzey lideri Eymen El-Zevahiri'den bir video mesaj yayınladı. "Yüzyılın Anlaşması veya Yüzyılın Haçlı Seferi" başlığını taşıyan 45 dakikalık videonun ilk bölümünde ABD Başkanı Donald Trump'ın Ortadoğu için barış planına değinen El-Zevahiri, ardından Eylül 2019'da El Cezire'de yayınlanan bir belgeselde geçen örgütü ile ABD'deki resmi unsurlar arasındaki işbirliğine ilişkin iddiaları çürütmeye devam etti.

“Haçlı seferleri ve İsrail'in işgali”

Zevahiri, "Haçlılar ile Müslümanlar arasındaki savaş alevlerinin sönmediğini" söyleyerek dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlara seslenerek başladı. ABD büyükelçiliğini Kudüs'e taşımak, Golan Tepeleri'ni İsrail'in bir parçası ilan etmek ve Manama Zirvesi'ni başlatmak gibi "Batı'nın lideri Amerika'nın" İsrail'i güçlendirmek için daha tehlikeli adımlar attığını vurguladı.

Video daha sonra Başkan Trump ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun 28 Ocak 2020'de Beyaz Saray'da yapılan ve Trump'ın açıkladığı Golan Tepeleri'ni İsrail'in bir parçası olarak tanınması ve ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olması ile ilgili planın dair konuşmalardan görüntüler gösterildi.

Zevahiri daha sonra dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlara seslendi ve "Müslümanlar ve Haçlılar arasındaki" mücadele "hakkındaki bazı tarihi gerçekleri vurguladı. Bu çatışmanın doğasının İslam'a karşı Siyonist-Batılı ittifakına dayanan dini temeli olduğunu söyledi. Batılıların Müslümanlara karşı duygularının apaçık olduğunu, ancak Müslümanların genellikle onları görmezden gelme eğiliminde olduklarını, ayrıca iki taraf arasındaki çatışmanın yerel değil uluslararası bir çatışma olduğunu ve bu büyük resimden ayrılamayacağını belirtti.

Zevahiri, "Haçlıların saldırganlığına karşı koymak" için "temel ilkeler" olarak adlandırdığı, cihad ilkesini vurgulamayı ve bu ilke çerçevesinde, birliğin değeri, siyasi cihad, davet [vaaz], ahlaki bir yetiştirme cihadı ve "farkındalık yaratma savaşı" gibi birkaç yönü tartıştığını vurguladı. El-Zevahiri, "davet cihadının ve farkındalık yaratmanın askeri cihadın kendisinden daha önemli olduğunu" vurguladı.

Öte yandan El-Zevahiri başka bir hususa temas ederek üç soru sordu: Müslümanlar düşmanlarını nasıl tespit edebilirler? El-Vela vel-Bera doktrinini [Müslümanlara sadakat ve gayrimüslimlerden ayrılma] bir yaşam biçimi olarak nasıl canlandırabilirler? Müslümanlar kimden hidayet istemeli ve onu takip etmelidir? Daha sonra Müslümanların düşmanlarının en başında "Amerika ve onun yöneticileri, Rusya, Çin, Hindistan ve İran arasındaki anlaşmalar" olduğunu söyledi.

“Tehlikeli düşmanlar”

Trump'ın planı çerçevesinde İsrail ile normalleşme fikrini tartışmaya açan El-Zevahiri, İsrail ile bağları olan ve Amerikan-Siyonist projesinin aktif katılımcısı olan bazı Müslüman ülke yöneticilerinin "tehlikeli türde düşmanlar arasında" olduğunu vurguladı. Bu hükümetlerin Batı'ya itaat ettiğini, ancak "ümmeti savunduklarını iddia ederken gerçekte İslam'a ve Müslümanlara karşı düşmanca komplo için etkili araçlar olduklarını" söyledi.

