SON HABERLER
Sol Ok
Sağ Ok
ANASAYFAGÜNDEMPOLİTİKADÜNYAGÜNCELEKONOMİYAŞAMGEZİSPORRAMAZANÇEVİRİSAĞLIKKÜLTÜRFOTOVİDEO
Yunanistan’da Yavuz paniği!

Yunanistan’da Yavuz paniği!

Rum yönetiminin tek yanlı Doğu Akdeniz’de sondaj arama çalışmalarına karşı Türkiye’nin de, Fatih’ten sonra üstün teknolojiye sahip çevre dostu Yavuz sondaj arama gemisini Doğu Akdeniz’e gönderme kararı alması Yunanistan ve Rum yönetimini panikletti. Yunan ve Rum liderler, 2 Türk sondaj arama gemisininin arama çalışmalarını durdurmak için ABD ve AB liderlerine yoğun baskı uygulamaya başladılar.

Yunanistan’da Yavuz paniği!
19.6.2019 11:35:48

yavuzson

Doğu Akdeniz'de zengin doğalgaz rezervlerinin tesbit edilmesi, bölge ülkeleri arasında kartlarının yeniden dağıtılmasına yol açarken; Türkiye'nin Fatih'ten sonra ikinci sondaj gemisi Yavuz'u da yarın bölgeye gönderecek olması Yunanistan ve Rum kesiminde büyük paniğe yol açtı. Yunan ve Rum liderleri, AB ülke liderleri ile ABD'yi, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de enerji kaynaklarına yönelik arama ve sondaj faaliyetlerini önlemesi için yoğun baskı politikaları uygulamaya başladılar.

Libya ve Lübnan'ın içinde bulunduğu durumdan faydalanan Yunanistan ve Rum kesimi, enerji yataklarını sahip olmak için sınırlarını yenide çizme planlarını uygulanken, bir yandan da yanına Türkiye karşıtlığı ile bilinen İsrail ve Mısır'ı yanına alarak Doğu Akdeniz'de yeni enerji anlaşmalarını hayata geçirerek, sondaj arama çalışmalarını sürdürüyor. Diğer yandan da Rum kesimi, Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin arama çalışmalarını engellemek için de, sondaj arama gemilerinin kaptanlarını tutuklamakla tehdit ediyor.

Yunan ve Rum yönetiminin tehidilerine pabuç bırakmayan Türkiye, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) engelleme çabalarına karşın Kıbrıs açıklarında çifte gemiyle yarın bayrak göstermeye hazırlanıyor. Bu kapsamda Türkiye'nin ikinci derin deniz sondaj gemisi Yavuz da yarın yola çıkarak Fatih gemisiyle birlikte sondaj faaliyetlerini sürdürecek.

fatihsong

FATİH'TEN SONRA YAVUZ SONDAJ
GEMİSİ DE YARIN YOLA ÇIKIYOR

G20 Enerji ve Çevre Bakanları Toplantısı'na katılmak üzere geldiği Japonya'nın Nagano kentinde Doğu Akdeniz'de yaşananlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez de, Uluslararası hukuka uygun olarak tüm işlemlerin devam ettirildiğini ve bundan sonra da kararlılıkla bunun sürdürüleceğine dikkati çekerek "İkinci sondaj gemimiz Yavuz'u da perşembe (yarın) günü uğurlayacağız. Şu anda tersanedeki bakım ve upgrade çalışmaları devam ediyor. Perşembe günü uğurlayacağız. Temmuz başı gibi KKTC'den almış olduğumuz ruhsat sahası üzerinde ilk sondajına başlamış olacak" ifadelerini kullandı.
Dönmez, bu lokasyonların tespit edilirken yoğun ve detaylı çalışmalar yapıldığına dikkati çekerek, şöyle konuştu:

"Uzmanlar değerlendiriyor, yerine göre dışarıdan destek, servis almak suretiyle yapılan çalışmaların teyidi ve doğruluğu sağlanmış oluyor, ondan sonra lokasyona karar verilmiş oluyor. Son derece teknolojik bir operasyon. Bu iki gemimizde zaten dünyada bu çapta bu özellikteki 15-16 gemiden birisi."
Operasyonları büyük oranda yerli personelle yaptıklarına ve yerlileşme oranının gittikçe arttığına da işaret eden Dönmez, "Hem Yavuz'la hem Fatih'le gerek Akdeniz'de gerekse Karadeniz'de bu sondajlarımıza devam edeceğiz." dedi.