El-Zevahiri, "Bazıları İsrail ile gizli bağlarını sürdürürken, diğerleri bunu açıkça yapıyor ve İsrail ile ilişkilerini tüm dünyaya bakış açısıyla normalleştiriyor. İronik bir şekilde, bu devletlerden bazıları gerçekte Arap Devrimlerini ve Filistin davasını desteklediğini ve savunduğunu iddia ediyor. İsrail ile yaptıkları güvenlik anlaşmalarının bataklığına tamamen batmış durumdalar ve toprakları Amerikan üsleri tarafından işgal edilmiş durumda. Hatta Afganistan ve Somali'deki NATO bölgesel güvenlik ittifaklarının himayesinde savaşmak için güçlerini gönderiyorlar” şeklinde konuştu.

El-Cezire kanalına eleştiri

Bu devletlerin dezenformasyon kampanyaları ile kendilerini İslam uluslarına karşı korumaya çalıştıklarını da sözlerine ekledi. El-Zevahiri, Katar tarafından finanse edilen El Cezire Haber Kanalı'nı 11 Eylül'ün yıldönümünde yaptığı La'iboon bil Naar [Ateşli Oyuncular] başlıklı ve iki kişinin yanlış bir şekilde tasvir edildiği 2019 belgeselinden dolayı kanalı eleştirerek şunu söyledi: "Bunlardan birini El Kaide liderleri arasında tanımlarken, diğeri El Kaide ile bağlantılı bir gruba yakın bir kişi olarak gösterildi ve bu ikisinin Bahreyn İstihbaratı ile bağları olduğunu ima etti."

El-Zevhiri şunları ekledi: "Hikayeye göre, ilk kişi bazı Şii figürlerini öldürmek için onlarla anlaştı, ikincisi ise İran hakkında casusluk yapmayı kabul etti. Bu filmde El Cezire, eski bir Amerikan İstihbarat yetkilisinin ifadesini ekledi. Şeyh Ebu Zübeyde'nin cebinde üç Suudi prensin telefon numaralarını içeren bir günlük bulduğunu iddia etti."

Belgeseli, izleyicileri üç "illüzyon"a ikna etmek için klasik bir iftira ve aldatma örneği olarak tanımlayan El-Zevahiri, “bunlar: Muhammed Salih Ali Muhammed'i El Kaide'ye bağlamak, El-Cezire tarafından Ebu Hafs El Beluci'ye atfedilenleri birbirine bağlamak, El Kaide ve belgeselde yer alan eski Amerikan İstihbarat yetkilisinin yaptığı suçlamalara itibar kazandırmak” şeklinde konuştu.

El-Zevahiri daha sonra her bir "manipülasyon"un uzun bir açıklamasını, her birini çürütmek ve grubun itibarını savunmak için örnekler ve gerekçeler sundu:

"El Kaide örgütü haksız yere istihbarat teşkilatları ve devletlerle ilişkilerle suçlanıyor. Bizi Amerika, İsrail, İran, Suudi Arabistan, BAE, Katar, Bahreyn, Rusya ve Mısır'ın ajanları vb olmakla suçluyorlar. Bizi “tekfirci” olmakla suçluyorlar, Mürcie, aşırılık yanlıları ve sert olmakla suçlayıp paranın ve gücün peşinde olduğumuzu söylüyorlar; gerçekçi değilmişiz, hain ve sadakatsizmişiz; ve Veziristan'da kadınları ve çocuklarıyla birlikte öldürülen aramızda Amerika tarafından bombalanan eroin tüccarları vb. varmış. Bu suçlamalar karşısında sabırlı olduğumuz için Allah'tan mükafatımızı istiyoruz. Ancak burada onurlu ve özgür izleyicileri bu çarpıtmaya karşı uyarmak istiyorum. Bizi yargılamak istiyorsa, sahip olduğumuz en değerli şey El Kaide'nin mesajını görmeli. Ümmetin bu mesajı alması ve kabul etmesi bizim gerçek zaferimizdir. "

YORUMLAR (0)