TÜRKİYESİZ ÇÖZÜM YOK

Türkiye'nin Kıbrıs Adası açıklarındaki doğal gaz arama çalışmalarına ilişkin olarak Dönmez, Fatih Sondaj Gemisi'nin ikinci sondajını Finike-1 aldı sahada devam ettiğini belirtti. Oradaki suyun derinliğinin 2 bin 300 metre civarında olduğunu aktaran Dönmez, şunları söyledi:
"Şu anda da sondajımız 3 bin metreleri aşmış durumda. Hedef derinliğimiz deniz seviyesinden itibaren 5 bin-5 bin 500 metreler seviyesine inmek. Yaklaşık 100-120 günlük bir iş programımız var. Temmuz sonuna doğru hedeflenen noktaya ulaşmış olacağız. Tabii başından beri söylediğimiz bir şey var. Bu işin garantisi yok. Sondaj yapmadan ne var ne yok bilme imkanımız yok. Ümitliyiz tabii orada da. Doğu Akdeniz'de Türkiye'yi enerji denkleminin dışına atmaya çalışanlar, Türkiyesiz realistik bir çözümün olmadığının farkında ama ifade edemiyorlar."

Kıbrıs'ta yaşayan soydaşların ve KKTC'nin haklarını da sonuna kadar savunacaklarını ifade ettiklerini de anımsatan Dönmez, adil bir paylaşımdan yana olduklarını vurguladı.

SİSMİK ARAMA GEMİLERİ SAHADA

Aynı zamanda iki tanede sismik araştırma gemisi olduğunu anımsatan Dönmez, bunlardan Barbaros Hayrettin Paşa'nın şu anda adanın güneyinde gerek KKTC'den almış olduğu ruhsat alanını ve gerekse kendi verdikleri ruhsat alanlarında sismik aramalarına, araştırmalarına devam ettiğini anlattı.
Dönmez, MTA'ya ait Oruç Reis Gemisi'nin ise bir süre Karadeniz'de çalıştığını hatırlatarak, "Şu anda o da Marmara'da hidrokarbon rezervlerini araştırma çalışmalarına devam ediyor. Özetle iki sismik arama gemimiz, iki de sondaj gemimizle bize ait sularda, kıta sahalarımızda hidrokarbon zenginliğimiz varsa arayıp, bulmak için çalışıyoruz, gayret gösteriyoruz." ifadelerini kullandı.

ozellikleri

YAVUZ SONDAJ GEMİSİNİN ÖZELLİKLERİ

Türkiye'nin ikinci sondaj gemisi Yavuz, denizlerinde petrol ve doğal gaz aramaları için hazırlanıyor. Gemi 12 bin 200 metre derinliğe sondaj kadar yapabilecek.

Türkiye'nin ikinci sondaj gemisi Yavuz, en önemli özelliği, 6ıncı jenerasyon üstün teknoloji özelliklerine sahip olması. Gemi 12 bin 200 metre derinliğe kadar inip sondaj - arama yapabiliyor. 

Yavuz gemisinin uzunluğu 229,22 metre ve genişliği de 36 metre. 51,283 grostonluk Yavuz'un yüksüz ağırlığı ise 38 bnin ton. Azami 9,2 knot hız yapabilen Yavuz gemisi, bugüne kadar 7,2 knot ortalama hız kaydetti.

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'nın sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı bilgilendirmeye göre Türkiye'nin ikinci sondaj gemisi Yavuz, aynı zamanda çevreci özelliklere sahip.

Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Türkiye'nin ikinci sondaj gemisi Yavuz (Deepsea Metro 1)'in boğazlardan geçişini 22 Şubat tarihinde sosyal medya hesabı üzerinden duyurmuştu.
Türkiye'nin birinci sondaj gemisi Fatih, halen Akdeniz'de petrol ve doğal gaz arama çalışmalarını sürdürüyor.

YUNANİSTAN VE RUM YÖNETİMİ PANİĞE KAPILDI

Türkiye'nin de Doğu Akdeniz'de sondaj arama çalışmalarına katılması Yunanistan ve Rum yönetimini rahatsız etti. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Doğu Akdeniz'de sondaj çalışmaları yapan Fatih gemisinin personeli ve TPAO ile iş birliği yapan şirketlerin yetkililerinin de aralarında bulunduğu 25 kişi için uluslararası tutuklama emri çıkarmasına Türkiye ise sert tepki göstermişti.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, GKRY'nin Fatih sondaj gemisi çalışanları ve TTPAO ile iş birliği yapan şirketlerin yetkilileri hakkında tutuklama emri çıkardığı yönündeki haberlere ilişkin, "Kıbrıs Türklerini yok sayarak ve haklarını gasbederek hareket eden GKRY'nin bu haddini aşan kararı şayet doğru ise bizim açımızdan hiçbir hükmü ve geçerliliği olmayacaktır. Bu cürette bulunduğu takdirde gereken cevabı vereceğimizden de kimsenin şüphesi bulunmamalıdır" açıklamasını yapmıştı.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: AVCUNUZU YALARSINIZ

Rumların skandal tutuklama kararına bir tepki de Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan gelmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rumlar'ın Doğu Akdeniz'de Türk gemisindeki personel için tutuklama kararı çıkarmasıyla ilgili şu ifadelerini kullanmıştı:

“Doğu Akdeniz'deki petrol ve doğal gaz arama çalışmalarını basit bir şey olarak görenler varsa bu konudan bir şey anlamıyor demektir. Biz bize ayrılmış yerlerde aramalarımızı yapıyoruz. 4 gemimiz var, bunlardan ikisi sondajdır ikisi de aramadır. Artık bunlar bize ait gemiler. Birileri kaşını gözünü oynatırsa, biz de bütün fırkateynlerle, uçaklarla beraber gerektiğinde gemilerimizin yanında yerimizi alıp çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Talimat vermişler tutuklatacaklarmış gemilerdekileri, avucunuzu yalarsınız, neyi tutuklatıyorsunuz. Şu anda çalışmalarımız devam ediyor. Filistin, Libya, Irak'taki çekişmeleri mahalli çekişme olarak görenler varsa hiç kusura bakmasınlar ayakta uyuyorlar demektir. Biz bir kabile devleti değiliz. Bizim devraldığımız tarih 2200 yıla dayanıyor. Fransa Cumhurbaşkanı aramalardan çekilmemizi istiyor, sen ne diyorsun ya, biz buralara kıyıdaşız, Kıbrıs'ta garantörüz. Türkiye garantör, Yunanistan garantör, İngiltere garantör. Sen kimsin? Biz yükümüzün ağırlığını iyi biliyoruz. Ama sen bu yükün farkında değilsin.”

ÇİPRAS, TÜRKİYE'YE KARŞI AB'DEN
YAPTIRIM TALEBİNDE BULUNDU

Öte yandan Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras'tan Türkiye'nin Kıbrıs Adası açıklarındaki meşru haklarından doğan doğal gaz arama çalışmalarına ilişkin küstah bir tehdit geldi. Çipras konuya ilişkin Avrupa Birliği'nden (AB) yaptırım talebinde bulunacaklarını belirtti.
Başbakanlık binasında olağanüstü gerçekleştirilen Dışişleri ve Savunma Konseyi Toplantısı'na Çipras, ülkenin Dışişleri ve Savunma bakanlarının yanı sıra Genel Kurmay Başkanı da katıldı.
Toplantının ardından basın açıklaması yapan Çipras, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki faaliyetlerini ele aldıklarını kaydetti.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Anastasiadis ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini aktaran Çipras, "AB Zirvesi öncesinde hazırlanmak üzere fikir birliğine vardık. Böylece, (Güney) Kıbrıs'ın Münhasır Ekonomik Bölgesi'nde (MEB) eğer bir sondaj çalışmasının gerçekleştiği teyit edilirse, Türkiye'ye karşı yaptırım uygulanması dahil doğru kararların alınması sağlansın." ifadelerini kullandı.

Çipras, Yunanistan ve Rum tarafının, AB'nin desteğiyle güçlü bir konumda olduğunu savunarak, "Yunanistan veya Rum kesiminin egemenlik haklarının çiğnenmesi halinde bunun sonuçlarının olacağı" tehdidinde bulundu.

Güney Kıbrıs Rum yönetimi Cumhurbaşkanı Nicos Anastasiades ise Avrupa Birliği'nin (AB) Türkiye'ye ada civarında doğalgaz sondaj faaliyetleri konusunda daha güçlü bir mesaj vermesini beklediğini belirtti.

Türkiye ve Güney Kıbrıs arasında Akdeniz'deki yeraltı kaynaklarının paylaşımı konusunda anlaşmazlık yaşanıyor. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, kendi karasuları olduğunu iddia ettiği bölgede egemenlik haklarının çiğnendiğini savunuyor. Türkiye ise aksini öne sürerek Fatih sondaj gemisiyle arama çalışmalarına devam ediyor.

buyuk2_75

GERGİNLİĞİN SEBEPLERİ NELER?

Son dönemde giderek artan gerginliğin geçmişi, 2000'li yılların başına, yani Doğu Akdeniz'de zengin doğalgaz kaynaklarının yer aldığına ilişkin bilimsel öngörülerin ortaya çıkmaya başladığı döneme dayanıyor.
Kıbrıs Cumhuriyeti, 2002'den itibaren Doğu Akdeniz'de başta Mısır olmak üzere diğer kıyıdaş ülkeler Lübnan, Suriye ve İsrail ile Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşmaları yapmaya başladı.
Türkiye ise bu anlaşmaların Kıbrıs Türkleri ve Türkiye'nin haklarını çiğnediği gerekçesiyle konuyu BM'ye taşıdı ve kendi münhasır ekonomik bölge haritalarını BM nezdinde onaylattı.

Türkiye'nin BM nezdinde itirazlarına rağmen Kıbrıs, 2007'nin başında 13 adet arama sahası ilan etti ve büyük petrol şirketlerine ruhsat verme aşamasına geçti. Buna karşılık olarak Türkiye, Doğu Akdeniz'de kendi ekonomik bölgesinde Kuzey Kıbrıs'ta adanın kuzeyi ve doğusunda belirlediği bölgelerde TPAO'ya arama ruhsatları verdi.
Kıbrıs'ın 13 parselinden 1, 4, 5, 6 ve 7 no'lu parsellerin bir bölümü, Türkiye'nin TPAO'ya ruhsat verdiği bloklarla kesişiyor. 3 no'lu parsel ise Kuzey Kıbrıs'ın TPAO'ya verdiği ayrıcalıklı alan ile çakışıyor.

ihtilaf

GERGİNLİK NASIL BÜYÜDÜ?

Türkiye-Kıbrıs arasındaki gerginliğin boyutu, 2010'dan itibaren Doğu Akdeniz'de zengin hidrokarbon yataklarının keşfedilmesi ve uluslararası büyük enerji şirketlerinin bölgeye akın etmesiyle birlikte daha da arttı.
ABD'nin Noble ve Exxon Mobil şirketlerinin yanı sıra İtalyan ENI ve Fransız Total şirketleri Kıbrıs ile yaptıkları anlaşmalar çerçevesinde bölgede faaliyetlerini devam ettiriyorlar.
Exxon Mobil'in 2018 sonunda Kıbrıs Adası'nın güney tarafında yer alan 10 numaralı parselde doğalgaz aramaya başlaması gerginliği daha da artıran bir adım oldu.

Türkiye'nin Kıbrıs'ın bu hamlesine yanıtı gecikmedi. İlk sondaj gemisi Fatih'i Türk savaş gemilerinin korumasında Akdeniz'e çıkaran Türkiye, kendi kıta sahanlığında kalan bölgelerde doğalgaz arama faaliyetlerine başladı.
Türk hükümeti, ikinci sondaj gemisi Yavuz'un da yakında hem Türkiye hem de Kuzey Kıbrıs karasularında doğalgaz arama faaliyetlerine başlayacağını açıkladı.

ENERJİ GERGİNLİĞİ BÖLGESEL DENKLEMİ NASIL DEĞİŞTİRDİ?

Doğu Akdeniz'de hidrokarbon rezerv yataklarının keşfedilmesi, kıyıdaş ülkeler arasında hem yeni işbirliği alanları hem de ittifaklar kurulmasına neden oldu.
İsrail'in Tamar ve Leviathan, Mısır'ın Zohr ve Kıbrıs'ın Afrodit yataklarında bulduğu doğalgaz rezervlerinin çıkartılıp boru hatları aracılığıyla Avrupa pazarına taşınması hedefinde birleşen bu ülkeler, Yunanistan'ın da katılımıyla yeni bölgesel işbirliği platformları oluşturmaya başladılar.

Ocak ayında Kahire'de bir araya gelen Kıbrıs, Yunanistan, İsrail, İtalya, Ürdün, Filistin ve Mısır, Doğu Akdeniz Gaz Forumu'nu kurduklarını ilan ettiler. Forumun amacı bölgesel kaynakların üretimi, tüketimi ve pazarlanması süreçlerinde işbirliği yapmak ve Doğu Akdeniz'i yeni bir enerji üssüne dönüştürmek olarak açıklanıyor.

Bu sürece paralel olarak Kıbrıs, Yunanistan ile birlikte Mısır, İsrail ve Ürdün'le ayrı ayrı üçlü işbirliği oluşumları kurarken, hem ABD'nin hem de AB'nin güçlü desteğini de aldı.
Bu gelişmeler, Doğu Akdeniz'in önde gelen ülkelerinden biri olan Türkiye ve Kıbrıs adasının bir parçası olan Kıbrıs Türkleri'nin izolasyonuna neden oldu. Kıbrıs'ı zaten egemen bir devlet olarak tanımayan, Mısır ve İsrail ile ilişkileri de son derece gergin olan Türkiye, ekonomik ve siyasi haklarını korumak için daha yüksek sesle görünür olma politikasına yöneldi.

Yunanistan, Kıbrıs ve İtalya'nın AB üyesi olması, Doğu Akdeniz'de ABD, Katar, Fransa gibi ülkelerin büyük şirketlerinin yer alması Türkiye'nin daha da yalnızlaşmasına neden oldu. Türkiye, bu nedenle, Kıbrıs sorunun çözümünde tek yetkili olan BM'nin bu süreçte daha çok ses çıkarmasını talep ediyor.

BÖLGEDEKİ ENERJİ KAYNAKLARI NE KADAR?

Son 10 yılda yapılan sondajlar sonunda İsrail, Tamar yatağında 320 milyar metreküp, Leviathan'da 600 milyar metreküp, Kıbrıs ise Afrodit'te 130 milyar metreküp, Kalipso'da ise 200 milyar metreküp civarında doğalgaz bulduğunu ilan etti. Bölgenin en büyük doğalgaz kaynağı 800 milyar metreküplük rezerviyle Mısır'ın Zohr bölgesi oldu. Ancak bulunan doğalgaz miktarının küresel ölçekte çok az olması, bulunan kaynaklarının nasıl işletilip, pazarlanacağı konusunda soru işaretlerine yol açıyor.

Kıbrıs'ın bir LNG terminali inşa etme maliyetinin 5 milyar Euro olacağı, Kıbrıs-Yunanistan-İtalya doğalgaz hattının da 6 milyar Euro gibi bir maliyetle yapılacağı hesap ediliyor.
Türkiye üzerinden bir doğalgaz hattının da siyasi nedenlerle yapılamayacağı hesap edildiğinde İsral ve Kıbrıs açısından en uygun formülün Mısır'ın mevcut LNG ihraç terminallerini kullanması olacağı öngörülüyor.

GÜNÜN ÖZETİ

    YORUM YAZ
Foto Galeriler Videolar Yazarlar Günün Özeti
TİMETÜRK SON HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
TİMETÜRK AJANS HABERLERİ
SON YORUMLANANLAR